Gazeteci İdiz: Türkiye bütün yumurtalarını Rus sepetine koydu

Gazeteci Semih İdiz, Seyr-i Sabah programında ABD’nin Türkiye ziyaretini değerlendirirken ülkenin içinde bulunduğu zorlu dışişleri konumu yorumladı. İdiz, Türkiye’nin Suriye konusunda ABD ile ilişkilerde Rusya ile fazla yakınlaştığını ve bütün yumurtalarını Rusya’nın sepetine koyduğunu dile getirdi.
Sitede oku

Erdoğan: Bolton'ın muhatabı İbrahim Kalın'dır
ABD şu anda dışişleri konusunda oldukça büyük sorunlar yaşıyor. Ancak bu dönemlerde aynı zamanda içişlerinde de Meksika duvarı ve Rusya ilişkileri gibi zorlu dönemeçlerden geçiyor. Bu bakış açısıyla işlerini yürütmeye çalışırken Türkiye ziyareti bambaşka bir anlam kazandı. Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararının ardından üstünde yoğunlaşan baskılarla çekilmek için çok da acele etmeyeceğini dile getirmesi. Kürtlerin katledilmesini önleyeceğini söylemesi Türkiye ile olan ilişkilerinde de yeni bir gerginlik doğmasına yol açtı.

Al Monitor yazarı gazeteci Semih İdiz, Seyr-i Sabah programında, ABD'nin Türkiye ziyaretini ve Türkiye'nin atması muhtemel adımlarını değerlendirdi. Türkiye'nin Suriye krizini olması gerektiği gibi değerlendiremediğini söyleyen İdiz, şu anda Rusya'nın onayı olmadan bir şey yapamayacağını dile getirdi:

‘ANKARA ABD'NİN ÇEKİLME KARARINI İHTİYATLA KARŞILADI'

ABD heyeti Türkiye'de: Kalın-Bolton görüşmesi 2 saat 10 dakika sürdü
"ABD Dışişleri Bakanı ziyaret öncesi YPG konusundaki tavırlarını net bir biçimde koydular. Onları Kürt halkı olarak nitelediler. Ankara'nın Kürtlere karşı bir tavrı yok, bizim derdimiz teröristlerle diyor. Ama çekilme kararı Washington'u karıştırdı, yoğun bir lobicilik var çekilmeye karşı. Bu lobinin başında Bolton var. Bu lobi etkili olmuş ki Donald Trump ‘Ben hemen çekiliriz demedim' demeye başladı. Ankara'daki görüşmelerin gergin geçeceğini tahmin edebiliriz.

Türkiye sevincini ifade etti ama çekilmeye karşı yüzde 100 güven yoktu. Bu sefer ihtiyatlı bir iyimserlik vardı. Ankara'daki değerlendirme Trump'ın kararı dış politika olduğu kadar iç politikayla da ilgili. Trump iç sorunlarla da uğraşıyor. Bir taraftan Rusya ve Meksika duvarıyla da uğraşıyor. Askerleri geri getirme söylemi hep kamuoyunda pozitif geri dönüşe neden olmuştur. Suriye'den çekilme kararı kendi kabinesini bile şaşkına çevirdi. Savunma bakanı istifa etti. Suriye'deki temsilcisi istifa etti. Bolton bu meseleyi sevmedi ve Trump üstünde çalışmaya başladı. Bolton perspektifinden bakınca oradaki asıl dert İran ve İsrail'in güvenliği. Trump bu kararı alırken bunları düşündü mü diye tartışılıyor. Ankara'nın çekilme sevinci ihtiyatla bezeli.

Türkiye açısından Suriye meselesi tek bir konuya indirgenmiş bulunuyor. Esad'ın gitmesi bile arka plana itildi. Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri elçiliklerini açtı. Suriye'nin tekrar Arap Birliği'ne girmesi tartışılıyor. Türkiye çok faktörlü meseleyle başa çıkmaya zorlanıyor. ABD 5-6 faktörlü konuyu yürütmek zorunda. ABD'nin çelişkileri burada başlıyor. Türkiye'nin tek bir meselesi var o da YPG. Ama bu diplomatik esnekliği Türkiye'nin elinden almış bulunuyor. Türkiye Kürtlere saldırmaya hazırlanıyor deniyor. Türklerin Kürtleri katletmesini engelleyeceğiz sözlerini yakında Avrupa'dan da duymaya başlarız. Bu mesele önümüzdeki günlerde farklı boyutlarda tartışılacak.

10 gün önce ABD dışişleri bakanlığı Patriot füzelerinin Türkiye'ye satışı onayını verdi. Bu da gösteriyor ki Türkiye ABD ile Suriye'de zıt konumda olsa da başka düzlemlerde ABD ile ilişkileri var. Türkiye'nin konumunu zorlaştıran şey bu. FETÖ meselesi var, Hakan Atilla ve Halkbank meselesi var. Bu çok dikkatli ve hassas yönetim gerektiren bir durum. Türkiye bunu yapmaya çalışıyor. NE kadar başarılı, o tartışılır. Rahip Brunson meselesinde Türkiye geri adım attı. Türkiye ABD ile ilişkilerde geri adım atıyor sürekli.

‘DAHA ESNEK POLİTİKALAR GEREKİYOR'

Erdoğan'ın görüşmeyi reddettiği Bolton, Ankara'dan ayrıldı
Bu gösteriyor ki Türkiye'nin bölgeye yönelik esnek ve gerçeklere uyan politikalar üretmesi gerekiyor. ABD ile ilgili hatalar yapıldı. Numan Kurtulmuş'un bile zamanında yapılan hatalara işaret etmesi dikkat çekici. Bu gösteriyor ki bunlar günübirlik politikalarla yürütüldü. Tarafgir olmayan politikalar gerekiyor. Türkiye Ortadoğu mezhep savaşında taraf tutmuş olan Kürt karşıtı bir ülke imajına sahip. Bu imadan kurtulmalıyız ki ilerde Suriye'de etkin olabilelim. Yakında Suriye anayasası oluşturulacak. Bunların içinde YPG denmese de Kürtler etkin olacak deniyor. Böyle karmaşık bir ortamda Türkiye'nin saha gerçeklerine göre politikalar üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye'nin otosefal kilisesinde bir dahli yol Ukrayna konusunda. Bu mesele bile Türkiye'nin bölgesel konumundan dolayı yaşadığı zorlukları gösteriyor. Bir yandan ABD ile uğraşırken Rusya ile yakınlaştık bütün beklentilerimizi Rus sepetine koyduk. Bu kilise meselesi sadece bir tanesi. Bir operasyon yapacaksan bunu Rusya'nın izniyle yapmamız lazım. Astana süreci Rusya'nın istekleri doğrultusunda gidiyor. Esas lokomotif gücün Rusya olduğunu görüyoruz. Rusya'nın oradaki varlığı olmasa işler çok daha fazla zorlayacak. Afrin ve benzeri operasyonlarda Rusya'nın göz yumduğu ama hoşnutsuzluğunu beyan ettiği konumda yapıldı. Rusya'nın onayı olmadan başka şeyleri yapamayacağız. Türkiye'nin yumurtaları Rusya sepetinde gözüküyor."

Yorum yaz