Emekliye zam paketinde hangi seçenekler masada?

‘Kalkınma Yolu Türkiye’ye en az 55 milyar dolar kazandırabilir’
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel kalkınma açısından önemli görülen ve uzun süredir üzerinde konuşulan Kalkınma Yolu Projesi’nin temel atma törenine katılmak üzere yakın zamanda Irak’a gidecek. Davet, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi tarafından Irak televizyonunda yapıldı.
Kalkınma Yolu, önemli bir ayağı Türkiye’de bulunan bir proje. Basra Körfezi’nden başlayarak Bağdat, Musul ve Kerkük üzerinden Türkiye sınırına ulaşacak; Türkiye üzerinden de Avrupa pazarlarına açılacak. Birbirine paralel otoyol ve demir yolu ağlarından oluşacak.
Projenin bir boyutu lojistik. Diğer boyutu ise Irak petrolü ve doğal gazının, ulaşım hatlarına paralel inşa edilecek boru hatlarıyla dünya pazarlarına taşınması. Bu kaynakların Türkiye limanlarından tankerlerle veya doğrudan Türkiye üzerinden uzanacak boru hatlarıyla Avrupa’ya ve diğer bölgelere ulaştırılması hedefleniyor.
Mevcut hesaplamalar, projenin ilk etabının 2028’de açılmasını ve toplam yatırımın 17 ila 20 milyar dolar arasında olmasını öngörüyor.
Türkiye, projenin en önemli ortaklarından biri. Hem güzergâhın önemli bir bölümü Türkiye’den geçecek hem de finansman, altyapı ve müteahhitlik hizmetlerinde Türkiye’nin katkısı olacak. Türk müteahhitlerinin yanı sıra ihracatçıların, çimento ve sanayi şirketlerinin de projede önemli rol üstlenmesi bekleniyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun daha önce açıkladığı hesaplamalara göre projenin, beş ila on yıl içinde Türkiye ekonomisine en az 55 milyar dolarlık katkı sağlaması öngörülüyor. Hayata geçtikçe bu katkının daha da artması bekleniyor.
Çünkü Türkiye’nin hem Irak pazarına hem de Irak üzerinden diğer bölge ülkelerinin pazarlarına erişimi kolaylaşacak. Bölgede istikrar ve güven güçlendikçe yatırımların, ticaretin ve ihracatın gelişmesi bekleniyor. Böylece Kalkınma Yolu Projesi’nin, orta ve uzun vadede hem Irak hem de Türkiye halkının refahına önemli katkı sağlaması hedefleniyor."
Emekliye yeni paket: Seyyanen zam ve yüzde 20’ye kadar refah payı masada
"Bütçe harcamalarında yüzde 38 artış öngörülürken SGK’ye yapılacak transferlerde yüzde 66’ya ulaşan artış olması, “Acaba emekliler için yeni zamlar ve ödemeler gelebilir mi?” sorusunu düşündürmüştü. “Buradan sürpriz bir zam çıkabilir, hükümet emekliler için bir iyileştirme düşünüyor olabilir” diyerek bunu sizlerle paylaşmıştım.
Nitekim programın ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Emeklilerimiz başımızın tacıdır. 2027 yılında onlar için yeni düzenlemeler ve artışlar yapacağız, yakında Meclise getireceğiz” dedi. Ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da teknik hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.
Meclisten aldığım bilgilere göre bu konu, Cumhurbaşkanının açıklamasından sonra Plan ve Bütçe Komisyonunda en çok konuşulan başlıklardan biri hâline geldi. AK Parti grubunda hazırlıklar devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda da ortak çalışmalar yürütüldüğünü öğrendik.
Bu çalışmaları birkaç başlık altında özetleyebiliriz. Öncelikle paketin 2027 yılbaşından önce yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Plan ve Bütçe Komisyonunda 2027 bütçesinin görüşmeleri tamamlanıp bütçe Genel Kurula gönderildikten sonra, emeklilerin maaş artışı ve refah payıyla ilgili teklif komisyon gündemine alınacak.
Birkaç alternatif üzerinde duruluyor. Bunlardan biri, memur emeklilerine 2023 yılında vaat edilen seyyanen zam. O dönemde 8 bin lira olan tutar bugün yaklaşık 25 bin liraya yükselmiş olsa da bu düzeyde olmayan bir artış ihtimalinden söz ediliyor.
Öncelikle enflasyon farkının kök aylıklara yansıtılması, ardından seyyanen zam yapılması ve en düşük emekli aylığının yükseltilmesi üzerinde çalışılıyor. Bu artışların üzerine, yıllardır talep edilmesine rağmen hayata geçirilemeyen refah payının eklenmesi de seçenekler arasında. Yüzde 10 ila 20 arasında ilave artış planlandığı ifade ediliyor.
Ancak oranlar henüz kesinleşmiş değil. Her seçeneğin bütçeye maliyeti ayrı ayrı hesaplanıyor."
‘En düşük aylığı artırmak emeklileri yoksullukta eşitler’
"Türkiye'de en düşük emekli aylığı uygulaması 2019 yılında, bu hükümet döneminde başlatıldı. Çünkü emekli aylıkları enflasyon karşısında ciddi biçimde aşınmış, emeklilerin yaşam olanakları daralmıştı. Hükümet o yıl en düşük emekli aylığını bin lira olarak belirledi. O günden bu yana da altı aylık dönemlerde yasalar çıkarılarak bu tutar artırılıyor. Kök aylığı belirlenen tutarın altında kalanların ödemesi, en düşük emekli aylığına tamamlanıyor.
Ancak burada ciddi bir adaletsizlik ortaya çıkıyor. Prim ödeme gün sayıları, çalışma süreleri ve aylık bağlama oranları farklı olmasına rağmen, kök aylığı belirlenen sınırın altında kalan herkes aynı tutarı alıyor.
2019’da uygulama başladığında en düşük emekli aylığından yararlananların sayısı 900 bindi. Son olarak temmuz ayında bu tutar 23 bin 500 liraya çıkarıldığında yararlananların sayısı 5 milyonu aştı. Şimdi yalnızca en düşük emekli aylığını artırma yöntemi tercih edilirse bu sayı daha da yükselecek.
Aylık bağlama oranı 2000 öncesinde yüzde 75 seviyesindeydi. Daha sonra düşürüldü; 2008’de AK Parti hükümetinin aldığı kararla yüzde 40-45 seviyelerine kadar indirildi. Emekliler arasında hem aylık bağlama oranları hem de prim ödeme gün sayıları bakımından önemli farklılıklar var.
Siz bütün bunları dikkate almadan, “En düşük emekli aylığını 30 bin lira yapayım, herkesi burada eşitleyeyim” derseniz emeklileri yoksullukta eşitlemiş olursunuz. Bu durumda en düşük aylığı alan emekli sayısı 7-8 milyona kadar çıkabilir.
Asıl yapılması gereken, bu kriterleri göz önünde bulundurarak emekli aylıklarında adaletli bir artış sistemi oluşturmak. Bunun yanında kira ve fatura yardımı gibi sosyal desteklerin de devreye alınması gerekiyor.
Bir başka önemli nokta ise enflasyon. Seyyanen zam, kök aylık artışı ve refah payı verilirken enflasyonun da mutlaka düşürülmesi gerekiyor. Yapılan artışlar hemen ardından gıdaya, elektriğe, doğalgaza ve ulaşıma gelen zamlarla daha emeklinin cebine girmeden geri alınırsa alım gücünde bir iyileşme olmaz.
Bu nedenle hükümetin kira ve fatura artışları konusunda da alım gücünü koruyacak ciddi önlemler alması gerekiyor. Ancak o zaman maaş zamları ve refah payı artışları emeklilerin yaşamında bir sonuç yaratabilir."
‘1.5 milyon kişinin 4 milyar liralık GSS borcu silinecek’
“Genel Sağlık Sigortası uygulaması 2012’de başladı ancak bugüne kadar maalesef başarılı olamadı. Çünkü insanların ekonomik gücü yok; aylık bin 900 liralık primi ödeyemiyorlar. Gelir testinden geçseler bile düzenli prim ödeyebilenlerin sayısı az. Birikmiş borcu olan ve icra takibine düşenler için de her yıl yeni bir af çıkarılıyor.
Bu yıl da önümüzdeki günlerde Meclise bir düzenleme gelecek. Bir buçuk milyon kişinin toplam 4 milyar liralık birikmiş prim borcu silinecek. On milyon kişinin yaklaşık 100 milyar liraya ulaşan prim borcu ise ertelenecek. Genel Sağlık Sigortasında bu durum artık rutine dönüştü.
Dolayısıyla burada atılması gereken adım, her yıl borç silmek, borç ertelemek ve insanları icra takibinden kurtarmaya çalışmak yerine, bu primleri devletin doğrudan üstlenmesi. Anayasa’da sosyal devlet olarak tanımlanan devletin bu sorumluluğu alması gerekiyor.
Milyonlarca insanı her yıl af beklemekten, “Borcum silinecek mi, silinmeyecek mi?” kaygısı yaşamaktan ve bu endişelerle hayatının altüst olmasından kurtarmak lazım. Bunu da bir öneri olarak dile getirmiş olayım.”

