Yusuf Yavuz: Karadeniz bize her gün alarm gönderiyor

yazı-yorum
yazı-yorum - Sputnik Türkiye, 1920, 14.08.2026
Abone ol
Gazeteci Yusuf Yavuz, Radyo Sputnik'te yayımlanan Gündem Özel programında Fethi Yılmaz'ın konuğu oldu. Yavuz, Karadeniz'in Türkiye'nin balıkçılığı ve gıda güvenliği açısından önemine dikkat çekerken, deniz kirliliği ve koruma alanlarının yetersizliği konusunda uyarılarda bulundu.
Karadeniz'in yalnızca Türkiye'nin değil, çevresindeki çok sayıda ülkenin de etkilediği ortak bir ekosistem olduğunu belirten Yavuz, yaklaşık 160 milyon insanın yaşadığı havzanın farklı nehirler aracılığıyla taşınan kirliliğin de toplandığı bir alan haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin Karadeniz kıyılarında denizi kapsayan bir deniz koruma alanının bulunmamasının ise ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.
Gazeteci Yusuf Yavuz, Radyo Sputnik'te yayımlanan Gündem Özel programında şunları söyledi:
"Karadeniz, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından çok önemli bir su havzası. Yaklaşık 7-8 ülkeden gelen bir kirlilik de aslında Karadeniz'de barınıyor. Yani sadece bizim kıyılarımızla sınırlı değil. 1992 yılında Bükreş Sözleşmesi imzalandı, 1994'te yürürlüğe girdi. Türkiye de bunun tarafı. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya gibi ülkelerin de dahil olduğu bu sözleşmenin ana çerçevesi Karadeniz'in kirliliğe karşı korunması."
Türkiye'nin Karadeniz kıyılarındaki koruma alanlarının yetersizliğine dikkat çeken Yavuz, İğneada'dan Hopa'ya kadar uzanan kıyı şeridinde denizi kapsayan bir koruma alanı bulunmadığını belirtti.
"İğneada'dan Kırklareli'nden Hopa'ya kadar olan bölgede bir tane deniz koruma alanımız yok. Karasal alanda bazı bölgeleri sit alanı ilan edebiliyoruz. Karadeniz'de yalnızca Tirebolu hattında kısa bir alan var, o da karasal alan. Karadeniz kıyılarında denizin içerisini kapsayan bir deniz koruma alanımız ne yazık ki yok."
Karadeniz'in Türkiye'nin balık ihtiyacının önemli bölümünü karşıladığını vurgulayan Yavuz, buna rağmen denizin kamuoyunda yeterince gündeme gelmediğini söyledi.
"Masamıza gelen dört balıktan üçü Karadeniz'den. Ama Karadeniz neden konuşulmuyor? Bunu biraz da ülkemizdeki deniz algısıyla ilişkilendiriyorum. Denizle ilgili algımız daha çok turizme ve güney kıyılarına odaklanıyor. Karadeniz bu konuda ne yazık ki göz ardı edildi."
Karadeniz'in çevresindeki geniş coğrafyanın atıklarının toplandığı bir havzaya dönüştüğünü belirten Yavuz, çok sayıda nehir aracılığıyla taşınan kirliliğe dikkat çekti.
"Tuna'dan Dinyeper'e onlarca nehir havzasının, pek çok ülkenin hatta Avrupa'nın bir nevi çevresel atıklarının toplam bilançosu Karadeniz'de birikiyor. Orada adeta bir kirlilik çukuru oluşuyor. Karadeniz, tatlı su girişi olduğu için bunu bir ölçüde tolere edebiliyor. Fakat kıyılardaki koruma alanlarının olmaması hem gıda güvenliği hem de denizin kendi ekolojik sistemini sürdürebilmesi açısından çok riskli."
Birleşmiş Milletler'in 2030 hedefleri kapsamında gündeme gelen "30x30" koruma yaklaşımına da değinen Yavuz, deniz ve karasal alanların en az yüzde 30'unun koruma altına alınmasının önemine dikkat çekti.
"2030'a kadar Birleşmiş Milletler, '30x30' kavramıyla bir koruma önerisi getiriyor. Hem karasal hem de deniz alanlarının en az yüzde 30'unun koruma altına alınması, denizin ve karasal alanın kendini yenileyebilmesi, izlenebilmesi ve korunabilmesi açısından önemli."
Karadeniz'in son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Yavuz, denizde yaşanan sıra dışı olayların ekosistemdeki dönüşümün işaretleri olduğunu söyledi.
"Karadeniz artık değişiyor. 20-30 yıl önceki Karadeniz değil. Karadeniz bize her gün alarm gönderiyor, bir işaret gönderiyor. Bir gün kıyısında mavi yengeçlerin balık ağlarına takıldığı haberleri geliyor, bir gün kıyılara mayın vuruyor, bir gün yunusların kıyıya vurduğu haberleri geliyor. Yani Karadeniz bize bir şey anlatmaya çalışıyor."
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала