- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“İran’da Irak ve Suriye modeli uygulanabilir, yeni fazlar göreceğiz”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 25.08.2026
Abone ol
Mehmet Akif Koç’a göre ABD yaptırımları altındaki İran’da yönetimi devirebilecek asıl etken karasal işgalden ziyade ekonomik ambargolar. İran’da Irak ve Suriye’dekine benzer bir senaryonun hayata geçirilebileceğini belirten Koç, saldırıların aralıklarla devam edeceği görüşünde.
İran’da derinleşen ekonomik kriz, ABD’nin ağır yaptırımları ve iç siyasi kırılmalar ülkenin geleceğine dair tartışmaları alevlendirirken Tahran yönetimi dış müdahalelerin yanısıra ağırlaşan yaşam koşullarına karşı da direniyor. Uygulanan uluslararası yaptırımlar sonucunda petrol ve hammadde ihracatının durma noktasına gelmesi, yerel para birimindeki değer kaybı, yüksek enflasyon ve işsizlik İran halkının en büyük çıkmazlarından.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin başını çektiği kesim diplomasi ve müzakerelerle ambargoları kaldırmayı hedeflerken radikal kanat yaptırımlara rağmen direnç gösterme eğilimini sürdürüyor. Öte yandan Tahran yönetimine dönük uzun vadeli planları olduğu anlaşılan ABD-İsrail, İran’da Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi uzun vadeli bir iç yıkım ve rejim krizini hedefliyor.
ABD-İsrail’in İran’a dönük ambargolarını ve İran’daki güncel tabloyu İran Uzmanı Dr. Mehmet Akif Koç ile konuştuk.

“İran’da yönetimi devirebilecek şey karasal işgal değil”

İran ekonomisinin ciddi zorluklar yaşadığını kaydederek sözlerine başlayan Koç, Tahran yönetmini devirecek şeyin karasal işgalden ziyade yaptırımlar olabileceğini söyledi. Koç’a göre İran’daki durum kendi kendini yok eden bir sürece dönüşebilir:
“İran içerisinde Humeyni zamanından bu yana politik bir yarılma var. Herkes tasfiye edildikten sonra piyasada Humeyniciler ve daha Humeyniciler kalmıştı. Şu anda da Hamaneyciler ve daha Hamaneyciler var. Pezeşkiyan ve Arakçi gibi isimler Hamaneyciler ancak bir de daha radikaller var. İran içinde bundan farklı bir muhalefet hattı yok. Hasan Ruhani döneminde yani 2013-2021 arasında saflar netleşmişti. Yaptırımlar olmazsa İran ekonomisinin düzlüğe çıkamayacağını savunan teknokratlarla, ‘yaptırımlar varsa da ekmek peynir yeriz’ diyen kesimler vardı. Pezeşkiyan ve Arakçi de Hasan Ruhani hattına daha yakın duruyorlar. Müzakere ve pazarlık yapıp ambargoları kaldırmak istiyorlar. Ben de İran’da yaşasam bu noktaya yakın olurdum. İran’da ekonomi ciddi zorda. Bir dolar 200 bin Tümeni geçti. İran riyali Türk Lirası karşısında bile zayıflıyor. Buna ek olarak enflasyon ve işsizlik de var. Ortalama bir memurun maşı 25 milyon tümen civarında. Bu da Türk Lirası ile 6 bin lira yapıyor. Bu hayatın her alanına yansıyor. İran’da yönetimi devirebilecek bir şey varsa bu karasal bir işgal ya da İsrail füzeleri değil. Trump’ın D-DAY’i askeri ihtimale göre daha isabetli. Askeri bir karasal işgal bile İran’daki yönetimi devirse dahi Taliban meselesinde olduğu gibi yine İran’da hükümet eski haline dönebilir. İçerde kaynayan bir kazan var. 2010’larda Suriye iç savaşı devam ederken ‘Paralarımızı Suriye ve Lübnan’a götürüyorsunuz’ diyorlardı ancak şu an Suriye de Lübnan da yok. Yapısal bir sorun olduğunu muhalif kesimler de anladı. İran sanayileşmiş bir ülke değil. Satılabilen petrol ve hammadde üzerinde de yaptırımlar var. Türkiye gibi bir G-20 ülkesinin petrolünün dörtte biri İran’dan geliyordu. 2018’de Trump yaptırımları ilan edildikten sonra enerji bakanı ‘2019’dan beri İran’dan aldığımız petrol miktarı sıfır’ dedi. Güney Kore, Hindistan ve Japonya da petrol alıyordu bu da sıfırlandı. Tek alıcı Çin idi ancak Çin de fiyatı öldürerek yani normal fiyatın altında alıyor. Ayrıca petrol endüstrisi için ciddi yatırımlar da gerekiyor. 2019’dan beri İran petrol ve hammadde satamıyor. Petrolün satılamadığı bir noktada ekonomiyi neyle çevirecekler? Kendi kendini idare edebilen bir sistem var ancak İran’da 90 milyonluk eğitimli bir nüfus bulunuyor. Bu nüfus aynı zamanda şehirleşmiş durumda. Bunlar sadece kendi içinde ve ne olduğu belli olmayan şeyler üreterek yönetilemez. Petrol satışı üzerindeki yaptırımların kaldırılması gerekiyor. Yaptırımlar enflasyon ve döviz kuru maliyeti yaratıyor. Bu süreç kendi kendini yok etmeye götüren bir sürece evrilebilir.”

“İran’a da Irak’takine benzer bir senaryo uygulanabilir”

İran’a karşı saldırıların devam edeceğini söyleyen Koç, Saddam Hüseyin’e uygulanan tutumun benzerinin İran’da da işletilebileceği görüşünde. Koç, Trump’ın seçimleri kaybetmesi halinde de İran’a baskının devam edebileceğini ifade etti:
“İran’da dördüncü faz geride kaldı ve hepsi başarısız oldu. Beşinci, altıncı ve yedinci fazları bekliyorum. Bunu da tamamlayacak bir şekilde iki model daha var. Saddam Hüseyin’i 1991’de Amerika devirmedi çünkü üç yıl önce İran gibi bir bölgesel güçle savaştan yeni çıkmışlardı. İran’ın önünü açmak için devirmediler ancak belli sınırlar çizdiler. Saddam’ı Bağdat ve civarında sıkıştırdılar. Her yeri bombaladılar, alt yapı tesislerini vurdular ve petrol ihracatına sınırlama getirdiler. Aradan geçen 12 senede Irak’tan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Basra’dan girip iki haftada Bağdat’a girmişlerdi. Şu anda İran’a da böyle bir senaryo uygulanıyor olabilir. Ben Amerika’da çöken bir şey görmüyorum. İranlılar ‘Kasım seçimlerinde Trump yenilecek ve İran üzerindeki baskı azalacak’ diyor. Ancak şu an senatoda 53 Cumhuriyetçiler 47 Demokratlar gibi bir denge var. Trump’ın görevden alınması için 67’ye ulaşması lazım. Öte yandan Trump aslında İran’a savaş açmıyor, ‘sınırlı askeri operasyon’ olarak duyuruyor. Bunun için senato onayına da gerek yok. Amerika’da bu durum bir şeyi değiştirmeyecek. Trump İran savaşını başlatırkenki motivasyonunu hala koruyor. Seçimleri kaybetseler dahi bunun İran savaşına etkisinin olacağını sanmıyorum.”

“İran’da iş var ancak maaşlar çok düşük”

