AK Partili Külünk: ‘Fon skandalı silahsız 15 Temmuz’dur’

‘Fon skandalı milli güvenlik sorunu’
“Fon skandalı, aynı zamanda bir millî güvenlik meselesi olarak karşımızda duruyor. Atılması gereken adımlar tereddütsüz ve gecikmeden atılmazsa bu dalganın ekonomik ve sosyal hayatımızı ne kadar derinden etkileyeceğini tahmin etmek güçleşir.
Bu milletin alın terine göz dikmiş 3 bin, 5 bin ya da 6 bin kişi… Sayı ne olursa olsun, altını çizerek söylüyorum: Siyasi partilerde, kamu bürokrasisinde, iş ve ticaret dünyasında, bu fonların çevresinde oluşmuş en fazla 11 bin kişiden söz ediliyor. Bu ülke, bu sayıdan büyüktür. Bu kişilerin sayısını bile kesin rakamlarla açıklayamıyor olmamız, iletişim alanında ne kadar ciddi bir sıkıntı bulunduğunu gösteriyor. Yapılması gereken çok açık: İletişim Başkanlığı mı karar verir, başka bir kurum mu bilmiyorum ancak devlet çıkar ve “Bu sürecin sorumlularının sayısı budur, isimleri de bunlardır” der. Devlet iradesini ortaya koyar; bu kişilerin elde ettiği paraları, faizleriyle birlikte tek tek geri alır. Yurt dışına aktarılan paralar tespit edilir ve Türkiye’ye getirilir. Ardından bu isimler kamuoyuyla paylaşılır. Böylece Türkiye’nin siyasi istikrarının ve güven ortamının bozulmasından kendisine alan açmak isteyen unsurların eline koz verilmez. Çünkü Türkiye, dünyanın tarihsel açıdan en kritik geçiş noktalarından birinde bulunuyor. Ülkeyi istikrarsızlaştırarak kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek isteyen yapılara fırsat tanınmamalı. Bu isimler açıklanmadığı zaman ne oluyor? Herkes elindeki bilgiyi cımbızlayarak hükümete ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir şantaj unsuru olarak kullanıyor.
Ortada bir ‘büyücülük’ operasyonu var. Para üzerinden, çıkar sağlamak amacıyla ‘büyücülük’ yapıldı. Üstelik bütün kayıtlar devletin elinde. Bu kayıtlar bulunmasaydı siyasi otorite sürece müdahale edebilir miydi? Edemezdi. Demek ki bu bilgiler mevcut. Peki bu bilgiler başka kimlerin elinde? Fon yöneticilerinin ve fon şirketlerinin sahiplerinin elinde. İsimler açıklanmaz ve adı geçen kişiler ‘Bize bir şey olmaz’ düşüncesiyle koltuklarında oturmaya devam ederse içerideki fon yöneticileri onları tehdit edebilir.
‘Bizi buradan kurtarmazsanız, bu işi daha hafif atlatmamıza yardımcı olmazsanız elimizdeki bilgileri açıklarız’ diyerek hukuk üzerinde baskı kurmayacaklarının garantisi var mı? Böyle bir garanti yok.
Bu sürecin en ağır bedellerinden birisi devletle millet arasındaki güven bağının zarar görmesidir.”
‘Bu millet, kirli çarkların içerisinde kendilerine ‘derebeylik’ alanı bulan siyasetçilere ve kamu yöneticilerine mahkûm değil’
“Borsa Başkanına, SPK Başkanına sesleniyorum. Çıkın; millete bu sürecin teknik olarak nasıl yönetileceğini anlatın. Bunu yapmıyorsanız istifa edin. Son 8 senelik Borsa ve SPK Başkanları mutlaka adalet önüne çıkarılmalıdır. Bir tanesi utanmadan ‘Bu hisse fiyatlarının yukarı çıkması halkın teveccühü’ diyerek dalga geçiyor, milletin aklı ile oynamak istiyor. Kimi neyle kandırıyorsunuz?
Çözüm basit. Özellikle son 50 yıllık tarihin en ağır krizlerinden bir tanesiyle karşı karşıyayız. Bu krizin içerisinden çıkılır mı? Tabii ki çıkılır. Bu ülkede milyonlarca vatansever evlat var. Kul hakkına el uzatmayacak, milletin alın ve akıl teri üzerinden servet üretmeyecek vatan evlatları var. Bu millet bu tip kirli çarkların içerisinde kendilerine ‘derebeylik’ alanı bulan ne siyasetçiye ne de kamu yöneticisine mahkûm.”
‘Fon skandalı silahsız 15 Temmuz’dur’
“Fon skandalının içindeki isim ve yapılara baktığınızda ciddi anlamda FETÖ ile iltisak görüyoruz. 15 Temmuz sonrasının bırakılan en büyük eksikliği siyasetin FETÖ’den arındırılmamasıdır. Siyasetten FETÖ arındırılmadığı müddetçe siyaset nüfuzu üzerinden kendi FETÖ’cülerini koruyan ya da FETÖ’nün aklı ile hala duygusal bağını devam ettiren isimlerin bulunduğu noktada bir Erdoğan darbesi için fırsat kolladıkları çok açık. Bu zincirin içerisindekilerin tamamı Sayın Erdoğan’a ihanet etmiştir ve Erdoğan’ı devirmek isteyenlerin önünü açma noktasında inanılmaz bir fırsat vermiştir. Dolayısıyla bu silahsız bir 15 Temmuz’dur. Uygulanan yöntem, ilişkiler ağı, isimlerin FETÖ ile bağlantıları; yapılara baktığınızda nerelerde kim ne görev yapmış bunlara baktığınızda bu adresi görmek mümkün. Üzülerek ifade ediyorum ki bu zemini kısa yoldan para kazanmak isteyen, bir koyup aldığı binden çok mutlu olan ve bunu da meşru olan kabul eden bütün partilerin ve kamu bürokrasisinin içerisindeki paranın hırsında olan unsurlar Türkiye’ye yönelik operasyonların önünü açmak noktasında fırsat vermişlerdir. FETÖ ve arkasındaki akıl Türkiye’den vazgeçmiş değil; boyut değiştirerek yeni stratejilerle karşımız acıkmaktadırlar. Karşımıza çıktıkları en kritik aşamalarından biri burasıdır; finansal 15 Temmuz ile karşı karşıyayız.”
‘Türkiye’de Zelenskiy tipi bir iktidar aranıyor’
“Sayın Erdoğan’a ihanet ederek büyük paralar kazananlar, Türkiye’nin 2028 seçimlerinde sandık üzerinden bir Zelenskiy ile karşılaşmasının önünü açmak için en stratejik unsuru harekete geçiriyor. O unsur nedir? Milletin mutfağı sıkıntılı, cebi sıkıntılı, sofrası sıkıntılı.
Bahsettiğimiz mağdur sayısı 455 bin ancak borsada yaklaşık 8 milyon yatırımcı var. Bağlantılı şirketleri de hesaba kattığınızda, nüfusun neredeyse yüzde 20-25’ini doğrudan etkileyen bir süreçle karşı karşıyayız.
Bu olayın seçimlere iki yıl kala patlak vermesi, aynı zamanda süreçten çıkılabilmesi için büyük bir fırsattır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin beklentilerine en yüksek düzeyde karşılık verecek bir kararlılık ortaya koyarsa bu sıkıntıyı da aşarız. Borsaya yeniden güven gelir; millet derlenir, toparlanır ve ayağa kalkar. Büyük Türkiye hedefine kararlılıkla birlikte yürürüz.
Ancak ısrarla altını çiziyorum: Bu konu gönüllülük esasına bırakılır, isimler gizlenir ve fon yöneticilerinin cezaevinden sürece müdahale edebileceği bir boşluk oluşturulursa Türkiye bu meseleyi daha uzun süre konuşur.”
‘Türkiye’yi Rusya ve Çin ile savaştırmak isteyenler var’
“Türkiye Cumhuriyeti devletinin stratejik bağımsızlığına odaklanmış bir yaklaşımı tasfiye etmek istiyorlar. Batı çizgisinde bir Türkiye peşindeler. İsrail merkezli bir dünyayı inşa etmek için güçlü Türkiye’nin olmaması gerekiyor. Aynı Tel Aviv-Londra aklı Rusya’yı da etkisizleştirmek ve bundan sonraki hedeflerinin de Çin’i içeriden yarmak olduğunu düşünüyorum. Daha önemli stratejik hedeflerinin de Orta Doğu’da göç, kaos, yoksulluk, savaşlar üzerinden üretilmiş krizlerin sonucu olarak Orta Doğu coğrafyasında nüfusu tasfiye etmek ve yerine müttefik oldukları Hint sosyolojisini getirmek istiyorlar. Bir buçuk milyarlık Hindistan’dan bu coğrafyaya 200 milyon nüfus göçü olsa ne olur? Hedeflerinin bu olduğunu bilelim.”
‘Türkiye Orta Doğu’da tuzağa düşmemeli’
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölgede İsrail’i rahatlatacak, bu coğrafyayı içinden çıkılmaz sıkıntılara sokacak her adımdan uzak kalacağına yürekten inanıyorum. Çünkü İsrail 7 Ekim 2023’te Gazze’de başlattığı soykırım ve katliamlardan sonra küresel ölçekte, dünyadaki bütün ülkelerin sokaklarında İsrail tasfiye oldu. Devletler çok önemli ölçüde İsrail’i sorguluyor ve küresel ölçekte Siyonizm tasfiye oluyor. Ancak tasfiye olan Siyonizm güçsüz değil; parayı, siyasal ilişkileri, ekosistemi kontrol ediyorlar. Eş zamanlı, bir yandan Tanrı’yı kıyamete zorlamak peşinde kendileri her türlü saldırganlığı, nükleer dahil olmak üzere kullanma noktasında tereddüt etmeyecek hazırlıkları yaparken; diğer taraftan kendilerini rahatlatmak için Husilerin üzerinden İslam coğrafyasını içinden çıkılmaz sıkıntıların içine sokmak istiyorlar. İnanıyorum ki böyle bir tuzağa düşmeyeceğiz, bu fırsatı onların eline vermeyeceğiz.”

