“Merz’in istifası yakın, Alman siyasetinde alternatifsizlik hakim"

© Sputnik
Abone ol
Gazeteci Tunç Akkoç’a göre Hristiyan Demokratlar’ın seçimlerde uğradığı hezimet, Almanya Şansölyesi Merz’in istifasıyla sonuçlanacak. Akkoç, Sol Parti’nin Berlin’de kaydettiği zaferin diğer eyaletlerde görülmeyeceği görüşünde.
Almanya'da peş peşe gerçekleşen eyalet seçimlerinde merkez sağın ağır kayıplar yaşaması ve aşırı sağcı AfD'nin oylarını belirgin şekilde artırması, ülkede siyasi dengelerin kökünden sarsıldığına ve sistem partilerinin büyük bir krizle karşı karşıya kaldığına işaret ediyor. Ana muhalefetteki Hristiyan Demokratlar'ın kilit eyaletlerde mevzi kaybetmesi Şansölye Friedrich Merz üzerindeki istifa baskısını artırırken merkez siyasetteki bu tıkanıklık Bavyera gibi bölgelerde AfD'ye karşı uygulanan güvenlik duvarı politikalarının da fiilen çökmesine yol açıyor.
Diğer yandan Berlin gibi metropollerde Sol Parti'nin gösterdiği tırmanış, seçmenin geleneksel iktidar bloklarına duyduğu tepkiyi yansıtsa da bu durum derin bir toplumsal dönüşümden ziyade sandıktaki arayışların ve kimlik siyasetinin geçici bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Almanya’daki seçimleri, Friedrich Merz’in durumunu ve İstanbul’da düzenlenecek East-West Forum’u gazeteci Tunç Akkoç ile konuştuk.
“Turpun büyüğü heybede”
Almanya’daki seçimlerde Hristiyan Demokratlar’ın eridiğini belirterek sözlerine başlayan Akkoç, seçim sonuçlarının Merz’in istifasına kadar giden bir süreci başlattığı görüşünde. Akkoç’a göre Merz şu an istifa etmezse Vestfalya’daki seçim sonuçlarının ardından bu kaçınılmaz olacak:
“Almanya Şansölyesi Merz’in New York’a, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na gidememesi çok acayip bir olay. Üç hafta önce Almanya’da bir eyalet seçimi gerçekleşmişti. Dört gün önce Berlin ve Mecklenburg’daki bir eyalette yine seçim oldu. İkisinde de Hristiyan Demokratlar kaybetti. Üç hafta önce de mesele aynıydı. Hristiyan Demokratlar’ın gerilemesiyle karşı karşıyayız. Merz seçimleri bir felaket olarak yorumladı. Böyle yorumlamasına rağmen Hristiyan Demokratlar’ın çizgisinde bir değişikliğe gitmeyeceğini de ifade etti. En büyük çelişki de burada. Almanya tarihinde ilk kez Hristiyan Demokratlar bir eyalet parlamentosunun dışında kaldılar. Mecklenburg’da 4,9 o alıp ve yaklaşık 10 puan kaybettiler. Berlin’de de yüzde 28 oy almışlardı, bu seçim oyları yüzde 18’e düştü. Bunlar yenilir yutulur şeyler değil. Berlin’de CDU’dan Merz’in partisinden AfD’ye 60 bin oy gitti. Merz istifa edecek. Bu iş oraya doğru gidiyor. Politikacıların karakterlerine anlam yüklememek lazım ancak bazen karakter devreye girebiliyor. Merkel, Merz’i kenarda tutup önemli görevler vermemişti. Merz ise bir yerlerde olmak istiyordu. Merz, dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan BlackRock’ın Almanya temsilcisiydi ancak siyasette önemli bir pozisyona gelememişti. Merz başbakanlığı çok istiyordu bu sebeple görevini bırakmak istemiyor. 90’larda refah toplumu ve istikrar abidesi olarak anılıyordu Almanya. Turpun büyüğü heybede. Almanya’nın en büyük eyaletinde seçimlere gidilecek. Yeni yılın ilkbaharında Vestfalya’da seçime gidilecek. Merz şu anda istifa etmezse bu istifanın orada yaşanacağını düşünüyorum. Merz’in ömrü çok uzun değil. CDU, iç ve dış siyasette, ekonomi politikalarında söylem geliştiremiyor. Eylülde üç seçim yaşandı ve hepsi hezimetle sonuçlandı. AfD yani sağ popülist parti, Mecklenburg’da ikiye katladı. Oyların çoğunu Hristiyan Demokratlar’dan aldı. Hristiyan Demokratlar’da ne yapacağını bilememe hali var. Bavyera Eyalet Başkanı Söder, ‘AfD’ye dönük geliştirdiğimiz güvenlik duvarı politikası çöktü’ dedi. AfD’nin kapatılması treni kaçtı. Merz’in gideceği belli olduğu için Söder şansölye olmak istiyor. AfD ile koalisyonun da yolunu yapmak istiyor bu yüzden. Söder, ‘AfD’ye karşı savunduğumuz politikalar geçerliliğini yitirdi’ diyor. Alman merkez sağının iflasını yaşıyoruz.”
“Sol Parti’nin Berlin’de seçim kazanmasının bir sebebi de oradaki kimlik siyaseti”
Sol Parti’nin Berlin’de seçimi kazanmasına çok fazla anlam yüklememek gerektiğini ifade eden Akkoç, bu partinin de Alman siyasetinin kolonlarını oluşturan dört partinin bir diğer ayağı olduğunu söyledi. Akkoç, Sol Parti’nin zaferinde Berlin’in farklı kimlikleri bir arada tutmasıyla bilinmesinin etkili olduğunu belirterek bunun diğer eyaletlerde görülmeyeceğini vurguladı:
“Berlin seçimlerinde Sol Parti’nin kazanacağına sevinilebilir elbet. Ancak politikada her şey siyah ve beyaz değil. Sistem partileri olarak tarif edilebilecek Hristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar, Yeşiller ile Liberaller. Alman siyasetinin kolonları olarak tanımlanabilir. AfD’nin bu kadar yüksek oy almasını sistem partilerinin iflası olarak yorumlayabiliriz. Sol Parti’ye seçmenler ‘Ülkeyi yöneten partilerden istediğimizi alamadık. Farklı bir partiye oy verelim’ deyip oy veriyor. Sol Parti’yi Alman seçmeni nazarında da ‘uçlarda’ bir parti olarak lanse ediliyorlar. Sol partinin zaferine fazla anlam yüklemiyorum. Sol parti de beşinci kolon aslında. Seçim sonuçları, sol partinin iyice sistem partisi olması yönünde de yol açtı. Sol partinin savunduğu siyaseti biliyoruz. Yeşiller’in birazcık solunda duran bir parti. Yeşiller bir önceki hükümette yıprandığı için Yeşiller’e oy verenlerin önemli bir kısmı sol partiye oy verdi. Berlin kimlik siyasetinin Avrupa’daki başkentlerinden birisi. Berlin, eski Doğu Almanya’nın bazı eyaletleri ya da Hamburg ile kıyaslanamaz. Sol Parti’nin yükselişinin bir sebebi de bu. Sol Parti, Doğu Almanya’dan geliyor. Emekçilerin partisiydi ancak büyük kentlerde, metropollerde yaşayan, beyaz yaka ya da üniversite öğrencileri ile kimlik siyasetini önemseyenlerin bir partisine dönüştü. Sistem partileri ve hükümete olan tepki seçim sonuçlarında etkiliydi ancak Berlin’in bu durumu da etkili. Bu trendi diğer eyaletlerde çok fazla görmeyeceğiz. O yüzden anlam yüklemeye gerek yok. Almanya’daki sol partinin durumu diğerlerine benzemiyor. Ben karamsarım. Umut veren bir parti vardı. Sahra Wagenknecht’in partisiydi bu ve Sol Parti’den ayrılmıştı. Maalesef son seçimlerde yüzde 5’in altında kaldı. Almanya’nın tarihi ve toplumsal gelişimini düşündüğümde çok iyimser değilim”
“East-West Forum’da Doğu ile Batı İstanbul’da buluşacak”
Harici Medya’nın düzenleyeceği East-West Forum’a ilişkin bilgiler veren Akkoç, forumda ABD, Rusya ve İran gibi ülkeler başta olmak üzere pek çok ülkeden konuğun ağırlanacağını söyledi:
“East-West Forum, Almanya’da yaşayan ve Almanya’nın önde gelen uzmanlarıyla beraber düzenlenen bir etkinlik. İstanbul’da düzenlenmesinin sebebi Almanya’da böyle bir etkinliğin mümkün olmuyor olması. Avrupalılar bölgenin geleceğini tartışmak için İstanbul’a geliyor. Çeşitli uluslararası etkinlikler düzenleniyor ancak bunları hükümetler düzenliyor. Biraz daha resmi çerçevede gidiyor bu etkinlikler. Bu forum ise Harici Medya’nın düzenlediği ve tamamen sivil denilebilecek serbest tartışmayı, farklı fikirlerden insanların tartışabileceği, izleyicilerin de katkı sunabileceği bir etkinlik yapmayı hedefliyorduk. Bu yüzden adına forum dedik. Çok önemli konuşmacılar geliyor. Konuşmacıların yanı sıra birkaç yüz izleyici olacak. Katılımcıların da yorum yapabileceği bir etkinlik formatı düşündük. Bunu her yıl yapmak istiyoruz. Bu yıl ilki ve ilgi büyük oldu. Avrupa ve ABD’den, Rusya’dan, İran’dan çok önemli konuklar geliyor. Çin’den profesör Chang Vei Vei geliyor. Vei Vei, Çin’in dünyaya yönelik görüşlerini anlatan en tanınmış simalardan biri. Emekli ABD subayı Daniel Davis de geliyor. Davis, uzun yıllar ABD’de güvenlik bürokrasisinin içinde yer almıştı. Rusya’dan çeşitli konuklar var. Kaliningrad Senatörü Aleksandr Şenderyuk-Jidkov geliyor. Jidkov aynı zamanda Kaliningrad’da üniversitede görev yapmış bir isim. Bunun adına ‘East-West Forum’ dedik. Batı ve Doğu İstanbul’da buluşacak. Kaliningrad Doğu ile Batı’nın buluştuğu bir şehir”

