- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Tayvan’ın olmadığı bir mutabakat listesi, Çin’in isteklerini karşılamaz”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 30.09.2026
Abone ol
Barış Adıbelli’ye göre Trump’ın ‘kucaklaşma’ talebini karşılamayan Çin’de semboller büyük önem taşıyor. Pekin yönetiminin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e özel bir muamele gösterdiğini belirten Adıbelli, Tayvan'ın dahil olmadığı bir mutabakat listesinin Çin tarafından onaylanmayacağı görüşünde.
Pasifik’teki ticari ve jeopolitik hakimiyet mücadelesinde kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkan son ABD-Çin zirvesi, Washington ile Pekin arasındaki stratejik dengelerin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Çin lideri Şi Cinping, zirve diplomasisini ve ekonomik kozlarını etkili şekilde kullanarak ABD Başkanı Donald Trump karşısında diplomatik üstünlük sağlarken Pekin yönetimi kendisini küresel sahnede ABD ile tamamen eşit bir güç olarak konumlandırıyor.
İki ülkenin ekonomik bağımlılığının izolasyonu imkansız kıldığı bu süreçte, Washington'ın Çin'e yönelik yumuşayan söylemleri ve Rusya ile jeopolitik rekabette Pekin’i yanına çekme arayışları, Soğuk Savaş dönemindeki stratejik dengeleri yeniden akıllara getiriyor. Pekin yönetimi ise askeri çatışmalardan kaçınıp muazzam ekonomik gücünü ve diplomatik manevralarını bir koz olarak sunarak küresel sistemde savaşmadan nüfuz alanını genişletmeye devam ediyor.
Trump-Şi Cinping görüşmesini ve 8 maddelik mutabakat metnini Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

“Trump’ın kucaklaşma beklentisi gerçekleşmedi”

Trump’ın mayıs ayındaki ziyaretine hatırlatma yapan Adıbelli, Trump’ın kucaklaşma beklentisini karşılamayan Çin’in Putin’e özel bir muameleyle yaklaştığını vurguladı. Adıbelli, görüşmede Şi Cinping’in barış vurgusu yaptığını söyledi:
“Çin de Amerika da bir Pasifik ülkesi. Amerika’yı Atlantik kıyısından değerlendirirler. Ancak Amerika’nın bütün ticari limanları Pasifik’te. Amerika gemi ticaretini Atlantik’ten değil Pasifik’ten yürütür. Amerika’nın Akdeniz’e, Süveyş Kanalı’na ve Hürmüz’e çok ihtiyacı yoktur. Onun ticareti daha çok Pasifik’tedir. ‘Asya’nın kalbi Çin’ derler ama Asya’nın kalbini iki Pasifik ülkenin bir araya gelmesi olarak tanımlıyorum. Trump-Şi Cinping ziyaretinin kazananı Çin olmuştur. Wall Street Journal, ‘Trump, Şi Cinping’i dost görürken Şi Cinping onu kullanılabilir bir araç olarak gördü’ dedi. Bu Çin tarihinin geleneksel stratejik tavırlarından biri. Çin, kendinden görmez ama kendinden uzak da tutmaz. Bu bir tarzdır. Trump mayıs ayında geldiğinde Şi Cinping onu parlamentoda bir metre uzaktan karşıladı. Trump ‘Ben kucaklaşmak istiyorum’ demişti. Trump gelmeden önce ticaret bakanlığı yetkilileri ‘Çin’de kucaklaşma yok’ dedi. ‘Putin ile kucaklaştınız’ dediğimde ‘Putin başka’ dediler. Putin’i aynı kategoriye koymuyorlar. Trump’ın beklentisi Şi Cinping ile kucaklaşmaktı ama bu olmadı. Uluslararası ilişkilerde mukabiliyet önemli. Egosu yüksek Trump, uçağın merdivenlerine kadar gelmişti. Bu herkes için sürpriz oldu. Semboller uluslararası ilişkilerde önemli. Çin’in kendisinde daha da önemli. Bu ziyarette Şi Cinping ile Trump’ın bir konuşma anı oldu ve bu önemliydi. Trump taziyeye gelmiş birisi gibi suratı asıktı ve ellerini bağlamıştı ancak Şi Cinping konuştukça Trump daha kötü oldu. Trump dalgındı. Şi Cinping yenilir yutulur şeyler söylemedi. Barış vurgusu yaptı. Şi, ‘Rekabet birbirimizi yok etmek istediğimiz bir süreç değil de birbirimizi yakalamaya çalıştığımız bir yarış olsun’ dedi. Bunu Trump hiç sevmiyor. Amerika’nın rekabetten anladığı şey güçlü olanın ayakta kaldığı bir tablo. Öte yandan Amerikan medyasında temkinli bir iyimserlik var. Wall Street Journal, ‘Çin medyası bizden daha coşkulu yazdı bu görüşmeyi’ dedi. Bunu Çin’e değil Trump’a güvenmedikleri için coşkuyla karşılamadılar”

“Çin, kendisini Amerika’ya denk ilan etti”

Şi Cinping’in bu görüşmede Çin’i Amerika’ya denk bir büyük güç olarak ilan ettiğini söyleyen Adıbelli, Tayvan’ın dahil olmadığı bir mutabakat metninin Çinlilerin nezdinde kabul görmeyeceğini ifade etti:
“Şi Cinping, Trump’ı mahveden bir konuşma yaptı. Trump’ın birinci döneminde Çin paniklemişti. 19. Ulusal Kongresi yeni yapılmıştı ve Çin yeni yeni projeler ortaya atıyordu. Ancak Çin, sonraki süreçte krizi iyi kontrol etti. Şi Cinping, 2013’ten beri siyasi ve ekonomik reformlar yaptı ve birçok insan tasfiye edildi. Biden döneminde bu işin tatbikatı yapılmaya başlandı. Biden döneminde biraz rahatlayan Çin, Trump gelmediğinde ‘Bize ne’ moduna geçebildi. Şi Cinping, ‘Dünyadaki bütün krizleri çözebiliriz. Biz dünyanın iki büyük gücüyüz’ dedi. Çin, Trump’ın mayıs ayındaki ziyaretinde ‘Biz dünyanın iki büyük ekonomik gücüyüz’ demişti. Bu kez ise iki büyük güç olarak bahsetti. O ana kadar Çin kendisini üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlıyor ve Küresel Güney’e ait olduğunu söylüyordu. Şu an kendilerini Amerika’ya denk bir güç olarak ilan ettiler. Trump, mayıs ayında Çin’i Amerika’ya denk büyük bir güç olarak kabul ettiğini söyledi. Şi Cinping, Trump’a ‘Birlikte hareket edelim’ dedi. Bu da Amerika’nın hoşuna gitti. Şi Cinping’in konuşmasının satır aralarında büyük bir meydan okuma vardı. 100 bin öğrenciyi 2030 yılına kadar davet ettiler ancak Amerika bin öğrenci için dahi aynısını söyleyemedi. Trump mevcut öğrencileri kovmak için elinden geleni yapıyor. Şi Cinping bir teşekkür konuşması yapıyormuş gibi olsa da meydan okudu. Tayvan’ın olmadığı bir mutabakat listesinde Çinlilerin istediklerinin olacağını sanmıyorum. ABD ile Çin birbirine muhtaç. Bu dünyada bir küreselleşme ve teknoloji gerçeği var ve izolasyon mümkün değil. İki ülkenin karşılıklı bağımlılıkları var. Dünyada birbirine bağımlılığı en fazla olan iki ülke Çin ve ABD. Trump bu mantığı çözemediği için Çin ile mücadele edeceğini söylemişti. Buradan ‘Değerli dostum Şi’ söylemine kadar geldi. Bu söylem değişikliğinde ekonomik durum ve seçim etkili oldu. Biden, Trump’ın her şeyini reddetti. Sadece Çin konusundaki politikalarını daha ileriye taşıdı. Pentagon’da sürekli Çin’i takip eden bir görev gücü var. Trump, açılışını Biden’ın yaptığı bu görev gücünü kapatmadı. Bu ziyarette Trump ve eşi çok samimiydi. Trump’ın torununun Çince konuştuğunu gösterdiler. Torunu Çince şarkı da söyledi. Burada gurur duyan isim Şi Cinping oldu. Trump ise keyifliydi. İki taraf da memnun. Çin’den nefret eden bir adam torununa Çince öğretir mi? Öğretse bile bunu şov amaçlı gösterir mi? Buradan bu meselenin müesses nizam meselesi olduğunu anlıyoruz. Trump 2019’da NATO’ya Çin’i tehdit olarak gösterdi. Ankara zirvesinde Çin’i atıp Rusya’yı koydular. ABD, Çin’i yeniden dost ilan etti. ‘Bu, Rusya’ya karşı birleşik bir cephe mi?’ sorusunu düşünmüştüm. 1972 normalleşmesine atıfta bulunuyoruz. 1972’de Çin ile ABD normalleştikten sonra birbirlerini birçok sıfatla adlandırdılar. Çin ile ABD birlikte hareket etmişti. Afganistan işgalinde de birlikte hareket etmişlerdi. Henry Kissinger, ’21. Yüzyılda Rusya ile mücadele edilecekse Çin, Çin ile mücadele edilecekse Rusya’yı yanımıza almalıyız. İki cephede mücadele edemeyiz’ demişti. Aynı jeopolitik alanlarda mücadele sürüyor. Kissinger, ‘Benim tavsiyem Çin’i yanımıza almalıyız’ diyerek bitirmişti sözünü”

“İnsanlar bir Doğu bloku ya da Varşova Paktı gibi bir oluşum bekliyor”

ABD-İsrail’in İran saldırısına karşı Çin’in savaşa dahil olması talebine ilişkin de konuşan Adıbelli, Pekin yönetiminin ancak Çin’in zarar gördüğü bir tabloda savaşa gireceği görüşünde. Adıbelli’ye göre insanlar Çin’in savaşa girmesini ‘zalimlere ağzının payının verilmesi için’ istiyor:
“İran meselesinde bir türlü anlaşılmayan bir şey var. Çin kimse için angajmana girmiyor. İnsanlar Çin’in savaşmasını istiyor. Çin, ancak vatandaşları zarar görürse savaşa girer. Çin sadece barışı tesis etme amacı dışında asker göndermez. Romantik bir beklenti ve Varşova Paktı beklentisi var. Adaletin ortadan kalktığı bir uluslararası sistem var. İnsanlar Birleşmiş Milletler’den ümidini kesmiş durumda. İnsanlar, zalimin karşısına daha güçlü bir ülkeler birliği çıksın da ağzının payını versin istiyor. Soğuk Savaş dönemini hatırlayanlar buna özlemle bakıyorlar. Doğu bloku ve Varşova Paktı gibi bir oluşum bekleniyor. Birleşmiş Milletler’den medet umulmalı. Amerika’yı Çin susturdu. Amerika ‘Tayvan’a silah satıyorum ve bunu iptal edersem 11 milyar dolar zarara uğrarım’ diyor. Çin ise ‘Onu iptal et ben senden 30 milyar dolarlık silah alayım’ diyor. Çin, yüzlerce yolçu uçağı da alıyor. Çin savaşmadan ekonomik gücünün her yönünü kullanıyor”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала