POLİTİKA

Baraja takılan partiler ‘yüzde 7’ye ne diyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim barajıyla ilgili Cumhur İttifakı’nın önerisini ortaya koydu. Seçimlere katılan ve baraj engeline takılan pek çok siyasi parti, barajın tamamen ortadan kaldırılması gerektiği görüşünde. DP ise yüzde 1 barajı doğru bulduğunu söylüyor.
Sitede oku
Türkiye’de 12 Eylül sonrasında uygulanan yüzde 10’luk seçim barajının düşürülmesi için başlatılan çalışmada Cumhur İttifakı önerisini yüzde 7 olarak açıkladı. Düzenlenen genel seçimlere katılan ve baraj engeli yaşayan siyasi partiler barajın tamamen ortadan kalkmasını ve temsilde adaletin sağlanmasını istiyor.

DP’nin önerisi yüzde 1

24 Haziran seçimlerinde Millet İttifakı'na destek veren Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal seçim barajı tartışmalarını şöyle değerlendirdi:

“Sistematik hata veren siyasal sistemin en temel konusu Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu’ndaki açığı düzeltmediğimiz sürece, Türk siyasetini sağlıklı bir işleyişe kavuşturamayız. Sadece baraj meselesi üzerinden değil, vekalet alan, vekalet veren ilişkisinin sağlıklı bir düzleme çekilmesi gerekiyor. Bunun için de üyeliklerin seçim kurullarında teminat altına alındığı, yüzde 1 barajının olduğu, tüm partilerde ön seçimin şart olduğu bir sistem olmalı. Biz bunun için tercihli daraltılmış bölgeyi öneriyoruz. Siyasette istikrarı sağladığınızı söyleyip, öbür taraftan temsilde adaletin önüne barajlar örmek gibi nafile bir çaba içerisine giremezsiniz.”

DSP: Milli bakiye sistemini öneriyoruz

1999 seçimlerinden sandıktan birinci parti olarak çıkan, 2002 seçimlerinden sonra baraj altında kalan, son olarak 2018 yılında YSK’nın kararı ile seçimlere katılamayan DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Erçelebi, partisinin seçim barajına yönelik düşüncelerin, şu sözlerle özetledi:

“Demokrasi ile baraj birbirine zıt kavramlardır. Demokrasinin önüne baraj konulamaz. Baraj demek, millet iradesine ipotek koymak demektir. Biz DSP olarak barajın kaldırılmasını istiyoruz. Sadece barajın kaldırılmasını değil, milli iradenin TBMM’de tam tecelli etmesi için milli bakiye sisteminin getirilmesini öneriyoruz. 12 Eylül’de barajın gerekçesi olarak ‘yönetimde istikrar’ deniyordu. Türkiye’deki sistem değişikliği ile artık yönetimde istikrar kaygısı kalmadı. Yeni sisteme göre 50 artı 1 alan yönetime sahip oluyor ve 5 yıllık dönemde bundan etkilenmesi söz konusu değil. Yönetimde istikrar sağlandığına göre temsilde adaletin sağlanması gerekiyor. Diğer taraftan, ittifaklar barajı etkisiz kalmış durumda. İttifaklarla bir patronaj parti oluyor. Diğer partiler adeta taşeron parti olarak meclise giriyor. Eğer seçim barajı tümden kaldırılırsa, siyaset kurumu ve siyasi partiler özgürleşmiş olur.”

‘Cumhurbaşkanlığı sisteminde baraj olmamalı’

2018 seçimlerinde Millet İttifakı içerisinde yer alan ve yüzde 1.3 oy alan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ise seçim barajı tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı hükümet sistemi dediğimiz hükümetin milletvekilleri içerisinden değil direkt seçimle belirlendiği bir süreçte barajın sıfır olması gerekir. Yönetimde istikrarın sağlanmış olmasından dolayı bir baraj sınırlandırması olmaması gerekiyor. Parlamenter sistemde temsilde adalet, yönetimde istikrar için yüzde 2-3 gibi demokratik ülkelerde olan barajlar uygulanabilir. Bu konunun seçim barajıyla ilgili kısmını değerlendirirken salt bununla sınırlı kalacağını düşünmüyorum. Cumhur İttifakı mevcut seçim sistemi ile mecliste çoğunluğu elde edeceklerini düşünmedikleri için seçim sisteminde bir kısım değişiklikler yapacaktır.”

‘Türkiye’nin önündeki sorunlar baraj hesaplarına sığmaz’

2018 seçimlerinde yüzde 0.2 oy alan ve katıldığı seçimlerde de baraj altında kalan Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı da baraj uygulamasının anti demokratik olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Türkiye’nin şu an önünde bulunan sorunlar baraj hesaplarına sığmaz. Türkiye’nin önünde büyük kararlar var. Hem mevcut hükümet hem de Türkiye’nin geleceğine liderlik edecek hükümet, iktidar hesaplarını bu kararlara göre yapmalı. Baraj tartışması demokrasi düzleminde uygulanmıyor. Bir takım mevzi ve mevkileri koruma üzerinden yapılıyor. Stratejisini bu mevkiyi korumaya göre yapanlar barajlarda boğulur. Baraj anti-demokratik bir uygulama. 12 Eylül’den bu yana yüzde 10 barajı seçmen iradesi açısından da Türkiye’nin geleceği açısından da anti-demokratik bir uygulama, Türkiye’de baraj kalkmalı”

‘Anti-demokratik sistem’

Son olarak 2015 yılında düzenlenen seçimlere katılan ve yüzde 0.17 oy alan Halkın Kurtuluşu Partisi MYK üyesi Doğan Erkan ise “Bu sistem, baraj altı kalan partilerin oylarının en güçlü partiye yaradığı anti-demokratik bir sistem. Demokratik bir ülkede olması düşünülemez” değerlendirmesini yaptı.
Yorum yaz