1970'lerden bugüne petrodolar sistemi: ABD-İran savaşıyla sistem çöktü mü?

© Bu fotoğraf yapay zeka ile oluşturulmuştur
Abone ol
Özel
Petrol ticaretinin büyük ölçüde ABD doları üzerinden yürütülmesi, 1970'li yıllardan beri küresel sisteme hakim. Peki petrol gelirleri ile dolar arasındaki bu ilişki nasıl ortaya çıktı? Ekonomist Hakan Topkurulu, 'Amerika'nın hegemon olduğu dönemin bittiğini' söylüyor. Ortadoğu'daki çatışmalar, onlarca yıllık petrodolar düzenini gerçekten sarstı mı?
Petrodolar kavramı, en basit haliyle petrol ihracatından elde edilen ve ABD doları cinsinden tutulan gelirleri ifade ediyor. Ancak kavramın küresel ekonomi açısından önem kazanması, 1970'li yıllarda ABD ile Suudi Arabistan ve diğer petrol üreticileri arasındaki ilişkilerin yeniden şekillenmesiyle bağlantılı.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Bretton Woods sistemiyle dolar, altına bağlanmış ve uluslararası para sisteminin merkezine yerleşmişti. Ancak 1971'de dönemin ABD Başkanı Richard Nixon, petrolün altına çevrilebilirliğini sona erdirdi. Böylece petrolün altınla doğrudan bağlantısı koptu ve küresel para sistemi yeni bir döneme girdi.
Bunun ardından petrol, küresel ekonominin en önemli ticari metalarından biri olarak öne çıktı.
⛽Petrodolar sistemi nasıl başladı, savaşla çöktü mü? ➡️Ekonomist Hakan Topkurulu, 'Amerika'nın hegemon olduğu dönemin bittiğini’ söylüyor. 1970'li yıllarda başlayan sistemin kısa tarihi #SputnikÖzel Haber: Pınar Tarcan Solak, Video: Feride Aka⬇️ 📍Videoda kullanılan bazı görseller yapay zeka ile üretilmiş temsili görsellerdir
— Sputnik Türkiye (@sputnik_TR) October 6, 2026
Arap-İsrail savaşıyla petrol krizi
Sürecin önemli dönüm noktalarından biri 1973'te yaşandı. Arap-İsrail Savaşı sırasında ABD'nin İsrail'e verdiği destek, Arap ülkeleriyle Washington arasındaki gerilimi artırdı.
Bunun sonucunda Arap petrol üreticileri ABD'ye yönelik petrol ambargosu uygulamaya başladı. Petrol arzındaki daralma ve fiyatlardaki sert yükseliş, dünya ekonomisini ilk büyük petrol şoklarından biriyle karşı karşıya bıraktı. 1973'ün sonlarına gelindiğinde petrol fiyatları yaklaşık dört katına çıkmıştı.
Petrol fiyatlarındaki bu artış, başta Suudi Arabistan olmak üzere petrol ihracatçısı ülkelerin gelirlerini de hızla büyüttü. Suudi yönetiminin önündeki temel meselelerden biri, artan petrol gelirlerinin güvenli ve büyük ölçekli biçimde nasıl değerlendirileceğiydi. Bunun yanında Riyad'ın güvenlik ihtiyacı da Washington ile ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli bir unsur oldu.
Washington-Riyad temasları ve yeni düzen
Haziran 1974'te iki ülke arasında askeri ve ekonomik işbirliğini kapsayan geniş bir anlaşma imzalandı. Bu gelişme, bugün "petrodolar sistemi" olarak anılan düzenin önemli kilometre taşlarından biri olarak görülüyor.
Petrol 1974'ten önce de büyük ölçüde dolar üzerinden fiyatlandırılıyordu. Dolayısıyla 1974'te sıfırdan yeni bir para sistemi kurulmadı. Asıl değişim, Suudi Arabistan'ın ve zamanla diğer Körfez ülkelerinin petrol gelirleriyle dolar varlıkları arasındaki bağın güçlenmesi oldu.
Petrodolar ABD'ye nasıl geri dönüyor?
Petrol ihraç eden ülkelerin elde ettiği dolar gelirleri yalnızca petrol ticaretinde kullanılmakla kalmadı. Bu kaynakların önemli bir bölümü, ABD Hazine tahvilleri başta olmak üzere dolar cinsinden finansal varlıklara yönlendirildi.
Böylece petrol satın almak için dolar talep eden ülkeler ile petrol gelirlerini dolar cinsinden değerlendiren üreticiler arasında küresel ölçekte bir finansal döngü oluştu. Suudi Arabistan da bu sürecin ilk dönemlerinde ABD Hazine tahvillerinin önemli yabancı alıcılarından biri haline geldi.
Petrol fiyatlarının 1980'li yıllarda gerilemesiyle ABD'ye yönelen petrodolar akışının hacmi azaldı. Ancak dolar merkezli yapı ortadan kalkmadı. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin para politikalarında doların ağırlığı devam etti ve bölge ülkelerinin uluslararası yatırımlarında dolar cinsinden varlıklar önemli yer tutmayı sürdürdü.
Peki, Ortadoğu'daki mevcut çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık, bu dönüşümü hızlandırabilecek mi? Petrodolar sistemi gerçekten tehlikede mi, yoksa küresel finans sistemindeki ağırlığını korumaya devam mı edecek?
'Doların tek egemen para birimi olduğu dönem kapanıyor'
Sputnik Türkiye'ye konuşan ekonomist Hakan Topkurulu, petrodolar sistemindeki dönüşümün ABD'nin küresel hegemonyasındaki gerilemeyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Topkurulu, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından küresel hegemon gücün İngiltere'den ABD'ye geçtiğini belirterek, "Amerika Birleşik Devletleri askeri üstünlüğünü aynı zamanda ekonomik üstünlüğe de çevirdi" dedi.
1970'lerde ABD'nin altın-dolar bağlantısını kestiğini ifade eden Topkurulu'ya göre, 2000'li yılların başından itibaren Çin'in üretim kapasitesinde ABD'nin önüne geçmesi, küresel ekonomik dengelerde önemli bir değişim yarattı.
"2000'li yılların başından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti üretim bazında Amerika Birleşik Devletleri'nin önüne geçmeye başladı. Aklımıza gelecek tüm konvansiyonel ürünlerde Çin Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bıraktı" diyen Topkurulu, bunun ABD'nin etkisi altındaki ülkelere 'manevra alanı' sağladığını ifade etti.
Topkurulu, Washington'ın doların küresel konumunu dış politika aracı olarak kullanmasının da sistem üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, "Bugün Amerika Birleşik Devletleri Doları bir silah olarak kullanmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
ABD ekonomisindeki sorunların da doların konumunu zayıflattığını savunan Topkurulu, "Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ekonomik istikrarsızlık ve yüksek borçlanma doların itibarını gün gün zedelemekte ve altını oymaktadır" dedi.
Topkurulu, doların gücündeki gerilemenin iki temel nedeni olduğunu söyledi:
"Bir tanesi Amerika'nın Doları silah olarak kullanması ve Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin içine girdiği bunalım. Doların gücünü yavaş yavaş yıpratmakta ve azaltmaktadır."
Topkurulu, önümüzdeki dönemde doların küresel para sistemindeki konumunun değişeceğini söyleyerek, "Önümüzdeki dönem doların artık dünyada tek egemen para birimi olarak kullanıldığı dönem kapanmakta. Önümüzdeki yıllarda başka para birimlerinin de ya da tek para biriminin de ortaya çıktığı yeni bir ekonomik sisteme doğru gidilmektedir" ifadelerini kullandı.
'Rusya Atlantik sistemine kafa tuttu'
Topkurulu, değerlendirmesinde Rusya ve İran'la yaşanan gelişmelerin de dolar merkezli sisteme duyulan güven açısından sonuçlar doğurduğunu savundu.
ABD'nin Ukrayna üzerinden Rusya'ya yönelik baskısının sonuç vermediğini ve Rusya'nın "bütün Atlantik sistemine karşı tek başına büyük bir direniş göstererek saldırıyı geri püskürttüğünü" ileri süren Topkurulu, Rusya-Ukrayna savaşının "Rusya'nın hakim olduğu bir savaşa evrildiğini" savundu.
'ABD'nin İran'a saldırılarda kabul edilmemesine rağmen yenilmesi, petrodolara olan itibarı yok etti'
Topkurulu, benzer şekilde ABD'nin İran'a yönelik saldırısının da küresel ekonomik sistemde petrol dolara yönelik güveni etkilediğini ekledi:
Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yaptığı saldırının kabul edilmemesine rağmen yenilmesi, dünyadaki ekonomik sistemde petrodolara olan güvenin aynı zamanda itibarının yok olmasına neden olmaktadır.
Bu değerlendirmeye göre, petrodolar sisteminin geleceği yalnızca petrolün hangi para birimiyle fiyatlandırıldığına değil, aynı zamanda ABD'nin ekonomik, siyasi ve askeri gücünün küresel sistemdeki ağırlığını ne ölçüde koruyabileceğine de bağlı olacak.


