Yaşlanan nüfus alarm veriyor: Türkiye'yi bekleyen yeni sınav

Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan’ın Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programının bugünkü konusu, hızla artan yaşlı nüfus oldu. Özgan, “Sadece genç nüfusu artırmaya yönelik politikalar yetmez, risk arkadan geliyor” dedi.
Türkiye’nin nüfus yapısı hızla değişiyor. Doğum oranlarının gerilemesi ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı giderek artıyor. Bu demografik dönüşüm yalnızca nüfusun yaş ortalamasını yükseltmiyor; sağlık sisteminden sosyal güvenliğe, bakım hizmetlerinden yerel yönetimlerin politikalarına kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.
Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte Alzheimer, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların sağlık sistemindeki ağırlığının artması, uzun süreli bakım ve geriatri hizmetlerine duyulan ihtiyacın büyümesi bekleniyor.
Gazeteci Güçlü Özgan, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında Türkiye’nin yaşlanan nüfusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yalnızca genç nüfusu artırmaya yönelik politikaların yeterli olmayacağını belirtti.
Özgan, yaşlanan nüfusun sağlık ve sosyal politikalar açısından oluşturduğu risklere dikkat çekerek, “Sadece genç nüfusu artırmak yetmiyor, bir yandan da başka bir risk arkadan geliyor” dedi ve şöyle devam etti:
“Hükümet sık sık hatırlatıyor, ülke nüfusu yaşlanıyor. Aslında rakamlar da nasıl bir tehlikede olunduğunu gösteriyor. Mesele sadece genç nüfusun azalması değil, bir yandan da 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranındaki artış. Peki yaşlılarımızla ilgili durum ne? 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 11,1’e kadar yükselmiş durumda. Aile Bakanı ise ülke genelinde Aile Bakanlığı’na bağlı merkezlerde kaç yaşlıya hizmet verildiğini söylemiş. Rakamlar ise açıklananın çok daha ötesinde. Yaşlanan nüfusumuzu gördükçe birkaç tespitte bulunmak gerekiyor. Sadece genç nüfusu artırmak yetmiyor, yaşlanan nüfus denilince sağlık sektörü gelecek açısından alarm veriyor. Özellikle bulaşıcı olmayan hastalıklar eğer bu yaşlanma hızı devam ederse yakın gelecekte ülkenin en fazla çözüm bekleyen sorunları haline gelebilir. Örneğin uzun süreli bakım ihtiyacı, yaşlı sağlığına odaklanan profesyonellerin sayısının artırılması gerekmiyor mu? Aynı şekilde yaşlı bakım merkezlerinin çok hızlı şekilde artırılması gerekmiyor mu? Aynı zamanda bu tedavi süreçleriyle sağlık harcamaları da artıyor. Önümüzdeki dönemde çok ciddi finansal baskılarla karşı karşıya kalabiliriz. Dengenin bozulması gibi yine ülke ekonomisini riske atabilecek çok ciddi verilerle karşı karşıyayız. Yaşlı nüfusun artmasıyla yalnız yaşayan birey sayısı da arıyor. Mesela yaşlı dostu şehirler, sosyal tesisler gibi çözümler dikkate alınabilir. Yerel yönetimler de adeta bizi bekleyen bu riskleri görmezden geliyor. Sadece genç nüfusun artırılmasına yönelik çabalamak yetmiyor, bir yandan da başka bir risk arkadan geliyor”

