Yazar Zehra Çelenk: Kötülük kadar beslenen bir şey yok

Abone ol
Yazar Zehra Çelenk, Serhat Sarısözen’in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. Çelenk, Gece Unutkandır adlı romanı üzerinden kadın cinayetlerini, suçun toplumsal ve psikolojik zeminini, güç ilişkilerini, hafıza ve unutma meselesini değerlendirdi.
Yazar Zehra Çelenk, Gece Unutkandır adlı romanında bir genç kızın ölümü etrafında şekillenen polisiye kurguyu, karakterlerin psikolojik dünyasını ve suçun ortaya çıkmasına zemin hazırlayan ilişkileri Serhat Sarısözen’in sunduğu Gündem Dışı programında anlattı.
Polisiye örgünün yanında karakterlerin psikolojik katmanlarına da odaklandığını belirten Çelenk, romanda anne-kız ilişkisi, kadın-erkek ilişkileri, gençlerin dünyası, dijital tuzaklar, toplumsal şiddet ve kadın cinayetleri gibi konuları ele aldığını söyledi. Çelenk, romanın yalnızca failin kim olduğu sorusuna değil, suçu ortaya çıkaran koşullara ve görmezden gelinen durumlara da odaklandığını ifade etti.
'Bu suça giden zemini tek bir kişi kurmadı'
Romanın merkezindeki cinayeti yalnızca fail üzerinden ele almadığını belirten Çelenk, suçu ortaya çıkaran toplumsal zemine de odaklandığını söyledi:
“Romanın hikâyesinin tek bir faili var. Sonuç olarak kızı öldüren bir tek kişi. Ama kızı öldüren aynı zamanda bir tek kişi değil; bu koşulların toplamı. İnsanların birilerini koruması, müdahale etmemesi, bazen de fazla müdahale etmesi; ebeveyn ilişkilerinden sevgililik ilişkilerine kadar koruma ve sahiplenmenin birbirine geçmesi... Arzu ilişkilerinin çok karmaşık yapısı, bir erkek arzusunun çok farklı yerlere yönelebilmesi, çok manipülatif olması... Bütün bunlar aslında bu suç zeminini oluşturan şeyler. Bir de suskunluk var. Çok görmezden geliyoruz. Bunu çok şiddetli, vahşi kadın cinayetlerinde de yaşıyoruz. Bu katmanı da anlatmak istediğim bir taraf oldu.”
'Kötülük çoğu zaman "Ben kötüyüm" diye yapılan bir şey değildir'
Romandaki karakterleri tek boyutlu bir iyi-kötü ayrımıyla kurmadığını anlatan Çelenk, güç ilişkilerinin ve toplumsal cinsiyet kodlarının kötülüğü besleyebildiğine dikkat çekti:
“Kötülük çoğu zaman ‘Ben kötüyüm’ diye yapılan bir şey değildir. Bir insan bir güç elde ettikten sonra bunu nasıl dağıtıyor, nasıl kullanıyor, adil olmaya devam ediyor mu; bunlar iyilik ve kötülüğü etik anlamda belirliyor. İnsanlar kendilerini çok kolay affediyor ve yaptıklarına çok güzel kılıflar bulabiliyor. Kötülük dediğim şeyin çoğu da bu savunma ve çarpıtma mekanizması. Bunlar toplumsal olarak da desteklendiğinde, mesela toplumsal cinsiyet kodları tarafından beslendiğinde, manipülasyonun, suistimalin ve kötülüğün alanı artıyor. Kötülük kadar beslenen bir şey yok.”
'Hakikat çok parçalı bir şey'
Romanı farklı karakterlerin bakış açısından kuran Çelenk, bu tercihin hem polisiye kurguyu hem de karakterlerin psikolojik katmanlarını güçlendirdiğini ifade etti:
“Hakikat çok parçalı bir şey ve ancak farklı bakış açıları bir araya geldiğinde tümünü görebildiğimiz bir şey. Edebiyat hakikati olduğu gibi ortaya koyamaz ama zamanın ve gerçeğin farklı yönlerini, farklı açılardan yaklaşarak olabildiğince gösterebilir. Benim inancım bu. Failin zihnine de ulaşabilirim; gerçekten çok hoşlanmayacağım türden bir erkeğin zihnine de, çok seveceğim birinin zihnine de... Bunların hepsiyle aramdaki mesafeyi belirleyerek anlatıcının dilinden konuşmak, onun zihninden aktarmak bana her zaman çok zengin geliyor.”
'Üç günde her şeyi atlatmamız gerekiyor ama hayat böyle bir şey değil'
Gece Unutkandır adının da romanın hafıza ve unutma meselesiyle bağlantılı olduğunu anlatan Çelenk, bireysel ve toplumsal yasın zamana ihtiyaç duyduğunu söyledi:
“Tamamen unutmak mümkün değil. Ayrıca iyi bir şey mi, onu da bilmiyorum. Kişisel yaslar için belli bir aşamada onu bir yere koyup onunla birlikte yaşamaya devam etmek gerekiyor. Çok hızlanıyor her şey. Çok travmatik olaylar üst üste yaşanıyor ve sürekli bir sonraki meseleye geçiliyor. Biraz da şöyle bir zamandayız: Üç günde aslında her şeyi atlatmamız gerekiyor; aşk acısından çok sevdiğimiz birinin ölümüne kadar. Hayat böyle bir şey değil. Bunlar zaman isteyen süreçler. O anlamda ben unutmamanın da önemli olduğuna inanıyorum.”

