- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Eylemlerin nedeni kapitalizm ve neoliberalizmin çıkmazı, Avrupa Birliği’ne karşı olmak gerek”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 20.10.2026
Abone ol
Ahmetcan Uzlaşık, Avrupa ülkelerini saran eylemlerin ortak noktasının kapitalizmin içine girdiği çıkmaz olduğunu belirtti. Uzlaşık’a göre ilk olarak bütçe kısıtlamalarındaki daralmanın asıl sebebi olan Avrupa Birliği’ne karşı olmak gerek.
Avrupa genelinde ivme kazanan kitlesel eylemler; kıtanın derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal krizini gözler önüne seriyor. Fransa’dan İspanya’ya, Belçika’dan Almanya’ya kadar uzanan toplumsal dalgalanmalar; kamu kaynaklarının yetersizliği, yükselen konut krizleri, barınma sorunları ve gelecek kaygısı yaşayan genç nesillerin yanı sıra güvencesiz çalışma koşullarına hapsedilmiş geniş halk kesimlerini sokaklara döküyor.
Avrupa Birliği’nin küçülen sanayi üretimi, ucuz enerji kaynaklarına erişimin kesilmesi, artan savunma harcamaları ve refah devletinin tasfiyesine dayalı politikaları, farklı ülkelerde somut kıvılcımlarla patlak veren toplumsal muhalefeti aynı potada buluşturuyor. Avrupa müesses nizamının siyasi kavramları yeniden tanımlayarak sol hareketleri marjinalleştirip sağ popülist figürleri merkeze çekme çabalarına rağmen sokak isyanları, sandık siyasetinin ötesinde halkın sistemik çıkmazlara karşı yükselttiği en doğrudan tepki olarak öne çıkıyor.
Avrupa’daki siyasi tabloyu ve eylemlerin zeminini gazeteci Ahmetcan Uzlaşık ile konuştuk.

“Avrupa, rekabetçi olmanın faturasını halka kesiyor”

Avrupa geneline yayılan eylemlerin ortak çıkış noktasının Avrupa kapitalizminde yaşanan çıkmaz olduğunu söyleyen Uzlaşık, sokağa çıkan insanların güvencesizliğine de vurgu yaptı. Uzlaşık, gençlerin gelecek kaygısı taşıdığı görüşünde:
“Eylemlerin her ülkede farklı bir somut çıkış noktası var ancak bu noktalar bir yerde buluşuyor. Bu nokta da Avrupa kapitalizminin çıkmazda olması. Çelişkilerin en çok ayyuka çıktığı dönemdeyiz. Avrupa Birliği’nde imalat sanayisi küçülüyor, Çin’den gelen baskıyla mücadele edemiyorlar. Yeşil dönüşüm adı altında kritik minerallerden diğer yatırımlara kadar pek çok alanda üçüncü ülkelere bağımlılar. ABD ile Transatlantik ilişkilerde sorun yaşayan ve savunma harcamalarını artıran, ucuz Rus gazına erişemeyen bir Avrupa Birliği ile karşı karşıyayız. Refah devletinin küçüldüğü ve Avrupa’nın rekabetçi olmanın faturasını geniş halk kesimlerinden çıkarttığı bir durumdayız. Bundan ötürü farklı ülkelerde farklı somut çıktılar görüyoruz. Fransa’da yaşananlar eğitime yeterince kamu kaynağının aktarılmaması dolayısıyla çıktı. İspanya ve Portekiz’de ise konut krizi var. Bu yeni bir olay değil ancak bazen toplumsal olaylar küçük kırılmalarla gerçekleşiyor. Maria Carmen 87 yaşında evinden çıkartıldı ve hayatını kaybetti. Bu orada bir kıvılcım yarattı ve bir yangına dönüştü. Arvanutluk ve Sıbristan’da da mevcut hükümetlere tepki var. Arnavutluk’ta farklı bir durum var gibi ancak orada da gençlerin bunun önünü çekmesi ortak payda. Fransa’daki olaylar lisede başladı ve orası Paris’in bir banliyösü. Göçmen ağırlıklı, sosyoekonomik olarak kötü durumdaki insanların yaşadığı, büyük şehirlerde hizmet sektöründe çalışan, şimdilerin banliyölerine sıkışmış insanlar bunlar ve bu insanlar güvencesiz. Eylemler bir banliyöde çıkıp tüm ülkeye yayıldı. Sokağa çıkan kesim, bu dönüşümden en çok etkilenen kesimler. Göçmenler, gençler, lise ve üniversite öğrencileri...Öğrenciler okurken geçinemiyor yeni mezun işsizliği de çok fazla. Bunlar belli bir yaş grubundaki insanları daha çok etkiliyor. Bir önceki jenerasyon daha kolay mülk alabilen ve birikim yapabilen bir jenerasyondu. İyi bir okula gidip iyi bir işte çalışmak demek araba ve ev sahibi olmak demekti. Ancak böyle bir şey kalmadı. Böyle bir durumda gelecek kaygısı oluşuyor. Bu da bugünkü eylemleri ateşleyen nokta. Arnavutluk’ta da, Fransa’da da, Belçika’da da gençler ön planda.”

“Almanya’da zaten aşırı sağ bir iktidar var”

Avrupa’daki parti ve siyasiler için kullanılan ‘aşırı sağ’ tabirinin mevcut yönetimler için de kullanılabileceğini ifade eden Uzlaşık, Fransız siyasetçi Melenchon’un da parlamenter sisteme entegre olduğunu söyledi. Uzlaşık’a göre ‘aşırı sağ’ olarak ifade edilen isimleri Avrupa müesses nizamı sayesinde iktidara gelebiliyor:
“Avrupa medyasında kullanılan ‘aşırı sağ’ tabiriyle bir sorunum var. Bu tabiri bize yedirdiler ve sürekli bunu duymaya başladık. Hristiyan Demokratlar zaten aşırı sağ. Onlardan daha kötü bir iktidar düşünemiyorum. Gazze’deki soykırıma destek veriyorlar, gösterileri yasaklıyorlar ve ülkeyi NATO’ya entegre etmiş durumdalar. Almanya’da zaten aşırı sağ bir iktidar var. AfD’yi öven bir yerden söylemiyorum ancak bu siyasi kavramlar öyle yapılandırıldı ki şu an kelime eksikliği yaşıyoruz. Melenchon gençliğinde Troçkist bir harekette yıllarını geçirmiş Fransız siyasetinde önemli bir figür. Ancak 32 senesini Sol Parti’de geçirmiş ve parlamenter sisteme entegre olmuş bir yerde siyaset yapmış. Sonrasında Boyun Eğmeyen Fransa’yı kurmuş ancak ‘aşırı sol’ denen Melenchon devrimci bir figür değil. Melenchon, eylemlerin önünde yer alıp parlamento harici bir çözüm arayacak biri değil. Melenchon protestoları kanalize edip hükümete talep sunuyor. Melenchon’a ‘aşırı sol’ denmesi üzerine beyin fırtınası yapılmalı. ’Bu protestolar aşırı sağa, merkeze yarar’ söylemleri var. Protesto bir siyaset biçimidir oysa. Siyaseti sandık siyaseti olarak algılamak zorunda bırakıldığımız için sandık hariç hiçbir şey siyaset değilmiş gibi anlatıyorlar. Oysa sokak isyanları da siyasetin uzantısıdır. Le Pen zaten bu eylemler öncesinde de merkezin hangi adayı çıkardığından bağımsız şekilde anketlerde öndeydi. Le Pen’i getiren koşullar zaten Avrupa müesses nizamının yarattığı koşullar. Merkez, hem sokak hareketlerini hem de Le Pen’i aynı anda güçlendiriyor. Eylemlerin kime yarayacağı yönündeki yüzeysel analizlerden çıkılmalı. Merkez bugün hem sokak hareketlerine başka bir alternatifi hem de Le Pen’i düzendışı bir aktör olarak gördüğü için iktidarı ona vermek istiyor. Fransa’da eylemlere konu olan şeylerden biri kamu kaynaklarının artırılması. Buradan eğitim ve sağlığa ayrılan payın artırılmasını savunuyorlar. Avrupalılar savunmaya para harcıyor. Almanya’da da eylemler oluyor ve oradaki eylemlerin sebebi gençlerin askere gitmek istemiyor olması. Fransa’daki eylemleri 1968 ile kıyaslamak gerekirse o yılda daha basit bir sistem vardı. Ulusal sermaye kuvvetliydi ve iİmalat sanayisinin ekonomideki payı daha büyüktü. 1968’deki Renault fabrikasında on binlerce kişi çalışıyordu ve oradaki sendikal kuvvet daha farklıydı. Şu an ise prekaryalaşan ve dağılan bir işçi sınıfı var. Bunların içinde hademe, mağaza çalışanı ve kurye gibi insanlar var. Fransa, Avrupa Birliği ülkeleri içinde sendikalılık oranı en düşük ülkelerden biri. 2019 verilerine göre toplumun sadece yüzde 10’u sendikalı. Mavi yakanın da ekonomideki payı azaldı. Fransa’da eylemler yapılıyor ancak uluslararası sermayenin çok kuvvetlendiğini unutmamak gerek. Bir ülkede ulusal harekete girişmek ve kazanım elde etmek genel anlamda gerileyişi durdurmuyor. Önce Avrupa Birliği’ne karşı olmak gerek. Bu bütçe kısıtlamalarını Avrupa Birliği dayatıyor. Avrupa Birliği demokrasiden çok uzak bir yapı. Avrupa Birliği elitist bir yapı. Belçika’da yüz binlerce kişinin katıldığı Filistin eylemleri düzenleniyor ancak Ursula von Der Leyen İsrail Cumhurbaşkanını ararken yüzü kızarmıyor. Çünkü durumu değiştirebilecek kademeler kalktı. Kendi başınıza bu sisteme bir yere kadar direnebilirsiniz. Solcu olduğunu düşünmüyorum ama Pedro Sanchez dahi karşıtlığı Avrupa Birliği seviyesinde kurmak lazım. Bu eylemlerin bir şeyi değiştirmesi zor”

“Ukrayna’ya gerekli destek veren siyasetçi ‘makbul’ oluyor”

Avrupa’daki işçi sınıfının yapılandığını belirten Uzlaşık, ‘makbul’ siyasetçi olmak için Ukrayna’ya gerekli destek açıklamasının yapılması gerektiğini söyledi. Uzlaşık’a göre Le Pen ve Merz gibi isimler iktidara yaklaştıkları durumda düzen karşıtı yapıları zayıflatıyor:
“Eylemlere ulusal bazda bakıyoruz. Ancak 1968’den beri Avrupa kıtası çok değişti, işçi sınıfı yapılandı. 1968’de 10 milyon insan greve çıkmıştı ve o zamanki ülke nüfusu 50 milyondu. Şu an böyle bir tablo yok. Sendikalar destek veriyorlar ancak onlar da sistemin parçası zaten. Ayrıca eylemler Melenchon’u da etkileyecektir. Sağ popülistlerden medet umanlar var. AfD, Le Pen, Geert Wilders gibilerden medet ummak gibi. İtalya’da Meloni iktidara gelmeden önce Meloni’ye faşist diyorlardı. NATO’da Belçika Savunma Bakanı Meloni ile fotoğraf paylaşıp “Merkez sağın kraliçesi” yazdı. Meloni’nin ne zaman merkez sağın kraliçesi olduğunu kaçırdım. Müeesses nizamın beklediği bazı şeyler var. Ukrayna’ya destek bunlardan biri. Ukrayna’ya destek konusunda gerekli taahhütler veriliyorsa makbul bir siyasetçi olunuyor. Merz aşırı sağcı aslında ancak kendisi bu gereklilikleri yerine getirdiği için merkez sağ deniyor. AfD ile Merz’in farkı yok. Le Pen ise daha sosyal muhafazakardı. Bu kişiler iktidara yaklaştıkları zaman düzen karşıtı yapılarını zayıflatıyorlar. Avrupa medyasında Le Pen yıllarca yerden yere vuruldu. Şu an Melenchon ile Le Pen karşı karşıya kalma ihtimali var. Le Pen’i daha kabul edilebilir biri haline getirildiğini Melenchon’ın ise daha kabul edilemez gösterileceğini göreceğiz. Merkez Avrupa medyası Melenchon’un sokak hareketlerini körüklediğini yazıyor ancak Melenchon her gün yağmalamayı desteklemediğini söylüyor. Melenchon’u yavaş yavaş marjinalize edip Le Pen’i merkeze çekiyorlar. Bu bütün Avrupa Birliği’nde böyle işliyor. Düzen dışı aktörler Avrupa Birliği ve NATO’ya karşı çıkarlar iktidara gelmeye yakın oldukları vakit bu siyaseti bırakırlar. Çek Cumhuriyeti’nde Andrej Babis, iktidara gelmeden önceki hafta ‘Benim ne AB’den ne NATO’dan çekme niyetim var’ dedi. Muhalefetteyken ise tersini söylüyordu. Düzen karşıtı kişiler sahada böyle bir profil yaratıp iktidara gelebilmek uğruna bunu kenara bırakıyor. Avrupa’daki sermaye fraksiyonları ise ‘Göçmen karşıtlığı yapacaklar ancak soldan birinin gelmesinden iyidir’ diye düşünüyorla. Öte yandan anketlere çok güvenmiyorum ancak Fransa’da Le Pen ilk turu açık ara farkla bitiriyor. Melenchon ve sol Le Pen’e karşı Macron’u destekleme hatası yaptı. Melenchon ve Le Pen ikinci tura kalırlarsa Macron ya da merkez seçmen Melenchon’a mı Le Pen’e mi oy verir? Asıl soru bu. Macron’a oy verdikleri için pişman olmuşlardır ancak merkezdekiler bakalım kime oy verecek?”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала