"ABD-Rusya enerji anlaşmasıyla Ruslar bir kale almış olacak"

© Sputnik
Abone ol
Onur Sinan Güzaltan’a göre ABD-Rusya enerji anlaşmasıyla Moskova yönetimi bir kale almış oldu. Anlaşmanın hayata geçmesiyle piyasaların belli oranda rahatlayacağını söyleyen Güzaltan; Trump’ın, Ukrayna konusunda da geri adım attığı görüşünde.
ABD ile Rusya arasında uzun süredir yürütülen diplomatik ve istihbarat trafiği, küresel denklemde kartların yeniden dağıtıldığı kritik bir dönüm noktasına ulaştı. Yaklaşan ABD seçimleri öncesinde iç piyasada yükselen akaryakıt fiyatlarını dizginlemeyi hedefleyen Washington yönetimi, Moskova ile bir enerji uzlaşısına varırken Kiev konusunda geri adım atmış oldu. Rusya yaptırımlar karşısında stratejik bir kazanım elde ederken Trump’tan Ukrayna’da bir an önce seçimlerin düzenlenmesi yönünde bir çıkış geldi. Anlaşmanın hayata geçmesi halinde piyasalarda da kısmi bir rahatlama yaşanacağı belirtilirken Rusya, elini güçlendirmiş oldu.
ABD-Rusya enerji anlaşmasını, Trump’ın Kiev'i dizginleme sınavını ve Rus enerjisi almaya devam ederken ABD'yi eleştiren Avrupa'nın çifte standartlarını Siyasi Analist Onur Sinan Güzaltan ile konuştuk.
“Rusya yaptırımlar açısından bir kazanım elde etti”
ABD-Rusya arasındaki enerji anlaşmasının sürpriz olmadığını belirten Güzaltan, Trump için seçim yatırımı olarak okunabilecek bu adımın Rusya açısından kazanım olduğunu söyledi. Güzaltan’a göre Ukrayna’da seçim düzenlenmesi yönünde çağrı yapan Trump, Kiev konusunda geri adım attı:
“Ukrayna meselesi çerçevesinde ABD-Rusya arasındaki ilişkiler gelgitliydi. Trump ve Putin arasında hem telefonla hem de yüz yüze görüşme oldu. Amerikan heyetleri çok defa Moskova’yı ziyaret etti. Son olarak Moskova’ya CIA direktörü kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. ABD-Rusya ilişkileri bu süreçte tam olarak kopmadı. Anlaşma ihtimali de her zaman gündemdeydi. Enerji anlaşması beklenmedik değildi. Bu anlaşmanın çevresinde çok dolaşıldı. Öte yandan bu bir ara çözüm. Enerji uzmanlarının söylediği kadarıyla piyasaya arz edilecek olan rakamlar ve Trump’ın verdiği rakamlar bir dişin kovuğunu doldurmayacak seviyede aslında. Bu yüzden bu bir ara çözüm ve ilk adım olarak değerlendirilmeli. Yapısal bir çözüm değil. Amerikan seçimleri yaklaşıyor. Amerika’nın kırsal kesimlerindeki ‘Redneckler’ var. Kırsal kesimi dizel meselesi etkiliyor ve yaklaşan seçimlerde Trump’ın bu kesimden oy alması lazım. Dolayısıyla yakıt fiyatlarını aşağı doğru çekmesi gerekiyor. Dar perspektifte bakınca bunun Trump için bir seçim yatırımı olduğunu söyleyebiliriz. Rusya açısından yaptırımlardaki geri adımlar kazanım. Küresel anlamda ise piyasalar belli oranda rahatlayacak. Piyasaların rahatlaması da petro-dolar sisteminin de rahatlaması anlamına geliyor. Rakamlar çok ufak ve bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği şüpheli. Trump piyasaya tonlarca ve varillerce yakıtın arz edileceğini söyledi ancak ilk açıklamasında karşılığında ne verdiğini belirtmemişti. Ertesi Zelenski konusunda açıklama yapıp ‘Gitmesinin zamanının geldiğini ve Ukrayna’da seçimlerin bir an evvel düzenlenmesi gerektiğini’ söyledi. Kiev konusunda geri adım attığını görüyoruz. Anlaşma kapsamında Rusya’nın fil verdiğini söyleyebiliriz. Karşılığında ise çok daha önemli bir kazanım elde etti. Küresel piyasaları belli oranda rahatlatacak bir karar bu. Rusya açısından birincil mesele olan Ukrayna konusunda da başarı elde edilmiş olacak.”
“Kiev’in Rusya’ya karşı kışkırtılmasının altında Avrupa yatıyor”
Rusya’nın bu anlaşmanın gerçekleşmesi halinde verdiği file karşı kale almış olacağını söyleyen Güzaltan, Ukrayna’nın kışkırtılmasının altında yatan Avrupa’nın Atlantikçi politikasının çöktüğü görüşünde:
“Taviz sadece Ukrayna sahasıyla kısıtlı değil. Temel mesele ‘küresel piyasalar’ denilen hadise. Ukrayna’da süren hadise ve Hürmüz’e bakınca balonun şiştiğini görüyoruz. Enerji piyasalarında büyük bir sıkışmanın olduğunu ve bunun bütün finans sistemini etkilediğini görüyoruz. Bu sistemin sahibi ABD. Bu sıkışmışlığa Rusya’nın dizel yakıt meselesine dahil olması bir çare olur mu görmek lazım. Geçici bir çözüm olur ancak bu da önemli. Taviz denmese de Rusya’dan Amerika’ya doğru atılmış bir adım bu. Karşılığında Zelenskiy rejiminin tamamen Amerika tarafından terk edilmesi halinde bir fil veren Rusya bir kale almış olacak. Ruslar da olaya böyle bakıyor diye anlıyorum. Rusya, Kiev meselesinin çözümü konusunda Amerika’dan bir şey almış olacak bu önemli. ‘Bu anlaşma ABD-Avrupa’yı karşı karşıya getirir mi?’ sorusu gündeme geliyor. Mesele zaten Avrupa. Ukrayna meselesinin başlangıcı Avrupa ile bağlantılı. Meselenin özünde Avrupa’nın geleceğinin ne olacağı yatıyordu aslında. Avrupa, Atlantik içinde mi devam edecek yoksa hayatın olağan akışının dayattığı biçimde Avrasya entegrasyonu yönünde bir siyaset mi izleyecek? Kiev’in Rusya’ya karşı kışkırtılmasının altında bu yatıyordu. Kiev üzerinden Rusya-Avrupa ilişkilerini kesmeye çalıştılar. Bunu Avrupa’daki Atlantikçi iktidarların desteğiyle ABD kışkırttı. Gelinen noktada ise bu politika çöktü. Kiev, savaşı sürdürmekte zorlanıyor. Avrupa’daki Atlantikçi iktidarlar artık iktidarlarını sürdüremez hale geldiler. Almanya’da AfD çok yüksek oy aldı ve iktidarı almaları da yüksek ihtimal. Fransa’da da çok kitlesel eylemler var. ‘Neoliberal, Atlantikçi Avrupa’ çöküyor. Bu olurken de ABD yeni bir çıkış yolu arıyor. Trump belli noktalarda Avrupa’yı Amerika’ya mecbur etmeye çalışıyor. Ancak Amerikalılar bunun sürdürülemez olduğunun da farkındalar. Ruslar ve Amerikalılar Avrupa’nın gidişatı konusunda asgari müştereklerde anlaşabilir. Belli noktalarda ideolojik olarak benzerlikler var. Bu noktada taviz veren Amerika olur çünkü Amerika Avrupa’yı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kontrol ediyordu. Gelinen noktada ABD’nin de Avrupa konusunda geri adım atmak zorunda kaldığını görüyoruz”
“İşler böyle giderse Avrupa’daki siyasi harita değişecek”
Avrupa’nın içinden ‘neoliberal düzenin çöktüğü’ yönünde sesler yükseldiğini ifade eden Güzaltan, Avrupa Birliği ülkelerindeki siyasi haritanın değişeceğini düşünüyor. Güzaltan’a göre eski rejimin temsilcileri nükleer dahil büyük kışkırtmalara girebilir:
“İş, Rus gazı ve enerji kaynaklarının, Amerika üzerinden alındığı absürt bir duruma doğru gidiyor. Fransa’daki solun adayı Melenchon da neoliberal düzenin çöktüğünü söyledi. ‘Yeni süreci, eski dünyanın kurallarına göre yönetmek mümkün değil’ dedi. Mevcut iktidarlar bunu sürdürmeye çalıştığı için ne idüğü belirsiz şeyler yaşanıyor. Bunu ‘tutarsızlık’ ya da ‘riyakarlık’ olarak adlandırabiliriz ancak yürümeyen bir durum olduğu açık. İşler böyle giderse Avrupa’daki siyasi harita değişecek. Seçimler yoluyla, halk hareketiyle ya da farklı yollarla eski düzenin iktidarları yıkılacak. Çok büyük kışkırtmalara girişebilirler belki. Amerika’nın içindeki ‘derin devlet’, Avrupa’nın içindeki kuvvetler yani eski rejimin temsilcileri, rejimlerini tutmak için büyük kışkırtmalara girebilirler. Buna nükleer de dahil. Bu ihtimale kapıyı kapatmamak lazım. Rusya’yı vurabilecek füzeleri verdiler. Kiev’de fotoğraf çektirip desteği sürdüreceklerini söylediler. İş buralara da gidebilir. Bu hadiseye yapısal olarak bakınca ise Avrupa’da bu iktidarların yönetimde kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu görüyoruz. Halk da işlerin yürümediğini görüyor. İnsanlar sistem dışı muhalefete oy veriyor. Almanya’da AfD sistem dışı bir alternatif ve çizilen sınırların dışında. Almanya gibi sistem aşığı bir ülkede halk AfD’ye oy verdi.”
“Rusya süreci makul biçimde yönetiyor”
Gelişmelerin Rusya’ya olan etkisine de değinen Güzaltan, Moskova yönetiminin yaptırımlara karşı süreci oldukça temkinli yürüttüğü görüşünde:
“Rusya’da rafinerilerin hedef alınması sebebiyle lojistik anlamda ve genel anlamda sıkıntılar yaşanıyor. Ancak Ruslar savaşı bilip tanıyor, buna göre şekillenen bir toplum yapısı var. 4-5 yıldır süren savaş, çok ağır yaptırımlar var. Batılı firmalar Rusya’dan çekildi. Her alanda yaptırımlarla uğraşıyorlar ve savaş bir yandan sürüyor. Bunların dışında Rusya değerlendirildiğinde stabil ilerliyor. Akaryakıt meselesinde belli kısıtlamalar oldu. Temel gıda maddelerinde artışlar yaşandı ancak fiyatlar geriye döndü. Şu an enflasyon da baskılanmaya çalışılıyor. Rusya, son saldırılara rağmen istikrarı bir şekilde koruyor. Rusya hep savaşın içinde olmuş o yüzden bu süreci de makul biçimde yönetiyor”