İran’daki yoksullaşmaya karşı düşük maaşlı da olsa iş bulunabildiğini kaydeden Koç, hemen her sınıfı ortaklaştıran Şiilik kültürünün ülkedeki direngenliği artırdığı görüşünde. Koç’a göre hayat pahalılığının seçimlere etki etmesi muhtemel olan İran’da muhalifleri bir şekilde sandığa götürmek gerek:
“Sınıflar meselesi Avrupa’da oturmuş durumda ancak Orta Doğu’da çok zenginler ve çok fakirler var. İran’da çok zenginler var ve bunlar piyasa değil bir de çok fakirler var. Ancak İranlılar aşırı yoksullaşmaya da izin vermiyor. Eski kamucu sosyalist sisteme benzer bir sistem var. İran’da kapitalist kar güdüsü olmadığı için hayat bir şekilde devam ediyor. Çalışmak isteyen herkese iş var ancak maaşlar çok düşük. İran’da herkesin taşrayla bağlantısı devam ediyor. Esas muhalefet daha eğitimli, yurt dışına çıkan ve Batı ile temas eden kesimlerde ancak bunlar da geniş değil ve örgütlenme güdüsünden yoksunlar. Böyle bir ortamda tepkileri yönlendirmek de kolay değil. Ancak bütün kimlikleri yatay kesen bir Şiilik kültürü var ve bu dindarlıkla alakalı bir şey değil. Şiilik kültürünün içinde ‘Kerbela’da İmam Hüseyin ve kardeşi Zeynep onca sıkıntılara katlanmışken şu dönemde bu yaşadıklarımız çok büyük dertler değil’ diye düşünüyorlar. Bir de bu tür toplulukları okurken Batı’ya açılan kitleler üzerinden okuyoruz ancak bunlar geniş kitleleri yansıtmıyor. Ayrıca İran’ın geniş bir tarihsel arka planı da var. İran’ı İskender’den Romalılara, Araplara ve Türklere kadar herkes işgal etmiş ve herkes defolup gitmiş. İranlılar meseleye, ‘Amerikalılar da baskı yapar ancak onlar da gider’ diye bakıyorlar. Tarihsel arka plan insanlara tevekkül de veriyor. Hayat pahalılığı meselesinden insanlar şikayetçi. Pezeşkiyan insanların oylarını alarak geldiği için bu sesleri duymak zorunda yoksa bir sonraki seçimde seçilemez. Tahran gibi yerlerde seçimlere katılım oranı yüzde 20’lere düşmüştü ve bu İran için korkunç bir oran. Hayat pahalılığı seçimlere etki edebilir ve daha pragmatik kesimleri İran siyasetinden tamamen tasfiye edebilir. Muhafazakarlar sandıkta mobilizasyonu sağlıyor ancak esas olarak muhalifleri sandığa götürmek gerek. Girift dengeler var ve İran’ın durumu çok kolay görünmüyor.”

“Daha büyük bir askeri güç İran’daki yönetimi değiştirebilir”

Suriye’deki çöküşü anımsatan Koç, İran’da Irak ve Suriye modelinin hayata geçirilebileceğini söyledi. Koç, uzun vadede İran’da hüküm çökse bile iktidarın bir süre sonra yeniden canlanabileceğini kaydetti:
“Birinci modellemem 90’lı yılların Saddam’ı. İkinci modellemem de 2010’ların Suriyesi. 2011 Dera’da başlayan olaylar 2024 Aralık’ta Suriye’nin çöküşüyle sonuçlandı. 14 yıl içinde etnik ve mezhepsel isyanlar ve silahlı kesimlerin ülkeye girişiyle Suriye’de istikrarsızlık yaratıldı. Ayrıca 14 sene boyunca sanayi, tarım ve ticaret çöktü. Günün sonunda 20 bin silahlı adam İdlib’den çıktı ve kendilerini Şam kapılarında buldu. Bu iç çürüme 14 sene sürdü. Birkaç gün içinde de çöktü. Burada Amerika ve bölge ülkelerinin nasıl davrandığına bakınca bu iki modelden birinin ya da ikisinin birden İran için uygulanmaya başlanacağını düşünüyorum. İran’da ’10 yılın sonunda İran’daki İslam Cumhuriyeti çöktü’ gibi bir durum yaşayabiliriz. Suriye ve Irak örneklerini Amerika ve İsrail’in bu tür meselelerde nasıl davrandığını anlatmak için verdim. Demokrat ya da Cumhuriyetçi fark etmiyor. İsrail’de de hükümet değişti ancak politikalar değişmedi. İran’a dönük orta vadede böyle bir projenin başlatılacağını düşünüyorum. Ekonomik ambargo ve bombalamalarla birlikte etnik mezhepsel isyanların kışkırtılacağı kaos senaryosunu daha olası görüyorum. İran ordusunun çatışmayı canlı tutması için bölgedeki herkesi vurması lazım. Hatta Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı da vurması gerek ve bunu sürekli yapmak çok mümkün değil. İran’da füzelerle dolu olan granit dağlarını ve nasıl vurulduklarını gördüm. Yani İran’ın her bir adımına karşı adımlar atabiliyorlar. Bu savaş İran’ın da takatini aşan bir noktaya gelebilir. Daha büyük bir askeri gücü yığarlarsa İran’daki yönetimi değiştirebilirler. İran’da hükümet uzun vadede çökse bile iktidar üç beş yıl sonra tekrar gelebilir.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала