57 aylık enflasyonun faturası: ‘Oran düşse de fiyatlar düşmüyor’

‘Enflasyon yüzde 9’a inse bile etin kilosu 2 bin liraya çıkabilir’
“Faiz indirimleri başladıktan sonra Türkiye bir daha belini doğrultamadı. Naci Ağbal’ın yüzde 16 enflasyon, yüzde 19 politika faizi ile devrettiği o ekonomik tablo yine 2021 yılının Aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 21,31’ken faiz indirimleri sonrası aralık ayında aylık enflasyon bir anda 13,58’e yükseldi. Aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 30’un üzerine çıktı ve o günden 5 Ekim’e kadar bir daha yüzde 30’un altına inmedi. Türkiye 57 aydır yüksek enflasyonun ‘ceremesini’ çekiyor. Enflasyon yüzde 30’un altına indi diye sevinmeli miyiz? Tabii ki enflasyonun tek haneli rakamlara gerilemesi hepimiz açısından olumlu bir tablo. Ancak enflasyon düştü diye fiyatlar düşmüyor, hayat pahalılığı azalmıyor, gelirler artmıyor, refah yükselmiyor. Sayın Mehmet Şimşek 2023 Haziran’ında göreve başladıktan sonra dezenflasyon programını yürürlüğe koymuştu. Ancak 2021’den bu yana gelen öyle birikmiş bir fırtına vardı ki bununla baş edemedi ve politika faizi yüzde 50’lerin de üzerine çıktı.
2024’ün Mayıs ayında yıllık enflasyon yüzde 72’yken ekmek 10 liraydı. 2026 Eylül’ünde enflasyon yüzde 29, ekmek 17 buçuk lira. Artık yüzde 75. 2024’te et 326 liraydı, bugün Et ve Süt Kurumu’nun en ucuz indirimli eti 650 lira. Ama enflasyon yüzde 29… İki yılda artış yüzde 100. Mazot 43 liraydı bugün 95 lira. Ankara-İstanbul arası otobüs bileti 100 liraydı, şu anda bin lira. Yine yüzde 100 artmış. Mutfağın vazgeçilmesi domatesin kilosu 18-20 lirayken bugün en ucuz domates 50 liradan başlıyor 110 liraya kadar çıkıyor. Artış yüzde 250. Yani şunu vurgulamak istiyorum: Enflasyon yüzde 30’un altına düştü diye maalesef fiyatlar düşmüyor. Şunu aklımızın bir köşesinde tutmalıyız: 2029 yılında OVP’deki gibi enflasyon yüzde 9’a düşse bile o gün etin kilosunu belki de 2 bin liradan yiyeceğiz. Çünkü fiyatlar artmaya devam ediyor. Enflasyonun düşmesi bir refah artışı yaratmıyor. Refah artışı ancak nasıl olur? Siz gelirleri geçmiş enflasyon farkı kadar gelirleri artırır ve üzerine refah payı ilave ederseniz o zaman hayat pahalılığı ile mücadele etme ve refahını artırma imkanını topluma sunmuş olursunuz. Yıllardır maaş zamları yapılırken geniş kitlelerin en büyük talebi enflasyon zammının üzerine refah payı verilmesiydi. Türkiye’deki enflasyon OECD ülkelerinin 7 kat üzerinde. Dünyada ilk 5 arasındayız. Enflasyon düşse de insanların geliri, alım gücü artmadığı için hayat pahalılığı en temel sorun olmaya devam edecek.”
‘Devletler gençleri evlendirmek için ‘çöpçatanlığa’ soyundu’
“Gençleri evliliğe teşvik etmek için devleti adeta çöpçatanlığa soyunduran programlar devreye sokuldu. Çünkü Güney Kore, Singapur ve Japonya gibi ülkelerde doğurganlık oranı Türkiye’den de düşük. Bazı yerlerde 0,48’e kadar gerilemiş durumda. Nüfus neredeyse yerinde sayıyor, genç nüfus artmıyor.
Bu tablo, söz konusu ülkeleri gençlere yönelik randevu ve eşleştirme programları uygulamaya yöneltti. Elbette devletin kadınlarla erkekleri tanıştırması ve evliliğe teşvik etmesinin özel hayatın mahremiyetine ne ölçüde müdahale olduğu da tartışılıyor. Ancak bu sistemlerin toplumda belirli ölçüde kabul gördüğü anlaşılıyor.
Bir şehir devleti olan Singapur, “First Date” adlı çevrim içi bir kamu platformu oluşturdu. Türkçeye “İlk Randevu” olarak çevrilebilecek bu sistemde, 21 ile 35 yaş arasındaki kamu çalışanları birbirleriyle tanışıp buluşabiliyor. Birbirlerinden hoşlanmaları durumunda evlilik kararı alabiliyorlar.
Japonya’da ise “En Musubi” adı verilen yapay zeka destekli bir sistem devreye alındı. Çiftler, devletin teşvikiyle bu platformda bir araya geliyor. Evlilik kararı aldıklarında devlet tarafından maddi yardımın yanı sıra ev ve çocuk konusunda da destekleniyorlar.
Güney Kore’de de “Seoul King” adlı bir eşleştirme programı uygulanıyor. Özellikle başkent Seul’de yaşayanlar için kurulan bu sisteme katılmak isteyen gençlerin öncelikle kentte ikamet ettiklerini belgelemeleri gerekiyor. Ayrıca medeni durumlarını, ekonomik koşullarını ve gelir düzeylerini resmî belgelerle kanıtlamak zorundalar.
Singapur’daki “First Date” sistemine katılacak kişilerin kimlik, yaş ve medeni durum bilgileri de devletin dijital kimlik sistemi SingPass üzerinden doğrulanıyor.
Japonya’da ise sahte profilleri önlemek amacıyla çeşitli güvenlik mekanizmaları uygulanıyor. Sistem, kişilere çok sayıda profil arasından seçim yapma imkânı sunmuyor. Yapay zeka; kişinin verdiği bilgiler, karakter özellikleri ve gelir durumu üzerinden bir değerlendirme yaparak uygun gördüğü bir profili öneriyor.
Önce, “Bu kişiyle tanışın ve görüşün” deniliyor. Eğer görüşme olumlu sonuçlanmazsa ikinci bir alternatif sunuluyor. Yani 10-15 kişilik bir liste içinden eş seçmeye dayalı bir sistem değil. Taraflar iletişim kurmaya karar verirse sistem, çifti 72 saat içinde, yani üç gün içerisinde buluşturuyor.”
‘Hidroelektrik santrali 10.5 milyon liraya satıldı’
“40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Kars Dereiçi Hidroelektrik Santrali Özelleştirme İdaresi tarafından açılan ihaleyle satıldı. Yılda 800 bin kw/s elektrik üreten bir tesis bu. 2 türbini var. Gerçekten Türkiye’nin enerji sistemi içerisinde emektar bir santral diyebiliriz. Bu tesis 10 milyon 500 bin liraya satıldı. 10 milyon 500 bin lira bugün büyük şehirlerde ortalama bir ya da en fazla iki daire fiyatı. Siz yıllardır elektrik üreten bu tesisi tüm taşınmazları ile birlikte; tribünleri, altyapısı, tesisleri ile birlikte satıyorsunuz ve kamunun mülkiyetinden çıkartıyorsunuz. 10 buçuk milyon liraya bir hidroelektrik santrali sattığınızda onun yerine yenisini koymak ciddi sıkıntı ve Türkiye bu tür enerji özelleştirmelerine çok ciddi faturalar ödüyor, yeni enerji tesisleri için alım garantileri veriyor. Ama eldeki varlıklar da bu şekilde elden çıkarıldığında da ülkemiz ekonomisi adına kaygı duymamak mümkün değil.”

