- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Türkiye enerji koridorları konusunda özne olmak istiyor, Yemen bunun bir parçası”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 08.10.2026
Abone ol
Nalan Yazgan’a göre Mekke İttifakı üyesi Türkiye’nin Yemen’deki askeri varlığı sınırlı bir destekten ibaret. IMEC’in hayata geçmesi halinde enerji koridorlarının güzergahının dışında kalacak Türkiye’nin ‘özne olmak’ istediğini ifade eden Yazgan, Mekke İttifakı kapsamında Yemen’in bunun bir parçası olduğu görüşünde.
Küresel ticaret ve enerji hatlarında Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa’yı kapsayan IMEC’in hayata geçmesiyle güzergahın dışında kalacak olan Türkiye, Kalkınma Yolu projesi ve Körfez ülkeleriyle kurduğu yeni güvenlik ortaklıklarıyla bölgesel denklemde stratejik hamleler yapmaya çalışıyor. ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını azaltarak odağını Pasifik’e kaydırma planları ve Körfez’de ortaya çıkan güvenlik kalkanı açıklarının derinleşmesi üzerine bölge ülkeleri Türk hava savunma sistemlerine ve teknik iş birliğine yönelirken Ankara, Mekke İttifakı ve askeri altyapı adımlarıyla ticaret yollarında pasif bir izleyici kalmak yerine jeopolitik mimariyi doğrudan şekillendiren bir güç olarak öne çıkıyor. Babülmendep Boğazı’ndan Gazze’deki gelişmelere ve yaklaşan ABD seçimleri sonrası İran merkezli yaşanabilecek olası askeri hareketliliklere kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye, bölgesel dengeleri korumaya çalışıyor.
Mekke İttifakı’nın çıktılarını ve toplantıda alınan kararların anlamını gazeteci Nalan Yazgan ile konuştuk.

“Meclis onayı olmadan asker gönderilemez”

Türkiye’nin Mekke İttifakı kapsamında Yemen’e asker gönderebilmesi için Meclis onayının gerektiğini söyleyen Yazgan, askeri varlığın sınırlı desteklerden ibaret olduğunu ifade etti. Yazgan’a göre hayatı geçmesi halinde Türkiye’yi güzergah dışında bırakacak IMEC’e karşı Kalkınma Yolu’nu ön plana çıkarmak isteyen Türkiye’nin Mekke İttifakı’na da bu sebeple dahil olduğu görüşünde:
“Ticaret yollarını ve enerji koridorlarını uzun zamandır konuşuyoruz. Hürmüz’de yaşananlardan, dünya ticaretinin ne hale gelebildiğini gördükten sonra enerji koridorları daha da önem kazandı. IMEC koridorunun inşası üzerine uğraşılıyor. Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru yani IMEC, Hindistan’dan başlayıp Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail’e kadar gidiyor. Bu hat Türkiye’yi pas geçiyor. Türkiye’nin çok stratejik bir noktada olduğunu yıllardır konuşuyoruz ancak IMEC hayata geçerse Türkiye’nin ticaret yollarındaki aktif durumu dışlanmış olacak. Buna alternatif olarak bazı başka koridorlar yaratmaya çalışıyoruz. Türkiye enerji koridorları konusunda nesne olmaktansa özne olmak istiyor. Kalkınma Yolu da bunun bir parçası. Suudi Arabistan da IMEC’in bir parçası. Hindistan ile de bir anlaşmaları var. Ancak Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yanaşmasının sebeplerinden biri de İsrail’in Suudi Arabistan’ı parçalama girişimi. Aramız iyi olmasa da ortaklık konusunda ileriye dönük bakıyoruz. 2010’da Suudi Arabistan ile askeri bir anlaşmamız olmuştu. Oraya eğitim amacıyla giden Türk askeri varmış. 5 Ekim’deki açıklamalardan sonra Türk askerinin Yemen’e gidip gitmeyeceği konuşulmaya başlandı. Anayasa’nın 92. Maddesine göre Meclis’in bu duruma onay vermesi gerekiyor. Burada aynı zamanda siyasi bir karar da var. Meclis’ten geçmediği sürece oraya Türk askeri göndermek mümkün değil. Ancak hava savunma sistemleri, radarlar ve teknik ekipman ile bunları kullanacak personeli gönderebiliyoruz ittifak çerçevesinde. Askeri olarak orada bir varlık göstermek bundan ibaret. Yemen Türkiye için Türkler için türkülere bile konu olmuş travmatik bir mekan. Bazı Arap gazetelerde ‘Türkiye’nin Orta Doğu’dan çıkışı Yemen’den olmuştu dönüşü de Yemen’de mi olacak?’ diye konuşuluyor. Kişisel olarak hiçbir zaman Türk askerini Yemen’de görmek istemem. Ancak teknik istihbarat paylaşımı ve hava savunma sistemlerinin oraya konuşlandırılması Mekke İttifakı’nın kapsadığı alanlar. Türkiye, IMEC yerine Kalkınma Yolu’nu ön plana çıkartmak istiyor. Hicaz Demiryolu’nun da yeniden canlandırılmasından da bahsedildi. Enerji koridorları sadece boru hatlarıyla olmuyor. Demir ve kara yolları da bu koridorlara dahil. Mekke İttifakı da yeni bir koridor açmanın bir parçası. Mekke ve Medine de tartışılır durumda. Husilerle savaş çok uzun zamandır devam ediyor. İttifak imzalandıktan sonra ilk defa kutsal yerler bu kadar vurulur oldu. Bunu da insan düşünmeden edemiyor. Kutsal yerlere saldırı meselesini kimin neden yaptığı merak konusu. Gazze’deki soykırımı kınamakla yetinmeyen ve fiilen de bir şeyler yapan bir Hizbullah bir de Husiler var. Orta Doğu’da ittifaklar değişiyor. Herkes birbirine düşman olabiliyor.”

“Türkiye, izole edilmek istemiyor”

Yazgan’a göre stratejik hareket eden Türkiye, kurulmak istenen yeni güvenlik mimarisinin alternatifi olarak öne çıkıyor.
“Türkiye daha stratejik hareket ediyor. Yeni güvenlik mimarilerinin ve enerji koridorlarının içinde olan, bunları şekillendiren ve ittifaklar kuran bir devlet olarak öne çıkıyor. IMEC sadece ticari bir koridor değil. Bu bölgenin jeopolitik haritasının yeniden çizilmesi anlamına geliyor ve Türkiye izole edilmek istemiyor. İran savaşına kadar Körfez’deki güvenliği İsrail ve ABD sağlıyordu. Bunun olmadığını yaşayarak gördüler. Dolayısıyla yeni bir güvenlik mimarisi kuruluyor. Oradaki ülkeler Amerikalıların kendilerini koruyup korumayacağını düşünmüyor. Kafalarındaki yeni soru kendilerini nasıl koruyacaklarıyla ilgili. Burada da Türkiye ön plana çıkıyor. Birleşik Arap Emirlikleri hava savunma sistemlerini İsrail’den aldı ve almaya devam ediyor. Suudi Arabistan, Katar ve diğer ülkeler Türkiye’nin ürettiği hava savunma sistemine talip. IMEC çok uzun vadeli bir koridor hesabı. Gazze savaşının da IMEC’e ön açmak için yapıldığı da söyleniyor. IMEC projesi hayata geçerse Filistinlilerin güvenlik krizi yaşatmamaları hedeflendiği söyleniyor. Husiler Babülmendep’ten istediklerini geçirip istemediklerini geçirmiyorlar. Aynı şeyin Gazze’de de yapılabileceğini düşünüp orayı kendilerine tehdit oluşturmayacak şekilde düzenlemek istediler. O enerji koridorunu tehdit etmeyecek bir düzenleme de IMEC koridorunun önünü açmak için yapılan şeyler. Türkiye de buna ön almaya Mekke İttifakı ile başladı. Mekke İttifakı bir ülkeye karşı yapılmıyor ve İran’ı karşılarına alırlarsa başarısızlığa uğrar. Kutsal yerlere saldırıların olduğunun söylenmesi de manidar”

“Pasifik’e gitmek isteyen ABD, Orta Doğu’dan çekilmek istiyor”

Amerika’nın kendi işlerine konsantre olmak istediğini söyleyen Yazgan’a göre Washington yönetimi Orta Doğu ve Avrupa’dan çekilmek istiyor. Yazgan, İsrail’e bırakılamayacak bölge için Türkiye’nin alternatif olarak görüldüğü görüşünde:
“ABD’nin çekilmek istediğini görüyoruz. Biraz daha kendilerine konsantre olmak istiyorlar. Avrupa’daki üslerden asker çekiyorlar. Kendilerine asıl rakip gördükleri Çin’e karşı enerji toplamak istiyorlar. Karasal olarak kendilerini garantiye alıp sonra Pasifik’e gitmek istiyorlar. Dolayısıyla Avrupa’dan, Orta Doğu’dan çekilmek istiyorlar. NATO ülkeleri askeri harcamalarını yüzde 2’den yüzde 5’e çıkardı. Avrupa’da kapatılan fabrikalar yeniden açıldı. ‘Ruslar saldıracak’ gazını verdiler ve Avrupa’daki savunma sanayi oldukça hareketlendi. Orta Doğu’dan da ayrılmak istiyorlar ancak orayı İsrail’e bırakmak yerine ikinci alternatif olarak Türkiye’yi görüyorlar. ABD üsleri Körfez’de koruma kalkanı gibi düşünülüyordu. Ancak bunun tersi olduğu görüldü. Üslerin tehdit olduğunu öğrenmiş oldular. Amerika da oradaki askerleri yavaş yavaş çekiyor. Türkiye de tek bir güvenlik mimarisine mahkum değil. NATO üyesiyiz ancak Türk Devletleri Teşkilatı, Körfez ile ikili ittifaklar var ve şimdi de Mekke İttifakı başladı. Bunların hepsi Amerika’nın bölgeden çekileceği anlamına geliyor. Ayrıca Trump’ın iki yılı kaldı. Trump sonrasında demokrat bir başkan olursa bu yaşananlar ve çekilmeler devam eder zaten. JD Vance aday olabilir ve o da çekilmek isteyecektir. İran savaşına da karşı çıkan isimlerden biriydi. ABD buralardan elini eteğini çekmek istiyor. Öte yandan Trump ne yapsa yeridir. Bir gün savaşı bitireceğini söylüyor ertesi gün başka bir şey diyor. İran savaşının bitmesi konusunda biraz pesimistim. Bir galonun fiyatı bazı eyaletlerde altı doların üzerine çıktı. Amerika’da herkes araba kullanıyor. 16 yaşını geçen her çocuğun arabası var. Mesafeler de uzun ve benzin artınca her şeye zam geliyor. Seçimlerden önce Trump gündem yaratmak istemiyor alttan alıyor. 3 Kasım’daki Amerikan seçimlerinden sonra İran’daki savaşın alevleneceğini düşünüyorum. Bu savaş ara ara duracak ancak kısa bir savaş olmayacak. İran’da çok büyük bir askeri harcama yapıldı. Bunların hala bölgede olmasının bir sebebi var. Üslerdeki Amerikan askerlerinin boşaltılmasını da buna bir işaret olarak görebiliriz. Üsler hedef alınıyor çünkü. Hatta İran’a dönük bir kara harekatı bile düşünülüyor. Irak’taki bazı paramiliter güçlerin el değiştirdiği ve bazı yerlerde silahların toplandığı ve buradan bir girişim olacağı konuşuluyor”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала