Meme kanserinde erken tanı ve psikolojik destek: Uzmanlardan kritik uyarılar

© Fotoğrafmeme kanseri basak
meme kanseri basak - Sputnik Türkiye, 1920, 23.10.2026
Abone ol
Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında Radyo Sputnik’teki Gündem Özel programına konuk olan Prof. Dr. Vahit Özmen, Türkiye’de meme kanseri tarama yaşının 40’a indirilmesinin erken tanı açısından önemini vurguladı. Programın konuklarından Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar ise kanser tanısının ardından yaşanan psikolojik zorluklara dikkat çekti.
Radyo Sputnik’teki Gündem Özel programına, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Meme Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Vahit Özmen ve Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar konuk oldu.
Gazeteci ve Radyo Sputnik Haber Müdürü Fethi Yılmaz ve Haber Şefi Selin Yazıcı’nın sorularını yanıtlayan Özmen, meme kanserinde erken tanının önemini, güncel tedavi yöntemlerini ve hastalığın psikolojik boyutunu ele aldı.
Özmen, Türkiye’de tarama programlarının önemine ve meme koruyucu cerrahideki gelişmelere dikkat çekerken Yazıcılar, tanı sürecinde yaşanan kaygıları ve hastalara psikolojik desteğin önemini anlattı.
Prof. Dr. Vahit Özmen, şöyle konuştu:
“1980’li yıllarda meme tamamen alınırken tarama programları yokken, Türkiye’de bugün kurduğumuz KETEM’le ve mamografi ücretsiz taramasıyla Türkiye’de meme kanseri tarama yaşını 40 yaşına indirdik. Bu sayede 40-49 yaş arası 8 milyon kadına ücretsiz tarama imkanı sağladık. 74 yaşına kadar da bir tarama programı uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece tümörün çıkarılarak memenin yerinde bırakılması meme koruyucu cerrahi demektir. Hastalarımızın yüzde 85-90'ında memeyi koruma şansımız var. Tümör çok dağınıksa, kadının genetik taşıyıcılığı varsa memeyi boşaltıp orayı implantla doldurabiliyoruz. Son 10 yılda meme kanseri tedavisinde ciddi bir değişim var. Hastaların önemli bir kısmında tedaviye kemoterapiyle başlıyoruz. 4-5 santimlik bir tümör kemoterapiyle 1 santime düşürülebiliyor. Sadece tümörü çıkarmak yetmez, radyoterapiyle de o memeye ışın uygulanması gerekir. Daha çok kadına ulaşmak istiyoruz. Ne kadar çok kadına ulaşabilirsek o kadar erken tanı ve uzun yaşam şansı var. Bahçeşehir Projesi dünyada çok az örneği olan bir çalışma. 2009-2019 yılları arasında Bahçeşehir’de bir tarama programı başlattık. Bahçeşehir ve çevresindeki dört mahallede yaşayan 20 bine yakın haneyi dolaştık. Buralardaki meme kanseri farkındalığını ölçtük. 2019’da tamamladığımız bu çalışmanın sonucunu bilimsel dergilerde yayınladık. Türkiye’de meme kanseri tarama yaşının 40’a indirilmediğinde meme kanseri olan kadınların yarısını atlayacağımızı söyledik. 10 yıllık takipte meme kanseri tanısı konulan kadınların yüzde 95’inde yaşam şansı gördük. Eğer kadını Türkiye’de evinden davetle tarama programına alırsanız maliyeti de Türkiye ekonomisine 6 kat daha ucuz oluyor.”

Genç kadınlar ne yapmalı?

“Meme kanserinin tümöre ait genetik özellikleri Batı’dan çok farklı değil. Özellikle Amerika’da siyah ırkta çok daha saldırgan bir moleküler tiple karşılaşılabiliyor. Türkiye’deki yaklaşım orta ve doğu Avrupa’dan biraz daha iyi diyebilirim. Batı Avrupa ve Amerika’da da benzer özellikte diyebilirim. Örneğin İngiltere’de 3 yılda bir mamografik tarama yapılıyor, randevuların çok geç verildiği söyleniyor. İskandinav ülkelerinde de benzer şekilde. Meme kanseri sıklığı da çok arttı. Kadın artık bizim büyükannelerimizin yaşadığı bir ortamda yaşamıyor. Kadının sosyal, ekonomik yaşam koşulları zorlaştı. Daha az ve daha geç doğum yapmak zorunda daha çok strese sahip. Ve stresle meme kanserinin ciddi bir ilişkisi var. Beslenme koşulları değişti, hareket alanı azaldı. Belirti memede bir kitledir, film çekilir ve tümör çıkabilir. Genç kadınlar kendini muayene etmeyi 20 yaşından sonra her ay yapacak. 20-35 yaş arasında iyi huylu tümörler çok görünebilir, ancak ne bulunursa bulunulsun kadın hemen bir doktora gitmek durumunda. Genç kadınlarımıza şunu tavsiye ediyorum, sağlıklı yaşamayı öğrenmek lazım. En başında vücut kitle endeksi düşük tutulursa bu da meme kanseri riskini yüzde 30 azaltıyor. Bu hastalık çok sık görünüyor ama biz çok iyi tedavi ediyoruz. Erken tanı şansı var, uzun süre yaşama şansı var.”

Görünmeyen savaş: Meme kanserinin psikolojik boyutu

Uzman Psikolog Tuana Nur Yazıcılar ise, meme kanserinin psikolojik boyutunu, çocuklara nasıl anlatılması gerektiğini ve yakınların yapması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Bir kadın kanser kelimesini duyduğunda dünyası başına yıkılıyor. Çünkü zihnimizde her zaman kanser sonucu ölümle sonuçlanacak gibi canlanabiliyor. Maalesef bu yüzden de hemen geleceğe dair kaygılarımız belki geride bırakacağımızı düşündüğümüz kişiler çocuklarımız eşimiz ya da ailemiz aklımıza geliyor. Bununla beraber tabii ki bu hastalık kişinin hayatında belli bir dönemde meydana geliyor ve o süreçteki rutinleri işe gidiyorsa işi planları hepsi alt üst oluyor. Ve bu yüzden çok büyük bir şok tepkisiyle karşılaşıyoruz biz genelde özellikle rutin taramalarda çıktığında kişiler hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaştıkları için zorlanabiliyorlar. Ancak tüm bu belirtiler aslında kişinin ilk duyduğundaki belki ağlaması, öfkesi ya da kaygıları normal kabul ettiğimiz tepkiler. Sonrasında biz tanıyı aldıktan sonra oturup en az birkaç gün kişinin kendisine vakit ayırıp durumu değerlendirmesini istiyoruz. Tabii ki elbette bunu güvenilir bir hekimle beraber güvendiği hekimiyle beraber yapmasını istiyoruz. Çünkü bu noktada kişi bu kaygıya işte çocuklarıyla alakalı kaygılar olabilir kendi geleceği belki bedensel özellikleri yaşayacağı yan etkiler değişimler bunlarla ilgili çoğu zamanda aslında gerçekçi olmayan birçok düşünce. En umumsuz senaryo diyoruz ya kişinin aklına gelebilir. Bunlarla baş ederken hem yakın desteği yani yakınlarımızdan gördüğümüz destek hem de güvenliğimiz bir hekimle bu yola devam etmek çok kıymetli. Çünkü bütün bu kaygıların yönetilebilir olduğu aynı zamanda da bu süreçte normal olduğunu biz vurguluyoruz. Tabii ki artık günümüzde özellikle kanser tanıtı alan hastalarımıza psikolojik desteğin de bu süreçte tanı anından itibaren çok kıymetli olduğunu da bu yüzden vurguluyoruz. Çünkü bu belirtilerin hepsi baş edilebilir belirtiler ancak bu süreçte elbette ilk tanı anında zorlanmalar da mevcut. Yani yakınımıza evet iyi niyetle olmakla beraber bir başkasının öyküsünü anlatmak, o da işte meme kanseri atlatmıştı bak böyle olmuştu. Ya da işte sen güçlüsün, sen başarırsın, senin çocukların var, güçlü olmak zorundasın gibi söylemler. Maalesef ki kişiyi motive etmekten ziyade duygularını saklamasına, bastırmasına, üzerinde çok ciddi bir yük, sorumluluk hissetmesine sebebiyet verebilir. Çünkü kişi bazen gerçekten güçlü olamayabilir. Kadınlar genellikle bize şunu söyler der ki ben güçlü hissetmiyorum ve güçlü olmak da istemiyorum şu anda. Yani yorgunum, zor bir şeyle baş etmeye çalışıyorum ve bazen de yıkılabilirim, bazen zorlanabilirim. Mesela işte ameliyat oldu diyelim 2'ye sonrasında tedavi sürecimiz var süreç boyunca kadın hiçbir belirti vermiyor. Bütün duygularını saklıyor ve sonra bütün süreç tam anlamıyla bitti, tedavimiz bitti atlattık dediğimiz noktada kadın çok ciddi bir depresif belirti vermeye, kaygı bozukluğu yaşamaya başlayabiliyor. Yani o zamana kadar içinde tuttuğu her şey bir noktadan sonra patlıyor ya da farklı şekilde ortaya çıkabiliyor.”

Çocuklara nasıl anlatılmalı?

“Çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun çocuklar ev içerisindeki anne babasının ruh halindeki değişimleri fark ederler. Ve hayatta bizi en çok kaygılandıran şey de belirsizliktir. Çocuk da neden böyle olduğunu, evde bir sorun var işler yolunda gitmiyor ama bana bir şey söylemiyorlar kaygısıyla çok daha fazla kaygılanabilir. Belki gerçek olmayan şeyler düşünebilir, daha kötü senaryolar zihninde canlanabilir. O yüzden çocuk en güvenilir bilgiyi anne babadan alır. Tabii ki bir anne için bu süreci çocuğuna anlatmak hiç de kolay değil. Daha basitleştirerek çok fazla tıbbi terim içermeden anlatılabilir süreç. Yani ufak bir işte burada yuvarlak bir top var bunu alacaklar denebilir. İyileşmem için bazı yan etkileri olacak bazen daha yorgun halsiz hissedebilirim denebilir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала