“Türkiye-Azerbaycan gerginliğinden nemalanmaya kalkanlara ekmek çıkmaz”

© Sputnik
Abone ol
Yavuz Selim Demirağ’a göre Türkiye-Azerbaycan arasındaki gerginlik, bu gerginlikten nemalanmaya kalkan bazı ‘dinbazlar’ tarafından köpürtüldü. Bu diplomatik gerginliğin halklar arasında bir karşılık bulmadığını belirten Demirağ, iki ülkenin birbirine verdiği desteği hatırlattı.
Yavuz Selim Demirağ’a göre Türkiye-Azerbaycan arasındaki gerginlik, bu gerginlikten nemalanmaya kalkan bazı ‘dinbazlar’ tarafından köpürtüldü. Bu diplomatik gerginliğin halklar arasında bir karşılık bulmadığını belirten Demirağ, iki ülkenin birbirine verdiği desteği hatırlattı.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerden Orta Doğu ticari hatlarına, Türk dünyası diplomasisinden ABD iç siyasetine kadar uzanan başlıklar, dış politika ve jeopolitik dengelerdeki dinamikleri yeniden gözler önüne seriyor.
Türkiye-Azerbaycan hattında başörtüsü gündemiyle başlayan tartışmalar, iki ülke ilişkilerini tartışmaya açarken bu gerginlik, halklar arasında bir karşılık bulmuyor. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in, Ankara’da yapılan zirveye katılmamasının ise mütekabiliyet ilkesiyle açıklanabilecek nitelikte olduğu belirtiliyor.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki gelişmeleri ve tartışmaları gazeteci Yavuz Selim Demirağ ile konuştuk.
“Dinbazlar, gerginliğe sebebiyet verdi”
Dini siyasete bulaştıranların, iki ülke arasındaki diplomatik gerginliği köpürttüğünü belirterek sözlerine başlayan Demirağ, halklar arasında bunun bir karşılık bulmadığı görüşünde. Demirağ’a göre Aliyev’in, Türk Zirvesi’ne katılmamasının mütekabiliyet ilkesiyle açıklanabilir:
“Türkiye’deki birtakım dinbazlar, dini siyasete bulaştıranlar buradan birkaç lokma koparma endişesiyle iki ülke arasında bir gerginliğe sebebiyet verdiler. Ancak cumhurbaşkanı, danışmanını boş bir damacana gibi kapının önüne koyunca bunlar yatıştı. Türkiye ile Azerbaycan arasında diplomatik gerginlik olabilir ancak insanlar arasında bir gerginlik mümkün değil. 44 günlük Karabağ Savaşı’nın yıl dönümü aslında 10 Kasım. Ancak Atatürk’e olan saygılarından dolayı bunu iki gün önceye çektiler. Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet diye bir şey vardır ve protokol esastır. Geçtiğimiz yıl Türk Zirvesi, Azerbaycan’da yapıldığında Recep Tayyip Erdoğan oraya gitmemişti. Bu yıl Türkiye’de yapılırken Aliyev gelmedi. Aliyev’in gerginlikten ötürü gelmediği söyleniyor ancak böyle olmadı. Geçen yıl Erdoğan Bakü’deki zirveye katılmış olsaydı bu yıl Aliyev de gelirdi. Buradan çok fazla ekmek çıkmaz. İki ülke arasındaki gerginlikten nemalanmaya kalkışanlara buradan ekmek çıkmaz. Azerbaycan ile bizim binlerce yıllık bir tarihimiz var. Erdoğan’ın ‘Karabağ’ı biz aldık’ gibi açıklamaları onur kırıcı oldu. Uluslararası hukuka da aykırı. Milletleşme sürecini 30 yıl beklediler ve Karabağ’ın Ermeni işgali sırasında Azerbaycan’ın düzenli ordusu yoktu. 30 yılın ardından işgal edilmiş toprakların kurtarılması Azerbaycan’ın başarısıdır. Bunda Türkiye’nin desteği vardı. 30 yıllık süreç içinde Azerbaycan ordusu içindeki bazı subaylar Türkiye’de eğitildi. Türkiye’den giden askeri heyetin de gözlemleri var örneğin. F-16’ları gönderdik ancak Aliyev de bunların Türk yıldızlarının gösterisi için gönderildiğini söyledi. Türk yıldızları özel günlerde gösteriler yapıyor. Türkiye’de yapıldığı gibi Bakü’de de bu yapıldı. Bir ülkenin ordusu varken bir başka ordunun savaştığını iddia etmek her şeyden önce vicdana ve uluslararası hukuka aykırı. AKP hükümeti, her krizden kendilerine prim çıkartmaya kalkıştı. Ancak bu konuda bu ters tepti. Ayrıca başörtüsü ilkokullarda neden olsun ki? Türkiye’de de yok. Azerbaycan içerisinde işgal esnasında İran’a yakın kısımda Talışlar vardı örneğin ve bunlar özerk bir cumhuriyet ilan etmişlerdi. Azerbaycan’da din ve mezhep konuları, kimin Şii kimin Sünni olduğu konuşulmaz. Güney Azerbaycan’daki Türklerden ötürü Azerbaycan’da birtakım cemaatler yıllardır faaliyette. FETÖ’nün Azerbaycan’da üniversitesi bile vardı. Azerbaycan FETÖ’cüleri buyur etmedi. Aksine dönemin dış işleri bakanı ve cumhurbaşkanının imzasıyla FETÖ’cülere yardım istendi. Azeriler FETÖ’nün bela olduğunu öğrenip okul ve üniversitelerini kapattı. FETÖ yerine birtakım dini örgütlerin orada yeşermesine de izin vermiyorlar.”
“İsrail’in Azerbaycan üzerinde etkili olduğunu düşünmüyorum”
Azerbaycan’a İsrail ile ilişkiler üzerinden yapılan eleştirilere de değinen Demirağ, Azerbaycan’dan Tel Aviv yönetimine giden petrolün Türkiye üzerinden gerçekleştiğini hatırlattı:
“Türkiye’de dincilerin yüzde 90’ı İsrail karşıtı gösterilere katılırlar. Filistin bayraklarıyla meydana çıkarlar ancak İsrail ile ticaret yapmaktan da geri durmazlar. Gazze’de insanlık dramı yaşanırken İsrail limanlarına Adana ve Mersin’den bir sürü malzeme gitti. İsrail’in Azerbaycan üzerinde bir etkisi yok. İsrail’e petrol Türkiye üzerinden gidiyor. İsrail’e giden Azerbaycan petrolünden Türkiye para alıyor. İsrail’in birtakım teknik malzemelerini kullanıyor Azerbaycan. Türkiye de İsrail’in insansız hava uçaklarını kullanıyordu örneğin. Ordular, kendi ihtiyaçlarına göre dünyanın çeşitli ülkelerinden para vererek bunları alırlar. İsrail’in Azerbaycan üzerinde etkisinin olduğunu düşünmüyorum. Domatesin, salatalığın tohumlarını bile İsrail’den aldığımız oldu. İslamcılar, İsrail karşıtlığıyla mağduru oynamaya kalkışırlar ancak bu numaraları kimsenin yediği yok. Madem öyle İsrail ile ticaret hemen kesilmeli”
“Rusya Federasyonu’nun Türk Devletleri Teşkilatı’na katılması doğru olur”
Demirağ, Rusya içindeki Yakut ve Tuva Türklerinin de Türk Devletleri Zirvesi’ne katılması gündemine de değindi. Demirağ’a göre Rusya Federasyonu içinde bulunan 20 milyondan fazla topluluk ve özerk cumhuriyetin de bu zirvede olması gerekiyor:
“Rusya Federasyonu içinde Sibirya civarında Yakut ve Tuva Türkleri var. Çok sayıda Türk topluluğu ve özerk cumhuriyetler var. Bunlar dünya haritasını, Tuva’nın nerede olduğunu bilmezler. Bazı dinbazlar, ‘Müslüman olmayan Türk’ü kabul etmeyiz’ der. Oysa Türkçeyi bugün en iyi yaşatanlar Moldovya’daki Gagavuz Türkleridir ve onlar Hristiyandır. Sibirya’daki Türkler Yakutlar. Bunlar da kendi lehçeleriyle konuşuyorlar. Türkiye’deki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ni önemsiyorum. Rusya Federasyonu içinde 20 milyondan fazla irili ufaklı topluluklar ve özerk cumhuriyetler var. Onların da bu zirvede olması lazım. Bu zirve devlet eliyle yapılmamıştı. 1993’te Antalya’da ilk Türk ve devlet toplulukları kurultayı yapılmıştı. Burada Türk devlet ve toplulukları vakıf haline getirilmişti. Oraya Gagavuzlar, Yakutlar, Kırım ve Kazaklar gibi pek çok vatandaş geliyordu. Rusya Federasyonu da gözlemci olarak katılmalı. Bu coğrafyanın içindeki Türkler, Rusya Federasyonu içindeyse onların katılmaları da doğal kabul edilmeli. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu zirveye Türkiye’nin teklifiyle katılıyorsa Rusya Federasyonu’nun da katılması stratejik anlamda doğru bir karar. Bunu tartışmaya gerek yok. Amerikancılık yapmak için bu işlerle uğraşmamalılar. Çin’in Uygurlara işkence ettiğini söylediler yıllarca. Geçmişte bir şeyler yapılmış olabilir elbette ancak Çin, IŞİD ve Taliban gibi unsurlar yüzünden önlem almıştı. Amerikancılık yapmak için din sosu dökmeyi kimse yemiyor. Türkiye’de, Amerika öksürünce Türkiye’nin grip olacağını zannedenler var. Amerika büyük bir devlet elbette. Ancak Türkiye de başka bir ülke. Kültürel ve tarihi farklılıklar var. Bizim binlerce yıllık bir tarihimiz varken Amerikalılar 250’nci kuruluş yılını bu yıl kutladı. Trump gibi bir çılgını dizginleyebilmek için Demokratlar kazanamadığı yerleri kazandılar. Amerikalılar, Trump gibi bir çılgının yetkisini kısıtlamak amacıyla Demokratlardan yana bir tercih yaptı. Amerikalılar tehlikenin farkında. Trump gibi birinin dünya barışını tehlikeye soktuğunu, kişisel hırsları yüzünden Amerikan halkının güvenliğini zora soktuğunu gördükleri için sandıkta ders verdiler. Trump, Türkiye’ye geldiğinde ‘Benim dostum’ diyordu Erdoğan için. F-16’lar meselesinin çözüleceğini söylüyordu. Ancak hiçbiri olmadı. Amerikalılar, Erdoğan’ı seviyor olsaydı Trump böyle bir kararı çoktan çıkartırdı. Türkiye-Amerika ilişkilerinde çok fazla bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum. Dışişlerimizdeki tecrübeli kadrolar tasfiye edilmiş olsa da bir ortak akıl var. Bu ortak aklın da dengeleri bir günde değiştirmeyeceğini herkes biliyor.”

