- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“ABD, bükemediği Çin'in bileğini öptü"

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 29.09.2026
Abone ol
Barış Doster’e göre Duma seçim sonuçları, Batı’nın Rusya’yı içerden bölme çabalarının sonuç vermediğinin en net kanıtı. Hegemonik olarak güç kaybeden ABD’nin, Çin’in bükemediği bileğini öptüğünü söyleyen Doster, klasik anlamda bir savaştan ziyade teknoloji başta olmak üzere pek çok alanda başlayan rekabetin savaşa dönüşebileceği görüşünde.
Batı’nın askeri, siyasi ve ekonomik baskılarına karşın Rusya’da toplum, iç sorunları arka plana iterek mevcut yönetim ve güvenlik politikaları etrafında kenetlenirken ABD hegemonyasının askeri ve ticari sınırları küresel dengelerde belirgin bir geri çekilmeye işaret ediyor. Washington’ın gerek İran’ın direnci karşısında gerekse Çin’le yürütülen ticaret savaşlarında doğrudan güç kullanımından ziyade vekil güçler ve teknolojik rekabet alanlarına sıkıştığı tescilleniyor. Doğu Akdeniz’den Hürmüz Boğazı’na ve Doğu Asya ticaret hatlarına kadar uzanan hatta yaşanan enerji ve navlun krizleri ise küresel ekonominin merkezini Batı’dan Doğu’ya kaydırırken ABD müesses nizamını doğrudan çatışma yerine yeni ekonomik uzlaşılara ve bölgesel ittifaklara zorluyor. Mekke İttifakı da bu doğrultuda okunuyor.
Rusya’daki Duma seçimlerini, Trump-Şi Cinping görüşmesini ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısının çıktılarını Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

“Batı emperyalizminin Rusya’yı kuşatması pek mümkün değil”

Duma seçim sonuçlarını, Rusya’yı içerden bölme çabalarının boşa düştüğünün kanıtı olarak okuyan Doster, baskıların Rusya’yı Moskova ekseninde daha da konsolide ettiğini söyledi:
“Rusya Federasyonu’nu içerden bölme, insanları kışkırtma çabaları sonuç vermedi. Batı emperyalizminin Rusya’yı dışardan kuşatması pek mümkün değil. Seçimlere hem katılım yüksekti hem de Putin’in Birleşik Rusya Partisi’nin oy oranı hayli yüksekti. Rusya, Ukrayna’daki varlığını ‘Özel Askeri Operasyon’ olarak tanımlıyor ve asıl savaşı NATO ile Avrupa’ya karşı verdiğini söylüyor. İngiltere’nin savaşı uzatma çabaları, Zelenskiy’e yaptıkları baskılar, Polonya’nın Ukrayna’yı savaşı uzatması yönündeki teşvik ve tahriki, NATO’nun yeni üyelerinin anti-Rus söylemleri umdukları neticeyi vermediklerini gösteriyor. Bu, Rusya’yı ve Rusları, kendisini Rus olarak gören insanları daha da fazla Putin liderliği ve Moskova ekseninde konsolide ediyor. Hayat pahalılığından yakınanlar, enflasyonun yüksekliğinden yakınanlar vardır. Ancak söz konusu ülke güvenliği olunca bu eleştiriler daha geri plana itiliyor. Günlük hayatta gözlemlenebildiği kadarıyla Rusya’da ekonomik anlamda bir tedirginlik yok. Çarşıya, pazara yansıyan enflasyonist ortam elbette vardır. Ancak insanların günlük hayatında bir endişe yok.”

“ABD ve onun yancısı Avrupa, klasik anlamda bir savaşa girecek güçte değil”

ABD’nin hegemonik hakimiyetinde gerileme olduğunu söyleyen Doster, Çin ile makasın da daraldığı görüşünde. ABD ve Avrupa’nın klasik anlamda bir savaşa girecek güçte olmadığını ifade eden Doster, savaşın teknolojik rekabet başta olmak üzere pek çok alanda devam ettiğini kaydetti:
“ABD emperyalizminin hegemonik hakimiyetinde gerileme var. İktisadi, diplomatik ve politik ölçekte de gerileme yaşanıyor. ABD ile Çin arasındaki makasın daraldığına bakınca askeri ölçekte de gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Gemi sayısı, gemilerin tadilatı için gereken parayı bulamama anlamında ABD’de bir gerileme var. ABD emperyalizmi ve onun yancısı olan Avrupa emperyalizminin klasik anlamda bir savaşa girişeceklerini ve bunu kaldıracaklarını düşünmüyorum. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı gibi büyük güçler arasında bir savaş olmaz. Ancak savaştan büyük şirketler arasındaki rekabeti, teknolojik rekabeti, yapay zeka rekabetini, endüstriyel rekabetini ve vekil güçler aracılığıyla yürütülen mücadeleyi savaş olarak tanımlayacaksak evet o anlamda savaşın içindeyiz. Bu savaş çoktan başladı. İster büyük şirketlere bakalım ister enerji rekabetine bakalım ister ilk 500’e giren üniversite sayısına bakalım ister kamu diplomasisi faaliyetlerine bakalım savaşın zaten başladığını söyleyebiliriz. Vekil güçler genelde devlet dışı aktörler oluyor ve bunların büyük çoğunluğu terör örgütleri oluyor. Bunlar aracılığıyla başlayan savaşın yıllardır içindeyiz zaten.”

“İran nakavt olmadı”

ABD-İsrail’in İran’a diz çöktüremediğini ifade eden Doster, saldırıların Hürmüz ve çevresinde yoğunlaşabileceği görüşünde:
“ABD hegemonyasını yeniden test edemez. ABD’de bunu düşünenler vardır ancak bunu cehaletle açıklayabiliriz. Daha aklı başından olan isimlere, ülkenin politik gücünün, emperyalist karakterinin ve silah stokunun nasıl aşındığını bilen insanlara baktığımızda onların da hegemonya restorasyonu beklemediğini görebiliyoruz. Ben İran’ın, ABD açısından da İsrail siyonizmi açısından da simgesel önemi olduğunu düşünüyorum. İran’daki durumun 27 Ekim’de soykırımcı Netanyahu’ya, İran’daki bir başarının 3 Kasım’da öngörülmez Trump’a bir başarı getirebileceğini bekleyenler var. Ancak ABD bir emperyalist güç değil. İran şeytanlaştırıldı ve başarısız devlet olarak anlatıldı. Ancak ABD, İsrail ve Avrupa İran’ı yorup yıpratsa da diz çöktüremedi. İran nakavt olmadı. İran’ın; Libya, Irak, Suriye ve Gürcistan olmadığı anlaşıldı. İsrail muhabere meydanında ABD’nin topu tüfeği ve uçak gemisi olmadan tek başına İran’ı yenemiyor. Yanına ABD’yi alınca hırpalayabiliyor yine de yenemiyor. Batı’daki cahiller İran’ın üç günlük stoku kaldığını söylüyorlardı ancak tam tersi oldu. Bu cahillerde sadece politik bir sığlık yok. Entelektüel ve kültürel sığlık da söz konusu. ABD ve İsrail’in İran’a dönük 40 günlük saldırısı şiddetinde yeni bir saldırı beklemiyor. Hürmüz etrafında lokal saldırılar bekliyorum. Ancak önceki 40 günlük saldırılara benzer bir saldırı beklemiyorum. ABD ve İsrail, seçim öncesinde umdukları neticeyi alamazlar. Hürmüz ve Babülmendep’teki daralma, Doğu’nun büyük ekonomileri açısından daha önemli. Rusya-Ukrayna meselesinde ortaya çıkan enerji kesintisi ve devamlılığın azalması ABD’nin de talimatıyla Avrupa’nın Rusya’dan yaptığı doğalgaz ithalatını olabildiğince kısması elbette Avrupa ekonomilerini daha fazla ilgilendiriyor. Bu anlamda Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Avrupa üzerinden gelen bir enerji, Avrupa’yı daha fazla ilgilendirir. Bu coğrafi bir gerçeklik. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Hindistan ise dünyanın en büyük beşinci ekonomisi. Bu ülkeler, enerji tedarik etikleri coğrafya Orta Doğu ağırlıklı olduğu için Hürmüz’deki sıkışıklığın da Babülmendep’teki gerilimin de ortadan kalkmasını istiyor.”

“Trıump’ın Çin liderini uçağın merdivenlerinde karşılaşaması önemliydi”

Doster, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i uçağın merdivenlerine giderek karşılayan Trump’ın, Çin’in ‘bükemediği bileğini öptüğünü’ söyledi:
“ABD emperyalizmi devlet şeklinde örgütlenmiş bir haydutluktur. ABD müesses nizamı, ABD’nin çok uluslu tekellerinden bağımsız düşünülemez. ‘ABD’ deyince aklımıza sadece Beyaz Saray gelmez. Beyaz Saray büyük uzlaşının sadece görünen tarafı. ABD’de askeri endüstriyel yapı da müesses nizama dahil. Savunma, dışişleri bakanlığı da CIA de, Yahudi lobisi de, düşünce kuruluşları da iş dünyası da müesses nizama dahil. Bunlar, ‘bükemedikleri bileği öpeceklerini’ gördüler. Bükemedikleri bilek Çin’indi ve onu öptüler. ABD Başkanı’nın Çin Halk Cumhuriyeti liderini uçağın merdivenlerine giderek karşılaması bile önemliydi. Bir ABD başkanı bunu Çin liderine karşı yaptı. Amerikalılar, Çin’in üretim, ithalat, ihracat ve ticaret kapasitesi olmasa nerede üretip ürettiklerini kime satacağını düşünmeye başladı. ABD orta sınıfı malları kimden tedarik edecek? ABD, en iddialı ülkeler arasında ikinci sırada olan Çin’de üretim yapmazsa ve satmazsa üretim kimin için yapılacak? İki ülke arasındaki ticari hacminin boyutları bunu Amerikalılara öğretti. Trump, önceki dört yılında da bu dört yılında da büyük büyük laflar etti. ‘Ticaret savaşları’ diyordu. Çin misilleme yaptı. ABD ne kadar yüksek gümrük vergisi uyguladıysa Çin de uyguladı. Bu ticaret savaşları Amerika’nın kendisini vurdu. ABD’nin Avrupalı ortaklarını vurmaya başladı. Gümrük duvarlarını yükseltmekten de bekledikleri neticeyi alamayacaklarını anladılar ve bükemedikleri Çin’in bileğini öptüler”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала