- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Venezuela’daki petrol anlaşması sömürgeleşmeyi artıracak, Irak’a benzer bir mekanizma dayatılıyor”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 01.09.2026
Abone ol
Çağlar Tekin’e göre Maduro’yu kaçıran Trump’ın Rodriguez ile imzaladığı petrol anlaşması bir sömürge anlaşması olarak okunabilir. Ülkeye Irak’a uygulanan türden bir mekanizma dayatıldığını belirten Tekin, sözleşmenin petrol fiyatlarına düşüşe sebep olmayacağı görüşünde.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasının ardından Delcy Rodriguez yönetimiyle imzaladığı anlaşma sonucu ülkenin petrolüne çökmesi, ülkeyi sömürge sürecine soktu. 25 milyar dolarlık ülke fonunun yalnızca 300 milyon dolarının serbest bırakılıp kalanının ABD Merkez Bankası’nda tutulması sol kanadı sokak protestolarıyla yeniden diriltti. Öte yandan ABD’li özel şirketlerin çıkarması zor olan petrol için bölgeye devasa yatırımlar yapmaktan kaçınması, Donald Trump’ın iddia ettiği gibi ne ABD içindeki petrol fiyatlarını düşürecek ne de kısa vadede beklenen ekonomik faydayı sağlayacak. Üstelik Çinli firmaların kontrolündeki sahalara el konulma çabası Pekin ile Washington arasında yeni ve sert bir restleşme alanının önünü açarken iki bin ABD askerinin konuşlandırıldığı, liman ve havalimanlarının kontrol altına alındığı ülkede Rodriguez’in ABD baskısı ile tabandan yükselen devrimci damar arasında sıkışması, yaklaşan sonbaharla birlikte hem kendisi hem de ABD yönetimi için yönetilmesi imkânsız, derin ve çatışmalı bir kriz tablosunu beraberinde getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela petrolüne çökme anlaşmasını ve anlaşmanın çıktılarını gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.

“Ülkede bir protesto bütünü var”

Trump’ın Venezuela petrolüne çökme ‘anlaşmasını’ sömürgeleşme anlaşması olarak okuyan Tekin, ülkenin parasına da el konduğunu söyledi. Tekin, Venezuela’ya Irak’a uygulanan mekanizmanın uygulandığı görüşünde:
“Venezuela teorik olarak ABD’nin sömürgesi olmuş durumda. Petrol anlaşması da sömürgeleşme anlaşması. Pratik olarak işlerin nasıl gideceğini göreceğiz. Delcy Rodriguez’e karşı Maduro’nun kaçırılmasının ardından bir güvensizlik vardı bu daha da yükseldi. Bu anlaşma uzun yıllar boyunca bağımsızlık mücadelesi vermiş toplumda beğenilmiş durumda değil. Protesto gösterileri bütünü var. Chavez döneminin temel müttefikleri olan yapılanmalar bu anlaşmayla beraber ülke siyasetine yönelik güçlü bir müdahale alanı açmış gibi görünüyorlar. Chavez döneminde güçlü ve mahalle bazlı örgütlenmeler vardı. Bunlar Maduro döneminde uykuya yatmıştı ancak yeniden dirildiler. Rodriguez, anlaşmayı anlatırken ‘Biz uzun zamandır yaptırım altındaydık bu yaptırımların kalkmasıyla ülkemiz para ve zenginlik kazanacak’ dedi. Venezuela’daki bir dizi liberal aydın da ‘Kontrol ABD’ye geçti ama biz zaten satamıyorduk en azından ülkeye bir para girişi olacak’ diye düşündü. Libya’ya Irak’a dönüp bakılırsa bu tarz anlaşmaların ülkeye refah getirmediği anlaşılabilir. Maduro’nun kaçırılmasıyla ortaya çıkan tabloya bakınca 15 milyon dolar civarında Venezuela petrolünün satışı gerçekleşti. 20-25 milyon dolara kadar çıkmış oluyor ABD’nin elindeki Venezuela parası. Ambargolar sebebiyle Venezuela parasının bir kısmına el konmuştu. Bu anlaşmayla birlikte 25 milyar dolar civarında bir Venezuela parası ‘serbest oldu’ ABD, bu serbest olan paranın 300 milyon dolarını Venezuela’ya verdi ve gerisi ABD Merkez Bankası’nda tutuluyor. Irak’a uyguladıkları mekanizmanın aynısını dayatmış oldular. ‘Venezuela olarak paraya ihtiyaç duyduğunuzda ABD’ye başvurun’ denmiş oluyor. ABD bu gerekçeleri inandırıcı bulursa bu parayı serbest bırakıyor. Venezuela 5 milyar dolar civarında bir para talep etti ancak 300 milyon dolar civarında bir para aldı. ABD’nin gerekçesi de o seviyede bir gerekliliğin olmadığı yönündeydi. Venezuela tarihinin gördüğü en büyük depremle sarsıldı. ABD bu durumda dahi bu parayı serbest bırakmak için gerekçe bulamadı. Bu çok açık bir sömürge politikası. 1970’lerin öncesine çevrilmiş oldu Venezuela 1970’lere kadar Venezuela petrolü tamamen ABD şirketlerinin kontrolündeydi. Daha sonra teorik olarak Venezuela’ya geçti. Pratik olarak geçmesi Chavez dönemini bulmuştu. Bolivarcı anayasayla beraber değişim yaşandı. Venezuela anayasasına göre ülke petrolünün kontrolünün yüzde 51’inden fazlasını yurt dışına devredemiyordu. Devredebilinecek durumda da bunun yatırımlarla kapatılması gerekiyordu”

“Petrol anlaşmanın fiyatlara yansıması olmayacak”

Venezuela petrolünün ağır bir petrol olduğunu ve ABD’li şirketlerin bu petrolü işlemeye yanaşmayacağını ifade eden Tekin; sözleşmenn, fiyatlarda bir düşüş sağlamayacağını düşünüyor:
“Venezuela’da fiili bir OHAL yürütülüyor. Mevcut yasa hem anayasaya hem yasaya aykırı. Anayasada petrolün devlet tekelinde olduğu korunuyor. ABD darbesinden sonra bu yasa gevşetildi ancak anayasa olduğu gibi açık. Bu da muhalefete yasal meşruiyet veriyor. Sol kanat ses çıkartıyor ancak sağ kanat oldukça memnun. Sokakta muazzam bir öfke var ancak parlamentoya yansımış durumda değil. Çünkü siyasi elitlerin bir kısmı ele geçirilmiş durumda. 300 milyon dolar toplam gelirlerinin yüzde 2’sine erişebildikleri anlamına geliyor. Bu da maaşların ödenmesi gibi bir duruma tekabül ediyor. Irak’a ABD’den para akıyor ancak bu para halkın cebine girmiyor. Petrol paraları bu sistem bozulmazsa iç edilecek. Chavez buna karşı bir öfkeyle iktidara gelmişti. Bu tutumun bir söylem olarak Trump’ın işine yarayacağı aşikar. Sömürgecilik Amerika’da beğeniliyor. Ancak fiyatlarda yarayıp yaramayacağı kısmı daha gerçekçi. Trump’ın sevindiği petrol şubat ayında 70 dolarken şu an 90 doların üzerindeyse işler istediği gibi gitmiyor demektir. Venezuela petrolü ağır bir petrol ve ABD’li şirketler buna yanaşacak gibi durmuyor. ABD’nin el koyduğu bölgeler alt seviye teknolojiye sahip noktalar. Buraya 100 milyar dolar civarı bir yatırım yapmak gerekiyor ki para kazanılabilsin. Özel sektör yatırımlara girmez. Beklentileri bir koyup beş almak. Ancak Venezuela böyle bir coğrafya değil. Hiçbir firmanın yüzlerce milyar doları böyle bir sürece yatırmak istemeyecektir. ABD’nin beklentisi temel rezervlerde artış ve bu orta uzun vadede fayda sağlanabilir. Kısa vadede ne ABD’deki petrol fiyatlarının düşmesine ne de dünyadaki düşüşe fayda sağlamayacak. Trump’ın seçimlere kadar petrol rezervlerini artırdığı söylemini doğurmasına sebep olacak ancak fiiliyatta böyle bir durumun gerçekleşeceğine dair bir durum yok. ABD’li firmalar muazzam karlar etmeyecekler. Firmaların gönüllü olduğunu düşünmek için elimizde veri de yok. Hatta Trump da bunun göreli olarak farkında”

“Venezuela’ya el koymak ABD’nin düşündüğü kadar karlı ve rahat olmayacak”

Bu sözleşmenin ABD-Çin gerilimine de sebep olabileceğini ifade eden Tekin, Venezuela’ya el koymanın Washington yönetimi için karlı olmayacağı görüşünde. Tekin’e göre ülkede riski ve çatışmalı bir döneme girilecek:
“Trump iki tip sahadan bahsediyor. Anlaşma da bu iki tip sahayı kapsıyor. Bunlardan biri halihazırda düşük verimli de olsa çalışmakta olan sahalar. Bunlar ağırlıklı olarak Çinli firmaların kontrolünde. Bir de açılacak rezerv saptanmış bölgeler var. Rezerv saptanmış ancak açılmamış bölgeler zaten çok büyük maliyet gerektirdiği için onları kısa vadede düşünmenin anlamı yok. Çinli firmaların bulunduğu işletilmekte olan bölgeleri düşünebiliriz. Bunlar bölgeden çıkarılmak isteniyor. Buraya da yaptırım yapmak zorunda kalacaklar. Bu Çin ile ABD arasında ikinci bir gerilim de yaratacak. Bu yaşanırsa İran sahası gibi alanlarda Çin bu kadar çekingen davranmayabilir. Çin Dışişleri Bakanlığı, ‘İran’dan petrol almaya devam edeceğiz’ diyor. Yani restleşme yükselebilir. Çin bu dediğinin arkasında durursa ABD için fiili bir kazançtan ziyade Çin ile olan gerilimi büyütecek bir atmosfer yaratılır. Venezeula’ya el koymak ABD’nin düşündüğü kadar karlı ve rahat olmayacak. Venezuela içinde toplum sokağa çıkarsa ABD’nin eli bu başlıkta da sıkışır. ABD bunun önlemini alıyor gibi gözüküyor. Venezuela’ya iki bin asker konuşlandırılmış durumda. Havalimanlarına dönük kontrol de sağlanmış durumda. Venezuela havalimanları ABD’nin kullanabileceği alan haline getirilmiş durumda. Kimi limanlar da ABD kontrolünde. Bunlar, ülke içindeki huzursuzluğu artıracak başlıklar. Rodriguez ve ABD için işler istedikleri gibi gitmeyebilir. Rodriguez’in siyasi kariyeri son bulabilir. Trump’ın anlattığı gibi bir atmosfer yok. Devrimci damar olmadığı sürece kestirmeci bir yol bulunduğu an büyük işlere kalkışmak kolay olmuyor. ABD’yi karşıya almak Chavez gibi devrimci bir damar gerektiriyor. ABD Venezuela’yı iyi sıkıştırdı. Rodriguez Maduro’nun başına gelenin kendi başına geleceğinden korkuyor olabilir. Rodriguez ülkeyi stabil tutabileceği bir denklem arayışında diye düşünüyorum ancak bunun pek mümkün olacağını düşünmüyorum. Bu iş Venezuela için riskli ve çatışmalı bir yere doğru gidiyor. ABD’nin ülke içinde ciddi bir yapılanması var. Bu anlaşmaya Venezuela’dan ortak ettikleri kişi bir yandna kara para aklama işleriyle tanınan bir isim. Bunlara bakınca halk örgütlenmesi, ABD ve arada kalan Rodriguez görünüyor. Rodriguez ABD’ye bu örgütlenmeyi boyun eğdirmeye çalışan bir pozisyon almış gibi gözüküyor. Bu çatışmanın ilerleyen dönemde güçleneceğini düşünüyorum. İnsanların devlet desteğine muhtaç hale geldiği bir dönemde Rodriguez’in ‘artık paramız olacak’ gerekçesi paranın ülkeye gelmediği anlaşılınca halkta öfke yaratacak. Sonbaharla beraber ABD için de Rodriguez için de çok kolay atlatılamayacak bir süreç başlayacakmış gibi gözüküyor”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала