Eski HDP Milletvekili Bilgen: ‘Öcalan DEM Parti’yi sola çekecek; CHP ile ittifak daha gerçekçi’

‘DEM Parti ile Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ittifak yapabilir’
“Benim kişisel tahminim şu: Öcalan bu sefer sanki partiyi daha sola çekecek ve ‘Biz Türk solu sayesinde ortalama sol değiliz. Kendimiz öncü soluz’ gibi bir pozisyon olacağını düşünüyorum. Biraz daha iddialı bir şey söyleyeyim: Kılıçdaroğlu’nun aday olduğu 2023 seçimlerindeki ittifak dağıldı. Şimdi CHP de ikiye bölündü. Peki muhalefet bu parçalı yapıdan nasıl çıkacak, nasıl ittifaklar gelişecek? Bence Kürt siyasetinin pozisyonu burada belirleyici olabilir.
Bazıları Dem Parti’nin Cumhur İttifakı’na destek vereceğini söylüyor. Ben bunu hiç beklemiyorum. Mecliste anayasa veya Cumhurbaşkanının yeniden adaylığına ilişkin düzenlemelerde iş birliği olabilir. Ancak sandıkta böyle bir tutum alınacağını düşünmüyorum.
Bana daha gerçekçi gelen, DEM Parti ile Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığındaki CHP’nin ittifak yapması ihtimali. Yeni Parti’yi ise İYİ Parti, daha milliyetçi partiler ve liberal partilerle iş birliğine daha yatkın görüyorum. Eğilimin o yöne gittiğini düşünüyorum.
Dolayısıyla ana muhalefet nasıl şekillenecek? Partiler ve Meclis ekseninde baktığımızda, daha liberal ve milliyetçi bir muhalefet mi öne çıkacak? Yoksa sosyal demokrat, Kürtleri ve Alevileri de kapsayan bir toplumsal muhalefet mi ana muhalefet olacak? Bence ülkenin kaderini belirleyecek ana hatlar bunlar. Kişilerden önce politik hatlar belirleyici olacak.
Kürtlerin ayrı bir partiye sahip olması, biliyorsunuz, SHP’den kopuşla gerçekleşti. SHP içindeki milletvekilleriyle Paris Konferansı sürecinde uzlaşma sürdürülemedi ve süreç ayrı bir parti kurulmasına evrildi.
Sanki yeniden başa döneceğiz. Kurucu parti CHP’yi kastediyorum; onun bünyesinde, onunla birlikte, otuz yıl öncesine dönerek bu anlayışı başka bir tartışmayla yeniden konuşacağız diye tahmin ediyorum.
Artık kimlik siyasetlerini geride bırakmamız gerektiğine inanıyorsak, hele iki turlu bir cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tur için iki blok oluşacaksa, kimlik siyasetlerini aşabilecek iki merkez var. Birisi bugün Cumhur İttifakı’nın temsil ettiği milliyetçi ve muhafazakâr merkez, diğeri ise sosyal demokrat ve sol çizgi.
Kürt sorununun başlangıcını CHP’nin ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki uygulamalarında görüyorsak, bugün çözümünün de orada bir yüzleşmeyle ve yeni bir toplumsal barışın inşasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.”
‘Siyaset kişisel kariyer ve rant aracına dönüşüyor’
“Türkiye’de bir süredir siyasetin kendisi yapısal olarak sanki kişisel kariyer, hızlı zengin olma, ranta kolay ulaşma aracına dönüşmüş durumda. Politik perspektif ile ilgili arayışlar bir tık geriye gitmiş gibi. Bütün siyasi alanı kuşatmış bir durum var. Milliyetçiler, muhafazakarlar, sol ve sosyal demokrat siyaset içinde; Kürt, Türk, Alevi ayrımı olmaksızın herkes bir yol ayrımında gibi görünüyor. Bir tarafta toplumsal sorunlarla ilgili siyaset yapma arzusu, diğer tarafta ise siyaseti kendisi için kullanma, sloganları ve söylemleri araçsallaştırma eğilimi var.
Siyasette artık eski ideolojik tartışmalardan önce şunu konuşmamız gerektiğini düşünüyorum: Önceliğimiz toplum, kamu ve toplumsal yarar mı? Yoksa şahsi ikbalimiz, menfaatimiz ve kariyer planlarımız mı?
Önceliğimiz toplumsa, toplum için önerilerimizi tartışmak anlamlı olur. Ama yan yana göründüğümüz, aynı partide ve aynı safta durduğumuz insanlar başka niyetlerle siyaset yapıyorsa aynı sloganları atmamız, aynı bayrağın altında durmamız ve aynı çatı altında siyaset yapmamız bence çok fazla bir şey ifade etmiyor.”

