DÜNYA

BBC'ye konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet'e akademisyenler ve Demirtaş'ın avukatlarından yanıt

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Gülnur Aybet'in BBC'nin HARDTalk programında yaptığı açıklamalar tepki çekti. Selahattin Demirtaş'ın avukatı Ramazan Demir, Aybet'in 'yalan beyanda' bulunduğunu söyledi. KHK ile ihraç edilen Barış Akademisyenleri'nden Doç. Dr. İsmet Akça da Aybet'in 'uluslararası kamuoyunu manipüle etmeye çalıştığını' belirtti.
Sitede oku

BBC'de yayımlanan HARDTalk programına konuk olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Gülnur Aybet, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 6-7 Ekim olayları sırasında halkı sokağa çıkmaya teşvik ettiğini söyledi.

Aybet ayrıca hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Demirtaş kararının temyiz edilebileceğini, hem de hakkında 30'dan fazla dava bulunmasından dolayı Demirtaş'ın tahliyesinin uygulanamayacağını belirtti.

Hiç gazeteci yok mu? Yani tüm bu uluslararası kurumlar…

Bitirmeme izin verin. Bitirmeme izin vermiyorsunuz. Hiç gazeteci yok derken, gazetecilik faaliyetinden mahkum olan yok dedim. Başka suçlardan mahkum oldular.

Yani bana cezaevinde onlarca gazeteci olduğunu ve bunların tamamının, meslekleriyle ilgisi olmayan suçlamalarla hapsedildiğini mi söylüyorsunuz?

Evet.

Ve buna benim ve uluslarası camianın inanmasını bekliyorsunuz.

Neye inanmak istediğiniz size kalmış ama gerçek olan bu.

Sizin çevrenizde bulunan hiçbir akademisyenin soruşturmalardan etkilenmediğini iddia ediyorsunuz.

Evet etkilenmediler.

Ama onun söylediğine (eski bir çalışma arkadaşı) göre, eski üniversitenizde çalışan onlarca akademisyen işlerinden oldu.

Benim eski üniversitemde, henüz ben oraya atanmamışken, bazı akademisyenler, terörü öven bir imza kampanyasına destek verdikleri için gözaltına alındılar, tutuklandılar ya da işlerinden oldular. Bunlar neden oluyor diye kendimize sormalıyız. Neden sorusu hiç sorulmuyor. Darbe davalarından birine hiç girdiniz mi? Adalet için ağlayan yakınları mahkemede gördünüz mü? Onların ne zamandır adalet beklediğini biliyor musunuz?

O zaman bana vermek istediğiniz mesaj, gerek yüzlerce gazeteci olsun, gerek binlerce akademisyen, bunların tamamının terörist olduğu mu?

PKK tarafından kaç kişinin öldürüldüğünü biliyor musunuz? Siz terörü övmenin yanlış olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Siz tüm bu insanların terörist olduğunu mu söylüyorsunuz? Böyle düşünüp düşünmediğinizi öğrenmek istiyorum.

Bir örgütü ya da diğerini destekliyorlar. Eğer böyle olmasaydı, başları belada olmazdı.

Osman Kavala davasından bahsedelim. Kendisi bir işadamı ve yardımsever.

Evet.

Geniş çevreler onu, Türk toplumunda köprüler kurmaya çalışan, özellikle de Kürtler ve Türkler arasında, biri olarak tanıyor. Kavala bir yıl önce tutuklandı. Aylarca hiçbir suçlama olmadan cezaevinde tutuldu. Türkiye tüm bunları nasıl savunabilir?

Kavala davası halen devam ediyor. Benim devam eden hukuki süreç hakkında konuşmam doğru olmaz. Ama (tutukluluk) süre söz konusu olduğunda tek bir vakaya bakmak doğru olmaz. Bence davaların hızı söz konusu olduğunda, yargıda sıkıntılar bulunuyor. Bunun sebebi de Gülen hareketinin yargıya ve diğer kurumlara sızmış olması. Ama diğer kurumlara kıyasla yargıyı daha fazla bozduklarını düşünüyorum.

Yalnızca işleyiş değil, bir tavır da söz konusu. Sizin patronunuz, Cumhurbaşkanı'nın, Osman Kavala için "Arkasında o ünlü Macar Yahudi George Soros var" dediğinde ne hissettiniz?

Ama Soros tarafından destekleniyor, öyle değil mi?

Biliyorum. Ama "Ünlü Macar Yahudi" sözü… Soros, Victor Orban tarafından da Macaristan'ı karıştırmakla suçlanıyor.

Cumhurbaşkanı'nın sözlerini bağlamından koparıyorsunuz.

Peki ne demek istedi o zaman?

Soros ünlü biri değil mi? Yahudi olmadığını söyleyebilir misin?

Benim onunla ilgili bir derdim yok. Ben neden, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kavala ünlü Macar Yahudi ile bağlantılı" mesajının altını çizdiğini anlamak istiyorum. Bunun sizin, "terörizmle ilişkili" iddianızla ne alakası olduğunu anlamak istiyorum. Tabii eğer Soros Vakfı'nın Türkiye'de terörü finanse ettiğini düşünmüyorsanız.

Bildiğim kadarıyla, Soros Vakfı'nın bazı bağlantıları var. Tekrarlıyorum, devam eden dava hakkında konuşmamam gerekiyor ve adli konularda uzman biri değilim bu nedenle aslında konuşmamalıyım ama suçlamaları, gazetelerde yayınlandıkları için biliyorum. Bunlara göre Kavala'nın başı olduğu vakıf, hükümeti devirmek için başlatılan 2013 yılındaki Gezi protestolarını finanse etmek ve organize etmekle suçlanıyor. Elbette bu suçlamaları reddedebilir ve kendini savunabilir ama suçlamalar bunlar. Ve başında olduğu vakfın da Soros Vakfı ile çok yakın ilişkileri bulunuyor. Bunlar gerçekler.

Onlar (Avrupa) şu anda Türkiye'yi, AİHM kararlarını dinlemeyen bir ülke olarak değerlendiriyor.

AİHM kararları dikkate alınmıyor değil. Şu anda orada da süreç devam ediyor.

Ama en önemli muhalefet liderlerinden biri (Demirtaş) cezaevine konuldu. AİHM bunun kabul edilmez olduğunu ve hemen salıverilmesi gerektiğini kararlaştırdı. Türkiye bu kararı görmezden geldi.

Hayır. Çünkü, AİHM böyle bir karar verdiğinde, önünüzde buna karşılık vermek için 3 aylık bir süre oluyor. Bu süre dolmuş değil. Bu son karar da değil, temyize gidebiliyorsunuz. AİHM'in kararı şu anda nihai değil. Ayrıca, bahsettiğiniz şahıs, eğer bilgilerim doğru ise, 30 farklı iddia ile suçlanıyor. AİHM kararı bunların yalnızca birini kapsıyor. Hakkındaki diğer suçlamalar arasında, bir kışkırtma da (2014 Kobani olayları) yer alıyor. O çağrının sonucunda yaşanan şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Bunda sorumluluğu bulunuyor. Ölenler arasında 12 yaşında bir çocuk da vardı. Bu ölenler PKK'yı desteklemeyen Kürtlerdi. Ya onların insan hakları? Onların haklarını neden hiç sormuyorsunuz?

Pentagon, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'nin kuzeyine yönelik yeni bir askeri operasyon yapılacağı duyurusu nedeniyle alarma geçtiğini belirten çok ciddi bir açıklama yaptı. Türkiye'nin atmayı düşündüğü adımla ilgili derin endişe duyulduğu vurgulandı.

Türkiye en başından beri samimi ve açık olarak, Suriye ile 900 kilometrelik sınırında bir terör koridoruna izin vermeyeceğini ilan etti. Bu ne size ne de kimseye sürpriz olmalı.

Yani siz Amerikalıların, sizin sınırınızda bulunan ve terörist olarak belirlediğiniz unsurlara karşı en azından gözlerini yumduğunu mu söylüyorsunuz?

Hayır, hayır. Yalnızca biz değil, PKK, ABD ve AB tarafından da terörist olarak tanınıyor.

Ama biz burada YPG'den bahsediyoruz ki onlar, ABD ile birlikte çalışan ve IŞİD ile cihatçı örgütlerle mücadele eden Suriye Demokratik Güçleri'nin bir unsuru.

Biz her zaman Amerikalılar'a, eğer DEAŞ ile savaşacaksınız, bizimle birlikte çalışın dedik. "Terörist bir organizasyonu silahlandırmayın" dedik ama onlar bunu yaptı. Sonra bize bu silahların yalnızca Rakka operasyonu ile ilgili olacağını ve silahları geri aldıklarına dair tüm sayımı verecekleri sözünü verdiler. Bunu halen yapmış değiller.

Ve siz tüm bu söylediklerinizden sonra Batı tarafından tecrit edilmediğinizi söylüyorsunuz.

Tabii ki edilmedik çünkü şu anda bile Menbic'de Amerika ile ortak devriye yapıyoruz. Bu size tecrit edilmiş bir ülke izlenimi veriyor mu?

Ben sadece son 24 saat içinde Pentagon'dan yapılan ve derin bir endişenin dile getirildiği…

Tabii ki endişeliler çünkü bunun olamayacağı konusunda çok kararlıyız. Sınırımızda bir terör koridoruna izin vermeyeceğiz. Amerikalılar eğer istiyorlarsa bizimle burada işbirliği yapabilirler.

Eğer istemezlerse?

Sonunda isteyeceklerini düşünüyorum.

Yorum yaz