Güney Kıbrıs ve Yunanistan’dan gerilimi yükselten hamle

Abone ol
Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Yunanistan’a ait F-16 savaş uçakları ve bir savaş gemisinin Güney Kıbrıs’ta kalıcı olarak konuşlandırılacağı yönündeki açıklamaları değerlendirdi. Bağcıoğlu, söz konusu adımın atılması hâlinde Türkiye’nin bölgede askerî varlığını artırarak karşılık vermesi gerektiğini söyledi.
Ceyhun Bozkurt’la Bölgenin Kalbi programına konuk olan Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Yunanistan’ın Kıbrıs’ta uzun süreli askerî konuşlanma gerçekleştirebileceği konusunda şüphelerini dile getirirken, Türkiye’nin diplomatik yollarla karşı çıkmasının önemine dikkat çekti.
“Bu, tamamen bir tahrik”
Rum Yönetimi Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ın Yunan F-16’ları ve savaş gemisinin Güney Kıbrıs’ta kalıcı olarak konuşlandırılacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Bağcıoğlu, bu adımın siyasi bir tahrik niteliği taşıdığını ifade etti.
Bağcıoğlu şunları söyledi:
“Bu şimdi, bırakın uluslararası hukuku, tamamen bir tahrik. Siyasi bir şart kurnazlığı ve neticede durumdan vazife veya durumdan kendine fayda sağlamaya yönelik bir gayret.”
“Türkiye misliyle mukabele etmeli”
Türkiye’nin Kıbrıs’a yakınlığına ve bölgede askerî varlık gösterme kapasitesine dikkat çeken Bağcıoğlu, Yunanistan’ın kalıcı konuşlanma gerçekleştirmesi hâlinde Türkiye’nin de karşılık vermesi gerektiğini belirtti.
Bağcıoğlu, misliyle mukabele kavramının doğrudan saldırı anlamına gelmediğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Ama eğer bu hareket gerçekleşirse, yani oraya daimi konuşlu bir Yunan savaş gemisi ve daimi konuşlu F-16’lar gelirse buna misliyle mukabele etmek gerekir. Misliyle mukabele etmekten sakın yanlış anlaşılmasın; gidip vurmak, etkisiz hâle getirmek değil. İki uçak getirirse dört uçak, iki gemi getirirse dört gemiyle bizim de orada varlık göstermemiz gerekiyor.”
“Rum kesimi her fırsatı değerlendirmeye çalışıyor”
Güney Kıbrıs’ın geçmişte farklı ülkelerin askerî unsurlarına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Bağcıoğlu, bu gelişmelerin Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Ama Rum kesimi her fırsatı değerlendirmeye çalışan bir devlet. Biliyorsunuz, İsrail’in 7 Ekim’den sonra Hamas’a yönelik saldırılarında Rum kesiminde dünyanın değişik devletlerinden, NATO ülkeleri dâhil, özel kuvvet timleri konuşlandırıldı. Onlara ev sahipliği yaptı.”
Türkiye’nin Kıbrıs’taki güvenlik ve askerî statüsünün korunmasının önemine işaret eden Bağcıoğlu, üçüncü ülkelerin bölgede üslenmesinin yaratabileceği risklere dikkat çekti.
“Kıbrıs’ta Türk üssü olması çok elzem değil”
Türkiye’nin Kıbrıs’a yakınlığı nedeniyle bölgede hızlı şekilde askerî varlık gösterebileceğini belirten Bağcıoğlu, Türk üssünün kurulmasının zorunlu olmadığını ancak başka bir devletin Kıbrıs’ta üslenmesinin farklı bir güvenlik sorunu oluşturacağını ifade etti.
Bağcıoğlu şöyle konuştu:
“Kıbrıs’ta Türk üssü olması çok elzem değil, çok zorunlu değil. Niye? Çünkü Türkiye sahile ne yakın zaten, bu işler MİT ile oluyor. Gemilerimiz anında intikal eder, o ayrı konu.
Ama üçüncü bir devletin, hele Türkiye’ye muhasım demeyeyim ama rakip olacak bir devletin Kıbrıs’ta üslenip bir Kıbrıs Türkünün bağrına hançer pozisyonuna gelmesi, o zaman…
Yani ona kesinlikle uluslararası hukuk çerçevesinde diplomasi yoluyla karşı çıkılması lazım.”
“Bu kuvveti orada uzun süreli idame edemeyeceklerini düşünüyorum”
Yunanistan’ın mevcut koşullarda Kıbrıs’a kalıcı askerî unsurlar konuşlandırmasının zor olduğunu değerlendiren Bağcıoğlu, ülkenin başka bölgelerdeki askerî ihtiyaçlarına da dikkat çekti.
Bağcıoğlu, Yunanistan’ın bu adımı atabileceğine ilişkin şüphelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Ben Yunanistan’ın mevcut şartlarda bu tahriki göze alamayacağını değerlendiriyorum, savunma bakanının açıklamasının aksine. İki, bu tahriki göze alsa bile bu kuvveti orada uzun süreli idame edemeyeceğini düşünüyorum. Ama bekleyelim görelim, çünkü şüphe aklın yarısıdır.”
