“Küresel ekonomi BRICS ülkeleri sayesinde büyüyor, yakalanan ivme tarihi”

© Sputnik
Abone ol
Gökhun Göçmen’e göre dünya nüfusunun yarısının yaşadığı BRICS ülkeleri, küresel ekonominin büyümesinin asıl sebebi. BRICS’in gelecekte ortak para birimi konusunda uzlaşacağını düşünen Göçmen; platform ülkelerinin, ABD başta olmak üzere hiçbir aktörle savaş istemediği görüşünde.
Küresel ekonomik dengelerin merkez üssü haline gelen ve satın alma gücü paritesinde G7 ülkelerini geride bırakan BRICS platformu, Batılı finansal dayatmalara ve yaptırım baskılarına karşı bağımsız bir ekonomi ve diplomasi ağı inşa etmeyi sürdürüyor. Klasik ittifak yapılarından farklı olarak esnek ve çok kutuplu bir model benimseyen organizasyon, SWIFT sistemine alternatif oluşturan "BRICS Bridge" ve Yeni Kalkınma Bankası gibi araçlarla üye ülkelerin finansal hareket alanını genişletirken ABD ile doğrudan sıcak bir rekabetten kaçınarak küresel hegemonyanın zayıflamasını hızlandırıyor. Orta Doğu'daki bölgesel gerilimlerde Birleşik Arap Emirlikleri ve İran gibi aktörleri aynı diplomatik zeminde buluşturup Filistin meselesinde ortak tutum sergileyen yapı, Çin ve Rusya'nın sunduğu yeni koridor ve teknoloji vizyonlarıyla Batı'nın yalnızlaştırma politikalarını boşa çıkararak uluslararası sistemdeki ağırlığını her geçen gün pekiştiriyor. Hindistan’da gerçekleştirilen 18. BRICS Zirvesi’nde verilen mesajlar, platformun istikrarlı şekilde genişleyerek ilerleyeceğini gösteriyor.
BRICS Zirvesi’nde verilen mesajları ve 140 maddelik bildirinin çıktılarını gazeteci Gökhun Göçmen ile konuştuk.
“BRICS, G7 ülkelerini geride bıraktı”
Giderek genişleyen BRICS’in küresel gayrisafi yurt içi hasıla satın alma paritesine göre G7 ülkelerini geride bıraktığını söyleyerek sözlerine başlayan Göçmen, bugün küresel ekonomideki yükselişin BRICS ülkeleriyle bağlantılı olduğunu söyledi. Göçmen, ortak para biriminin ileride gerçekleşeceğini belirterek BRICS Bridge sisteminin SWIFT’e alternatif olacağını ifade etti:
“2001 yılında ‘BRIC’ kavramı üye devletler tarafından değil Batılı bir ekonomist tarafından ortaya atılmıştı. 2006’da New York’taki Birleşmiş Milletler Zirvesi’nde ülkelerin dışişleri bakanları bir araya geldi. 2009’da ilk toplantı yapıldı ve 2011’de ise bugünkü halini aldı. Genişlemeyle birlikte yeni üyeler de katıldı. Başlangıçta Amerikalı ekonomistler bu ülkelerin potansiyeline vurgu yaparak bu kısaltmayı ortaya attı. Bugün bu işin ehli ekonomistlerin yanılmadığını görüyoruz. 2019’da küresel gayrisafi yurt içi hasıla satın alma paritesine göre BRICS ülkeleri G7’yi geriye bıraktı. G7 artık BRICS’in çok çok gerisinde. Artık geride kalan G7 ülkelerinden bahsediyoruz. Nominal değerlerde G7’nin önde olduğunu bilmekte fayda var ancak bu noktada da aradaki makas giderek daralıyor. Hindistan yüzde 7’nin üzerinde büyüme kaydederek rekor kırdı. Çin de aynı şekilde. Almanya yüzde 0,2 büyüdü. Bugün küresel ekonomi büyüyorsa ve ticaret artıyorsa bu BRICS ülkelerinin sayesinde. Dünya nüfusunun yarısının BRICS ülkelerinde yaşadığını söylemekte fayda var. BRICS’in dünyadaki tahılın yüzde 44’ünü ürettiğini söylemekte de fayda var. BRICS zaten ekonomik olarak farklı kalkınma modellerini tatbik edeceklerini öğrendiler. ABD önderliğinde kurulan sistem, ‘Kalkınmak için Batı reçetesine muhtaçsınız. Bunu verebilmemiz için de siyasi reformlara ihtiyacınız var’ dedi. BRICS bunun farkında olduğu için 2014’te Yeni Kalkınma Bankası’nı kurdu. Dünya Kalkınma Bankası ile aralarında farklar var. Ancak BRICS’ten bahsederken yaklaşık 20 yaşında bir örgütten bahsediyoruz. BRICS’in neden sistemi hemen değiştirmediği soruluyor ancak BRICS, 20 benzemez ülkeyi bir arada barındırmaya çalışıyor. Yeni Kalkınma Bankası 40 milyar dolarlık bir kredi verdi. 2015’te Hindistan’ın ev sahipliğinde bir takas sistemi ilan edildi. BRICS ülkeleri ABD’ye minnet etmemek için kendi aralarında bir havuz kurdular. Bu henüz denenmedi başvuran da olmadı. Ancak yürürlükte olan bir sistem. BRICS içerisinde son birkaç yılda çok daha farklı sistemleri konuşuyoruz. Ortak bir para birimi zor çünkü ülkelerin ulusal para birimleri üzerindeki tasarrufları birbirlerinden çok farklı. Brezilya’da serbest piyasa sistemi varken Çin’de yuan üzerinde bir devlet denetimi var. Ortak para birimi bugünden yarına olmayacak ancak ileride olacağına eminim. BRICS şu an daha pratik bir sistem üzerinde çalışıyor. Bu sistemin üç ayağı var. ‘BRICS Pay’ doğrudan iki farklı para biriminin doğrudan gönderilmesini öngörüyor. ‘BRICS Clear’ sistemde Rusya’da gayrimenkul alan Çinli vatandaş ile uyum sağlamaya çalışıyor. Üçüncü ve en dikkat çekici olan ise BRICS Bridge. Bunu SWIFT’e alternatif olarak düşünebiliriz. BRICS Bridge’e bir köprü bankacılık diyebiliriz. Rusya, Çin ve İran, ABD’nin yaptırımı altında. ABD’nin yaptırım kartının en kuvvetli enstrümanı bankacılık sistemine erişebilmesi. ABD bugün SWIFT sayesinde 11 bin banka üzerinde doğrudan kontrol sağlıyor. Çinliler kendi içinde buna benzer bir sistemi kullandı. Ekonomide doğrudan bir yan platform inşa ettiğini görüyoruz BRICS’in. Yeni Kalkınma Bankası ile de farklı bir kalkınma modeline sahip ülkelere destek vermek istiyorlar. Yeni Kalkınma Bankası’ndan faydalanmak için BRICS üyesi olmaya gerek yok. Bütün ülkelerin ortak karar vermesi gerekiyor. Örneğin Çin bir irade dayatamıyor.”
“BRICS önüne set çıksın istemiyor”
BRICS’in gelişim sürecinde ABD ile doğrudan bir çatışmaya girmek istemediğini belirten Göçmen, platformun en önde gelen özelliğinin ‘benzemez ülkeleri bir araya getirmek’ olduğunu ifade etti:
“BRICS ülkelerinin sorumluluğunu anlamak lazım. Bütün ülkelerin eşit olduğu söyleniyor ancak Çin, Rusya ve Hindistan ağırlığını görüyoruz. BRICS kendi gelişimini tamamlarken ABD ile doğrudan bir çatışmaya girmek istemiyor. ABD’nin, İran savaşıla birlikte üstünlüğünün olmadığını gördük. Ancak Amerika’nın küresel hegemonyasını ayakta tutan sütunlardan birkaçı hala sağlam. Örneğin küresel dolar rezervleri. Merkez Bankası dünya genelinde yüzde 56 oranda dolar kullanıyor. BRICS doğrudan ABD ile çatışmak istemiyor. Güç kaybeden ABD saldırgan halde zaten. Hiçbir ülke kalkınmasının önüne set çıkmasını istemiyor. BRICS, NATO’nun ya da diğer ittifakların aksine benzemez ülkeleri bir araya getirmesiyle meşhur. Batı karşıtı olmadıklarını söylemelerinin nedeni de bu. Ev sahibi Hindistan, ‘Uluslararası sistemin piramit gibi olmasını istemiyoruz’ derken aynı zamanda ABD ve Pakistan ile de. BRICS’in fırtınalı sularda gemiyi yüzdürebilmesi o sıkıcı bildirilerden kaynaklanıyor. Hem ABD hem de kendi aralarındaki ilişkiyi düzgün ilerletmek zorundalar. BRICS’i Batılı ittifak sistemlerin kopyası olarak düşünmemek gerek. Bilinçli olarak bir tüzüğü ve sekretaryası olmayan bir platformla karşı karşıyayız. Ancak bu bu ülkelerin birlikte hareket etmediği anlamına gelmiyor.”
“Filistin konusunda manifesto yazıldı”
BRICS Zirvesi’nde ele alınan konularla ilgili bilgi veren Göçmen, İran ve Filistin’e açıktan destek verildiğini belirtti. Göçmen, Ukrayna’nın adının dahi anılmadığını söyledi:
“Küba’ya ambargo dahi kınandı. Şara yönetimi terör örgütleri konusunda uyarıldı. İran meselesi de konuşuldu. Daha önceki bildirilerde İran’a dönük saldırılar kınanmıştı. Ancak ABD’nin tekrar saldırmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri de savaştan etkilendi. Buradaki ABD üsleri vuruldu. Birleşik Arap Emirlikleri BRICS üyesi ve burada bir orta yol bulmak zorundalardı. Bunu da egemen devletlere saldırının kabul edilemez olduğu yönünde yaptılar. Bu, diplomatik metinleri okumayı bilenler için yeterliydi. Birleşik Arap Emirlikleri İran’ın Körfez’de en fazla hedef aldığı ülke oldu. Bunun karşılığında BRICS adı altında bu ülkeler bir araya gelebildi. Hatta ABD, Körfez’i Washington’a çağırmasaydı pazartesi günü Körfez ile İran arasında bir buluşmaya tanıklık edecektik. BRICS, diplomatik olarak bu ülkeleri bir araya getirdi. Pezeşkiyan son derece olumlu açıklamalar yaptı. Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın en büyük ticaret ortağı. Çin olduğu söyleniyor ancak resmi rakamlara bakınca Birleşik Arap Emirlikleri olduğunu görüyoruz. Finansal açıdan ABD yaptırımlarını delen birçok şirketin de Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olduğunu biliyoruz. Bir araya gelmeleri muazzamdı. Filistin meselesinde ise manifesto yazıldı. İran bölümü bir maddeyken Gazze beş, altı maddede yer aldı. İsrail kınandı ve iki devletli çözüm iradesine sağlam vurgu yapıldı. Güney Afrika’nın İsrail’e açtığı dava da desteklendi. Ukrayna’nın ise esamesi okunmadı. Bundan önceki zirvelerde Ukrayna gündeme gelmiş ve ‘Ülkeler mevcut pozisyonlarını teyit eder’ denmişti. Jeopolitik meselelerde dikkat çeken Şi Cinping faktörü de var. Bişkek ve Mısır’ın ardından BRICS’e geldi. ’Filistin meselesi Orta Doğu’daki krizlerin merkezlerindedir. Dört maddelik öneri sundum ve bu bir an önce gerçekleşmeli’ dedi. Bunların en önemli maddesi bölge ülkelerin kendi kaderlerinin egemeni olmasıydı. Çin liderinin söyledikleri önemli. Wang Yi ve Arakçi görüşmesiyle de tablo iyice tamamlandı. Çin zaten Orta Doğu’ya inmişti. Güvenlik mimarisi kurulması için Filistinli örgütleri konuk etmişlerdi. BRICS’teki bu rolünün de önemli olduğunu düşünüyorum. Çin lideri yapay zeka destekli kalkınma modeli kurulması gerektiğini de söyledi. Jeopolitik manada esas olarak ABD’nin geirlediği ortamda verilen bu mesajlar önemliydi. Batılı devletler Rusya ve İran’ı izole edeceğini söylüyordu. Ancak BRICS’te hepsinin el ele tutuştuğunu gördük. El ele tutuşan devletler dünyanın devasa ekonomileri. Birlikte poz verip ağaç dikmeleri yalnızlaştırmaya çalıştıkları ülkelerin yanıtıydı. Putin, ‘Kuzey ve güney koridoru güçlendireceğiz’ dedi. Bu, İran’a dönük yaptırımların tanınmayacağı anlamına geliyor. İran’ın da merkezde yer aldığı bir sistem var. Bu yaptırım sistemine karşı güçlü bir direniş kurulacağını düşünüyorum. Bu anlamda BRICS’in ivmesini tarihi buluyorum.”

