- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Lula’nın zaferi, ABD-İsrail hegemonyasına ‘dur’ demiş oldu”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 27.10.2026
Abone ol
Çağlar Tekin’e göre Bolsonaro’dan ziyade ABD-İsrail koalisyonuna karşı yarışan Lula’nın zaferiyle, bu koalisyonun hegemonyasına bir ‘dur’ denilmiş oldu. Çin’in kıtadaki ayağının kesilmesinin de önüne geçildiğini belirten Tekin’e göre sağın Senato ve Temsilciler Meclisi’nde ağırlıkta olması Lula’nın elini zorlaştıracak.
Brezilya’da Lula da Silva’nın zaferiyle sonuçlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri, yalnızca iki aday arasındaki yerel bir yarış olmanın ötesinde, ülkenin kaderini ve jeopolitik yönelimini belirleyen uluslararası boyutlu bir iktidar mücadelesine sahne oldu. Sosyal medyada yapay zeka destekli manipülasyonlar, dezenformasyon kampanyaları ve ABD ile İsrail destekli sağ blok müdahalelerine rağmen halkın sandığa yüksek katılımıyla kazanılan bu zafer; Amazon Ormanları'nın geleceğinden stratejik mineral kaynaklarının kontrolüne, hiper zenginlerin vergilendirilmesinden kıtadaki BRICS ve Çin etkisinin sürdürülmesine kadar pek çok kritik başlıkta küresel dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Parlamentodaki sağcı çoğunluğun oluşturduğu riske ve darbe söylemlerine rağmen Lula’nın yönetime gelmesi, Güney Amerika’da ABD merkezli neo-sömürgeci hegemona karşı bağımsızlıkçı ve kamucu bir hattın yeniden çekilmesini sağladı.
Brezilya seçimlerini ve Lula’nın dördüncü zaferini gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.

“Bolsonaro ve Lula arasındaki fark yüzde 2”

Brezilya seçimlerindeki ABD-İsrail etkisini, seçimlerin Bolsonaro-Lula’dan ziyade ABD-İsrail koalisyonu ile Lula arasında yapıldığını belirterek ifade eden Tekin, seçimlere müdahalelere dikkat çekti:
“Brezilya seçimleri Bolsonaro ve Lula arasında değil Lula ile ABD-İsrail koalisyonu arasında yapıldı. Elon Musk ve Meta şirketinin yönettiği platformlar dahil Bolsonaro’nun arkasındaydı. Brezilya’nın komşularının da doğrudan dahil olduğu bir seçim yapıldı. ‘Lula, dünyaya karşı’ şeklinde bir seçim oldu. Yapay zeka ile geliştirilmiş karakterler kullanıldı. Sosyal medyada Bolsonaro için propaganda yapıldı ve Lula’yı destekleyen hesaplar kısıtlandı. Brezilya Yüksek Mahkemesi müdahale etmek zorunda kaldı çünkü çok fazla aşırı sağcı ve fake hesap üzerinden yalan üretildi. İşi bu kadar abartmaları Brezilya halkında bir tepki doğurdu. Seçime katılım oranında da yüzde 2’lik bir artış var. Bu da az bir oy değil. Bolsonaro ile Lula arasındaki fark da yüzde 2 seviyesinde. Brezilya halkı ‘Biz ülkemizi ABD-İsrail destekli sağcı manipülasyon dünyasına teslim etmeyelim’ dedi. Seçim boyunca bu müdahaleler hiç kesilmedi. Güney Amerika seçimlerinin tamamında vardı anca Brezilya’da bir üst perdeden yapıldı. Kolombiya seçimlerinde de sağcılara destek vermişlerdi. Donroe Doktrini’nin hayata geçmesi biraz da bu destek üzerine kurulu. Yapay zekanın seçimlerdeki rolü hiç küçümsenemeyecek durumda”

“Brezilya’da devlet mekanizması içinde ABD-İsrail ağırlıkta”

Amazonları içinde barındıran Brezilya’nın coğrafyasından kaynaklı seçimlerin doğal olarak uzadığını belirten Tekin, ülkede devlet mekanizması içine sızan ABD-İsrail’in ağırlığına vurgu yaptı. Tekin’e göre Brezilya’nın uluslararası siyasette Çin’e yakınlığı üzerinden de bir gerilim yaşanacak:
“Seçimlere Bolsonaro itiraz etti ve buna gerekçe olarak da seçimlerin iki saat uzatılmasını gösterdi. Lula’nın kazanmasının ardından kendi itirazları unutuldu ve mahkeme eliyle bunu kendilerine yönelik bir tuzakmış gibi sunmaya çalışıyorlar. Brezilya, Türkiye gibi bir ülke değil. Amazonların yüzde 60’ı Brezilya’nın içinde. Bundan kaynaklı seçimlerde fiziki sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Bir yağmur ormanı ülkesinden bahsediyoruz. Yağmur başladığında köyler arası geçiş günlerce aksayabiliyor. Seçim sonuçlarında Lula’nın zaferi gelince kendi itirazlarını unutup yaygara çıkarttılar. Brezilya’da mahkemenin bunu gerçekçi kabul etmeyeceği anlamını çıkarmak da doğru olmaz çünkü Lula’nın daha önce bir yargı darbesiyle içeri atıldığını biliyoruz. Brezilya’da devlet mekanizması içinde ABD-İsrail ağırlık koymuş durumda. Ülkenin bağımsızlığa giden yolda hamle yapmaktan hiç çekinmediler. Baba Bolsonaro da darbeyle iktidarda kalmaya çalıştı. Oğlu da bundan utanç duymadı. Kendisi de babasının bir suçu olmadığını söylüyor. Darbe girişiminde bulunduğunu direkt baba Bolsonaro söyledi. Bir gerilim de Brezilya’nın uluslararası yönelimi ve bu yönelimin yansımaları üzerinden göreceğiz. Brezilya kıymetli mineraller konusunda Çin’den sonra dünyada en fazla varlığa sahip ikinci ülke. ABD için Brezilya’nın, en büyük Güney Amerika ülkesi olmasının dışında böyle bir anlamı da var. Silah sanayide, uzay ve füze teknolojisinde gereken mineralleri Çin, ABD’ye karşı belli kısıtlamalarla kullanıyor. Bunu Brezilya gibi ülkeler üzerinden aşmaya çalışıyor. Lula’nın bağımsızlıkçı bir pozisyonda yer alması Washington’da büyük bir rahatsızlık yaratıyor. Bunu Bolivya’da da görmüştük. Bolivya’da lityum yatakları Molares tarafından kamulaştırıldıktan sonra ABD darbe örgütlemeye çalışmıştı. Bunu da Elon Musk sosyal medya hesabından ‘Sen lityumu alırsan biz de darbeyle ülkeyi elinden alırız’ anlamına gelecek bir paylaşım yapmıştı”

“Temsilciler Meclisi’nde sağ daha büyük bir ağırlığa sahip”

ABD’nin, Çin’in kıtadaki tüm ayağını kesmeye çalıştığını ifade eden Tekin, Brezilya’nın politikalarında geri adım atmayacağını söyledi. Senato ve Temsilciler Meclisi’nde sağcıların çoğunluk olduğu bilgisini veren Tekin, Lula’nın işinin belli alanlarda zor olacağı görüşünde:
“Dünyada ABD’nin haydutça politikalarını durdurmak için atılan ciddi adımlar yok. Bu yüzden ABD’nin Lula’yı kaçıramayacağını söyleyemeyiz. Ancak yine de böyle bir şey beklemediğimi söyleyebilirim. Lula daha farklı bir karaktere sahip. ABD ile tüm ilişkileri kesmek üzerine bir siyasi hattı yok. ABD her türlü şeyi deneyebilir. Güçleri yetiyorsa yapabilirler ancak Brezilya için o kadar kolay olmaz. ABD, Donroe Doktrini üzerinden Çin’in kıtadaki tüm ayağını kesmeye çalışıyor. Yönetimsel ve iktisadi anlamda bütün kıtayı kendine bağlı rejimler eliyle yönetmeye çalışıyor. Lula’nın iktidara gelmesi Güney Amerika’dan Çin’in ayaklarının kesilmeyeceği anlamına gelir. Brezilya BRICS’te bir kurucu aktör. Oğul Bolsonaro’nun söylemine bakılırsa Brezilya’nın BRICS’teki ‘kurucu’ olma hali lafzi bir şeye dönüşecek. Ülke, ABD-İsrail’in istediği yönelimler çerçevesinde bir dış politika üretecekti. Seçim sonuçlarının ardından diğer ülkelerle ilişkilerin kesilmeyeceğini biliyoruz. Brezilya’nın geri adım atmayacağını gördük. Senato ve Temsilciler Meclisi üzerinden ciddi bir sıkıntı yaşanacak. İlk turdaki seçimlerde senatodaki oylamada Bolsonaro, İşçi Partisi’ne karşı güç kazanmış oldu. Bu anlamda başkanlık tek başına her şeyi belirleyen bir güç değil. Temsiciler Meclisi ve senatonun üçte ikisi yenilendi ve oradaki 513 sandalyenin aşağı yukarı 121’i Bolsonaro’nun partisine geçti. Lula’nın partisi ise 70 sandalyede kaldı. Senatoda 81 sandalye vardı. Bunların 19’u Bolsonaro’da kaldı ve 28 senatörlü bir güç elde etmiş oldu. İşçi Partisi ise 9 senatörle sınırlı kaldı. Tırnak içinde bir ‘topal ördek’ meselesi var ancak başkanlık sisteminin var olması Lula’nın elini biraz daha rahatlatıyor. Hem senatoda hem de Temsilciler Meclisi’nde sağın daha büyük bir ağırlığa sahip olduğunu eklemek gerek. Bu anlamda Lula’nın işi belli noktalarda zor olacak. Bu mutlaka işlerin kötüye gideceğini de göstermiyor elbet. Lula, sokağı dinamik biçimde tutabilir. Bunu yaparsa sağcıların manevra alanı daralır. Lula ilk döneminde bunu yapmaya daha müsait bir pozisyondaydı. İkinci dönemde ise yumuşak sol pozisyonunda tavır aldı. Sokak siyaseti biraz gevşetilmiş oldu. Bundan sonra ise Lula, bir önceki dönemine nazaran daha radikal bir yere kaydı”

“ABD’nin kuralları hariç hiçbir kural geçerli değil’ söylemi iptal edilmiş oldu”

Tekin, Lula’nın seçim öncesi yürüttüğü politikaların halk tarafından sahiplenildiğini belirtti. Tekin’e göre Lula’nın zaferi hiçbir anlam ifade etmese bile ABD-İsrail gidişatına ‘dur’ demesi itibarıyla çok kıymetli:
“Lula, petrol fiyatlarının yükselmesiyle vs daha zor bir döneme girilmesine karşı hiper zenginlerden vergi alınması çözümüyle geldi. Çok küçük bir nüfus ancak ellerinde yüz milyarlarca dolar olan bir kesim bu. Bunlardan alınacak vergiler ülkenin bütçesi için ciddi anlamda kaynak yaratabilir. Lula bu kartı oynarken Bolsonaro bunun tam karşısında bir pozisyon aldı ve ‘Ülkemize komünizm getirilmesine izin vermeyiz’ dedi. Komünizm dediği de ultra zenginlerdne vergi alınması. Lula’nın ülkede inşa ettiği bir sosyal dönüşüm ve yardım mekanizması var. İnsanlara para verme üzerine kurulu bir program değil. Kadınların üzerinde özellikle etkili. Ülkede coğrafi ve sınıfsal ayrımın yanısıra kadın-erkek oy oranı arasında da fark var. Lula, kadınlardan daha fazla oy aldı. Lula, özellikle ilk döneminde kadınların toplumsal eşitlik sürecine ilişkin programları güçlü biçimde çalıştırdı. Kadınların içindeki destek arttı. Seçimlerin en önemli başlıklarından biri de güvenlikti. Bolsonaro ‘500 bin kişiyi barındıracak ek cezaevi yapacağız’ derken Lula buna mantıklı bir yanıt verdi. ‘Bu iş insanları cezaevine tıkarak çözülmez. Bu toplumsal dönüşüm, yoksullukla mücadele ve reform gerektirir’ dedi. Sağcılar ‘Çeteleri içeri atarız ve toplum barışçıl noktaya gelir’ tezine sahiplerdi ancak bu bir çözüm değil. İnsanların geleceksizleşmesinin önüne geçmezseniz birileri içeri girer dışarda kalanlar da yine suç işler. Bir diğer başlık da ülke kaynaklarının özelleştirilmesi ve kamuculuğun egemenliği meselesi oldu. Amazon Ormanları’nın yüzde 60’ı Brezilya’da ve nüfusun ciddi bir kesimi bu ormanların içinden gelir kazanarak hayatını sürdürüyor. Bolsonaro buradaki toplamı da kontrol etmek adına Amazon’u yağmalayacağını söyledi. Bolsonaro, ormanların kesilip tarım arazisine dönüştürülmesi için Amazon’un talan edilmesinin gerekli olduğunu söyledi. Bu, Trump’ın yaklaşımına benzer bir yaklaşım. Lula ise Amazon’da koruma önlemi çalıştırıyor. Amazon yerlilerine ilişkin istisnai tablo sunuyorlar. Amazon yerlileri zaten kendi inançları itibarıyla ormanların kendi ruhlarını koruması üzerinden talana karşı duruyor. Amazon’a yapılan saldırı karşısında yerlileri buluyor. Ülke içindeki dini ayrışma da seçimlerin belirleyicisi oldu. ABD’deki güçlü olan Evanjelistler Bolsonaro’yu destekledi. Güney Amerika’da bağımsızlıkçı bir hatta sahip olan Katoliklerin içinde ise Lula’ya destek arttı. Bir kıtanın ABD-İsrail hegemonyasına girmesine ilişkin mesafe katedilmişti. Lula’nın zaferi bu gidişata ‘dur’ demiş oldu. Hiçbir anlamı olmasa bile tek başına bu başlık hayati bir anlam taşıyor. Sömürge dayatılıyordu. ‘ABD’nin kuralları hariç hiçbir kural geçerli değil’ söylemi şimdilik iptal edilmiş oldu”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала