- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Merz’in savaş söylemi, ayaklarının altındaki toprağın kaymasından kaynaklı”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 09.10.2026
Abone ol
Osman Çutsay’a göre güçsüzleştikçe savaş söylemini artıran Almanya’da Başbakan Merz’e destek yüzde 10’un altına düşmüş durumda. AfD’nin yükselişinin müessez nizamı salladığını belirten Çutsay’a göre Kiev’e yapılan yardımlar yoksulların gündemine bomba gibi düşmüş durumda.
Almanya'da ana akım siyasete ve müesses nizama yönelik artan toplumsal tepki, ülkenin siyasi ve ekonomik dengelerini sarsıyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Lideri Friedrich Merz’in kamuoyu desteğinin tarihi seviyelere gerilemesi, hükümetin izlediği sert savaş söylemleri ile Kiev’e aktarılan milyarlarca Euro’luk yardım paketleri, derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluk ortamında seçmenin sert muhalefetiyle karşılaşıyor. Doğu eyaletlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) ve Sol İttifak’ın (BSW) tabanda kurduğu iş birlikleri ile oy oranlarını artırması siyasi haritayı yeniden çizerken otomotiv devi Volkswagen’daki kitlesel işten çıkarmalar, istihbarat skandalları ve sokak protestoları Avrupa’nın en büyük ekonomisinde sistemik bir krizin derinleştiğine işaret ediyor.
Almanya’da Merz üzerinde artan istifa baskılarını ve siyasi belirsizliği gazeteci Osman Çutsay ile konuştuk.

“Merz’e destek yüzde 10’un altına düştü”

Almanya’nın savaş söylemlerinin güçsüzlüklerinden beslendiğini belirterek sözlerine başlayan Çutsay, üzerindeki baskının arttığı Merz’in desteğinin yüzde 10’un dahi altına düştüğünü söyledi. Çutsay, AfD’nin oy oranının ise yüzde 50’yi aştığını ifade etti:
“Savaş söylemini aldıkları güçle değil güçsüzlükle yapıyorlar. Ayaklarının altındaki toprak kaydıkça söylemlerde bulunuyorlar. Friedrich Merz’in kamuoyu desteği yüzde 10’un altına düştü. Buna Batı Almanya tarihinde ilk kez rastlanıyor. Hiçbir başbakan bu kadar düşük bir desteğe sahip olmamıştı. Almanya’da son günlerde farklı gelişmeler oluyor. Doğu Almanya’daki bir eyaletin başına şu andaki Alman siyasetinin şeytanı kabul edilebilecek bir partinin adayı seçildi. Yukardakiler, ‘Bunlarla hiçbir iş yapmayız’ diyorlar ancak aşağıdaki Hristiyan Demokratlar öyle demiyor. ‘İş kötüye gidiyor, niye iş birliği yapmayalım?’ diyorlar. AfD sağın sağında bir hareket ve içlerinde Neofaşist çeteler de var ancak‘Hitler partisi’ demek de çok yanlış olur. Yukardakilerin paniklerini alttakiler paylaşmıyor olacak ki Almanya’daki bir eyalette 7-8 Hristiyan Demokrat milletvekili destek verdi. AfD’nin yüzde 44 oy oranı var. Solda kabul edilen BSW’yi de devreye soktuğumuzda oy oranı yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. Bu o eyalette her iki kişiden birinin müesses nizamın karşısında oy kullandığı anlamına geliyor. 30-40 yıl önce böyle bir açıklama yapılmış olsaydı, Rusya ile savaş açıklamaları yapılmış olsaydı o politikacının hayatı biterdi. Wadephul ve Merz açıklamalarıyla pot üstüne pot kırıyor. Bunu tabansızlıklarıyla açıklayabiliriz. Almanya’da yeni bir durum var. Fransa’daki hareketlenme buradaki gençleri de hareketlendirmeye başladı. Berlin’de ciddi sokak sürtüşmeleri oldu. Şeytanlaştırma ile sokağa çıkanların yeni anti-semitik İsrail düşmanı oldukları söyleniyor ancak alakaları yok. Anti-semitizm suçlaması bir savaş bahanesi olarak kullanılacak gibi. Filistin konusunda da çok kötü bir politika izliyorlar.”

“AfD, sağın sağında bir parti”

