- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Yer Bilimci Perinçek açıkladı: Hangi bölgelerde deprem bekleniyor?

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 09.10.2026
Abone ol
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Doğan Perinçek, 2023 depremlerinin ardından Adana ve çevresinde yıkıcı bir deprem beklemediğini söyledi. Deprem açısından yakından izlenmesi gereken bölgeleri sıralayan Perinçek; Marmara Adası çevresi, Erdek-Bandırma-Biga-Çan hattı, Isparta-Burdur, Aydın, Şemdinli-Yüksekova ve Yedisu Fayı’na dikkat çekti.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına Yer Bilimci Prof. Dr. Doğan Perinçek ve Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Yönetim Kurulu Üyesi, Avukat Elif Eskin konuk oldu.
Perinçek, Adana ve Saimbeyli’deki depremler ile Türkiye’de yakından izlenmesi gereken fay bölgelerini; Eskin ise Anayasa Mahkesi’nin (AYM) nafaka kararını, yeni düzenleme ihtiyacını ve nafaka tahsilatında yaşanan sorunları değerlendirdi.

‘Adana’da yıkıcı bir deprem beklemiyorum’

Prof. Dr. Perinçek, 2023 depremlerinde Elazığ’dan Adana’ya uzanan bölgede enerjinin büyük ölçüde boşaldığını belirterek bu hat üzerinde yakın dönemde yıkıcı bir deprem beklemediğini söyledi. Adana ve Saimbeyli’deki sarsıntıları eski fayların geçici olarak tetiklenmesine bağlayan Perinçek, bu fayların büyük deprem üretme potansiyeli bulunmadığı görüşünde:

“2023 depremlerinde önemli oranda Elazığ’dan Malatya’ya, Malatya’dan Hatay’a, Hatay’dan Adana’ya enerjinin boşaldığını düşünüyorum. Sadece Suriye’de Ölüdeniz Fayı’nın güney kısmında bir deprem olabilir. Ancak bu bize uzak olduğu için fazla etkilenmeyiz. Ama ben 2023 depremlerinden sonra bu saydığım bölgede büyük bir deprem beklemiyorum. 5’lik, 6’lık olabilir; ancak yıkıcı olmayacaktır. Tabii ki bu derinliğine de bağlı. Bizim yaşadığımız Adana ve Saimbeyli depremleri kesinlikle eski fayların aktif haline gelmesi, tetiklenmesi. Ama bu geçici bir süre için olan bir şey. Adana’daki fayların daha büyük bir deprem yaratması gibi bir potansiyel beklemiyorum. Şunu belirteyim: Paleofaylar yani eski fayların büyük deprem yaratma potansiyeli yok.”

Hangi bölgelerde deprem bekleniyor?

Deprem açısından yakından izlenmesi gereken noktaları bildiren Prof. Dr. Perinçek, “Batı Marmara, Marmara Adası dolayında bir deprem bekliyorum. İkinci kritik nokta: Erdek, Bandırma’dan başlamak üzere Çanakkale’nin Biga, Çan ilçesi ve o civarlar. Üçüncü nokta: Isparta-Burdur dolayı. Dördüncü nokta: Aydın civarı. Beşinci nokta: Şemdinli-Yüksekova civarı. En son da Bingöl-Erzincan arasında Yedisu Fayı var; orayı bütün arkadaşlar endişe ile takip ediyor” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin son nafaka kararı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Elif Eskin, şunları söyledi:

‘9 ay içinde yasal düzenleme yapılacak’

Yeni yasal düzenleme yapılıncaya kadar mevcut kuralların uygulanmaya devam edeceğini söyleyen Eskin, “Bu alanda yeni bir düzenleme yapılana kadar şu anda bir yasal boşluk var. Yani yeni düzenleme yapılana kadar eski kurallar geçerli. Yasa koyucunun 9 ay bir süresi var; Haziran 2027’ye kadar bu konuda bir düzenleme yapılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

‘AYM süresiz nafakanın önünü kapatmıyor’

Eskin, Anayasa Mahkemesi’nin kararında taraflar arasında adil denge kurulması ve nafakanın somut ölçütlere göre belirlenmesi gerektiğinin vurgulandığını aktardı. Kararın süresiz nafakayı tamamen ortadan kaldırmadığını belirten Eskin, şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararında birkaç önemli vurgu var: Sosyal devlet ilkesi vurgusu, boşanma sonrasında eşler arasındaki dayanışma yükümlülüğünün devam etmesi üzerinden geçmiş kararlarda da vurgulanan bir husus var. Sosyal devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumak gibi bir görevi var. Dolayısıyla yasalarımızdaki düzenlemelerin bunu yapması, bunu yaparken de taraflar arasında adil bir dengeyi gözetmesi gerekiyor. AYM’nin ilk vurgusu adil dengenin bozulabildiği yönünde. Zaten kamuoyundaki tartışmalar da bu yöndeydi. Nafaka alacaklısının maddi-manevi gelişimini sağlarken diğer tarafın sınırsız olarak gelişimine ket vurulabilmesi; maddi-manevi geleceğinin karartılması gibi bir endişeden yola çıkılıyor. Bunu da şuna dayandırıyor: Yasada somut kriterler olmadığı için süresiz olarak nafaka verildiğinde tarafların öznel durumlarına yeterince bakılamayabileceği, dolayısıyla dengesiz sonuçlar çıkabileceği. Bu, işin bir kısmı.

