YENİ ŞEYLER REHBERİ

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yıldız: Kendine güvenen parti internete sansür getirmez

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Taylan Yıldız, Türkiye’nin teknolojideki durumunu ve İYİ Parti’nin bu dünyaya bakışını Serhat Ayan ile Yeni Şeyler Rehberi’nde değerlendirdi. Yıldız, “Kendine güvenen parti internete sansür getirmez” ifadelerini kullandı.
Sitede oku

RTÜK üyesi Taşçı: Adnan Oktar kılıfıyla internet sansürü getiriliyor
Siyasi arenada birçok konuda anlaşmazlık yaşayan partiler, birçok aksaklık yaşanıyor olmasına rağmen teknoloji alanında birbirlerini eleştirmekten kaçınıyor. Yeni bir solukla halkın karşısına çıkan İYİ Parti'nin teknolojiye bakış açısını ve bugünün teknoloji dünyası değerlendirmesini, partinin İletişim ve Teknolojilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Taylan Yıldız, Serhat Ayan'ın hazırlayıp sunduğu Yeni Şeyler Rehberi programında masaya yatırdı:

‘ŞİMDİ ROBOTLARI KÖLELEŞTİRİYORUZ'

"Ben olayı 200 yıllık perspektiften görmek istiyorum. AK Parti sadece günü kurtarmaya yönelik icraatler yapıyor. Endüstri devriminden önce her ülke kendi yağıyla kavruluyordu. İnsanlar hem bilek hem beyin gücüydü. Endüstri devriminden sonra bilek gücünden beyin gücüne geçti. Muhasebeci ve doktor olduk. Şimdi internet devrinde hem bilek hem beyin gücünü makinelere verdik. O zaman ne olacak? İcat yapan ülkelerle diğerleri arasındaki makas çok açılacak. Çünkü artık insana ihtiyaç yok. Eskiden insanları sömürürken artık bilgisayar ve robotları köleleştiriyoruz.

‘KÖKLERİ GEÇMİŞTE, YÜZÜ GELECEKTE'

Bizim özlediğimiz yönetici modeli, Kanada Başbakanı Justin Trudeau gibi teknolojiden anlayan ve onu anlatabilen insanlar. Bizler İYİ Parti olarak geçmişine sımsıkı bağlı ama yüzünü geleceğe dönmüş 21. yüzyılda ülkeyi lider haline dönüştürebilecek bir partiyiz. Orada bir tek biz varız. İsterdim ki AK Partili arkadaşlarla konuşalım. Burada geleceği parlak şirketler kurduruyorsunuz ama yanlış teşviklerle onları yurt dışından daha çok ithalat yapar hale getiriyoruz.

Ekonomik ve sosyal göstergelere göre AK Parti'nin Türkiye'ye olan etkilerini iki ayrı alanda gözlemliyoruz. 2008'e kadar Kemal Derviş'in krizden çıkış için yaptığı acil eylem planlarıyla geçti. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik vardı. Bu dönem demokratikleşme süreci ve dünya ekonomisiyle entegrasyonumuzun olduğu dönemdi. AK Parti bu dönemde merkez partisi haline dönüştü. Ama bir de ikinci dönem var. 2009 sonrası kara dönem diyebileceğimiz zaman. O dönemde Türkiye'nin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'sı (GSYH) yerinde saydı. İhracat ve eğitimde geriye gittik. Kurumsallık eridi. Adalet tartışılır hale geldi.

Sansür raporuna erişim engeli getirildi
‘AR-GE YAPIYORUZ AMA KATMA DEĞERİNİ ÖLÇEMİYORUZ'

AK Parti'nin çok fazla stratejisi var. Bunlarda genelde çok doğru şeyleri yazıyorlar. Ne var ki bunların takibi yapılmıyor ve doğru sonuçlandırılmıyor. AK Parti bir reklam ajansı gibi çalışıyor. Hedeflerini söylüyorlar ama fikri takip yapmadıkları için sonuç kaygıları yok.

Mesela girişimciliği ele alalım. AK Parti'nin bu konuda pek çok teşvik ve planı var. KOBİ'ler Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB), Teknokentler hibe vermek için birbiriyle yarışıyor. Amaç doğru ama bizim GSYH'nin yüzde 1'e yakını Ar-Ge'ye gidiyor ve bunun ne kadar değer yarattığını bilmiyoruz. Silikon vadisinde bireyler ve girişimciler devletten teşvik ve vergi yardımı almazlar. Siz onun yerine teşviki yatırımcıya verirsiniz, risk kapitaline verirler. Onlar gidip merkez bankasından fonlar almasınlar riskli mecralara yatırsınlar diye. AK Parti bu parayı hibe olarak veriyor. Böyle yaparak yanlış insanları ekosisteme sokuyor. Benim teyzem var, amcam var onlara savunma sanayine iş yapıyormuş gibi gösterelim, onların adına para alalım diyen insanlar türüyor.

Dünyayı anlamak lazım, oradaki trendleri almak değil. Eğer sistemde bazı şeyleri boş bırakırsanız insanlar o boşlukları kullanır. AK Parti kuralları zayıflattığı için zorluklar yaşıyoruz zaten. Teşvikleri verirken aynı zamanda bunları regüle etmek gerekiyor.

‘ÜLKEDE FİBERSİZ TEK BİR KÖŞE KALMASIN'

Netflix, YouTube gibi dijital servislere RTÜK denetimi geliyor
Telekomünikasyon milli olması gereken bir teknoloji alanıdır. Türk Telekom'un yurt dışına satılması kabul edilemez bir şeydir. İleride ülkelerle sorunumuz olsa ne olacak? Biz kendi iletişim ağımızı nasıl dışarıya verip emanet edebiliyoruz? Telekom dediğiniz şey insanları birbirine bağlayan bir ağdır. Bunu iyi kullanırsanız her şeyi verimli hale getirirsiniz. İnsanları, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve devlet kurumları bir araya getirdiğinizi düşünün. Biz kendi telekomumuzu öyle bir yapmalıyız ki fiber olmayan hiçbir köşe bucak kalmasın. İYİ Parti, AK Parti gibi kendi milletinden korkan değil, milletine ve kendisine güvenen bir partidir. Siz kendinize güveniyorsanız TV ve radyolara çıkıp tartışırsınız. Bir kişi kendine güveniyorsa zaten interneti yasaklamak istemez.

Biz anayasamızı ihlal etmesek zaten şu anda olduğumuz noktadan daha ileri gideriz. Düşünce ve ifade özgürlüğü şu anda anayasa tarafından güvence altına alınmış durumda ama biz onu uygulamıyoruz. Siz kendinize güvenirseniz sansür yapmazsınız. Ayrıca da her dakika 300 saatlik video yüklenen YouTube'u nasıl engelleyeceksiniz? Biz parti olarak böyle şeylere hiç gerek yok diyoruz. Katalog suçlar için maddeler yeterlidir. Bir bina düşünün, onun temeli kuvvetli olmalı. Onun için adalet mülkün temelidir. Adaletiniz kuvvetli olmazsa sorun çıkar."

Yorum yaz