- Sputnik Türkiye, 1920
YENİ ŞEYLER REHBERİ
Teknoloji alanında yaşanan tüm gelişmeler, trendler ve teknolojinin günlük hayata yansımaları, Serhat Ayan'ın hazırlayıp sunduğu Yeni Şeyler Rehberi'nde.

Altı kadından birinde var... Nedir bu endometriozis?

© SputnikYeni şeyler rehberi
Yeni şeyler rehberi - Sputnik Türkiye, 1920, 26.10.2026
Abone ol
Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bahar Yüksel Özgör, endometriozisin kadınların günlük yaşamını, eğitim ve iş hayatını etkileyebilen yaygın bir hastalık olduğunu belirtti. Özgör, tanıdaki gecikmelerin hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından duygusal ve ekonomik yük oluşturduğunu söyledi.
Serhat Ayan’la Yeni Şeyler Rehberi programına konuk olan Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bahar Yüksel Özgör, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı endometriozis hastalığına ve kadın sağlığı araştırmalarındaki eksikliklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Endometriozisin adının toplumda yeterince bilinmediğini ancak özellikle şiddetli adet ağrısı yaşayan kadınların bu hastalıkla kendilerini ilişkilendirebileceğini belirten Özgör, hastalığın kadınların günlük yaşamını zorlaştırabildiğini ifade etti.
Özgör şunları söyledi:
“Endometriozis, benim yıllardır üzerinde çalıştığım bir alan aslında. Belki duyan kadınlar, ‘Adet sancısı’ desem, ‘Normalden fazla olan adet ağrısı’ desem, kendilerini biraz daha yakın hissedeceklerdir. Zor bir kelime. Ama belki ‘çikolata kisti’ diye duymuş olanlar olabilir. ‘Adet döneminde niye okula, işe gidemiyorum? Karnım niye davul gibi oluyor? Yataktan niye çıkamıyorum?’ diyen pek çok kadının kendisiyle özdeşleştirebileceği bir hastalık. Üstelik oldukça sık görülüyor; sadece adı biraz daha az biliniyor.”
Kadın hastalıklarının toplumsal olarak yeterince konuşulmadığını vurgulayan Özgör, bu konuların zaman zaman ikinci plana atıldığını dile getirdi.

“Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan bütçe çok düşük”

Özgör, endometriozisin görülme sıklığına ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’de hastalığın yaygınlığına dikkat çekti. Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan kaynakların yetersiz olmasının, hastalığın araştırılması ve yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi açısından sorun oluşturduğunu belirtti.
Özgör, “Dünya genelinde kabaca her 10 kadından birinde bu hastalığın bulunduğu söyleniyor. Türkiye ve Avustralya verileri, hastalığın biraz daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye'de de aslında her altı-yedi kadından birinde endometriozis var. Bu hastalık, ciddi anlamda okuldan ve işten uzaklaştıracak düzeyde ağrılara neden olabiliyor. Hafif seyreden, doktora gitmeyen ve kendi kendine bir ağrı kesiciyle geçiştiren kadınları ise saymıyorum bile” dedi.
Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan bütçenin dünya genelinde düşük olduğunu ifade eden Özgör, endometriozis alanında çalışmalar yürütülse de büyük kurumların desteğinin yetersiz kaldığını söyledi.
Özgör, “Buna rağmen, kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan bütçe bütün dünyada çok düşük olduğu için endometriozis de bir türlü hak ettiği yere gelemiyor. Herkes kendi laboratuvarında küçük çaplı çalışmalarla çeşitli tedaviler ve kan testleri geliştirmeye çalışıyor. Ancak elini taşın altına koyan büyük kurumlar maalesef yok” ifadelerini kullandı.

Tanı gecikmesi hem hastalara hem sağlık sistemine yük getiriyor

Endometriozisin yalnızca ağrı ve yaşam kalitesindeki düşüşle sınırlı sonuçlar doğurmadığını belirten Özgör, tanı ve tedavi sürecinde yaşanan gecikmelerin ekonomik açıdan da önemli bir yük oluşturduğunu kaydetti.
Özgör şunları söyledi:
“Hastalık nedeniyle kaybedilen yaşam yıllarını ve hayat kalitesinin bozulmasını bir kenara bırakalım. Sosyokültürel ve ekonomik açıdan baktığımızda da endometriozis, devletlere çok büyük yük getiren bir hastalık. Çünkü bir kadın en az 10-11 doktora gitmek zorunda kalıyor. Çeşitli tedavilerin işe yarayıp yaramayacağını görmek için çok fazla para harcıyor. İş işten geçtikten sonra yapılan cerrahiler de hem devlete hem kişilerin bütçesine ciddi bir yük oluşturuyor. Çünkü bunlar büyük çaplı işlemlerin yapıldığı ameliyatlar olabiliyor. Başlangıçta harekete geçsek belki de olaylar hiç bu noktaya gelmeyecek.”
Kadın hastalıklarında tanının gecikmesi ve hastalıkların yeterince önemsenmemesinin de benzer sorunlara yol açtığını dile getiren Özgör, bu durumun hem duygusal hem de sosyoekonomik açıdan yük oluşturduğunu belirtti.

Kadın sağlığı yalnızca jinekolojik hastalıklarla sınırlı değil

Kadın sağlığı alanında daha kapsamlı araştırmalar yapılması gerektiğini vurgulayan Özgör, çalışmaların yalnızca endometriozisle sınırlı olmadığını söyledi. Kanserlerden polikistik over hastalığına kadar çeşitli jinekolojik hastalıkların yanı sıra kadınların kalp ve beyin sağlığına ilişkin farklılıkların da araştırılması gerektiğini ifade etti.
Özgör, “Biz bu yüzden yalnızca endometriozis alanında değil, kadın sağlığıyla ilgili her konuda destek olmak istiyoruz. Bunun içinde bildiğimiz tüm jinekolojik hastalıklar var. Aklınıza gelebilecek kanserlerden polikistik over hastalığına kadar pek çok konu bu kapsamda yer alıyor” dedi.
Kadınların kalp ve beyin sağlığında erkeklerden farklı mekanizmaların rol oynayabildiğini belirten Özgör, bu alanların araştırma açısından hâlâ yeterince incelenmediğini dile getirdi.
Özgör, “Bunun dışında kadınların kalp ve beyin sağlığı da erkeklerden biraz farklı işliyor; bu alanlardaki mekanizmalar farklı. Araştırma açısından bu konular şu anda çok bakir. Pek çok durumda ilaç dozlarının bile farklı olması gerekiyor. Bunlarla da ilgileniyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала