“PKK’nın silahsızlandırılması Irak için model olabilir”

© Sputnik
Abone ol
Ünal Atabay’a göre ABD’nin Irak’tan çekilmesi bir stratejik yeniden konuşlanma olarak tarif edilebilir. Irak’ta oluşacak bir güç boşluğunun Türkiye’yi yakından ilgilendireceğini söyleyen Atabay, PKK’nın tasfiyesinin Irak için örnek olduğu görüşünde.
ABD’nin 2003’teki işgalden 23 yıl sonra Irak’tan çekilme sürecini tamamladığını duyurması, bölge dengelerini derinden sarsacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Washington yönetiminin kararı, doğrudan ABD-İran gerilimi ile Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’nu kapsayan daha geniş kapsamlı stratejik bir askeri yeniden konuşlanma arayışının parçası olarak öne çıkarken akıllara Amerikan birliklerinin Ürdün gibi komşu sahalara kaydırılabileceği geliyor. Irak hükümetinin bu adımı "egemenlik günü" ilan ederek kutlamasına karşın; Bağdat ve Erbil’deki devasa diplomatik temsilciliklerin korunması amacıyla geride bırakılabilecek kısıtlı unsurlar, İran destekli milislerin artan nüfuzu, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin güvenlik kaygıları ve olası bir güç boşluğunun yeni mezhepsel çatışmaları tetikleme riski tam bağımsızlığın önündeki en büyük engeller olarak sıralanıyor. Ortaya çıkan otorite boşluğu; Türkiye açısından ulusal güvenlik önceliklerini, bölgesel enerji koridorlarının geleceğini ve sınır ötesindeki terörle mücadele dinamiklerini yakından ilgilendiren kritik parametreleri beraberinde getiriyor.
ABD’nin Irak’tan çekilme kararını Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.
“Çekilme, ABD’nin stratejik yeniden konuşlanması olarak tarif edilebilir”
ABD’nin işgal ettiği Irak’tan 23 yıl sonra çekilmesine ilişkin son durumların ilerleyen günlerde netleşeceğini belirten Atabay, bu kararı bir ‘yeniden konuşlanma süreci’ olarak tanımlıyor. Atabay’a göre ABD, Irak’tan çıkıp Ürdün’e, Somali’ye konuşlanabilir:
“ABD’nin Irak’tan çekilme kararının zamanlamasında ABD-İran savaşının etkisi olduğu düşünülüyor. ABD ile Irak hükümeti arasında 2024’te yapılan anlaşma kapsamında bir çekilme süreci planlamıştı. Şu anki gelişmeler bununla örtüştü. ABD-İran savaşının bunda etkisi var. Bölgedeki Amerikalıların Irak’ta konuşlandığı ekipmanlar İran tarafından vuruldu ancak çekilmenin bir takvimi vardı. ABD, 23 yıl önce Irak’ı işgal etti ve bugün itibarıyla da çekilmesini tamamladıklarını duyurdu. 2003’te işgalden 11 yıl sonra Irak’tan çıktı. ABD, 2014’te IŞİD bahanesiyle o zamanki başkanın daveti üzerine yeniden Irak’a geldi. Amerikan işgalinde 170 bine yakın askeri vardı Amerikalıların. 2014 Musul işgalinde beş binden biraz fazla bir askerle geldiler. Bu çekilmenin ilk aşaması 2025’in eylül ayında tamamlandı. Önce Suriye sahasından çekildiler şimdi de Irak’tan. ABD, Irak’tan tamamen çekildi mi ya da kalan unsurları var mı bunu göreceğiz. Ancak bu çekilme koalisyon gücünün çekilmesiyle ilgili. Irak ile ikili iş birliği çerçevesinde bırakılması gereken küçük unsurlar olabilir. Dünyanın en büyük büyük elçiliği Bağdat’ta en büyük konsolosluğu ise Erbil’de. ABD, bunların güvenliklerini sağlayacak bazı unsurlar bırakmış olabilir. Iraklılar, Amerikan işgalinden kurtuluşlarını önemli bir dönüm noktası olarak ortaya koydular ve egemenlik günü ilan edeceklerini duyurdular. Ancak bence bu kısıtlı bir egemenlik. ABD buradan çıksa da Irak’ın, İran ile olan ilişkileri ve İran’ın, Irak’taki etkin varlığı açısını düşününce egemenlik sağlanacak bir durum görünmüyor. Bir taraftan Barzani’nin de çıkışları oluyor. Kürt Bölgesi’nin yüz üstü bırakıldığını söylüyorlar çünkü İran’ın saldırıları karşısındaki bazı koruma yetenekleri çekilme sonrası olmayacak. Bu çekilme, Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’nu kapsayacak şekilde ABD’nin stratejik yeniden konuşlanması olarak tarif edilebilir. Amerika, Orta Doğu’ya Afrika Boynuzu ile bir bütün olarak bakıyor. Amerika, Irak’tan çıkıp Ürdün’e oradan Cibuti’ye ya da Somali’ye gidebilir. Konuşlanma değişikliyle askerlerini Ürdün’e çekiyor. Ürdün de İran’ın menzili içinde. Bin kilometre geri çekilmek İran’ın etkisini ortadan kaldırmıyor. Amerikalılar Ürdün’de önemli zaiyatlar verdi. ‘Irak, İran’ın dibinde ve oradan çekiliyorlar’ denilebilir ancak Ürdün de aynı etki altında. Küresel anlamda Amerika’nın yeniden tertiplenme arayışı içinde olduğunu düşünüyorum”
“Irak’ta bir güç boşluğunun oluşması, Türkiye’yi yakından ilgilendirir”
Irak’ta doğacak bir güç boşluğunun Türkiye’yi etkileyeceğini söyleyen Atabay, ABD’nin çekilmesinin İran destekli silahlı gruplara alan açabileceği görüşünde. Irak’ın PKK’nın tasfiyesi konusunda düzenleme yapmaya çalıştığını ancak yeterli olmadığını ifade eden Atabay’a göre güç boşluğu İran lehine Irak sahasında tanımlanmaya çalışılıyor:
“Irak’ta bir güç boşluğunun oluşması Türkiye’yi yakından ilgilendirir. Amerika’nın çekilmesi sonrası İran destekli silahlı gruplar burada kendilerine geniş bir alan açabilir. Ayrıca Irak’ta mezhebi bir çatışmayı sağlayacak bazı siyasi düzenlemeler de olabilir. Bu da IŞİD benzeri veya Sünni eksenli grupların harekete geçmesi gibi bir noktaya evrilebilir. Bu Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından önemli. Burada bir güç boşluğuna fırsat verilmemeli. Irak, PKK’nın tasfiyesi konusunda kendi iç hukuku kapsamında da düzenleme yapmaya çalıştı ancak güçleri yeterli değil. 2027’nin sonuna doğru silah bırakılacağına dair 12 maddelik bir anlaşma var ve bu yol haritası işleyecek. Ancak ABD-İsrail ve İran eksenli çatışma ortamı da bu güç boşluğunu İran lehine Irak sahasında tanımlamaya çalışıyor. Basra Körfezi’nden başlayıp Avrupa’ya ulaşması planlanan güzergah projesi savaştan önceki bir projeydi. Bunun üzerinde tadilat olur mu bilemiyorum. Çünkü Körfez ve Hürmüz bölgesinde barış sağlansa da gelecekte tam bir güvenlik sağlanacak durumda değil. Gelecekte de çatışma alanı olabilir. Petrol ve enerji sevkiyatında sıkıntılar olabilir. Arabistan’ın Yanbu’ya giden Arabistan Yarımadası’nı kateden petrol boru hattı pompalandıktan sonra Körfez’e gidemiyor. Husiler ve İran buraları vuruyor. Hürmüz’den gemi çıkmıyor. Oradan petrol boru hattıyla da diğer noktaya petrol ulaştırılamıyor. Basra Körfezi’nden boru hattı döşendiğinde onun işleyip işlemeyeceği konusunda şüpheler var. Türkiye de dahil olmak üzere enerjiyi çeşitlendirmeli. LNG, deniz ve kara yolu üzerinden değişik bir enerji planlaması içine giriliyor. İran savaşı bunu küresel anlamda tüm dünyaya öğretti.”
“Entegrasyona ilişkin bir yol haritası var”
Türkiye’nin Irak’taki mücadelesinin terörle mücadeleyle sınırlı olduğunu belirten Atabay, milis grupların Irak ordusuna entegrasyonuyla ilgili bir yol haritası olduğunu söyledi. Atabay, PKK’nın tasfiyesinin Irak için de rol model olabileceği görüşünde:
“Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak başta olmak üzere Irak’taki askeri varlığını 90’lı yıllardan beri sürdürüyor. PKK ile mücadelede varlık gösterdik. Kuzey Irak’ta üslerimiz bulunuyor. PKK’nın tasfiyesi projesi kapsamında silahların bırakılmasıyla beraber TSK’nın Irak’taki üslerine ihtiyaç kalmayacağı söylendi. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğüne baştan beri saygılı. Türkiye, orada bir işgalci güç değildi terörle mücadele çerçevesi içinde varlık sürdürdü. Irak’ın mücadele edecek bir gücü yoktu. Gelinen noktada Irak’taki İran destekli milis grupların da Irak ordusunun altında entegrasyonu isteniyor. Buna dair bir yol haritası var. Irak’ın gücü henüz bu milisleri silahsızlandırmak veya Irak ordusuna entegrasyon sağlayacak güçte değil. PKK’nın tasfiyesi ve silahsızlandırılması Irak için örnek oluyor. Irak bundan istifade Amerikalıların ve Türkiye’nin çekilmesine bağlı olarak tek bir Irak ordusunda birleşmeyi hedefliyor. Buna Peşmergeleri de dahil etmek isteyebilirler. Tom Barrack da bunu söylemişti. Peşmergenin de Irak ordusuna tam entegrasyonu gündeme gelebilir. Bu bir gerilim de yaratabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için Irak’ta bir ortak irade gelişiyor. Türkiye tek bir Irak ve tek bir orduyu daha güvenli görür. Suriye modeli gibi terörden arınmış ve güvenlik açısından endişe yaratmayacak bir noktaya taşınması Türkiye’nin beklentileri arasında. İran-İsrail gerilimi ve Amerika’nın varlığı bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Bu ortam nereye kadar sürecek? Irak’taki silahlı gruplar ise yeni rolleri ve yeni modeli ‘Bölgesel Direniş Ekseni’ olarak ifade ediyorlar. Yani ABD’nin Orta Doğu’dan çıkmasını sağlayacak rolleri olduğunu ileri sürüyorlar ve Irak ile entegrasyonu istemiyorlar. Bir taraftan buna uyanlar da var. Bir milis tugayı kendisini lağvetti örneğin.Irak’taki güç boşluğunu doldurmaya çalışacak bazı güçler harekete geçebilir. Bu, Irak sahasında yeni bir istikrarsızlığı tetikleyebilir. Irak bu endişeleri taşıyor. 23 yıllık varlıkları ve Irak’taki dokuz üssüyle Irak’ın egemenliğine hançer gibi giren Amerikalılar buradan çekiliyor. 23 yıllık savaşın sonunda Irak’a demokrasi geldi mi? Gelmedi elbette.”

