- Sputnik Türkiye, 1920
YENİ ŞEYLER REHBERİ
Teknoloji alanında yaşanan tüm gelişmeler, trendler ve teknolojinin günlük hayata yansımaları, Serhat Ayan'ın hazırlayıp sunduğu Yeni Şeyler Rehberi'nde.

Prof. Dr. Gündoğdu: Avrupa’nın çöpünü getirip Akdeniz’e transfer ediyoruz

Serhat Ayan
Serhat Ayan - Sputnik Türkiye, 1920, 12.08.2026
Abone ol
Gazeteci Serhat Ayan’ın Yeni Şeyler Rehberi programında bugünkü konuğu Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu oldu. Gündoğdu, deniz ve okyanus kirliliğinin yanı sıra hava, toprak ve kimyasal kirliliğine de yol açan plastiklerin içerdiği binlerce kimyasalın yarattığı tehdide dikkat çekti.

Plastik kirliliği, yalnızca denizlerde ve kıyılarda görülen bir çevre sorunu olmaktan çıkarken, plastiklerin içerisinde bulunan yaklaşık 16 bin kimyasal madde de insan sağlığı ve ekosistemler açısından ciddi risk oluşturuyor. Avrupa ülkelerinin plastik atıklarının önemli bir bölümünü Türkiye gibi ülkelere geri dönüşüm ve hammadde ticareti adı altında gönderdiğini belirten Gündoğdu, bu durumu “kirlilik transferi” olarak tanımladı.
Sabancı Üniversitesi İPM Araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Avrupa’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların özellikle Akdeniz kıyılarında ciddi bir kirlilik oluşturduğunu belirterek, plastik atık ticaretinin yalnızca yasal olup olmadığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Gazeteci Serhat Ayan’ın sorularını yanıtlayan Gündoğdu, şöyle aktardı:
“Deniz kirliliği, okyanus kirliliği de buna dahil. Bunun yanında hava kirliliği, toprak kirliliği. Şimdi biz denizlerde bu problemi ilk olarak ortaya koyduğumuz için bunu deniz kirliliği problemiymiş gibi değerlendiriyoruz. Ama bu aynı zamanda bir hava kirliliği problemi, bu aynı zamanda bir kimyasal kirlilik ve aynı zamanda bir toprak kirliliği. Bugün plastiklerin içerisinde 16 bin tane kimyasal var. Bu 16 bin tane kimyasal farklı kombinasyonlarda ve formlarda, miktarlarda, çeşitlilikte plastiklere ekleniyor. Amacı da bizim hayatımızı tırnak içerisinde kolaylaştıran ürünleri üretmek için. Aslında biz bu hayatımızı kolaylaştırdığı söylenen ürünleri kullanarak bu kimyasallara maruz kalıyoruz. Ve küresel olarak aslında biz çok ciddi bir kimyasal sağlık bütçeyle, toksik sağlık bütçeyle karşı karşıyayız. Bugün yapılan çalışmalar plastikle ilişkili kimyasalların çok sayıda hastalıkla ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Bu sadece insana yönelik bir tehdit değil. Aynı zamanda bugün neredeyse dünya üzerinde plastiğin olmadığı bir yeryüzü parçası kalmamış vaziyette. Yani bütün dünyanın en uzak köşesinde ya da insan aktivitesinin olmadığı noktalarında bile biz bir şekilde bu mikroplastiklerin, makroplastiklerin büyük veya küçük farklı formlarda oralara eriştiğini görebiliyoruz. Yani hayatımız kolaylaşıyor diye kullandığımız malzemeyi biz aynı zamanda gezegen üzerindeki yaşama, insanlığı, canlılığı tespit eder boyutta kullanıyoruz. Biraz da bu kolay yaşamın tırnak içerisinde maliyeti. Bu maliyeti gerçekten işlenebilecek bir şeye sahip miyiz? Orası tartışmalı tabii ki."

'Akdeniz'i en fazla kirleten ülkelerden biriyiz'

"Baktığınızda herkes yasaya uygun olarak gönderiyor ama işin mahiyeti yani yasalara uygun olması ile yeterli değil. Çünkü bir şey yasalara uygun diye o makul ve kabul edilebilir bir şey anlamına gelmiyor. Çünkü biz bu plastikleri alan firmaların bunları hammadde olarak ithal ettiklerini düşünüyoruz. Öyle kayıtlara geçiyor ama içerik, plastik zaten geri dönüştürülebilir, doğru düzgün geri dönüştürülebilir bir malzeme değil. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde olmayan bir teknoloji Malezya gibi, Endonezya gibi, Türkiye gibi ülkelerde mevcut. Bu plastikler tırnak içinde hammadde olarak tekrar ekonomiye yüzde yüz geri kazandırılmak üzere Türkiye'ye gönderiliyor. Bu senaryo size mantıklı geliyor mu? Bana gel diyor mesela, ben bunu anlamlandıramıyorum. Ki nitekim sahaya çıktığımızda biz bunu sahadaki izlerimizden anlıyoruz bunu. Gidin Adana'ya, Mersin'e, kıyılara sahilleri gezin. Bu ne menem bir teknoloji, ne menem bir hammadde ticareti, ne menem bir kirlilik transferi olduğunu daha iyi anlayabiliyorsunuz. Yani biz 17 milyar dolar turizm getirisi olan bir sektöre, yani kıyı turizmine, deniz turizmine 200 milyon dolar birileri kar edecek diye müdahale ediyoruz. Ve neredeyse artık denizine girilemeyecek pozisyona erişmiş bir kıyısal alan yaratıyoruz. Biz bugün Akdeniz'i en fazla kirleten ülkelerden biriyiz. Bakın abi bizim kıyımızdaki çöplerin, atıkların, mikro, makro, büyük, küçük, plastik çöplerin yüzde 97'si bizim kendi kaynaklarımızdan, kendi sınırlarımızdan denize katılıyor. Yani biz zaten kirletmeyi başaran bir ülkeyiz. Tabii yani böylelikle biz de Avrupa'nın çöpünü getirip Akdeniz'e transfer ediyoruz bu şekilde. Yani bunun elle tutulur bir tarafı yok. Bunun derhal yasaklanması lazım. Çin de tam olarak bu yüzden yasakladı zaten. Mesele geri dönüşüp dönüşmediği, dönüştürebilip dönüştüremediği meselesi değil. Mesele bunun yarattığı kirliliğin maliyetini, yükünü kim karşılayacak?”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала