- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA FARKI
Türkiye’nin iç ve dış politikasında yaşanan gelişmelerin özel konuklarla birlikte masaya yatırıldığı ve Ankara’nın nabzının tutulduğu İsmet Özçelik’le Ankara Farkı, her salı ve perşembe Radyo Sputnik’te.

Doç. Dr. Mutlu: Ukrayna’nın Karadeniz’deki saldırıları ile İsrail’in Suriye’ye saldırıları ilintili

Ankara Farkı
Ankara Farkı - Sputnik Türkiye, 1920, 26.08.2026
Abone ol
Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Ukrayna’nın Karadeniz’deki saldırıları ile İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının birbiriyle bağlantılı olduğunu ve her iki ülkenin de Batı desteğiyle çatışmaları genişletmeye çalıştığını söyledi. Mutlu, İsrail’in Türkiye’yi savaşa çekerek ABD’yi bölgeye yeniden döndürmeyi amaçladığı görüşünde.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Hacettepe Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Ukrayna’nın Karadeniz’deki dron saldırıları ile İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını değerlendirdi. Mutlu ayrıca yüksek enerji maliyetleri ve askeri harcamaların Alman sanayisine etkilerini, Almanya ve Fransa’daki siyasi tabloyu ele aldı.

‘Ukrayna, Karadeniz’de çatışmayı genişletme arayışında’

Ukrayna’nın Karadeniz’de gemilere yönelik dron saldırılarıyla Batılı ülkeleri doğrudan savaşın içine çekmeyi amaçladığını ifade eden Mutlu, bu stratejinin sonuç vermeyeceği görüşünde:

“Çatışmaları birbirinden bağımsız değerlendirmemek gerekiyor. Ukrayna’nın İsrail ile o kadar benzer bir tavrı var ki… Ukrayna’nın Türk, İran veya orada kafasına esen, beğenmediği, şüphelendiği bir gemiye dron saldırısı yapmasının uluslararası hukukta elle tutulur bir yanı yok.

Peki Ukrayna ne istiyor? ABD dahil Avrupalı güçleri oraya çekmek istiyor. Son çırpınışları gibi. Çünkü zaman kazanması, konuyu büyütmesi mümkün değil. Ukrayna vekil savaşçı olarak, politik olarak bitme noktasına geldi. Bütün Batı’nın, Atlantik düzeninin adına savaş verip kendi evlatlarını yok ediyor. Ukrayna’nın amacı kanımca, Karadeniz’de kendisine şu ana kadar silah, mühimmat desteği sağlayan NATO ve Atlantik ülkelerini, Batı Avrupa devletlerini bizzat kendi yanında savaşa çekmek. Aynı İsrail taktiğini uyuluyor. Mümkün mertebe fazla devleti savaşa kışkırttığı anda kuvvetlerin geleceği inancıyla hareket ediyor. Bütün bu sürecin maalesef Zelenskiy’nin inançları olduğunu görüyoruz. O inançlar da gerçeklikten epeyce kopuk. Böyle bir durumda ona yardıma gelip gelmeyecekleri konusu oldukça şüpheli, savaşı genişletmek hiçbir işe yaramayacak. Zaten Ukrayna’nın kendi öz kaynaklarından kullanabileceği bir şey kalmamış gibi duruyor. Şimdi olayı dron savaşlarına çevirdiler; hızlı bir dron üretimi sürecine girdiler ve bununla Rusya’da caydırıcılık yaratmaya çalışıyorlar. Sivillere, altyapıya yapılan saldırıların iç politika açısından bir baskı olacağı düşüncesindeler kendilerince. Ama tabii bunların hepsi birer yanılgı. Çünkü bugüne kadar bunların hiçbiri işe yaramadı.”

‘Alman sanayisi yüksek enerji maliyetleri altında can çekişiyor’

Pahalı enerji ve Çin’le rekabetin Alman sanayisini ağır bir krize sürüklediğini; Almanya’nın kaynaklarını sanayi yerine askeri yatırımlara yönelttiğini belirten Mutlu’ya göre Almanya ve Fransa’daki toplumsal tepkiler iki ülkede de iktidar değişikliklerine yol açabilir:

“Almanya’da yıllık enerji fark ödemesi, yani ABD’den alınan pahalı LNG ve diğer opsiyonlar değerlendirildiğinde 100 milyar dolardan fazla. Sürece borçla başlıyor ve bu endüstriye yansıyor. Özellikle Alman otomobil fabrikalarında büyük kayıplar yaşandı, maliyetler çok yükseldiği için zararına satış sürecine girdiler ve bunları kapatmaya yöneldiler. Bunlar sanki hiç olmamış gibi Merz’in rezerv yatırımlar üzerine politikası korkunçtu. 900 milyar ile 1 trilyon Euro arasında bir parayı askeri endüstriye yatırma kararı aldı. Almanya’da çığlık atan endüstri üreticileri bir anda ortada kaldılar, ne yapacaklarını şaşırdılar. Alman sanayi zaten şu anda zorlanıyor. Çin büyük bir rakip; maliyetleri düşürüyor ve ulaşım kanallarını da oturtmuşlar. Ortada böyle bir rekabet varken Alman endüstrisinin ilerleme ihtimali yok. Alman endüstrisi hem müşterisini kaybedecek hem maliyetler yüksek kalacak; satış yapamadıkça kendisini de yenileyemeyecek.

Alman toplumunda konuşulan şu: ‘Önümüzdeki kışı doğalgazsız mı geçireceğiz? Hayata üşüyerek, donarak mı devam edeceğiz?’ Almanya’da artık Merz hükümeti ve savaş baronlarının bulduğu ekip ciddi bir şekilde ‘can çekişiyor’

Fransa’da ise yüzde 60’ın üzerinde bir kesim NATO’ya, hatta AB içinde bulunulan konuma bile karşılar. İnanılmaz bir karşıtlık var. AB’yi kuran, finanse eden, bütün mekanizmaları kuran iki büyük çark olan Almanya ve Fransa’da iktidarlar değişecek gibi gözüküyor.”

‘İsrail, Türkiye’yi çatışmanın içine çekmek istiyor’

Mutlu, İsrail’in Suriye’ye yönelik müdahaleleriyle Birleşmiş Milletler sistemini ve uluslararası hukuku fiilen devre dışı bıraktığını kaydetti. İsrail’in Türkiye’yi savaşa çekerek ABD’nin bölgeye yeniden dönmesini amaçladığını öne süren Mutlu, Ankara’nın bu süreçte devlet aklıyla ve temkinli hareket etmesi gerektiğini söyledi:

“İsrail ‘Ben istersem BM üniforması içine girip komşum Suriye’yi silahlandırabilirim’ diyor. Bu soru işareti ile başlamak gerekiyor. Gerçekten bir devlet komşusuna ‘Askeri üsse, askeri hava alanlarına, radar tesislerine sahip olamaz’ deme hakkı var mı? İsrail özellikle son birkaç yıldır tamamen BM sistemini terk etti. İsrail bunu yaptıktan sonra İsrail’i örnek gösterecek başka devletler de çıkabilir.

Benim anladığım kadarıyla Türkiye’yi savaşa çekip ABD’nin oraya yeniden dönmesini istiyor. Çünkü İsrail’in şu anda inanılmaz derecede İran korkusu var. Türkiye devlet aklı ile hareket etmesi gereken bir dönemde. Çünkü karşı taraf devlet aklı ile yürümüyor. Freni patlamış şekilde yokuş aşağı gidiyor.”

‘İsrail’in saldırıyı ABD’den habersiz düzenlemesi mümkün değil’

Suriye’de Türkiye’ye mesaj niteliği taşıyan bir saldırının ABD’nin bilgisi dışında gerçekleştirilemeyeceğini dile getiren Mutlu, ABD yönetimi ile İsrail’in klasik diplomasi yöntemlerini terk ettiğini belirtti:

“Büyükelçi ile başkan farklı dilde konuşuyor. Büyükelçinin açıklamalarından bu saldırıdan haberi olmadığı anlaşılıyor ya da çok iyi bir şekilde yokmuş gibi davranıyor; bunu bilmiyoruz. Ama Trump ‘Benim haberim vardı’ dedi. Zaten aksini düşünmek hata olur. Türkiye gibi bir ülkenin komşusu Suriye’ye askeri bazı altyapıları yeniden kurmada yardım etme sürecinde; özellikle yakınında köprüler inşa ettiği bir üsse yapılacak, Türkiye’ye mesaj anlamına gelecek bir saldırının ABD’nin bilgisi halinde İsrail’in yapma imkânı yok. Çünkü Türkiye’den ne tepki geleceği belli değil; o gelecek tepkiye karşı İsrail’in savunulması için de ABD’ye ihtiyacı var. O yüzden bizim standart mantığımız ABD’nin haberi olduğu sonucunu duyuruyor. Klasik diplomasi usullerinin hepsi terk edildi. Garip bir şekilde ABD yönetimi klasik diplomasi usullerini bir tarafa bırakıp ‘Dünyada ne istersem onu yapacağım’ moduna girmiş gibi gözüküyor. Keza İsrail aynı durumda. Zaten İsrail devlet aklı ile hareket etmeyi de bıraktı.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала