“Mekke Anlaşması tüm kapıları açıyor, asker göndermenin önünde engel yok”

© Sputnik
Abone ol
Mekke Anlaşması maddelerinin her kapıyı açabilecek anahtarlar barındırdığını belirten Musa Özuğurlu, tezkereye dahi ihtiyaç olmadan asker gönderilebileceği görüşünde. Katar’ın anlaşmadaki teknik eksikliklere vurgu yaptığını belirten Özuğurlu, Mısır’ın ise Türkiye’nin ısrarıyla ittifaka katılacağı görüşünde.
Meclis gündemine sunulan Mekke Anlaşması, esnek maddeleri ve ucu açık tanımlarıyla Türkiye’ye Meclis tezkeresine dahi gerek kalmadan anlaşma kapsamında belirlenecek ülkelere askeri personel gönderme imkanı tanıyor.
Anlaşma metni, askeri teknoloji transferinden insan gücü takviyesine kadar geniş bir hareket alanı sağlarken bölgesel denklemde ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Muhalefetin Yemen’e asker gönderilmesi kapısının aralandığı yönündeki eleştirileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "seferberlik" vurgusu dikkat çekerken Husilerin saldırıları karşısında askeri sıkışmışlık yaşayan Suudi Arabistan’ın durumu, Mısır’ın ittifaka katılım süreci ve bölge ülkelerinin çelişen diplomatik dengeleri anlaşmanın sahadaki uygulanabilirliğini zorlaştırıyor.
Mekke Anlaşması maddelerinin satır aralarını ve Yemen’e asker gönderme gündemini gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.
“Mekke Anlaşması maddeleri hükümetlere esneklik sağlıyor”
Mekke Anlaşması’nın maddelerinin, ülkelerin birbirlerine askeri unsur gönderme kapılarını açtığını belirten Özuğurlu, bir tezkereye dahi ihtiyaç olmayacağı görüşünde. Özuğurlu, askeri gücün Yemen’e gönderilmesi halinde işlerin değişeceğini düşünüyor:
“Mekke Anlaşması metninin hazırlayanlar ustaca her kapıyı açabilecek anahtar bırakmış. Bu metin, birtakım politikalar doğrultusunda ilgili devletlerin hükümetlerine bir esneklik sağlanıyor. Tarifler çok geniş tutulduğu için herhangi bir tarif altında birbirlerine askeri teknolojiyi ya da doğrudan insan unsuru göndermenin kapıları tamamen açılmış durumda. Türkiye’de hükümet, bu anlaşma doğrultusunda ‘Ben buraya insan gücü gönderiyorum’ da diyebilir. Bunun önünde engel yok. Asker gönderilmesi tezkeresinin de Meclis’e getirilebileceğinden bahsediliyor. Bugüne kadarki asker gönderme tezkerelerinin Birleşmiş Milletler’in ya da Türkiye’nin birtakım anlaşmalarla belirli süreli görev için yapıldığını biliyoruz. Buna Suriye de Irak da dahil. Mekke Anlaşması’ndaki tarif de bu imkanı tanıyor. Tezkere ne gibi bir tarifle gelecek bunu şu an bilemiyoruz. Askerin gönderilecek olması durumunda tezkereye ihtiyaç duyulabilir. Gidecek olan birliğin ne yapmak üzere gideceği sorusu da beraberinde gelecektir. Tezkereyi beklemek lazım. Türkiye, tezkere hazırlanmasa bile şu anda Suudi Arabistan ya da Pakistan’a bu anlaşma Meclis’ten geçtiği durumda birlik olarak adlandırılmasa da askeri personel götürebilir. ‘Yemen’e asker gönderilecek mi?’ sorusu da soruluyor. Bu anlaşmaya bağlı bir şey değil. Tezkere getirilirse Yemen de işin içine katılabilir. Katılırsa nitelik değişir. Suudi Arabistan özelinde zaten şu anki anlaşma Türkiye’ye her türlü insan gücünü göndermenin tarifini yapıyor.”
“Katar, anlaşmanın teknik eksiklerine vurgu yapıyor”
Anlaşmaya dair İsrail’den farklı yorumlar yapıldığını belirten Özuğurlu; Katar’ın ise anlaşmanın uygulanabilir olmadığını düşündüğünü aktardı. Özuğurlu, anlaşmanın Meclis’e pek çok tartışma başlığıyla geleceğini ifade ediyor:
“Suudi, Katar, Mısır ve İsrasil basınına bakınca karşılıklı birtakım iddiaların öne sürüldüğü ya da birbiriyle çok farklı vurguların yapıldığı makalelere rastladım. İsrail’de, bunun İsrail için bir tehlike oluşturabileceğini savunanlar da var fırsat olacağını savunanlar da var. İsrail’de ‘ABD’nin İran’a karşı olması ve Suudilerin İran ile rekabet yaşaması bizi rahatlatır’ diyenler de var. Suudi Arabistan ve Türkiye’nin bir araya gelmesinden ötürü ‘Sünni eksen’ vurgusunun önlerine çıkabileceğini düşünüyorlar. Suudi Arabistan’da ise Şarkul Avsat gazetesinde anlaşmanın olumlu bir anlaşma olduğu ve bölge barışına katkıda bulunacağı yorumları yapılıyor. Katar benim çok ilgimi çekti. Katar’ın Suudi Arabistan ile yaşadığı tarihsel rekabet içinde kendisini yalnız hissetmesiyle de ilgili. Katar, anlaşmanın kendilerince tarafsız bir şekilde teknik eksikliklerine vurgu yapıyor. ‘Türkiye, İran ile ne yapacak, tavır alabilir mi?’, ‘Suudi Arabistan, Pakistan’ın yanında net biçimde yer alabilir mi?’ diye soruyorlar. Suudi Arabistan’ın Hindistan ile 50 milyar dolarlık bir ticaret hacmi olduğunu söylüyorlar. ‘Hindistan ile Pakistan arasındaki sorunlar düşünülünce Suudi Arabistan tavır alabilecek mi?’ diyorlar. Anlaşmanın uygulanabilirliği bakımından bu ülkelerin sahip oldukları diğer ikili ya da çoklu ilişkiler sebebiyle zorluklarla karşılaşabilecekleri ve anlaşmanın pratiğe geçirilemeyeceği eleştirisi var. Pakistan ile İran’ın aslında herhangi bir sorun yaşamadığı ve Pakistan’ın da aynı pozisyonda olacağı vurgusu yapılıyor. Her üç ülke için bu anlaşmanın hayata geçirilmemesi için birtakım sebepler olacağı vurgusu var. Tam da böyle bir ortamda bu anlaşma Meclis’e getirilmiş durumda. Komisyonda muhalefet eleştiri getirecektir. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı ‘seferberlik’ kelimesi bundan 100 sene önce de Yemen ile ilgili kullanılmıştı. Erdoğan bunu seçerek mi kullandı bilmiyoruz ancak ‘Yemen’e asker mi gönderiyoruz?’ anlamında söylemiş olabilir. Muhalefetin görüşü ise tam tersi. Yemen’e asker gönderme kapısının da açık olduğunu iddia ediyorlar. Bu anlaşma Meclis’e bu tartışmalarla gelmiş olacak”
“Geri adım atması beklenen Husiler tam tersini yapıyor”
Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki köklü ihtilafa vurgu yapan Özuğurlu, Husilerin tüm baskılara rağmen geri adım atmadığını belirtti. Özuğurlu’ya göre Suudi Arabistan büyük bir çaresizlik içinde:
“Tarihsel olarak Yemen ile Suudi Arabistan arasında ihtilaf söz konusu. Yemen iddiasından vazgeçmiyor. Batı’dan Husilere dönük kınama mesajları var. Suudi Arabistan’ın 2015’te oluşturduğu koalisyonunun topyekun Husilere yüklenme, saldırma ihtimali var. Husilerin geri adım atması beklenir ancak tam tersini yapıyorlar. Husilerin bu tavrı Suudi Arabistan’ın zayıflığını gösteriyor. Taiz, çok önemli bir noktada yer alıyor. Ülkenin tam ortasında yer alan bir kilit nokta. Aden, hükümetin geçici başkenti. Sana ise Husilerin elinde. Babülmendep ise Batı’da da Kızıldeniz var. Taiz bunların tam ortasında yer alıyor. Yemen’de hükümet güçlerinin hedefi Taiz’i ele geçirmekti. Şu ana kadar ilerleme kaydedemediler. Husiler, Aden’i de bombalıyor. Suudi Arabistan’a dönük saldırılarına da son vermediler. Suudi Arabistan da savunma sistemlerine sahip. Bunlar da Husilerin saldırılarının önüne geçemiyor. Suudi Arabistan büyük bir çaresizlik yaşıyor. Husiler ile arabulucu olmaları için İran nezdinde bir girişimde bulunacaklardır. İran’ın böyle bir talebi olduğu daha önceden basına yansımıştı. İran bunu ABD’ye karşı kullanmaya çalışacaktır. Husilerin şu ana kadar hiç geri adım atmadıklarını da görüyoruz. Hükümet güçleri Taiz’de ya da Kızıldeniz’in iç bölgelerinde üstünlüğü sağlayamadı. Husiler herkesi şaşırtacak biçimde savaşmaya devam ediyor. Taiz ile ilgili olarak Husilerin iddiası birtakım yerlere sızdıkları yönünde. Güney tarafını özellikle hedef olarak belirlemişler. Bu da Suudi Arabistan’ı daha da zorlayacaktır. Mekke Anlaşması’nın Yemen üzerinde şu an için psikolojik bir etkisi yok”
“Sisi, ekonomik krizi aşmanın yolunu arıyor”
Özuğurlu, Mısır’ın pozisyonuna da dikkat çekerek Sisi’nin içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmanın derdinde olduğunu söyledi. Özuğurlu; Mısır’ın, Türkiye’nin ısrarıyla Mekke İttifakı içinde yer alacağı görüşünde:
“Mısır’ın pozisyonu çok ilginç. Türkiye’nin Mısır’ın anlaşmaya alınması için girişimde bulunduğu söylenmişti. Ancak Mısır Yemen coğrafyasının ne kadar zor olduğunun farkında. Suudi Arabistan son zamanlarda yaşadığı problemler sebebiyle Mısır yönetimine sıcak bakmıyor. Suudi Arabistan’ın Mısır’a yatırımları oldu ancak buna rağmen aralarında bir problem söz konusu. Mısır, şu andaki konjonktürü kullanarak bunu aşmaya çalışıyor. Sisi’nin şu anda içinde bulunduğu ekonomik krizi aşmasının bir yolunu bulması gerekiyor. Sisi, ‘2030’a kadar iktidardayım sonra olmayacağım’ demek zorunda kaldı. Sisi’nin bu hamlesini ekonomiye ve kendi durumunu sağlamlaştırma çabasına bağlıyorum. Suudi Arabistan ile aralarındaki probleme dair net bir açıklama yok. Mısır, Türkiye’nin de ısrarıyla Mekke Anlaşması ittifakı içinde yer alacak. 16 maddelik metinde ‘çekirdek taraflar’ ve ‘taraflar’ tarifi var. Bu da ittifakın başka ülkelere açık olduğu anlamına geliyor”

