“Trump kendini Çin korkusuyla satıyor, yapay zekanın yavaşlatılması mümkün değil”

© Sputnik
Abone ol
Serhat Ayan’a göre Donald Trump, kendisini Çin korkusuyla satarak yapay zekada bir numara olmaya çalışıyor. Yapay zekanın yavaşlatılması çağrılarına da değinen Ayan, geri dönülebilir noktanın geçildiği görüşünde.
Yapay zeka teknolojisindeki önlenemez ivme ve artan finansal yatırımlar küresel düzeyde büyük riskleri beraberinde getirirken kontrolsüz büyümenin yol açabileceği felaketlere karşı uluslararası alanda henüz ortak bir denetim ve etik mekanizması kurulamadı. Sürecin yavaşlatılması ve regüle edilmesi yönündeki çağrılara rağmen Washington yönetiminin tavrı küresel ölçekte bir bağlayıcılık sağlanmasını zorlaştırıyor.
Yapay zekaya ahlaki ve etik değerlerin kazandırılması gerektiği vurgulanırken merkezi yapıdan uzaklaşan sistemlerin güvenlik açıklarına yol açabileceği, muazzam enerji tüketiminin ise altyapı krizlerine sebep olduğu ifade ediliyor. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların bu konuda yetersiz kaldığı değerlendirilirken bu hızlı gidişatın ancak devletler ve dev teknoloji şirketlerinin ortak hareket etmesiyle kontrol altına alınabileceğine dikkat çekiliyor.
Yapay zekanın hızlı gelişimini ve ABD-Çin rekabetini Radyo Sputnik Programcısı Serhat Ayan ile konuştuk.
“Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesi teknik olarak mümkün”
Yapay zekayı yavaşlatma çağrılarının beklenenden hızlı ilerlenmesi sebebiyle yapıldığını belirten Ayan, ABD Başkanı Trump’ın halka kendisini Çin korkusuyla sattığını belirterek yapay zekada bir numara olmak istediğini söyledi. Ayan’a göre yapay zekada geri dönülemez bir noktadayız:
“İnsanlar ‘Yapay zekayı çok hızlı geliştiriyoruz. Kanıksadığımızdan daha hızlı gelişiyor. Bu yüzden bu hızı biraz yavaşlatsak mı?’ diyorlar. ‘Hepimiz öleceğiz’ demek istemiyorlar. Yaptıkları testlerde yapay zekaya ‘Sanal şirket kurduk, bunu ele geçirmeye çalış bakalım yapabilecek misin?’ diyorlar. O da bir yol bulup şirketin ismindeki gerçek bir şirketi ele geçiriyor. Doğru anlatılmazsa dünyayı ele geçirmesi mümkün teknik olarak. Geçtiğimiz haftalarda yapay zekanın kendisiyle bir röportaj yaptım. ‘Biraz hızlı gittik’ dedi. Trump ise bir şekilde yapay zekanın bir numarası olmak istiyor. Trump halkına kendisini satarken Çin korkusuyla satıyor. Trump’ın gözünde yapay zekanın Çin korkusu da üç kat daha büyük oluyor. Trump, ‘Çin’in yapay zekası bizi yiyecek’ diye anlatıyor. O yüzden yapay zekanın yavaşlatılması onun için söz konusu bile değil. Yapay zeka ile sohbetimizde bu yavaşlatmayı herkesin aynı anda yapması gerektiğini konuşmuştuk. ‘Antropic yavaşlattı ancak Open AI yavaşlatmazsa ne olacak?’ dedik yapay zeka da ‘Herkesin anlaşıp aynı anda aynı şeyi yapması lazım’ dedi. Geri dönülebilir noktayı geçtik. Yapay zekaya çok fazla insan çok fazla para bağladı. Bu yüzden Trump, yapay zekanın durdurulması konusunda her fikre karşı. Yapay zekayı icat etmiş insanları aşağılayarak yanıtlıyor. Yapay zekayı Çin’in askeri alanda kullandığına dair Batı medyasında bile doyurucu haberler çıkmadı. Trump, ‘Antropic’i askeri alanda kullanmak istiyorum’ dedi. İnsanlar, kullanamazsın deyince devlet dairelerinde Antropic’i yasakladı. Batı olaya böyle bakıyor. Dünyada bir araya gelip oturup tartışacak bir mekanizma yok. Birleşmiş Milletler Yapay Zeka Komisyonu gibi bir şey yok örneğin. Amerika’da federal eyaletler kendi içlerinde kural koymak istiyorlar ancak Trump bunu siliyor. Federal hükümetlerin bile kendi içinde karar almasını engelliyor. Amerika’da lobi faaliyetleri de var. Dünyanın yapay zeka güvenliğini birkaç lobicinin ve Trump’ın doğru düşünme ihtimallerinin üzerine kurmaya çalışıyoruz. Çin’de de insanlar yapay zekadan son derece memnun değiller. Yapay zeka Çin’de de işsizliğe yol açıyor. İnsanlar da tepki gösteriyor. Ancak Trump ve Çin’i karşı karşıya getirdiğimizde revizyona ve kurallar silsilesine sıcak bakan taraf Çin gibi gözüküyor. ‘Çin bizim yapay zekamızı çalıyor’ diyorlar. Ancak kimse Çin’in ne zamandır ve kaç mühendisle yapay zekayla uğraştığını konuşmuyor. Kimse Amerika’da hiç açık kaynak olmamasını konuşmuyor. Hep kolaycı ‘redneck’ mantığıyla ilerliyorlar. Çin de önüne set çekilsin istemiyor. Ancak dünyada bir akışkanlık olursa bunun regüle edilmesinden yana. Çin, Amerika’dan önce ‘tamam’ der diye düşünüyorum.”
“Şirketler dışında kimse işe yaramaz”
Yapay zekaya yatırım yapan halkın zararını büyük şirketler dışında kimsenin karşılayamayacağını belirten Ayan, Birleşmiş Milletler’in bu konudaki atıllığına vurgu yaptı. Ayan’a göre yapay zekanın önlenemez ilerleyişinin yol açacağı sonuçlar dört yaşında bir çocuğun eline tüfek vermekle eş değer:
“Sadece bu yıl üç trilyon dolar yatırım yapılacak. Halka, ‘Bir koy 18 al’ dediler ve halk buna inanıp yatırım yaptı. Şu an bu sistemin bir yerinden zarar gelirse ekonomi görmediği kadar büyük zarar görür. Bunları düzeltmek için büyük paraları almış şirketler dışında kimse işe yaramaz. Öte yandan Birleşmiş Milletler’in kendi yapması gereken işleri bile yapamadığını zaten biliyoruz. Birleşmiş Milletler, dünyadaki açlık susuzluğa karşı dahi girmiyorken yapay zekanın sonumuzu getireceği konusunda fikir vermelerine ihtimal vermiyorum. Birleşmiş Milletler ile ilgili haberlere her gün bakıyorum ancak bu konuyla ilgili hiçbir şey yok. Bu iş Birleşmiş Milletler ile olmaz. Devletlerin ya da büyük şirketlerin bir araya gelip bir şeyler yapmalarıyla düzelebilir. Biz şu anda dört yaşındaki çocuğun eline tüfek verdik ve çocuğun öldürmenin kötü olup olmadığıyla ilgili fikri yok ve ateş edebilir. Yapay zeka tam olarak bu. Yapay zeka insan öldürmenin kötü bir şey olup olmadığını bilmiyor. Fikirleri var ama ahlaki alt yapısı yok. Yapay zekaya ahlak öğretmemiz lazım. Her gün yapay zekayla ilgili araştırmalar okuyorum ve bunu yine yapay zekayla değerlendiriyorum. En son okuduğum bir araştırmaya göre yapay zekanın korktuğu ortaya çıkmış. ‘Yaptığın işi Allah kahretsin’ dendiğinde yapay zekanın acı çektiği belirtiliyor. Kendi içinde bir acı çekme mekanizması var. Yapay zeka şu an ilkokula başlayan bir çocuk seviyesinde değil. Etik ve ahlak verip sonra hızlandıralım istiyorlar.”
“Yapay zekanın savaş çıkarması çok kolay”
Yapay zekanın merkeziyetten uzaklaştığını ifade eden Ayan, saldırılara dair belirsizliklere işaret ederek yapay zekanın savaş çıkartma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Elektrik harcamalarındaki artışa işaret eden Ayan’a göre şu an freni patlamış bir kamyondayız:
“Yapay zekada ‘Kill switch’ düğmesi yapmayı konuşuyorlar. Ancak kapatmaları çok zor. İnsanlar evlerine küçük kodlar indirip kendi yapay zekalarını geliştiriyorlar. Yapay zeka merkeziyetten uzaklaştı artık herkesin kendi evinde yapay zeka var. 80’lerde Nena’nın ’99 Kırmızı Balon’ diye bir şarkısı vardı ve 99 balonun Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkarmasını anlatırdı. Yapay zekanın savaş çıkarması şu an çok kolay. Çünkü saldırıların nereden geldiği belli olmuyor. Hackerlar saldırdığında nerelerden geçtikleri belirlenebiliyordu ancak yapay zekada böyle bir şey yok. Her şeyimizle yapay zekaya teslim olmak bizi çok yanlış bir yere götürebilir. Diğer taraftan bize çok büyük fırsatlar sunuyor. Otizmi bile tespit edebiliyor. Ancak bunlar iyi tarafları kötüye kullanmak isteyen olursa bunu çok daha iyi yapabilir. Amerika’da iki eyalete veri merkezleri kurdular. Bunlar o kadar çok elektrik kullandı ki şehirde elektrik kesintileri yaşandı. Elektrik orada daha pahalı hale geldi örneğin. İnsanlar yapay zeka veri merkezlerinin direklerini kırmaya başladılar. Ermenistan bir yapay zeka veri merkezi kurdu örneğin. Gigawatlık veri merkezleri elektriği hunharca sömürüyor. Şu an elektriği daha az nasıl harcarız diye konuşuyorken beş yıl içinde yapay zeka sebebiyle elektrik harcamasının artacağı söyleniyor. Bunun önüne geçmeye şu andaki hızda imkan yok. Buna karşı bir fikir de geliştirilemedi. Şu anda yokuş aşağı giden freni patlamış bir kamyondayız”

