- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Gazeteci Taşdelen: ‘Rusya karşıtı politikalar Fransa’yı bugünkü krize sürükledi’

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 14.10.2026
Abone ol
Gazeteci Ali Rıza Taşdelen, neoliberal ekonomi politikaları ile Rusya karşıtı dış politikanın Fransa’yı borç, enerji ve siyasi krize sürüklediğini söyledi. Öğrenci eylemlerinin sistem karşıtı bir harekete dönüştüğünü belirten Taşdelen, NATO’ya karşı çıkan ve Rusya’yla dostluğu savunan partilerin yükselişe geçtiği görüşünde.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Gazeteci Ali Rıza Taşdelen, Fransa’daki öğrenci olayları ile ekonomik ve siyasi krizi değerlendirdi. Öğrenci eylemlerinin nedenlerini ve taleplerini anlatan Taşdelen, Rusya karşıtı politikaların ülke ekonomisine etkisi ile NATO karşıtı partilerin yükselişini ele aldı.

‘Neoliberal politikalar Fransa’yı borç ve enerji krizine sürükledi’

Taşdelen, 40 yıldır uygulanan neoliberal politikaların Fransa’da kamu hizmetlerini ve sosyal hakları zayıflattığını söyledi. Kamu borcunun milli gelirin yüzde 119’una ulaştığını belirten Taşdelen, Rusya karşıtı politikaların yol açtığı enerji krizinin enflasyonu artırdığını; sanayicileri, çiftçileri ve dar gelirli aileleri ağır biçimde etkilediği görüşünde:

“Gelişmiş Fransa, Avrupa gerilerde kaldı. Bu sorunların temelinde, 40 yıldır uygulanan neoliberal ve küreselci politikalar var. Kamu hizmetlerini zayıflatan, sosyal hakları gerileten, işsizliği ve özelleştirmeleri artıran bu politikaların son temsilcisi olarak Macron’u gösterebiliriz. Fransa’nın kamu borcu, 2026’nın ikinci çeyreğinde millî gelirin yüzde 119’una, yani 3 trilyon 600 milyar euroya ulaştı. Bütçe tahminlerine göre borç faizlerinin 2026’da 79 milyar euro, 2027’de ise 91 milyar euro olması bekleniyor. Bu rakamlar birçok bakanlığın bütçesinden büyük. Diğer taraftan savunma harcamaları artırılıyor. Örneğin 2027’de savunmaya 6,4 milyar euro ek kaynak ayrılması planlanıyor.

Neoliberal politikaların bir de siyasi yönü var. Avrupa’daki küreselci liderler, özellikle Macron, ABD’nin ve bilhassa Biden yönetiminin peşine takılarak Rusya düşmanlığını temel bir politika hâline getirdi. Ukrayna’yı askerî ve mali olarak destekleyen bir konuma geçti. Fransa, son dört yılda NATO’nun genişlemesi ve Rusya’nın çevrelenmesi politikalarını izledi.

Rusya da buna karşılık verdi. 2022’de gaz musluklarının kapanmasıyla büyük bir enerji krizi ortaya çıktı. Bu kriz, Avrupa ve Fransa ekonomisini tarumar etti. Enerji meselesi yalnızca ısınma veya evlerde kullanılan cihazlarla sınırlı değil; sanayiyi ve ulaşımı da etkiliyor. Bunun sonucunda büyük bir enflasyon ve pahalılık başladı. Bu durum bütün toplumu vurduğu gibi çiftçileri de çok ağır etkiledi. Mazot ve gübre maliyetleri nedeniyle çiftçiler ciddi sıkıntılar yaşıyor. Toplumda büyük bir huzursuzluk var. Eyleme çıkan liselilerin geçinemeyen ailelerini de düşünmek gerekiyor.”

‘Fransa’daki gençlik hareketi bu kez okullardan yükseliyor’

Yoksul banliyölerde yaşayan gençlerin eğitim sorunlarının yanı sıra yoksulluk, ayrımcılık ve dışlanmayla karşı karşıya olduğunu ifade eden Taşdelen, geçmişte polis şiddetiyle büyüyen banliyö eylemlerini hatırlattı. Taşdelen, bu kez hareketin doğrudan eğitim sisteminin içinden ve okullardan başlamasının süreci daha ciddi hale getirdiğini belirtti:

“Gençlerin tepkisinin özellikle yoksul banliyölerde daha güçlü olduğunu görüyoruz. Çünkü buralarda sorun yalnızca eğitim değil. Yoksulluk, ayrımcılık ve dışlanma da gençlerin günlük yaşamının bir parçası. Bir gencin geleceğini çoğu zaman ailesinin geliri, yaşadığı mahalle ve gittiği okul belirliyor. Bu nedenle Fransa’da büyük bir öfke birikimi var. 2005’te iki gencin ölümü büyük bir banliyö isyanına yol açmıştı. Yine 2023’te göçmen kökenli bir gencin polis tarafından öldürülmesi ülkeyi sarstı ve büyük eylemlere neden oldu.

2005’teki olaylar Sarkozy’nin İçişleri Bakanı olduğu dönemde, 2023’teki olaylar ise Macron döneminde yaşandı. Daha geriye, 1982, 1990 ve 1995’teki eylemlere de gidilebilir. O dönemlerde polis şiddeti, gençlerin tepkisini ve eylemleri büyütmüştü. Bu kez farklı ve daha ciddi bir durum var. Hareket doğrudan eğitim sisteminin içinden, okullardan başlıyor.”

‘Fransa’daki öğrenci eylemleri sistem karşıtı harekete dönüşüyor’

Öğrenci eylemlerinin ne taleplerle sokağa çıktığını aktaran Taşdelen, bu eylemlerin giderek sistem karşıtı bir harekete dönüştüğünü söyledi:

“Liseli ve üniversiteli örgütler, 5 Ekim’de 10 maddelik bir talepler programı açıkladı. Öğretmen açıklarının kapatılmasını, okul binalarının yenilenmesini ve üniversitelerde yeni kontenjanlar açılmasını istiyorlar.

Fransa’da “Parcoursup” adlı seçici bir üniversiteye giriş sistemi var. Gençler, bu sistemin özellikle yoksul banliyölerden gelen öğrencileri elediğini belirterek kaldırılmasını talep ediyor. Ayrıca bursların ve barınma yardımlarının artırılmasını, bütün öğrencilere bir euroluk yemek verilmesini istiyorlar. Demokratik haklarının korunması ve polis müdahalelerine son verilmesi de talepleri arasında.

Öğrenci dernekleri, bu taleplerin toplam maliyetini 10 milyar euro olarak hesaplıyor ve devletin bu tutarda bütçe ayırmasını istiyor. Ancak hükümetin Meclise sunduğu 2027 bütçesinde okullar için önerilen ödenek yalnızca 1 milyar 200 milyon euro. Ayrıca bin 600 öğretmenin işine son verilmesi öngörülüyor. Çelişki de burada.

Gençler bu taleplerle sokağa çıktı ancak esas mesele artık bir sistem sorunu. 17 Eylül’de başlayan lise öğrencilerinin eylemleri, giderek sisteme yönelen bir harekete dönüştü. Katılımlara, sloganlara ve pankartlara baktığımızda bunu görüyoruz.”

‘Fransa’da sistemsel bir kriz yaşanıyor’

Öğrenci eylemlerinin Fransa’daki siyasi krizden bağımsız değerlendirilemeyeceğini dile getiren Taşdelen, “Öğrenciler ders vermeye çalışıyorlar ama karşılarında ders alacak bir hükümet yok. Çünkü Fransa’da bir de siyasi bir kriz var. 2024’te Macron’un partisinin Avrupa Parlamentosu’nda aldığı yenilgi o zaman Ulusal Birlik Partisi’nin yarısı kadar oy almıştı. Fransa’da birinci parti konumuna gelmişti. Dolayısıyla Meclis’i feshedip seçime gitmişti. Ondan sonra Macron’un partisi çoğunluğu kaybetti, azınlık hükümetleri ile bu işi götürmeye çalıştı. Herhalde 2 senede bu 5. Hükümet. Bu hükümetlerin son 2 senede ayakta kalmasını sağlayan da Sosyalist Parti” dedi.

‘Fransa’da Rusya ile dostluğu savunan partiler yükseliyor’

“Sağ uçta Le Pen’in milliyetçi partisi, sol uçta da Mélenchon’un boyun eğmeyen paritisni görüyoruz. İkisi de sisteme karşı, küreselleşmeye karşı tutum alıyorlar. İkisi de NATO’ya karşılar. İkisi de Rusya ile dostluğu savunuyorlar. Yükselen iki partinin de savunduğu noktalar bunlar.

Bu Avrupa’da gelişmenin yönünü tayin ediyor. Avrupa’da küresel neoliberal sisteme karşı bir Milliyetçi dalga var. Ekonomi politikası olarak da daha halkçı daha devletçi siyasetler öne sürüyorlar. Fransa’yı felaketin eşiğine getiren Rusya-Ukrayna politikasına da karşı çıkarak Rusya ile dostluğu savunan, Ukrayna’da savaşı bitirmeye yönelik politikalar ve NATO’dan ayrılmayı savunan politikalar izliyorlar. Le Pen Ukrayna savaşı bitince NATO’nun askeri kanadından ayrılacağını açıkladı ve Ukrayna’ya desteğin bugünden kesilmesini savunuyor. Mélenchon ise NATO’dan tamamen çıkılmasını savunuyor.”

‘Milliyetçi partiler de Gauelle birleşiyor’

Taşdelen, Avrupa’nın milliyetçi partilerinde Charles de Gaulle’e yönelik güçlü bir yakınlık bulunduğunu söyledi. De Gaulle’ün Nazi işgaline karşı direnişi ve ABD karşısındaki bağımsızlıkçı tutumuyla öne çıktığını belirten Taşdelen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerek Le Pen’in milliyetçi partisi gerek AfD ve diğer milliyetçi partiler, sadece Fransa’da da değil Avrupa’da da bir de Gaulle yakınlığı öne çıkıyor. Çünkü de Gauelle İkinci Dünya Svaşı sırasında Nazilere karşı direnişin başında olmuş milli bir lider ve en önemlisi de ABD emperyalizmine karşı aldığı tutum da çok önemlidir. ABD savaş sonrası sürekli de Gauelle’u ekarte etmeye çalışmıştır. İkinci Dünya Savşı’ndan sonra de Gauelle’yi dışarıda bırakarak Frasna’yı yönetecek askeri bir yönetim oluşturmak için paralar basmış, valiler tayin etmiş. De Gauelle demek Amerika’ya karşı direniş demek, bağımsız Fransa demek. De Gauelle ayrıca Fransa’yı NATO’dan çıkaran lider.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала