FETÖ’nün Kurtlar Vadisi’ndeki gizli kodları: Şifreli mesajlar nasıl diziye sızdı?

Abone ol
Ceyhun Bozkurt, Kurtlar Vadisi dizisinin özellikle 2010-2011 döneminden itibaren FETÖ ve Ergenekon kumpası jargonuna yaklaştığını söyledi. Bozkurt, dizinin bu dönemde çeşitli yapılar üzerinden mesajların verildiği bir araç haline geldiğini ifade etti.
Gazeteci Ceyhun Bozkurt, Radyo Sputnik'te yayınlanan “Ceyhun Bozkurt'la Bölgenin Kalbi” programında, Kurtlar Vadisi dizisinin özellikle 2008-2011 dönemindeki değişimini ve dizide işlenen konuların FETÖ yapılanmasıyla ilişkilendirilen söylemlerle benzerliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Kurtlar Vadisi'nin jargonu FETÖ jargonuna döndü”
Bozkurt, dizinin ilk dönemleriyle sonraki dönemleri arasında belirgin bir konsept değişikliği yaşandığını belirterek, özellikle 2010-2011 döneminden itibaren kullanılan jargon ve işlenen konuların değiştiğini savundu.
Bozkurt şunları söyledi:
“Osman Sınav'dan önce, Osman Sınav'dan sonra farklı bir konsepte geçişi gördük biz de. Yani dizinin sürekli takipçileriydik. Orada dediğim gibi 2008, 2009, 2010, 2011... Bu yıllarda, özellikle 2010-2011 döneminden itibaren Kurtlar Vadisi'nin jargonu, dizinin jargonu, böyle karakterler falan filan, konular, işlenen konular adeta FETÖ jargonuna döndü. Neredeyse ‘Zekeriya Öz senaryo danışmanlığı yapıyor’ diyebileceğiniz bir şeye dönüşmüştü.”
“Dizinin ilk formatı farklı bir politik zemine sahipti”
Kurtlar Vadisi'nin ilk döneminde farklı siyasi kesimlerin kendi politik kodlarıyla ele aldığı sorunların ve düşman tanımlarının dizinin hikâyesine yansıdığını belirten Bozkurt, dizinin bu nedenle geniş bir izleyici kitlesinin ilgisini çektiğini ifade etti.
Bozkurt şunları söyledi:
“Neden Kurtlar Vadisi bu kadar tuttu? Soner Yalçın'ın da konsept danışmanı olduğu bir formatla, yıllarca böyle Amerikan karşıtlarının, antiemperyalistlerin, milliyetçilerin, ulusalcıların, Atatürkçülerin kendi politik kodlarıyla anlatmaya çalıştığı sorunların, anlatmaya çalıştığı düşman tanımlamasına uygun bir formatta başlayınca tabii ki hepimiz şaşırdık. Ne oluyor, ne bitiyor falan anlamaya çalışıyoruz.”
Bozkurt, dizinin ilk döneminde devlet içerisindeki mücadelelerin de işlendiğini belirterek, “Devletin içinde mücadeleleri görüyoruz. Gladio diyebileceğimiz bir yapılanma var, Baron diye biri var başında. Bakıyorsun, Amerikan planlarına uygun hareket etmek isteyenlerle böyle milli mücadeleyi savunanların bir mücadelesini görüyoruz. Acayip bir durumdu” dedi.
“Ergenekon kumpasının dili diziye taşındı”
Dizinin yapım sürecindeki değişimin, Osman Sınav'ın ayrılması ve Pana Film döneminin başlamasıyla belirginleştiğini söyleyen Bozkurt, bazı karakter ve söylemlerin Ergenekon soruşturması ve kumpasıyla ilişkilendirilebilecek bir çerçeveye taşındığını savundu.
Bozkurt şunları söyledi:
“Çünkü o politik değişimi nasıl gördüğümüzü, yaşandığını... Osman Sınav'ın bırakması, Pana Film'e geçişi, Pana Film'in daha sonra hangi ilişkiler ağı üzerinden... İşte o FG plakalar, ondan sonra Kaşifoğlu karakterlerini, şeyleri, İskender Büyük karakterlerini sokması... Neredeyse yani Ergenekon iddianamesini, o kumpasın iddianamesini getirdiler diziye, senaryo yapmaya başladılar. Söylemler de o çerçevede gelişmeye başladı.”
Darbe sahnesine ilişkin değerlendirme
Bozkurt, Kurtlar Vadisi'nde yer alan bir darbe sahnesinin de dönemin siyasi atmosferi ve söylemleri açısından dikkat çekici olduğunu belirtti. Sahnede İskender Büyük'ün de bulunduğu bir toplantıda darbeden vazgeçildiğinin ve darbenin ifşa olduğunun söylendiğini aktardı.
Bozkurt şunları söyledi: “Kurtlar Vadisi'nin mesela darbeyle ilgili bir sahnesi var. Diyor ki: Birileri, İskender Büyük'ün de olduğu bir grup toplantı yapıyor. ‘Darbeden vazgeçtik’ diyor, ‘İfşa olmuş’ diyor darbe.”
Bozkurt, sahnede “Yetim” olarak adlandırılan kişinin dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök olduğunu belirterek, sahnenin FETÖ söylemleriyle benzerlik taşıdığını savundu.
Bozkurt şöyle konuştu:
“O zamanlar Yetim dedikleri, Yetim bunu duyarsa şey yapar, Yetim dedikleri de Hilmi Özkök. İşte güya bu darbeciler, tam FETÖ ağzıyla Hilmi Özkök'ün savunulduğu bir sahne orası. Hilmi Özkök'ün öğrenmesi dolayısıyla bunun engellendiği, onun kulağına gitmesi durumunda zaten perişan olacaklarını söylüyorlar.”
“Acayip bir dizi”
Bozkurt, aynı sahnede geçen “Yetim” ve “öksüz” ifadelerinin daha sonra Adil Öksüz ismini hatırlattığını belirterek, dizinin bu yönüyle dikkat çekici olduğunu ifade etti:
“Yani dediğim gibi tam bu FETÖ ağzı, Ergenekon kumpası diliyle yapılan bir şey, o kumpas diliyle yapılan bir şey. Diyor ki: ‘Zaten Yetim'in yapacağı darbede, darbenin doğuracağı çocuk da’ diyor, ‘öksüz kalırdı’ diyor. Şimdi akla da Adil Öksüz geliyor ondan sonra! Yani ta o zamanlardan... Acayip bir dizi.”
“Bu tür diziler üzerinden çokça mesaj verdiklerini biliyoruz”
FETÖ mensuplarının istihbarat ve casusluk faaliyetleri yürüttüğünü savunan Bozkurt, bu yapıların televizyon dizileri üzerinden mesaj verdiğini de iddia etti.
Bozkurt şunları söyledi:
“Yani FETÖ'cülerin istihbaratçı olduğu da, terörist olmasının yanı sıra istihbaratçı, casus oldukları da göz önünde bulundurulursa, bu tür diziler üzerinden çokça mesaj verdiklerini biliyoruz. Orada Şubat Soğuğu diye bir dizi vardı, Tek Türkiye diye... Terör örgütünün sözde PKK ile mücadelesi... ‘Sözde’ diyorum çünkü onların PKK ile mücadele etme niyetlerinin olmadığını hepimiz biliyoruz. Yani örgütün bu tür mesajları da bu tür diziler üzerinden vermeyi sevdiğini de bildiğimiz için tabii ki Kurtlar Vadisi'nin o dönemi bizim için mercek altındaydı.”
