Uzman isim anlattı: Meme kanseri ve mamografi hakkında doğru bilinen yanlışlar
10:12 09.10.2026 (güncellendi: 12:49 09.10.2026)

© Fotoğraf
Abone ol
Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda Gündem Özel programının bu haftaki konuğu Meme Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Kihtir oldu. Gazeteciler Fethi Yılmaz ile Selin Yazıcı’ya konuk olan Kihtir, meme kanseri ve mamografiyle ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı.
Her yıl ekim ayı, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak anılıyor. Kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alan meme kanserinde, hastalığın erken evrede tespit edilmesi tedavi başarısını artırıyor.
Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri, kişinin kendi meme dokusundaki değişiklikleri tanıması ve belirtilerin dikkate alınması büyük önem taşıyor. Farkındalık çalışmalarıyla erken teşhisin önemi vurgulanırken, toplumun meme kanseri konusunda doğru bilgiye ulaşması da hedefleniyor.
Radyo Sputnik’te Gündem Özel programına konuk olan Meme Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Kihtir, meme kanserinde erken teşhisin önemini hatırlattı. Mamografi ve kemoterapiyle ilgili doğru bilinen yanlışları anlatan Kihtir, şöyle konuştu:
“Her kadından 40 yaş sonrası yıllık mamografi istiyoruz, kadınlar mamografiden korkutuluyor. Bugün uçak seyahati yaptığınızda aldığınız radyasyon mamografiden 7 kat daha fazla. Caddebostan’dan Bostancı’ya güneşli bir havada yürüyün güneşten aldığınız radyasyon mamografiden daha fazla. Bugün mamografi çektiren bir kadında bu olay olmasa ertesi gün başlasa biz bunu yakalıyoruz. Bugün 70 yaşlarına kadar yaşayan kadın popülasyonunda meme kanseri riski yüzde 12’lerde. O yüzden erken teşhisle kadının kendini muayenesi kendini bilinçli yapıyor, bilinçli kişi doktoru da bilinçlendiriyor. Sadece mamografi değil ultrason da yapılması lazım, bu ikili yapılması gereken bir tetkik. Meme kanseri istisnalar dışında ağrı yapmıyor. Regl döneminde ağrılar olur, bütün boyun ve omuz ağrıları memeye de yansır. Memeniz arada ağrır, hastanın ağrıyla barışık olması lazım.”
‘Kitlelerin yüzde 98’i iyi huylu’
“Hastanın eline gelen ya da bizim tespit ettiğimiz kitlelerin yüzde 98’i iyi huylu. Memede kanser kitlesi dışında sıvı toplayıp boşaltıldığı için kalan sıvılar su kesecikleri oluşturabiliyor, bunlara kist diyoruz. Onun dışında yağ bezeleri var. Ultrason bunları görüntülüyor. Önce hastaya mamografi çekeriz. Kistler mamografide görüntü değişikliklerine neden oluyor. Daha sonra radyolog ikinci bir gözle bakar, ikisini bir yapmamız lazım. Erken teşhiste asıl tetkik mamografi. Ultrasonun bir şeyi görebilmesi için onun kitle haline gelmesi lazım. Yani mamografi ultrasondan önce teşhisi koyuyor. Hastalarımızın korktuğu mamografinin radyasyonu. Maalesef günümüzde yanlış tedavinin halka yansıyan cümleleri oluyor. Meme kanserinde kitle çok büyükse onun özel açılımları var. Ameliyat öncesi kemoterapi verip küçültüp sonra ameliyat yapıyoruz. Kitlenin tamamını etrafından sağlıklı bir dokuyla çıkaramayacağınız durumlarda yine de bu ameliyatı yapmaya kalkarsanız geride bir parça kalabiliyor. Bıçak değince tümör azar kelimesinin anlamı bu. O yüzden onkolojik bir cerrah bunu çok iyi bilmeli. Bu tedavi doğru yapıldığında o cümle kullanılmıyor”
