- Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

“Pembe solun yumuşak çıkışları çözüm değil, Trump yeni ‘şovunu’ Küba’da yapabilir”

© SputnikCeyda Karan'la Eksen
Ceyda Karan'la Eksen - Sputnik Türkiye, 1920, 20.08.2026
Abone ol
Çağlar Tekin’e göre Latin Amerika aşırı sağa teslim olurken son kale Brezilya’da Lula önemli sınav verecek. Latin Amerika’daki ABD baskısının ‘pembe sol’ ile çözülemeyeceğini vurgulayan Tekin, İran’da başarısız olan Trump’ın yeni denemesini Küba’da yapabileceği ancak Küba’dan Venezuela yaratılamayacağı görüşünde.
ABD'nin Latin Amerika genelinde yeniden tırmandırdığı müdahaleci politikalar ve Washington yönetimi tarafından sertleştirilen tarihî ambargo hamleleri, Küba’yı üretimden altyapıya kadar uzanan ağır bir kuşatmayla karşı karşıya bırakıyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından uygulanan ablukanın özellikle son yıllarda uygulanan yaptırımlar, gümrük vergileri ve vize kısıtlamalarıyla derinleşmesi, adadaki akaryakıt tedarikini ve enerji hatlarını felç ederek elektrik üretiminin ülke ihtiyacının oldukça altında kalmasına yol açıyor. Washington’ın hava yolları kısıtlamaları ve ticari engelleriyle ana gelir kaynağı olan turizmi, sanayiyi ve gıda dağıtımını hedef alan bu ekonomik kuşatmaya rağmen; halkın yönetici kadrolarla omuz omuza sergilediği toplumsal dayanışma ve yerleşik toplumsal direnç adada kitlesel bir çalkantının önüne geçiyor.
ABD’nin Küba’ya dönük ambargolarını, olası müdahaleleri ve Brezilya’daki seçim sürecini gazeteci Çağlar Tekin ile konuştuk.

“Brezilya’da bir tarafta aşırı sağcı Bolsonaro bir tarafta Lula var”

ABD’nin belli aralıklarla Güney Amerika’ya müdahale ettiğini hatırlatan Tekin, Brezilya seçimlerinde asıl yarışın aşırı sağcı Bolsonaro ve mevcut başkan Lula arasında yaşanacağını söyledi. “Güney Amerika’da sol bırakmadılar” diyen Tekin, Kolombiya’da seçimleri örgütleyen şirketin İsrail ile bağlantılı olduğunu kaydetti:
“Latin Amerika’da gidişatın vahim olduğu gerçek. Belli dönemlerde ABD, Güney Amerika’yı kontrol altına almaya çalışıyor. 2009’da Honduras’ta darbe dalgasının başlangıcını görmüştük. Paraguay’ın ardından şu an seçimlere girecek olan Lula’yı hapse atmışlardı. Sonrasında 2016-2021 arasında Lula tekrar cezaevinden çıkıp başkanlığı devraldı. Bu sürecin kumpastan ibaret olduğu ortaya çıkmıştı. Tüm bunların sonunda Bolsonaro geldi. Brezilya’nın en karanlık isimlerinden biriydi. Seçimleri kaybetti ancak bir darbe tezgahlamaya kalktı. Önce ülkeden kaçtı ve içeriye atılıp sonrasında da ev hapsi cezası aldı. Şu anda oğlu başkan adayı oldu. Seçimde taraflar net bir pozisyonda. Bir tarafta ABD-İsrail destekli bir aşırı sağcı bir aday var diğer yanda Lula var. Güney Amerika’da sol ülke bırakmadılar. Meksika’yı ne kadar Güney Amerika’dan sayabiliriz bilmiyorum ancak Güney Amerika’dan sayarsak Brezilya dışındaki tek sol Meksika’da. Latin Amerika’da birden fazla yöntem uygulandı. Birçok ülke darbelerle ele geçirilmiş oldu. Seçimlere de müdahale edildi. Kolombiya seçimlerini örgütleyen bir şirket var ve bu şirketin İsrail ile bağları ortaya çıktı. Tartışmalı seçimleri kazanan adayın ilk yaptığı şey ülke depremde yıkılmış durumdayken İsrail ile barış yapmaya çalışmak oldu. Ülke yıkım altındayken göreve gelen devlet başkanı İsrail’e dönük yaptırımları kaldıracağını söyledi. Seçimlere bu tarz müdahalelere yaptırımlar, gümrük vergileri ve vize uygulamaları da ekleniyor. Bunlar doğrudan ABD’nin seçimlere müdahale biçimi olmuş durumda. Chavez dönemindeki Venezuela, ABD karşıtlığının asli pozisyonundaydı ancak şu an rezil bir pozisyonda. Ülke kaynakları ABD denetimi altında ve pek fazla itiraz da kalmadı. Brezilya’nın Washington Büyükelçisi yola çıktığında vizesinin iptal edildiğini öğrendi. Tabii Meksika diğer ülkelere göre biraz daha şanslı. Diğer ülkelerde gümrük vergisi duvarı var ancak bunu Meksika’ya çok fazla uygulayamıyorlar. Bunun sebebi de ABD sanayisinin iş yaptığı noktalardan birinin Meksika olması. Meksika’ya vergi koymak ABD’li şirketlere de vergi koymak anlamına geleceği için bunu çok gerçekleştiremediler ancak Meksika’ya karşı karteller başlığını kullanmaya devam ediyorlar. ABD doğrudan Meksika içinde operasyonlar yapmak istiyor. Karteller CIA üzerinden yürütülüyor aslında. 15 sene önce tamamı sola dönmüş kıtada her ülke sağa dönmüş durumda. Brezilya’daki seçimlere 13 aday katılacak ancak asıl yarışacak olan Bolsonaro ve Lula. İkisi de eş zamanlı biçimde seçim startlarını verdiler. Lula, işçi havzasının kalbinde verdi bu başlangıcı. Bolsorano ise turistik bölgeyi tercih etti. Lula sosyal devlet programlarının genişletilerek devam edileceğini öne sürdü. Suçla ve kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ön plana koydu. Brezilya’daki çoğu seçmen kadın olduğu için kadına yönelik şiddete vurgu önem kazanmış durumda. İki adayın da böyle bir vurgusu var. Ortaklaşmadıkları noktalar da var. Lula sosyal devleti güçlendirme vaadinde ki gerçekten sosyal devlet Lula döneminde güçlendirilmişti. 10 milyondan fazla insanın iş bulduğu biliniyor. Uluslararası ilişkiler için bağımsızlıkçı vurgu yapıyor Lula. Kritik madenlerin işlenmesi gibi başlıklara yönelik doğrudan devlet tekeli kurulacağını söyledi. Bolsonaro’nun mitingine ise aşırı sağcı Milei destek verdi. Bolsonaro’nun mitingine Trump ve Netanyahu selam göndermişti.”

“Pembe sol Amerika’nın egemenliğini kırma topuna girmiyor”

Tekin’e göre Latin Amerika’daki ABD baskısı ‘pembe solun yumuşak çıkışlarıyla’ çözülemez:
“Güney Amerika’da daha doğrusu tüm bir Amerika kıtasında evanjeliklerin ciddi bir gücü var. ABD’nin bölgeye yaptığı asırlık bir yatırım bütünü var. Bundan kastım maddi değil politik yatırımlar. Köklenmiş bir ABD egemenliği başlığı var Güney Amerika’da. Monroe Doktrini ortaya çıktığında bugünkü gibi bir durum yoktu. O dönem Avrupa’nın sömürgeci politikalarına karşı Latin Amerika kendisiyle baş başa kalıyordu. Daha sonra ABD dışındaki hiç kimsenin yönetemeyeceği bir kıta haline dönüştü. Donroe Doktrini dediğimiz süreç ikinci Monroe Doktrini’nin devamı gibi. Bolsonaro, ABD’nin en çok kendisine güveneceğini söylemişti ki buna şüphe de yok. Latin Amerika’da Amerika’nın yapılandırma çerçevesi kritik bir rol oynuyor. Ancak pembe sol meselesi de önemli. ABD’nin buradaki egemenliğini kırmak demek kamucu ekonomi yaratmak demek. Pembe sol bu topa girmeyi tercih etmiyor. Kimi sosyal devlet müdahaleleriyle beraber eşitliğin güçlendirildiği bir ülke yaratmaya çalışıyor pembe sol. ABD’nin yüzde 200’lere varan gümrük vergileri uygulamasının ardından ülkelerin ekonomisi çöküyor. ABD bu yaptırımları çok rahat kullanıyor. Haliyle buradan çıkış bu tarz yumuşak başlıklarla ilerlemez. Lula görece solcu bir isim ancak şu an daha yumuşak çıkışlar yapıyor.”

“Küba’da elektrik üretim hatlarına da ambargo uygulanıyor”

ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargolara geniş yer ayıran Tekin, ülkenin kendi içerisinde bulmaya çalıştığı çözümlere değindi. Tekin, Küba’nın eylül ayında başlatacağı ekonomi reformlarının ‘kapitalizme dönüş’ olarak adlandırılamacağı görüşünde:
“Küba’da hiçbir ihtimali sahanın dışına atamayız. Sovyetler’in çözülmesinin ardından Küba ciddi bir abluka sürecine girmişti. Bu abluka belli periyotlarla rahatladı. Özellikle Chavez’in Venezuela’da iktidar olduğu yıllarda rahatlama vardı ancak 2017-2018’de bu bambaşka bir boyuta evrildi. Elektrik üretim seviyesi ülkenin ihtiyacının yüzde 30’u civarında seyrediyor. Bu, ülkenin yüzde 70’inde elektrik olmadığı anlamına gelmiyor bu bir ortalama. Kimi bölgeler günlerce hiç elektrik alamıyor. Akaryakıt olmadığı için gıdaya erişim, gıdanın korunması gibi başlıklarda da sıkıntılar yaşanıyor. Almaya çalıştıkları önlem güneş enerjisine dayalı elektrik üretiminin çoğaltılması. Çin’den beş bin civarı güneş paneli yollanacağına ilişkin bilgiler var. Bununla birlikte yüzde 30’luk oranın yüzde 40’a yükseleceği belirtiliyor. Ağustos içinde kimi termik santrallerin bitmesiyle birlikte yüzde 50 civarında bir elektrik üretiminin sağlanması bekleniyor. Ancak bu yeterli değil çünkü elektrik üretim hatları da ambargoya uğramış durumda. Hava yolları engellendiği için ülkenin ana gelir kaynağı turizm de durmuş durumda. Sanayinin çalışmasından tarımsal üretimlere varana kadar hepsi akaryakıta dayalı. Akaryakıt yoksa da büyük oranda hayat duruyor. Küba’da insanlar temel ihtiyaçlarını gideremez durumdalar. Sıfıra inmiş olan bebek ölümleri artıyor. İşsizlik, beslenme vs gibi başlıklar tavan yaptı. Eylül ayı itibarıyla yeni ekonomik reformlar başlayacak. Bunları ‘kapitalizme dönüş’ olarak yorumlamayı tercih etmiyorum. Çünkü Kübalılar yaptıklarının ne olduğunun farkındalar. Bunu mecbur oldukları için yaptıklarını söylüyorlar. 90’ların başında da bugünkü kadar vahşi olmasa da aynı şeyi yapmışlardı. O zaman da aynı şeyi söylüyorlardı. Reform yapmak zorundalardı ancak bunun doğru olmadığını da biliyorlardı. Bunu denetleyip önlem alacaklarını söylüyorlardı. 40 yıldan beri de geri dönüşü durdurmayı becerdiler. Ancak elimizde mutlak sonuçlar yok. Ne yaptıklarının farkında olduklarını bilmek yine de kıymetli.”

“Küba, İran’a göre daha çaresiz pozisyonda”

Yeni reformlarla birlikte pek çok şeyin değişeceğini söyleyen Tekin, İran’da başarısız olan Trump’ın ‘yeni şovunu’ Küba’da yapabileceği görüşünde. Tekin’e göre Küba’dan bir Venezuela yaratılamaz:
“Yeni reformlarla birlikte kişilerin işletme açmasına sağlanan olanaklar artacak. 140 kadar sektör tanımlanmış durumda. Bunda insanların özel sektördeki gibi çalışmasına olanak tanınacak. Geçmişte işletme açıldığında aile çevresi üzerinden çalışmaya izin veriliyordu ancak bu da değişiyor. Bir kobi haline gelinmesine izin verilecek. Denetleyeceklerini söyleseler de bunlar yıpratıcı işler çünkü kapitalizm insan ahlakını çürütmeye başlayınca bunu durdurmak güç oluyor. Bütün bunlara rağmen Küba’nın içindeki insanlar bir isyana kalkışmış durumda değiller. 7-8 ay içinde bir tanker petrol bırakabildi. Kendilerinin çıkardığı petrol miktarı düşüktü ancak şu an kendileri petrol kuyusu bulduklarını söylüyorlar. Çözüm her türlü akaryakıt bulmak olacak. İsyana kalkışılmamasının sebeplerinin başında Küba’da yönetici toplamın da halkla benzer koşullarda yaşadığının görülmesi geliyor. Ancak bir toplum böyle asırlarca ilerleyemez. İran ile kıyaslanıyor ancak İran’ın koşulları çok daha farklı. Küba çok daha çaresiz bir pozisyonda. ABD ile aralarındaki mesafe de yakın. Trump’ın Küba’ya bir deneme yapabileceğini düşünüyorum. İran’da beklediği şeyleri elde edememişken bir şov ihtiyacı duyup Küba’yı zayıf halka olarak görüp saldırmayı deneyecekmiş gibi geliyor. Küba buna direnir. Venezuela’da yaptığını yapamaz. Venezuela’nın da sosyalist olduğu söyleniyor ancak Venezuela sosyalist bir ülke değil. Chavez döneminde sosyalizme yelken açmıştı ancak şu an kapitalist bir ülke. Küba böyle değil. Küba’da 70 yıllık oturmuş bir sistem var. Halkın yurtseverlik seviyesi bambaşka. Bu yüzden Venezuela ile bir tutmak doğru değil. Yine de saldırı Küba’da büyük sorular yaratır. Ambargoyla kuşatılmış ülke bir de ABD ordusundan hasar alırsa hayatta kalır belki ancak hayatta kalması ciddi hasar aldığı gerçeğini değiştirmez.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала