“Almanya’da yükselen faşizm AfD ile sınırlı değil, partiyi kapatma treni kaçtı”

© Sputnik
Abone ol
Tunç Akkoç’a göre AfD içinde olduğu kadar CDU ve diğer partiler içinde de ırkçı ve Nazi destekçisi isimler var. AfD’nin birçok kesimden oy aldığını söyleyen Akkoç, partiyi kapatma treninin de kaçtığı görüşünde.
Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan geleneksel siyasal düzen, merkez partilerin art arda yaşadığı ağır seçim yenilgileri ve aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarını rekor seviyelere çıkarmasıyla birlikte tarihinin en derin krizini yaşıyor. Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde yüzde 44 gibi tarihi bir oy oranına ulaşan, Doğu eyaletlerindeki varlığını güçlendirirken ülke genelindeki anketlerde de yüzde 30 bandını aşarak doğrudan merkeze yerleşen AfD, yalnızca oy kullanmayan protesto seçmenini ve gençleri değil, geçmişte Hristiyan Demokratlar’a oy veren kitlenin de önemli bir kısmını kendi safına çekiyor. Yaşanan bu dönüşüm, yükselişi sadece klasik göçmen karşıtlığı veya ırkçılık retoriğiyle açıklamanın yetersiz kaldığını gösterirken; seçmenin ana motivasyonunu ekonomik gerileme, Ukrayna savaşı, Rusya politikaları ve hayat pahalılığına duyulan tepki oluşturuyor. Ucuz enerji tedariki ve Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi gibi sermaye çevrelerinin de desteklediği ekonomi politikalarını savunan AfD'nin yakaladığı bu ivme, koalisyon hükümeti üzerindeki erken seçim baskısını artırırken geleneksel partilerin AfD’yi sistem dışına itmek için kurduğu güvenlik duvarlarının ve tecrit siyasetinin çöktüğünü, partiyi kapatma seçeneklerinin geçerliliğini yitirdiğini ve Alman siyasetinde yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ortaya koyuyor.
Almanya’daki AfD sarsıntısını gazeteci Tunç Akkoç ile konuştuk.
“Almanya’da bir deprem yaşandı ve artçılar devam edecek”
Almanya’daki mevcut durumu tariflemek için ‘İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan siyasal düzen çöktü’ ifadelerini kullanan Akkoç, AfD’nin oy oranındaki artışın Saksonya ile sınırlı kalmayacağını belirtti. Akkoç’a göre AfD Almanya’da merkeze oturmuş durumda:
“Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan siyasal düzen çöktü. Bu şekilde ifade etmek abartılı olmaz. Federal Almanya’nın kuruluşundan bu yana koalisyon hükümetlerinde yer alan sistem partileri ciddi bir siyasal iflasla karşı karşıya. Saksonya-Anhalt Eyaleti küçük bir eyalet olabilir. Almanya nüfusunun yüzde 2,5’ine tekabül ediyor. Ancak mesele sadece bu eyalet değil. İki hafta sonra yine seçimler var. Bir deprem yaşandı ancak artçı depremler gelecek. Mecklenburg’da seçimler olacak. Bu eyalette 2021’de yüzde 16 oy alan AfD, şu an anketlerde 35-37 bandında. Bir önceki seçimde yüzde 39 alan sosyal demokratlar yüzde 28’e geriledi. Bu seçim sonuçları bir sapma değil. AfD marjinallerin ya da sadece Doğu Almanya’nın partisi değil. Almanya’da belki de erken seçim olacak ve bunu muhtemel görüyorum. Merz’in ve Hristiyan demokratların bu baskıya dayanmasını muhtemel görmüyorum. AfD Almanya çapında yüzde 30 bandında ve bu bir ilk. AfD sağ, muhafazakar ve müesses nizamın dışında bir parti. Bu Almanya’daki siyasal sistemin çöküşüne de işaret ediyor. AfD Başkanı Alice Weidel ‘Bundan sonra Almanya’da Hristiyan Demokratlar hiçbir seçimi kazanamayacaklar’ dedi. Bu Merz’in üzerinde baskı yaratıyor. Saksonya Eyaleti’nde AfD’nin aldığı oyların yüzde 20’sini bir önceki seçimde Hristiyan Demokratlar’a oy verenler oluşturuyor. Şu anda iktidarda olan partinin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Tabandan bir baskı gelecek. Merz hükümetinin dönemini tamamlayamayacağını düşünüyorum. AfD diğer eyaletlerde de oylarını katlıyor. Hükümet ve Hristiyan Demokratlar bu sonuçlara dayanamaz diye düşünüyorum. AfD yüzde 44 oy aldı. Bir önceki seçimde aldığı oyunu ikiden fazla katladı. Bu, AfD’nin Almanya’da girdiği seçimlerde aldığı en yüksek oy oranı. AfD, 2021’de oy kullanmamış olan, protesto eden seçmenlerin de oyunu aldı. AfD oylarının yüzde 40’ı geçen seçimlerde oy kullanmayanlardan geldi. En az oyu 60 yaş üstünden almış. AfD oylarının artışını Doğu Almanya’ya özlem olarak yorumlayanlar var ancak burada mesele toplumun tepkisi. Gençler de oy vermiş üstelik. AfD merkeze oturmuş durumda.”
“Irkçı ve Nazi destekçileri AfD dışındaki partilerde de var”
AfD’nin ırkçı bir parti olduğuna dönük eleştirilerle ilgili de konuşan Tunç, Almanya’daki diğer partiler içinde de Nazi destekçilerinin olduğunu söyledi. AfD’ye oy veren seçmenin esas motivasyonunun ırkçılık değil ekonomik problemler olduğunu ifade eden Tunç, partiyi kapatma treninin kaçtığı görüşünde:
“AfD Heterodoks bir parti. Bunlara ırkçı ve Nazilerin devamı demek doğru değil. İçinde ırkçılar ve Nazi dönemine öykünenler var ancak bu belki de bir o kadar Hristiyan Demokratlar’da da var. ‘Aşırı sağ iktidara yürüyor, 50 yıl önce olanlar yine tekrar ediyor’ diyenler iktidarını korumaya çalışan Hristiyan Demokratlar’ın retoriği sadece ve bunu tekrarlıyorlar. Almanya’daki seçim sonuçları sadece aşırı sağın yükselişiyle açıklanamaz. Oy verenlerin esas motivasyonu göçmen karşıtlığı değil. Esas motivasyon ekonomik gerilemeye tepki. Aynı zamanda Rusya karşıtlığı, savaş konusundaki eleştiriler, Almanya’nın Ukrayna’ya destek vermesi gibi şeyler göçmen konusunun da önünde. Almanya’da tarihsel olarak aşırı sağcılık ya da ırkçılık temelinde siyasal hareketlerin gelişme potansiyeli var. Ancak bu Hristiyan Demokratlar’da da var. Oy kaybeden Hristiyan Demokratlar AfD’ye öykünmeye çalışıyorlar. Hristiyan Demokratlar ve diğer partiler ‘AfD ile görüşmeyiz’ diyorlardı. Bu siyaset iflas etti. ‘Bunlar ırkçı ve Nazi bunlara oy vermeyin’ retoriği geliştirdiler. Bunu böyle yaparsak aynı retoriği tekrarlamış oluruz. Almanya’da faşizm ve ırkçılığın yükselme ihtimalini yüksek görüyorum. Ancak bu AfD ile sınırlı değil. AfD’ye karşı güvenlik duvarı kurmak isteyen Hristiyan Demokratlar belki de önümüzdeki dönemde AfD’nin koalisyon ortağı olacak. AfD’yi kapatma treni kaçtı. Bu ters teper ve farklı sonuçlar doğurur. AfD’nin oy oranı yüzde 30’lara gelmiş durumda. Almanya’da pek çok siyasi partide görev yapan siyasetçi de şu an AfD ile diyalog kurulabileceğini söylüyor. O iklim değişti.”
“Alman sermayesi de AfD’yi destekliyor”
AfD’nin mevcut gücünün Alman sermayesinden geldiğini kaydeden Akkoç, esas olarak liberal olan partinin Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesinden yana olduğunu söyledi:
“AfD’nin mevcut gücü aynı zamanda Alman sermayesinden de geliyor. BMW’nin, Volkswagen’in yönetim kurulu başkanı ara açıklamalar yapıyorlar. Hükümetin çizdiği rotadan farklı şeyler çiziyorlar. Çin ve Rusya ile farklı ilişkiler kurma konusunu gündeme getiriyorlar. Alman ekonomisinin kalkınmasının temel dayanaklarından biri Rusya’dan ucuz enerji tedarikiydi. Alman sermayesinin AfD’yi desteklediği çok aşikar. Biraz da bu sebeple mahkeme kararıyla AfD’yi kapatamazlar diye düşünüyorum. AfD’nin Saksonya’daki seçim programı ve söylemlerine bakınca en temel ekonomik taleplerinden birinin Rusya ile iyi ilişkiler olduğunu görüyoruz. Alman sermayesi Rusya ile ilişkileri hasretle bekliyor. Halihazırda ABD yönetiminin de Rusya ile çok kötü değilken ekonomik çıkarlarına bakmak istiyorlar. AfD, ‘Rusya ile iyi ilişkiler ve enerji tedariki, Almanya’nın ulusal çıkarları’ diyor. AfD ekonomi politikaları açısından esas olarak liberal. Sermayeye daha fazla özgürlük istiyor. Devletin ekonomiye müdahalesinden ziyade deregülasyonları savunuyor. Oyların çoğunu çalışan kesimden aldı ancak AfD’nin işçi ve emekçinin hakkını savunan politikalarının olmadığını görüyoruz. Bu ilginç bir durum ve iktidara geldiklerinde bunları nasıl uygulayacaklarını görmek ilginç olacak. Öte yandan dünyadaki en güçlü dinamiklerden biri göç ve göç karşıtlığı. Göç ile ilgili bir sorun var. Bu sorunun çözümü konusunda ayrışmalar var. Ancak buradaki göçmenlerin ülkeden gönderilmesi göçmen alınmaması argümanını hemen ırkçılık olarak tanımlamamak gerek”