Diğer kısmında bence sevindirici olan: Aslında süresiz nafakanın önünü kapatmıyor. Yasa koyucu somut koşulları dikkate almalı, belli sınırları çizmeli, o dengeyi bozacak bir sınırsızlık içinde olmamalı ve koşulları varsa toplu nafaka ödemesinin de devam edebileceği; özel durumlarda nafakanın süresiz olarak belirlenebileceği, yeniden değerlendirilebileceği gibi konularda da açık kapı bırakılmış. Dolayısıyla ben AYM kararını olumsuz görmüyorum. Yeter ki açık bırakılan kapıya uygun düzenleme yasa koyucu tarafından yapılsın.”

‘Asıl sorun yargılamaların uzun sürmesi’

Nafaka tartışmasının yanı sıra asıl sorunlardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu ifade eden Eskin’e göre kapsamlı bir yargı reformuna ihtiyaç var:

“Bence asıl sorunumuz yargılamaların uzun sürmesi. Bu, hukukun her alanında bir mağduriyet yaratıyor. Bu anlamda çok ciddi bir yargı reformuna ihtiyaç var. Aile hukukunda evlenme-boşanma gibi insanların hayatlarını direkt etkileyen durumlarda bu uzayan yargılama süreleri tarafları gerçekten mağdur edebiliyor.”

‘Nafaka alanların çoğunluğu neden kadın bu unutulmamalı’

Eskin, yasal eşitliğe rağmen kadınların çalışma hayatına erkeklerle aynı koşullarda katılamadığını belirterek nafaka alacaklılarının çoğunlukla kadın olmasının bu gerçeklikten bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi:

“Kadınlar ile erkekler yasal eşitliğe rağmen eşit olarak giremiyorlar. Bu gerçeği atlamamak lazım. Nafaka alacaklılarının neden çoğunlukla kadın olduğunu unutmamak lazım. Sosyal devlet yasayı koymanın ötesinde kadının çalışma hayatına eşit bir şekilde girebilmesi için mahalle kreşlerinin çok etkin bir biçimde uygulamaya sokulması, ebeveyn izinlerinin daha eşit ve daha fazla yapılması; kadınların çalışma hayatına girmesi için işverenlere teşvikler uygulanması ailenin ekonomik geleceği açısından devletin bunları acilen yürürlüğe koyması lazım.”

‘Nafakalarda etkili ödeme sistemi oluşturulmalı’

Nafaka davalarında gerçek gelirlerin dosyalara yansımadığını ve alacaklıların ödemelere ulaşmakta zorlandığını savunan Eskin, etkin bir tahsilat sistemi kurulmasını önerdi:

“Nafakaya çok zor ulaşılıyor. Dosyalara gerçek gelirler yansımıyor. Hapis cezasından bahsediliyor ama 3 aylık nafakayı ödediğinde bunun bir anlamı kalmıyor. Dolayısıyla etkin bir tahsilat sistemi kurulmalı. Kiralardaki gibi örneğin bankadan ödeme zorunluluğu getirilebilir. Belki bir nafaka fonu olabilir. Nafaka alacaklısının ortada kalmaması için nafaka fonundan yararlanabilmesi gibi şeyler yapılabilir."

‘Nafaka konusu borç-alacak ilişkisi olarak görülmemeli’

“İşi bir borç alacak ilişkisi gibi görmemek, süreye hapsetmemek lazım. AYM’nin ifade ettiği adil denge son derece önemli ama bu adil dengeyi evlilik süresi gibi tek bir kritere bağlamak yeni yeni çok ciddi mağduriyetler ortaya koyar. Evlilik süresini baskın kriter olan bir uygulamayı doğru görmüyoruz. Vaka bazlılık, olayın kendisi üzerinden ve taraflar arasındaki başlangıç koşullarındaki, sosyal koşullarındaki eşitsizliğin de dikkate alındığı bir biçimde uygulama yapılmalı. Medeni Kanun’u işleme noktasında hakimlere güvenmeliyiz diye düşünüyorum.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала