- Sputnik Türkiye, 1920
ANKARA'DAN HABER VER
Deneyimli gazeteci Zülfikar Doğan, ‘Ankara’dan Haber Ver’ programında ekonomiye yön veren kararları, etkilerini ve bilinmeyen yönlerini Radyo Sputnik dinleyicileri için her pazartesi ve çarşamba masaya yatırıyor.

Şeker operasyonunda Süleymancılar bağlantısı: Piyasayı kontrol eden dev şirketlerden biri

Ankara'dan Haber Var
Ankara'dan Haber Var - Sputnik Türkiye, 1920, 19.08.2026
Abone ol
Gazeteci Zülfikar Doğan, şeker operasyonunun Süleymancılar tarikatına yönelik soruşturmayla paralel yürütüldüğünü söyledi. ŞMS Kopuz Gıda’nın şeker piyasasını kontrol eden büyük şirketlerden biri olduğunu belirten Doğan, para hareketleri, usulsüzlük ve vergi kaçakçılığı iddialarına dikkat çekti.
Gazeteci Zülfikar Doğan, Radyo Sputnik’te hazırlayıp sunduğu Ankara’dan Haber Var programında şeker sektöründe 8 ilde 25 şirketi kapsayan operasyonu, soruşturmanın Süleymancılar tarikatıyla bağlantısını ve şirketlere yönelik usulsüzlük iddialarını değerlendirdi. Doğan ayrıca temmuz ayı bütçe açığındaki artış ile vergi yükünün ücretli kesim üzerindeki etkisini ele aldı.

‘Şeker soruşturmasında Süleymancılar bağlantısı’

8 ilde 25 şirketi kapsayan şeker operasyonunun Süleymancılar tarikatına yönelik soruşturmayla paralel yürütüldüğünü belirten Doğan, şirketlere kayyum atandığını ve para hareketlerinin MASAK tarafından incelendiğini aktardı:

“Şeker sektöründe 25 şirketi kapsayan bir operasyon. 8 ilde çok sayıda şirket. Tabi bu operasyonun bir başka boyutu Süleymancılar tarikatına yönelik olarak başlatılan soruşturmaya paralel yürüdü. Süleymancılar tarikatının bünyesindeki yüzlerce şirkete el konuldu, yine idari kayyum atandı. Savcılık açıklamasında yüz milyarlarca liralık bir para trafiğinin olduğundan bahsedildi. Aynı şekilde İçişleri Bakanı tarafından yapılan açıklamada da yurt dışına yüz milyarı aşkın para transferi yapıldığı, para hareketlerinin MASAK tarafından incelendiği duyuruldu. Bu soruşturmanın akabinde de tutuklamalar geldi. Benzer şekilde Furkan Vakfı ve liderine bir operasyon ve orada da yine çok sayıda şirkete idari kayyumlar atandı. Türkiye’de özellikle cemaat ve tarikatların bu tür ekonomik ve ticari faaliyetler ile elde ettikleri olağanüstü kaynaklar; yurtlar, okullar, medya şirketleri, oteller, hastaneler, fabrikalar… Daha önce Türkiye Gülen cemaati ile ilgili bu konuda çok somut bir deneyim yaşamıştı. Gülen cemaati Bankalar, finans kurumlarına; yurt dışında yüzlerce okula, dershaneye, üniversitelere, tatil köylerine varıncaya kadar çok büyük bir ekonomik varlığı kontrol ediyordu. Aynı zamanda devlet içinde de yapılanmışlardı. Şimdi Süleymancılar tarikatının ekonomik varlıklarına yönelik bir operasyon yürüyor. Ama ana boyut şeker soruşturması olarak öne çıktı.

Burada da nişasta bazlı şekeri görüyoruz. Özellikle nişasta bazlı şeker Türkiye’de 2008-2010’dan sonra piyasaya giren, özellikle de obeziteye yol açtığı vurgulanan; doktorların, sağlıkçıların sık sık sağlıklı olmadığını, insan sağlığına zarar verdiğini dile getirdikleri yapay bir şeker türü. Şeker fabrikalarının özelleştirilmelerine yönelik 2012 yılından itibaren alınan kararlar ve 2018’den itibaren de bu özelleştirmelerin hızlandırılmasıyla Türkiye’de pancardan şeker üreten fabrikaların büyük bölümü özelleşti. Devletin şeker piyasasındaki payı azaldı ve çok ciddi bir ekonomik pay oluşmaya başladı. İşte Süleymancılar tarikatı kapsamında özellikle ŞMS Kopuz gıda bu piyasayı kontrol eden dev şirketlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu şirketler aynı zamanda uluslararası bağlantıları ve şekerli gıdalar endüstrisi ile ilgili olarak da endüstriyel yağ ithalatı ve ticaretinde de çok ciddi paya sahip.

Dolayısıyla Adalet Bakanlığı’nın, savcılığın açıklamasına baktığımızda naylon faturalar oluşturulduğu, yasalara aykırı birtakım işlemler yapıldığı, özellikle dahilde işleme rejimi olarak ekonomide önemli bir paya sahip olan bu sistemle yurt dışından ithal edilerek yurt içinde işlenip tekrar yurt dışına ihraç edilmek taahhüdü ile yapılan ithalatlarda ciddi usulsüzlükler ve vergi kaçakçılıklarının olduğu, devletin bu konuda çok büyük zarara uğratıldığı yönünde iddialar var. Gerekli adımlar için neden bu kadar gecikildiği de ayrıca sorgulanması gereken bir başka unsur.”

‘Bütçe açığı temmuzda 16 kat arttı’

Doğan, temmuz ayı bütçe açığının geçen yılın aynı ayına göre 16 kat artarak 378,1 milyar liraya ulaştığını söyledi. Vergi gelirlerinin harcamaları karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Doğan, yaklaşık 2 trilyon liralık gelir vergisinin stopaj yoluyla tahsil edilmesinin vergi yükünün ağırlıklı olarak ücretli ve çalışan kesimin üzerinde olduğunu gösterdiği görüşünde:

“Temmuz 2026 itibariyle Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklamış olduğu bütçe uygulama sonuçları pek iç açıcı değil. Ocak ayından bu yana bütçe sadece şubat ve haziran ayında fazla vermiş; onun dışındaki tüm aylarda ciddi açıklar söz konusu. Nitekim temmuz ayında da aylık açık 378,1 milyar lira olmuş. 2025’in temmuz ayında aylık açık 24 milyar liraydı. Yani geçen yıla göre bütçe açığında sadece aylık bazda 16 kat artış söz konusu. Ocak-Temmuz dönemi itibariyle 7 aylık açık toplamı ise 1 trilyon 300 milyar liranın üzerine çıkmış. Geçen yıl aynı dönemde bütçe açığı 1 trilyon liraydı. Burada da geçen yılın 300 milyar lira üzerinde bir açık verilmiş. Çünkü harcamalarda yüzde 51’i bulan bir artış söz konusu. Vergi gelirlerindeki artış her ne kadar önemli olsa da harcamaları karşılamada yetersiz kalıyor. Burada özellikle İran savaşı nedeni ile akaryakıt fiyatlarındaki olağanüstü yükselişte Eşel mobil sistemine de dikkat çekmek gerek. Hazine ve Maliye Bakanlığı pompada ödenen fiyatın içerisinden alınması gereken ÖTV miktarının daha altında bir vergiye razı oldu. Bu bütçenin en önemli gelir kalemi olan, yaklaşık yüzde 69’unu oluşturan dolaylı vergiler kaleminde düşüşe neden oldu. Kaldı ki Hazine ve Maliye Bakanlığı ağustos ayının sonuna kadar motorinde ÖTV oranını sıfırladı. Dolayısıyla önümüzdeki ay açıklanacak ağustos ayı bütçe rakamları ÖTV açısından muhtemelen daha düşük olacak.

Ama bütçede asıl çarpıcı olan vergi gelirlerinin içeriği ve niteliği. Kurumlar vergisi ve gelir vergisi bütçenin en önemli gelir kaynakları. Gelir vergisinde 5.5 milyon mükellef beyanname verdi. Ama 7 ayda bu beyan yolu ile ödedikleri gelir vergisi 187 milyar lira olmuş. Buna karşılık stopajdan, doğrudan kaynağından kesilen gelir vergisi ise 1 trilyon 991 milyar lira olmuş. Bir taraftan gelirini beyan ederek gelir vergisi ödeyen 5.5 milyon mükellef sadece 187 milyar lira öderken; ücretli, memur, işçi, çalışan kesim ve kira geliri vb. gelirleri olan kişilerin stopaj yolu ile daha para ellerine geçmeden ödedikleri gelir vergisi ise yaklaşık 2 trilyon lira. Bu da vergi sistemimizdeki derin adaletsizliği bir kez daha gözler önüne seriyor.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала