“Trump ve Cumhuriyetçi Parti’nin öyküsü yok. MAGA ikiye bölündü”

© Sputnik
Abone ol
Türker Çelik’e göre ABD ara seçimlerinde ciddi bir zafer elde eden Demokratlar’ın İsrail ile ilişkilere nasıl bakacağı büyük önem taşıyor. Gençlerin büyük oranda Demokratlara yöneldiğini söyleyen Çelik, MAGA’nın ikiye bölündüğü görüşünde.
ABD politik hatlarında yaşanan derin kırılma ve 2008’den bu yana en ağır seviyesine ulaşan ekonomik koşullar, Donald Trump’a yönelik azil sürecini teknik olarak imkansız kılsa da hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti içindeki müesses nizam dengelerini altüst ediyor.
Teksas’tan Kansas’a yükselen Katolik sol söylemler ve yükselen Latin nüfusu Demokrat Parti’nin geleneksel omurgasını değiştirirken İsrail odaklı dış politika harcamalarına karşı halkın alım gücü krizinin öne çıkması, MAGA hareketindeki iç bölünmeler ve Epstein skandalının yarattığı tahribat Cumhuriyetçilere oy kaybı olarak dönüyor.
ABD seçimlerini ve Amerika’daki tabloyu Araştırmacı Dr. Türker Çelik ile konuştuk.
“Trump bir daha aday olamıyor ancak Cumhuriyetçiler itiraz edecek”
Trump’ın azledilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını belirterek sözlerine başlayan Çelik, global ölçekli pazarlıklar yaşanabileceği görüşünde. Amerika’nın sosyolojisinin değiştiğini ifade eden Çelik, Kansas ve Teksas gibi eyaletlere dikkat çekti:
“Teknik olarak azil süreci gerçekçi değil. Demokratlar, Temsilciler Meclisi’ni alacak ve orada çoğunluk olmaları gerekecek. Azil için ise Senato’da üçte iki çoğunluğa sahip olması lazım. Bunu yakalaması mümkün değil. Demokratlar en iyi ihtimalle 54-55’i yakalayabilir. Çünkü şu an Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’da 35 sandalye değişiyor. Bunların ciddi bir kısmında da Cumhuriyetçiler güçlü. Demokratlar çok iyi performans gösterseler bile 54-55’i zor görecek ve 66’ya ulaşılması gerekiyor. Trump bir daha aday olamıyor. Ancak Senato’da oturan Cumhuriyetçiler ‘Bu iş böyle olmaz’ diyecek. Teksas’ta bile seçim kaybettikleri için politikaları değiştirmeyi önerecek. JD Vance, İran politikaları nedeniyle oy kaybettiklerini söyleyecek. Mamdani New York Belediye Başkanı seçildi ve Trump ile birbirlerine gireceklerini düşündük. Ancak Trump, Mamdani’ye çok fazla saldırmadı. Trump’ın New York’ta gayrimenkulleri olduğu için arka kapı pazarlığı olduğunu düşünüyorum. Bu tarz pazarlıklar global ölçekli olabilir. Mamdani’yi yakından takip eden arkadaşlar bile Mamdani’nin sadece ‘woke kültürü’ ve Filistin meselesindeki tutumu nedeniyle seçimi kazandığını söylüyor. Mamdani’nin kazanmasının en büyük nedeni satın alma gücü. New York’ta ortanın altındaki insanlar yaşayamıyor. Herkes iki saatlik yolculukla New York’a geliyor ve sosyal imkanlar çok az. İnsanlar bu nedenle oy verdiler. Ayrıca Amerikan sosyolojisi değişiyor. Orada çok fazla Latin nüfusu var. Latin Katolik sol nüfus, Filistin ve İsrail cephesi üzerinden savaş açmış durumdalar. Kansas’ta Cumhuriyetçi Parti’nin adayının kazanacağı söyleniyor. Teksas’ta öğretmen ve vaiz bir çocuk aday ve onun kazanacağını düşünüyoruz.”
“Demokrat Parti’nin İsrail meselesine nasıl bakacağı önemli”
Demokrat Parti’nin İsrail ile ilişkisini nasıl kuracağının önemine işaret eden Çelik, elde edilen zaferin Cumhuriyetçi Parti’nin sosyal politikalarını da etkileyeceğini söyledi. Çelik’e göre Cumhuriyetçi Parti’nin yenilgisi JD Vance’e yarayacak:
“Trump geldiğinde Cumhuriyetçi Parti’nin müesses nizamı ezdi geçti. Bunu Cumhuriyetçilerin büyük aileleri başlatmıştı ancak etkili olmadı. Karşılığı yoktu çünkü. Bu seçimde Demokrat Parti’nin müesses nizamı üzerinden geçiyor. Demokrat Parti İsrail meselesine nasıl bakacak örneğin? Para, Amerika’daki sosyal ihtiyaçlara mı harcanacak yoksa savaşa mı gidecek? Amerika’nın tek savaşı Orta Doğu ve İsrail değil ancak en fazla para buraya gidiyor. Bu yüzden tartışma dış politikadan ziyade insanların satın alma gücü ve sosyal hizmetler. Demokrat Parti’nin müesses nizamı, ‘Siyasal Hristiyancı bir adayı mı destekleyeceğiz?’ diyorlar. Kansas’ta kilisenin kurucusunu, Teksas’ta bir vaizi aday yapıyorlar. Çünkü onların söylemleri Güney Amerika tarzı ve Katolik solcu bir düzleme oturuyor. Michigan’da Abdul Sayed seçimi kazanırsa bambaşka bir Demokrat Parti ve başka adayları görürüz. Seçilme ihtimali olanların çifte partili olduğunu biliyorum. Sosyalist Demokrat ve Demokrat Parti. Sayed kazanırsa ‘Solcular kazanabiliyor, ben de kazanabilirim’ diyecek. Böylece bambaşka bir Demokrat Parti’ye uyanacağız. Bu Cumhuriyetçi Parti’nin sosyal politikalarını etkileyecek. JD Vance ise çok önemli. Vance, sol kökenli bir işçi aileden geliyor ve kendisi Katolik. Eşi ise sosyal demokrat bir Hintli. JD Vance bu politikalara uyabilecek bir insan. Cumhuriyetçi Parti bu nedenle sosyal politikalarını önceleyebilir diye umuyorum. Demokrat Parti’deki solcu adaylar yani Sayed kazanırsa JD Vance’in şansı artar. Ancak kazanamazlarsa Demokrat Parti solcu bir aday çıkarmaz. Müesses nizamın adayı gibi bir adayla karşılaşabiliriz. Cumhuriyetçi Parti ciddi bir yenilgi alırsa JD Vance’in şansı artar. Yapay zeka bir internet balonu değil. İlk defa insandan daha zeki bir varlık ortaya çıkıyor ve bunun kontrolü çok zor. Elon Musk, 1 milyar insana tüm işi yaptırabileceğini söyleyerek insanları gereksizleştiriyor. Amerika, insanlardan önce şirketler için var olan bir ülke. Bu yüzden insanların yaşamasının gereksiz olduğu söylenebiliyor. Demografik araştırmalar yapan bir enstitü, yapay zekadan önce dünyada beş milyar insanın yaşaması gerektiğini söylemişti. Bu noktada iş kontrolden çıkabilir. Amerika’da solcu, sendika başkanları toplantıya gidip işçilerle konuşuyor. İşçiler, yerlerine makinelerin geleceğini kabul etmiş ve çaresiz. Bu özellikle Demokrat Parti’nin sınıfını tehdit eden bir şey. Avukatlar, muhasebeciler ve beyaz yakalıları yani. Çiftçiler ise toprağıyla geçineceğini düşünüyor. Eğitimli kesim daha çok etkilenecek. Amerika özelinde de aile ve din kavramları öne çıkacak. Demokrat Parti’nin Kansas’taki adayı Adam Hamilton, siyasal Hristiyan gibi. Onun siyasal Hristiyanlığı Güney Amerika’nın Katolik solcuları gibi. Barışçılar ve baskıcı bir yaklaşımı yok. Demokrat Parti için bu yine de uç bir örnek. Bu kadar Hristiyan ve dini temaları kullanan adayların gündeme gelebiliyor olması.”
“Demokrat Parti’nin genç kitlesi mobilize olmuş durumda”
Gençlerin Demokrat Parti’ye yönelimine vurgu yapan Çelik, MAGA’nın ikiye bölündüğü görüşünde. Çelik, ABD’de yaşanan ekonomik krizin Cumhuriyetçi Parti’nin oy kaybında etkili olduğunu belirtti:
“Teksas’ta Katolik gençlerin büyük bir katılımı var ve Demokrat Parti’ye oy verecekler. Demokrat Parti’nin genç kitlesi mobilize olmuş durumda. Trump’ın ve Cumhuriyetçi Parti’nin öyküsü yok. MAGA ikiye bölündü. Tucker Carlson Trump ve İran savaşı karşıtı açıklamalar yapıyor örneğin. Trump da ‘Bütün başkanlar ara seçimleri kaybederler. Ben çok para kazanıyorum’ diyor. Bunu şahsı için mi kullanıyor Amerikan devleti için mi bilmiyorum ancak kendisi için kullandığını düşünüyorum. Oldukça gayrı ciddi. Trump’ın mitinglerinde ciddi tepkiler var. Tucker Carlson’ın Cumhuriyetçi tabanda ağırlığı var. Cumhuriyetçiler, ‘Bu adam bile Trump’a karşıysa...’ diye bakıyor. Amerika’daki en önemli kurum ailedir. Cumhuriyetçiler aile kurumunu daha fazla vurguluyor. Bu yüzden Epstein kırılma yarattı. Tucker Carlson ve ekibinin MAGA’yı dağıttığını düşünüyorum. Trump veya sonrasında gelecek adaylar için bir MAGA yok. Amerika’daki parti yapısı çok fazla örgütlü değil. İnsanları sandığa götürmek için bir öykü gerekiyor. Amerikan değerleri ve sosyal güvenlik diyorlar ancak bir taraftan Epstein dosyaları çıkıyor. Amerika için harcanması gereken para İsrail için harcanıyor. Bunu anlatmak zor. 2008’den bu yana Amerikan tarihinin en kötü ekonomisi yaşanıyor. Verilere yansıyandan daha kötü bir ekonomi var. Trump buna çözüm bulmak için gelmişti ancak daha kötü bir miras bırakıyor. İki partinin de doların değerini kaybetmesine karşı bir politikası yok”

