Akaryakıtta 100 lira alarmı: Pompaları üç haneli fiyata uyarlamanın maliyeti 200 milyon doları aşıyor

‘Akaryakıtta üç haneli fiyat pompaları kilitleyebilir’
“Son zamların ardından benzinin litre fiyatı 80 lirayı, motorinin fiyatı ise 90 lirayı aştı. Şimdi yeni bir kaygı gündemde: Akaryakıt fiyatları 100 lirayı geçerek üç haneli rakamlara ulaşırsa satış sistemi nasıl işleyecek?
Türkiye’de yaklaşık 14 bin akaryakıt bayisinde kullanılan pompaların 3’te 2’si yalnızca çift haneli fiyatlara göre ayarlanmış durumda. Dolayısıyla akaryakıtın litre fiyatı üç haneye çıktığında pompaların büyük bölümü satış yapmakta zorlanacak, hatta atıl hale gelebilecek.
Şu anda akaryakıt bayilerinin temsilcileri ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yetkilileri, soruna çözüm bulmak amacıyla bir dizi görüşme yürütüyor. Motorinin fiyatı 90 lirayı geçti ve önümüzdeki hafta 100 liraya yaklaşabilir. Benzin de 80 liranın üzerine çıktı. Fiyat 100 ya da 101 liraya ulaştığı anda istasyonlardaki birçok pompa bu rakamı sisteme işleyemeyecek.
Bu nedenle yeni bir mevzuat düzenlemesi ve en azından geçiş döneminde uygulanabilecek yöntemler üzerinde müzakereler yapılıyor. Bütün pompaların dijital sisteme geçirilmesi seçeneği de değerlendiriliyor. İlk hesaplamalara göre istasyonlardaki pompaların üç haneli fiyatlara uygun hale getirilmesi, dijital pompaların yazılım ve altyapılarının yenilenmesi için 200 milyon doları aşan bir harcama gerekiyor. Bu da sektör açısından oldukça kritik konulardan biri.”
‘Yaşlı bakımında tamamlayıcı sigorta dönemi gündemde’
“Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor. Bir yandan ‘Aile Yılı’ ilan edilerek doğum ve genç yaşta evlilik teşvik edilirken, diğer yandan yaşlanan nüfusun bakım sorunu kendisini dayatmaya başladı. Çünkü Türkiye’nin bu alandaki altyapısı yeterli değil ve pek çok yaşlı insan kendi kaderine terk edilmek zorunda kalıyor.
Orta Vadeli Program’da, önümüzdeki 3-4 yıllık dönem için oldukça dikkat çekici bir öneriye yer veriliyor: Tamamlayıcı uzun süreli bakım sigortası. Sosyal güvenlik sistemi içinde bu sigortaya geçilmesi ve buna ilişkin kurumsal bir yapılanma öngörülüyor. Ancak devletin sisteme ne ölçüde katkı sağlayacağı henüz belirsiz.
Şu anda evde bakım desteği uygulanıyor. Yaşlı, hasta veya kaza sonucu bakıma muhtaç hale gelen kişilere yakınları tarafından bakılması durumunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı destek sağlıyor. Ancak bu bir sosyal yardım; prim esasına dayanmıyor ve uzun vadeli bir sosyal güvence niteliği taşımıyor.
Getirilmek istenen sistemde ise tamamlayıcı uzun süreli bakım sigortasının altyapısının kurulması ve buna yönelik bir prim sistemi geliştirilmesi gündemde. OVP’de ayrıca yaşlılar için huzurevleri ve bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması da hedefleniyor.
Sağlık sisteminde buna benzer bir tamamlayıcı sağlık sigortası uygulaması bulunuyor. SGK, tedavi giderlerinin tamamını karşılamıyor; özellikle özel hastanelerde vatandaşlardan ilave ücretler talep edilebiliyor. Tamamlayıcı sağlık sigortası da SGK’nın karşılamadığı bu giderleri, sigorta şirketlerine ödenen primler karşılığında üstleniyor.
Benim OVP’deki hedeflerden hareketle yaptığım değerlendirme, benzer bir sistemin yaşlı nüfusun bakımı için de devreye sokulacağı yönünde. Çalışanlar, ileride yaşlılıklarında bu hizmetten yararlanabilmek için ekstra prim ödeyebilir ya da özel sigorta şirketlerinden tamamlayıcı bakım sigortası yaptırabilir. Böylece özel huzurevleri ve bakım merkezlerinden hizmet alınması mümkün olabilir.
Bu sistemi yalnızca yaşlı nüfus açısından düşünmemek gerekiyor. Genç insanlar da trafik veya iş kazası sonucunda ömür boyu bakıma muhtaç hale gelebiliyor. Uzun süreli bakım sigortasının bu durumları da kapsaması öngörülüyor.
Ancak sistemin vatandaşlara ilave bir prim yükü getirmesi muhtemel görünüyor. Devletin bütçe olanakları bütün bakım giderlerini karşılamaya el vermiyor. Tıpkı sağlık hizmetlerinde ve ilaçlarda katılım payı alınması gibi, bakım hizmetlerinde de vatandaşların ek bir maliyetle karşılaşması söz konusu olabilir.”

