GÖRÜŞ

‘Türkiye'den umudu kesen ABD, Suriye'nin kuzeyinde Mısır'la işbirliği peşinde, ama plan başarılı olmaz'

ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda kendi askerleri yerine Mısır ve Körfez Arap krallıklarının askerlerinin konuşlandırmak için temas yürüttüğü yönündeki haberleri değerlendiren uzmanlar, planın uygulanabilirliği ve başarı şansının yok denecek kadar az olduğu görüşünde.
Sitede oku

‘Batı'nın girişimleri Türkiye ve Rusya'yı daha da yakınlaştırıyor'
ABD Başkanı Donald Trump'ın kısa bir süre içerisinde askerlerini Suriye'den çekeceğini açıklamasının üzerinden yalnızca iki hafta geçmişken ABD, Fransa ve İngiltere ile birlikte, Suriye'de kimyasal saldırı provokasyon yapılacağına dair uyarılarını göz ardı ederek Duma bölgesinde kimyasal saldırı düzenlendiği iddiasıyla Suriye'ye füze saldırısı gerçekleştirdi. Suriye'de kimyasal saldırı düzenlediğine ilişkin hiç bir soruşturma gerçekleştirilmeden saldırı düzenlenmesiyle sonuçlanan süreç, üst üste pek çok gelişmeyi barındırdı. Trump'ın açıklamasının ardından Fransız basını, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un YPG'nin de yer aldığı Demokratik Suriye Güçleri (DSG) heyetini Elysee Sarayı'nda ağırladığı ve Macron'un Menbiç'e asker göndereceğini yazdı. Fransa'dan gelen haberlerin ardından da Anadolu Ajansı (AA), Fransız askerlerinin konuşlandığı üslerin yerlerini açığa çıkardı.

Suriye'ye ilişkin yeni bir iddia da Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer aldı. Gazete, Suriye'den çekilmek isteyen ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Amerikan askerlerinin yerine Mısır ve Körfez Arap krallıklarının askerlerinin konuşlanması için temaslar yürüttüğünü yazdı. Adı açıklanmayan ABD'li yetkililere dayandırılan habere göre Trump'ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, kısa süre önce Mısır İstihbarat Servisi Başkan Vekili Abbas Kamil ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bolton, Suriye'ye Arap gücü planına Mısır'ın katkıda bulunmak isteyip istemediğini araştırdı. Bolton-Kamil görüşmesi öncesinde de Washington Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'dan Suriye'nin kuzeydoğusunun yeniden inşasının finansmanı için milyarlarca dolar kanalize etmelerini istedi. Trump yönetimi söz konusu Körfez krallıklarından bölgeye asker göndermelerini de talep etti. Söz konusu iddiayı Dış politika uzmanları Oytun Orhan ve Özdemir Akbal, Sputnik'e değerlendirdi.

Trump'ın Suriye planı: ABD askerleri çekilecek, yerine Arap ülkelerinin askerleri gelecek
‘ABD, SURİYE'DE TÜRKİYE'YE ALTERNATİF MÜTTEFİK ARAYIŞI İÇİNDE'

Sputnik'e konuşan Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan "Amerika, YPG kontrolü altındaki kendi nüfuz alanlarını güvence altına alabilmek için arayışlar içerisinde. Bu konuda ittifak yapabileceği en uygun ülke Türkiye olsa da, YPG konusu nedeniyle bu ülkenin iş birliği yapma olasılığı kalmadı. Öte yandan Türkiye dışında İran, Suriye rejimi ve Rusya'nın da YPG bölgeleri üzerinde giderek artan baskısı var. Bu çerçevede, ABD bu bölgeyi nasıl daha uzun süre elinde tutabileceğine ilişkin arayışlar içerisinde. Bu bölgenin en önemli özelliği, Arap nüfusun çoğunluk oluşturmasına rağmen ABD'nin Kürtleri temsil ettiği iddiası içinde olan bir örgütle buraları elde tutmaya çalışıyor olması. Bunun da uzun vadede sürdürülebilir bir tarafı olmadığını düşünüyor. ABD, bu bölgeyi ayrıca İran'a karşı tampon olarak düşünüyor. Bu yüzden ABD bu bölgeden çekilecekse bile burayı İran'a karşı koruyabilecek bir güce terk etmek düşüncesinde ve bunu YPG'nin tek başına yapamayacağının farkında. Bu yüzden ABD, Türkiye'ye alternatif arayışlara itmiş gibi görünüyor" dedi.

AK Partili Babuşçu: Türkiye-Rusya ilişkileri Macron'un polemiğine heba edilecek ilişkiler değil
‘SUUDİ ARABİSTAN, BAE, KATAR VEYA MISIR'IN ABD'NİN BEKLENTİSİNİ KARŞILAMASI NEREDEYSE İMKANSIZ'

ABD'nin bu olası planına Mısır veya Körfez ülkelerinin dahil edilmesinin gündeme gelebileceğine işaret eden Orhan "ABD alternatif iş birliği arayışının bir sonucu olarak Mısır veya Körfez ülkeleri ordularının ABD askerlerinin bölgeden çekilmesinin ardından bölgede kontrol sağlaması gibi bir önerinin gündeme getirildiği anlaşılıyor. Ama bu uygulanması çok zor, uygulansa bile başarı şansı neredeyse hiç olmayan bir öneri. Mısır, Suriye rejimini destekleyen bir pozisyonda. Dolayısıyla Mısır'ın İran ve Suriye rejimine karşı bir dengeleyici olmasını beklemek çok iyimser bir yaklaşım olur. Öte yandan Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri güçlerinin buraya yerleşmesi ve İran'a karşı denge oluşturması askeri açıdan mümkün değil. Çünkü bu ülkeler ne kendi güvenliklerinde ne de Yemen konusunda askeri kapasitelerini kanıtlayabilmiş aktörler değil" dedi.

Katar'ın da siyasi pozisyon ve askeri kapasite anlamında uygun bir aday olmadığının altını çizen Orhan "Zira Katar, Suudi Arabistan'la yaşadığı kriz sırasında İran ve Türkiye'yle ciddi bir yakınlaşma sürecine girdi. Katar'ın böyle bir ortamda İran'a karşı denge oluşturmak için Fırat'ın doğusundaki alanlara yerleşmesi, çok gerçekçi görünmüyor. Bunun dışında, askeri kapasite anlamında da yeterli değil" ifadelerini kullandı.

ABD'nin bu ülkelerden birine yerini bırakması durumunda bile meşruiyet sorununun devam edeceğini de hatırlatan Orhan "Gayrimeşru ve uluslararası hukuk anlamında sıkıntılı süreç devam edecektir. Üstüne üstlük, böyle bir hamle yeni güç mücadeleleri ve çatışmalarını beraberinde getirecektir. Suriye rejimi ve İran açısından bakıldığında, bölgeye yerleşmesi olası yeni aktör ABD'ye göre çok daha kolay baş edilebilir olarak görülecektir. Ancak bunun çok sürdürülebilir bir plan olmadığı ortadadır" diye ekledi.

‘5 ülke gizli toplantıda Ortadoğu planı üzerinde anlaştı, Türkiye'yi büyük tehlike bekliyor'
‘BU OLASI HAMLE ABD'NİN 2012'DE TEMELİNİ ATTIĞI STRATESİNİN BİR PARÇASI'

Michael Gordon'un WSJ'de yer alan haberini Mısır Muhaberat Başkanı Abbas Kemal ile Beyaz Saray Milli Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın görüşmelerine dayandırıldığının altını çizen dış politika uzmanı Özdemir Akbal, ABD'nin atacağı iddia edilen bu adımın ülkenin 5 Ocak 2012'de temelini attığı politikanın bir parçası olabileceğine işaret etti.

Akbal "ABD'nin Afganistan ve Irak işgallerinden sonra gelişen olağanüstü askeri harcamaları ve riskleri tek başına yüklenmekten kaçınan yaklaşımının 5 Ocak 2012 tarihinde resmen ilan edilmesi ile tam olarak uyuşan bu yaklaşımın gerçekleştirilmesi Suriye'deki süreci de derinden değiştirebilir. ABD'nin, Türkiye'de çok yanlış bir şekilde değerlendirildiği haliyle Trump ve Obama dönemlerinde Suriye politikasına yönelik önemli kırılmaların yaşandığı bir süreçle hareket ettiği düşünülmektedir. Oysaki 2007'de başlayan ve 2008'de had safhaya ulaşan ABD'nin ekonomik sorunlarının çözümü için 2012 yılında resmen ilan edilen bölgesel sorunların çözümünde bölgesel müttefiklerin elini taşın altına koymasına ve bu ittifakın ABD tarafından desteklenmesine tam olarak uyan bir strateji söz konusu" dedi.

Akbal "Bu noktada Michael Gordon'un haber/analizinden anlaşıldığı üzere askeri ve ekonomik bir girişim söz konusu olacak ve bu durum Mısır haricinde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinden gelecek. Amaç, Suriye'nin Kuzeydoğu bölgesinde IŞİD'in ortadan kaldırılması ve yeniden yapılandırılması olacak. Bu bölge IŞİD'in Irak'ın kuzeyinden yayılarak Suriye bölgesine geçmesi konusunda hayli etkin olduğu için ayrıca önemli bir durumda. Plan, bir istikrar gücünün oluşturulması içeriyor. Buna istinaden güvenliğin temini ve yeniden yapılanma çalışmalarının gerçekleştirilmesi amaçlanıyor" diye konuştu.

KİK ülkelerinin askeri tecrübelerinin "yok denecek kadar az olmasının" ABD'nin bu olası planının uygulamasında sorun teşkil edebileceğine değinen Akbal "Mısır hariç, KİK ülkelerinin böyle bir askeri tecrübesinin yok denecek kadar az olması, bu planın uygulanması konusunda önemli bir sorunu teşkil ediyor. Buna karşın KİK ülkeleri zenginliklerine dayanarak ABD ittifakı çerçevesinde pek çok kez maddi katkılarda bulunmuş ülkeler. Planın askeri boyutunun olması gerekliliği dikkate alındığında, sadece ekonomik katkının ne derece etkili olacağı, askeri tecrübeye düşük seviyede sahip olan KİK ülkelerinin ne denli etkin olabileceği ise bir muamma" dedi.

Suudi Arabistan: Suriye'ye asker göndermeye hazırız
‘PLAN DEVREYE GİRERSE ABD'NİN EKONOMİK YÜKÜ AZALIR, POLİTİK AĞIRLIĞI ARTAR'

ABD'nin planladığı iddia edilen yeni stratejide Mısır'ın aktif rol oynaması halinde ülkenin önemli bir yük altına gireceğine değinen Akbal "Bu aşamada Mısır'a, plan gerçekleştiği takdirde, önemli bir yük düşecek. Bu yükün karşılığında alınması muhtemel cömert Amerikan yardımları ise Mısır için ikna edici olabilir. Planın bir başka sorunu ise çok kısa bir zaman önce Katar ile derin bir kriz yaşayan ülkelerin bir ortak harekâtı nasıl yönlendireceği hususunda ortaya çıkıyor. Bu noktada da güçler arasındaki koordinasyonun sağlanması konusunda ABD silahlı kuvvetleri ve istihbarat birimleri yetkililerine büyük bir görev düşecek. Bu duruma istinaden en büyük motivasyon ise anılan ülkelerin ortak kaygısı olan İran'ın nüfuzunun önlem alınmadığı takdirde daha da genişleyeceği ve Esad iktidarının sürmesinin bunu sağlayacağı olacaktır" ifadelerini kullandı.

Akbal "Bütün bu sorunlara rağmen, dönemin devlet sekreteri olan (Hillary) Clinton'ın Suriye'deki olayların başında belirttiği Arap Ligi'ne büyük bir görev düştüğüne dair görüşün, biraz daha dar çerçeveli olarak uygulamaya konmaya çalışıldığı açık. Tek başına bu bile aslında ABD'nin belli bir stratejik plan çerçevesinde hareket ettiğini gösteriyor. Eğer bu plan işletilebilirse, ABD'nin Suriye'den askeri olarak çekilmesi ve böylece ekonomik yükünü hafifletmesi de mümkün olurken, politik olarak etkisini ise artırmış olacak. Bunun sonucunda da muhtemel bir hükümet dönüşüm girişiminde ABD'nin ağırlığı çok daha fazla gerçekleşecek. Planın uygulanma başarısı ise ABD'nin söz konusu ülkeleri ikna ve koordine edebilme yeteneğine kalıyor" diye ekledi.

Yorum yaz