- Sputnik Türkiye, 1920
YENİ ŞEYLER REHBERİ
Teknoloji alanında yaşanan tüm gelişmeler, trendler ve teknolojinin günlük hayata yansımaları, Serhat Ayan'ın hazırlayıp sunduğu Yeni Şeyler Rehberi'nde.

“Yapay zekâya teslim olmadan kendi alternatiflerimizi üretmeliyiz”

© SputnikYeni şeyler rehberi
Yeni şeyler rehberi - Sputnik Türkiye, 1920, 28.10.2026
Abone ol
Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, yapay zekâ ve algoritmaların hızla yaygınlaşmasının hukuki, etik ve felsefi sınırlar çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Karasar, küresel ölçekte denge ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasına dikkat çekti.
Serhat Ayan’la Yeni Şeyler Rehberi programına konuk olan Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, yapay zekânın gelişimi, algoritmaların insan davranışları üzerindeki etkisi ve teknoloji alanında güç yoğunlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Yapay zekânın hukuki ve etik sınırları çizilmeli”

Yapay zekâ alanındaki hızlı gelişimin yalnızca tek bir ülkeyi değil, bütün insanlığı ilgilendirdiğini vurgulayan Karasar, teknolojik ilerlemenin beraberinde getirebileceği risklerin de hesaplanması gerektiğini ifade etti.
Karasar şunları söyledi:
“Yapay zekâ konusunda bazen tüketici olarak çok hızlı ilerliyoruz. Ama buna mutlaka sınırlar getirmek gerekiyor. Çünkü bu sadece bizim meselemiz değil, ulusal bir mesele de değil. Çin Halk Cumhuriyeti'nden Japonya'ya, oradan Amerika Birleşik Devletleri'ne, Avrupa Birliği'ne, Afrika'ya ve Hindistan'a kadar bütün insanlığın önünde duran bir konu var.”
Teknolojik gelişmenin insanlığın refahını artırması gerektiğini belirten Karasar, insanların algoritmaların yönlendirdiği bir sistemin içine hapsolmaması gerektiğini dile getirdi.
Karasar, “İnsanlığı daha iyi seviyelere getirecek, daha refah içinde yaşatacak bir şey yapmaya çalışırken aslında kendi kendimizi hapishanelerin içine, algoritmalara hapsetmemek lazım. Bu işin hem hukuki çerçevesini hem de dünyamıza, gezegenimize verdiği zararı hesaplamamız lazım” dedi.

Algoritmalar günlük tercihlerimizi etkiliyor

Algoritmaların insanların karşılaştığı haberlerden tüketim tercihlerine kadar pek çok alanda etkili olduğunu söyleyen Karasar, bireylerin kendi kararlarıyla algoritmaların yönlendirmesi arasındaki sınırı her zaman ayırt edemeyebileceğine işaret etti.
Karasar şunları söyledi:
“Algoritmalar aracılığıyla yönlendirilme, biliyorsunuz, çok uzun süredir yapılan bir şey. Bugün ben sarı renk bir kravat takıyorum. Ama bu kravatı acaba kendi zevkimle mi aldım, yoksa algoritmaların; hayatta beni yönlendiren, okuduğum haberlerin, sosyal medyanın ve etrafımdaki şeylerin etkisiyle mi aldım? Yoksa kendi estetik beynimle mi aldım? Bunu hâlâ bilemiyorum.”
Algoritmaların hayatı önemli ölçüde yönlendirdiğini belirten Karasar, az sayıda şirketin bu sistemler üzerinde güç sahibi olmasının özgürlükler açısından risk oluşturabileceğini söyledi.
Karasar, “Bu algoritmalar gerçekten hayatımızı çok yönlendiriyor. Önümüze çıkan haberlerden tutun da beslendiğimiz bütün kaynaklara kadar... O yüzden tek kartel, gerçekten bir felaket senaryosu. İnsanın bütün hürriyetini elinden alan, ulusları köreltmeye götürecek bir yaklaşım” ifadelerini kullandı.

“Beş altı firma çok büyük bir güç oluşturuyor”

Teknoloji alanında güç yoğunlaşmasına dikkat çeken Karasar, az sayıda şirketin algoritmalar üzerindeki kontrolünün önemli bir mesele hâline geldiğini belirtti.
Karasar, “Şu anda ilerleme zaten o yönde. Beş altı firmanın çok büyük bir güç oluşturduğu ve aynı şekilde bu algoritmaları kontrol ettiği bir yaklaşım var” dedi.
Küresel denge ve denetim mekanizmaları oluşturulmalı
Yapay zekânın küresel ölçekte denetlenmesi konusunda uluslararası kuruluşların etkinliğine ilişkin soru işaretleri bulunduğunu ifade eden Karasar, insanlığın ortak yararını gözeten mekanizmaların oluşturulmasının önemini vurguladı.
Karasar şunları söyledi:
“Çünkü şimdiye kadar herhangi bir uluslararası örgütün, yani iyilik amacıyla kurulmuş bir uluslararası örgütün, küresel çapta kontrol sağlayabileceği ve tüm insanlığın iyiliği için işler yapabileceği konusunda pek örneğimiz yok maalesef.”
Yapay zekâ alanında hem teknolojik üretimin sürdürülmesi hem de risklere karşı önlem alınması gerektiğini belirten Karasar, ülkelerin kendi alternatiflerini geliştirmekten vazgeçmemesi gerektiğini dile getirdi.
Karasar, “Bu çalışmada denge ve fren mekanizmalarını küresel ölçekte oluşturmamız lazım. Ne yapay zekâya ve algoritmalara hızlı tüketici olarak teslim olan toplumlar olmamız ne de bunların üretiminden vazgeçerek kendi alternatiflerini ortaya koyacak ülkeler olmaktan çıkmamız lazım” diye konuştu.
Teknoloji alanındaki tekelleşmenin kaçınılmaz bir sonuç olarak görülmemesi gerektiğini kaydeden Karasar, hukuki, ahlaki, felsefi ve etik çerçevelerin sağlam biçimde oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Karasar, “Kartellerin bizi korkutmaması lazım. Dediğim gibi, hem hukuki hem ahlaki, felsefi ve etik çerçeveler iyi kurulduğu sürece bunlara kurban olmayız büyük ihtimalle” ifadelerini kullandı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала