“Suudilerin ’11 Eylül yaratma’ çabası boşa çıktı”

© Sputnik
Abone ol
Musa Özuğurlu’ya göre Ensarullah Hareketi’nin hamleleri Riyad ve Washington’da yeni bir çıkmaza yol açabilir. Ensaruulah’ın Mekke’yi vurduğu iddialarına değinen Özuğurlu, Suudi Arabistan’ın ‘kendi 11 Eylül’ünü yaratmaya çalıştığı’ ancak bunun tutmadığı görüşünde.
Yemen'de Ensarullah'ın Suudi Arabistan'ın enerji hatlarını ve Kızıldeniz'deki kritik deniz rotalarını hedef alan hamlesi, Washington ve Riyad hattında ciddi bir stratejik sıkışmaya yol açarken bölgedeki jeopolitik dengeleri de yeniden şekillendiriyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve küresel piyasaları doğrudan tehdit eden bu girişim, hava operasyonlarından sonuç alamayan Riyad yönetimini kozsuz bırakırken Trump hükümetinin de İran ile çatışma sürecini sonlandırmaya çalıştığı bir dönemde yeni bir cephe açma riskinden kaçınmasına neden oluyor. Suudi Arabistan'ın mağduriyet algısı yaratarak ittifaklarını konsolide etme çabaları bölgesel aktörler nezdinde beklenen karşılığı bulmazken ortaya çıkan güç boşluğunu fırsat olarak gören İsrail ise Riyad'ı Türkiye ve Pakistan ile geliştirdiği diplomatik eksenden koparıp kendi safına çekmek amacıyla diplomatik hamlelerini hızlandırıyor.
Yemen’in yarattığı kırılmayı ve Mekke İttifakı’nın gelişmeler karşısındaki tutumunu gazeteci Musa Özuğurlu ile konuştuk.
“Ensarullah zamanın geldiğini düşünerek harekete geçti”
Ensarullah Hareketi’ne verilen sözlerin tutulmamasının hareketi saldırıya iten faktörlerden olduğunu belirten Özuğurlu, Suudilerin ABD-İsrail’in İran’a dönük saldırılarının bir bileşeni olduğunu söyledi. Özuğurlu, Ensarullah’ın hamlesinin etkili olduğu görüşünde:
“Yaşananları Sana hükümeti ve Ensarullah Hareketi açısından iki başlıkta değerlendirmek gerek. Kendi özel durumları var ve bölgesel gelişmeler söz konusu. Suudi Arabistan ile devam eden bir çatışma süreci söz konusuydu. Ateşkes sürecinde sözler verildi ancak Ensarullah’a verilen bu sözler yerine getirilmedi. Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında bir kriz olmuştu ve Suudiler Birleşik Arap Emirlikleri’ne ultimatom vermişti. Diğer tarafın da yani Aden hükümetinin de Suudilerle hareket ettiğini söylememiz lazım. Ensarullah, kendi öznel durumuyla ilgili olarak sanırım zamanın geldiğini ve bu zamanlamanın iyi olduğunu düşünerek harekete geçti. Suudi Arabistan yarımadası tarafına baktığımızda orada da gelgitler yaşandığını görmüştük. Ancak Hudeyde Limanı’nı aldıktan sonra Ensarullah önemli bir yeri ele geçirmiş oldu. Sonrasında da İran meselesi geldi. Hürmüz tarafı da Suudiler için rahat bir yer olmayınca doğu ve batı boru hattıyla Kızıldeniz’e yöneldiler. Bu bir süredir devam ediyordu ve Ensarullah engel olmuyordu. Ancak ABD’nin İran ile devam ettirdiği bu süreçte sürekli zamana oynaması ve birbirine çelişik birtakım politikalar ve fiiliyata yer verilmiş olması, Suudi Arabistan’ın da sözleri yerine getirmemiş olması Ensarullah’ı harekete geçirdi. Kızıldeniz’in tamamını kontrol altına aldılar. Babülmendeb’in hemen ağzında yer alan ada geçidi ikiye bölüyor ve Cibuti’ye yakın. Cibuti’de ABD’nin ve diğer bazı devletlerin üsleri var. Ensarullah Hareketi Amerikan üssüne de 30 kilometre yaklaşmış oldu. Suudi Arabistan’ın petrol akışını da engellediği için Suudiler ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısında önemli bir bileşen halinde. ABD-İsrail ve dünya piyasaları nezdinde de zorlanabilecek bir bileşen. Amerika’nın İran’a dönük politikalarını da etkileyebilecek bir bileşen. Bu bileşen de Ensarullah’ın yeniden hedefine girdi. Şu an böyle bir hamle yaptılar ve bu da etkili oldu gibi görünüyor.”
“Yemen, işgal edilmesi zor bir ülke”
Yemen’in saldırılarına karşı Riyad’ın ileri adım atamadığını ifade eden Özuğurlu, gerçek bir orduya dahi sahip olmayan Suudilerin Yemen’i işgal edemeyeceği görüşünde. Özuğurlu’ya göre İran’da başarı elde edemeyen ABD, Yemen dahil hiçbir noktada yeni bir cephe açmak istemiyor:
“Riyad’ın şu an en azından ileri adım atamadığını öne sürebiliriz. Yemen, coğrafyası sebebiyle işgal edilmesi en zor ülkelerden biri. Doğu tarafı tamamen çöl, batısı ise dağlık. Tarihsel örnekler de bunu gösteriyor. Suudiler 2015’ten bu yana Yemen’e yoğun bombardımanlar yaptılar ancak sonuç alamadı. ABD de İsrail de bombaladı ve sonuç alamadı. Yemen’den havadan bombalanarak bir sonuç alınamaz. Suudi Arabistan gerçek bir orduya sahip değil. İsrail’in, ABD’nin ordusu var ancak Suudilerin ordusu yok. Ensarullah’ın saldırısı sonrası yüzlerce kişi birden teslim olmak zorunda kaldı. Bunlar aslında eğitilmiş askerler değil. Suudi Arabistan bunun farkında. ABD risk almak da istemiyor. Yemen’e dönük bombardıman yaptıklarında sonuç alamayacaklar ve işler daha çetrefilli hale gelebilir. Ensarullah, Cibuti tarafındaki Amerikan birliklerine zarar verebilir. Trump seçimlere de gidecek. İran savaşının sona erebileceğini ifade etmeye başladı ve bu kez gerçekten bitirecek gibi görünüyor. Tam da böyle bir süreçte ABD yeni bir cephe açmak istemiyor. Kendi gücü zaten İran’a karşı bile yetmedi. Bir de bunu Yemen’de zorlaması Trump’ı daha zor duruma sokabilir. Bütün bu çatışmalar dünya piyasalarını zorlamaya devam ettiği için Trump açısından yeni bir handikap doğacak. Suudi Arabistan’ın elinde herhangi bir güç ve koz yok. Muhammed bin Selman ile Trump görüşmesi sonrası ‘Bölge sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülmesi’ ifadesi kullanıldı. Bu, ‘Bizi bulaştırmayın. Biz İran’a bulaştık oradan kurtulmaya çalışıyoruz. Başımıza bir de Yemen’i açmayın’ mesajıydı”
“Gelişmeler, Suudiler ile İsrail’i yakınlaştırabilir”
Özuğurlu; İsrail’in, Suudi Arabistan’ı Mekke İttifakı’ndan ayırma fırsatını kullanmaya çalıştığını söyledi. Özuğurlu, Suudi Arabistan ile İsrail yakınlaşmasının sadece Mekke İttifakı ile değil Türkiye ile de ilgili olduğunu ifade etti:
“Gelişmeler İsrail için bir fırsat yaratabilir. İsrail bunu bir fırsat olarak görüp adım atmak isteyebilir. Suudi Arabistan ne olursa olsun Arap coğrafyasındaki altın hisselerden biri. Her ülkenin yanında görmek isteyeceği bir ülke. İsrail açısından bu, Suudi Arabistan ile yakınlaşma fırsatı yaratabilir. Türkiye ile İsrail arasındaki rekabeti ve Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan ile anlaşmaya gittiğini düşünecek olursak İsrail açısından bu bulunmaz bir fırsat. Suudi Arabistan’ı o üçlüden ayırmak için bir fırsat var ve İsrailliler de bunu kullanmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ve İsrailliler İran savaşının bir şekilde sona ereceğini farkında. Mekke Anlaşması’nın İran’a karşı olmadığını görüyorlar. İsrail’in şu an Suudilere yönelik teveccühü sadece İran ile ilgili değil. Türkiye ile de ilgili. Suudi Arabistan’ı kendi yanına çekmek istiyor İsrail. Öte yandan Türkiye’nin Yemen’e saldırabilmesi mümkün değil. Aynı durum Pakistan için de geçerli. Teknik olarak mümkün değil Yemen’e saldırmaları. Pakistan Savunma Bakanı, İran’ı muhatap alarak açıklama yaptı. ‘Yemen, sen Suudi Arabistan’a saldırdın. Bizim aramızda anlaşma var ve harekete geçebiliriz’ söylemi değildi bu. İran’a dönük bir uyarı söz konusuydu.”
“Mekke’ye saldırmanın Ensarullah’a getireceği bir artı yok”
Ensarullah’ın Mekke’yi vurduğu yönündeki iddialara değinen Özuğurlu, bunun Ensarullah’a bir katkısı olmadığını ifade etti. Özuğurlu’ya göre Suudilerin ‘kendi 11 Eylül’ünü yaratma’ çabası boşa çıktı:
“Suudi Arabistan kendi 11 Eylül’ünü yaratmaya çalışıyor. Suudi Arabistan için Mekke mi önemli ARAMCO tesisleri mi? Ensarullah ARAMCO’yu vuruyor. Mekke’yi vurmaktan çekinmeyebilirler. Mekke’ye bir kutsiyet atfediliyor ancak bu Ensarullah’ın İslami değerler açısından bir ayrıma gitmesine engel değil. Aralarındaki savaşa bakınca Mekke’ye saldırmanın Ensarullah’a getireceği bir artı yok. Suudi Arabistan 11 Eylül’ünü yaratmaya çalıştı ancak bu tutmadı. Türkiye ve Pakistan saldırıları kınadı ve harekete geçme vurgusu yaptı ancak anlaşmaya bir gönderme yok. İslami bir değer olarak buralara bir tepki de yok. Onlar da bunun inandırıcı olmadığının farkında.”