AfD ile BSW’nin Rusya ile savaşın sona erdirilmesi konusunda ortak bir girişimi olduğunu söyleyen Çutsay, Almanya’nın genel gidişatından umutsuz. Çutsay’a göre Kiev’e yapılan yardımlar yoksulların en yakıcı gündemi haline gelmiş durumda:
“Saksonya Anhalt Eyaleti’nde parlamentoda olan AfD ile BSW’nin Rusya ile savaşın sona erdirilmesi konusunda ortak bir girişimi var. Buna eyalet düzeyinde ne yapılacağını bilemiyorum. Ancak bu iki partinin ayrı ayrı barış için girişimlerde bulunması göz ardı edilemez. AfD’nin iki tane politikası var ve sağın sağındalar. İçinde faşistler de var. Bunlar göçmen meselesini, gelir düzeyi anlamında aşağı sınıfları kafalamak için kullanıyorlar. Ancak esas mesele sanayi sermayesinin doğrudan üretimle ilgili kesimlerine de mesaj veriyorlar. Kabaca, ‘Sen artık dünya pazarlarına açılamayacak kadar açıldın. Maliyetler yükseldi. Rusya meselesini çözeceğiz. Fabriklarını taşıma ihtimalini düşüreceğiz’ diyorlar. Bunun dışında klasik sağcılar. Hristiyan Demokratlar’ı gömecek kadar sağcılar aslında. Almanya için umutsuzum. AfD’nin yükselişi müesses nizamı salladığı için başka kafalar çıkacaktır. AfD Saksonya Anhalt’te eyalet meclis başkanlığına gelince Savunma Bakanı Boris Pistorius, eline mikrofon alıp milli marş söylemeye başladı. Almanya’nın pek alışmadığı bir sahne bu. Bu adam, politik olarak savaştan nemalanan insanların temsilcisi. Aşağıdan gelen basıncı ise görmezden gelemeyiz. Sosyal demokrat partilerin gençlik örgütlerinden, Yeşiller’in alt tabakalarından da çok ilginç sesler çıkıyor. Bunların üst yönetimleri savaş politikasının kendilerine yarayacağı görüşündeler. Friedrich Merz, Kiev’e 72 milyar Euroluk destek verdiklerini söyledi. Bu da giderek artan yoksulluğun masasına bomba gibi düştü. Emeklilerin durumu berbat ve kısıtlamalara gidiyorlar. Toplum bunu sorgulamaya başladı. 72 milyarlık bu harcama, ekonominin üst yönetimlerine verilmiş bir tür destek. 72 milyarı Ukrayna’ya veriyorlar ancak o paralar Almanya’dan alınmaması gereken mallar anlamına gelmiyor. 72 milyar Almanya’da üretilen ve ihraç ettiği malların sunumu demek. Kendisi için de kendi içindeki sorunlu olabilecek sermaye gruplarına ‘Paraları veriyoruz ancak geri alacağız’ diyorlar. O parayı geri de alıyorlar zaten. Bu kepazeliği durduracak bir güç yok mu? Almanya’da bir tür halk Kemalizmini andıran bir hareket var. Bunları solcu diye abartmaya gerek yok. Ancak böyle bir hareket de var. Almanya hiç iyiye gitmiyor. Fransa, İtalya, İspanya, Avusturya, Hollanda ve Belçika’daki durumu da biliyoruz. Buralarda iktidarda olan partiler zaten aşırı sağcılar. Avrupa ölmüş de haberi yok. Avrupa’nın çok ciddi bir krizde olduğunu görmek zorundayız”

“Almanya’da bir ışık yok”

Almanya’dan ümitsizliğini dile getiren Çutsay, ülkenin en büyük gelir kaynağı olan otomotiv sektöründe çöküş yaşandığı görüşünde. Volkswagen’de yeni işten çıkarmalar yaşanabileceğini belirten Çutsay, emek hareketinin bu gündemin üzerine gitmediği sürece işçi sınıfının da AfD’ye oy vereceği görüşünde:
“Avrupa’daki demokrat meyda Türkiye’deki A Haber’den farklı değil. Egemen medya ve düzen muhalefeti aynı şeyi söylüyor. Fransa’da durum biraz farklı olabilir. Ancak Almanya’da bir ışık yok. Öte yandan Almanya’da 16 eyalet var. 17’nci eyaletin coğrafyası yok ancak o eyaletin bir dili var ve o dil Türkçe. Türkiye ile ilişkili olan 4 milyon insan yaşıyor ve Türkçe kullanıyor. 16 eyaletin dışında bir 17’nci eyaletten söz etmek gerekiyor. Sayıları 2,5 milyonu bulan bir Rusya Almanları var. Rusça konuşan 1 milyondan fazla Ukraynalı da var. 17-18 eyaletler var. Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler de çok iç içe. Türkiye’de en iyi konuşulan Batı dili Almanca. Medya bu kadar önemli bir dış gücü Türkiye’de işlemiyor. Alman dünyasını çok iyi bilen bir Türk dünyası var. Bunların hakkını veren bir medya hareketi yok. Almanya’da olan şeyler Türkiye’yi birinci derecede ilgilendirir. Sızan haberlere göre Volkswagen’de yaklaşık 100 bin çalışana çıkış verileceği söyleniyor. Emek hareketi umut görmeyelim diye direniyor. Sanayi sermayesinin yaşadığı sorunu militarize ederek yırtabileceklerini sanıyorlar ancak bunun mümkün olmadığını anlayacaklar bir süre sonra. Emek hareketi ve sendikalar sosyal demokratların elinde. Sosyal Demokrat Parti tarihe karışmak üzere. Hristiyan Demokratlar da öyle. Emek hareketi ya da sendikalar bu meselenin üzerine gitmezlerse işçiler AfD’ye oy vermeye başlar. Şu andaki işçi sınıfının partisi AfD. Bu Almanya için şaşırtıcı değil. Nazi Almanyası da işçilerin omuzları üzerinde yükselmişti. Almanya ciddi şekilde sallanıyor. Eskiden Almanya’nın dış istihbaratının başında olan August Hanning tutuklandı bir yandan. Letonya’daki bir bankanın denetleme kurulundaydı bu adam. Hanning bu işten yırtamadı. Olaf Scholz ile konuştu ancak o da işe yaramadı. 30 milyonluk bir para söz konusu. Bu adamın 11 bin Euroluk maaşına resmen haciz gelmiş durumda. Hanning borçtan yırtmak için birtakım bilgiler sızdırmış olabileceğini şiddetle reddediyor. Özel kaleminin ilişkileri de çok sorunlu. Dış istihbaratın başındaki kişi içerde iç istihbaratın başında ise İstanbul doğumlu bir Türk var. Almanya tuhaf bir ülke artık.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала