GÖRÜŞ

Çocuklarda dijital bağımlılık alarmı: 'Algoritmalar ekran başında tutuyor, yapay zeka riski büyütebilir'

© Fotoğraf / Pixabaysosyal medya
sosyal medya  - Sputnik Türkiye, 1920, 11.08.2026
Abone ol
Özel
Çocuklarda dijital bağımlılık, ekran süresinin uzamasından öte günlük yaşamın kontrolünü kaybetme riski taşıyor. Prof. Dr. Ali Murat Kırık, öfke, uyku bozukluğu ve sosyal izolasyonun uyarı işaretleri olduğunu belirterek aileleri içeriklere ve algoritmalara karşı uyardı. Kırık, yapay zeka ve sanal gerçeklikle riskin artabileceğini söyledi.
Çocukların günlük yaşamında giderek daha fazla yer kaplayan telefon, tablet, bilgisayar, çevrimiçi oyunlar ve sosyal medya, beraberinde dijital bağımlılık tartışmasını da getiriyor. Ekran süresinin kontrol edilememesi, ders başarısında düşüş, uyku düzeninin bozulması ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma, çocuklarda dijital bağımlılığın önemli belirtileri arasında gösteriliyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, çocukların dijital dünyadaki risklerini değerlendirdi. Kırık, yalnızca ekran karşısında geçirilen sürenin değil, çocukların maruz kaldığı içeriklerin ve onları ekranda tutan algoritmaların da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

‘Çocuk, ekran başında olmadığı zaman huzursuzsa bu aileler için önemli bir uyarı işareti’

Dijital bağımlılığı, kişinin telefon, tablet, bilgisayar, oyun veya sosyal medya kullanımını kontrol edememesi ve bunun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması olarak tanımlayan Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, çocuklarda ilk belirtilerin aileler tarafından kolaylıkla gözlemlenebileceğini belirtti:
“Dijital bağımlılık, bireyin telefon, tablet, bilgisayar, oyun veya sosyal medya kullanımını kontrol edememesi ve bu durumun günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlamasıdır. Çocuklarda ilk belirtiler arasında ekran süresi kısıtlandığında aşırı öfkelenme, sürekli telefon veya tablet isteme, ders başarısında düşüş, uyku düzeninin bozulması, aile ve arkadaş ilişkilerinden uzaklaşma ile gerçek hayattaki etkinliklere ilginin azalması yer alır. Çocuk gününün büyük bölümünü dijital ortamda geçirmek istiyor ve ekran başında olmadığı zaman huzursuz hissediyorsa bu durum aileler için önemli bir uyarı işaretidir.”

‘Ekran süresi kadar içerik de önemli’

Çocuklarda ekran kullanımı söz konusu olduğunda yalnızca "kaç saat ekran karşısında kaldı?" sorusuna odaklanmanın yeterli olmadığını belirten Kırık, içeriklerin niteliğinin de kritik olduğunu vurguladı:
“Aslında bu iki unsur birbirinden ayrı değerlendirilemez. Uzun süre ekran karşısında kalmak fiziksel ve psikolojik açıdan çeşitli riskler oluştururken, tüketilen içeriğin niteliği de en az süre kadar önemlidir. Eğitici ve yaşa uygun içeriklerle geçirilen sınırlı bir süre ile şiddet, nefret söylemi veya zararlı alışkanlıkları özendiren içeriklerle geçirilen aynı süre arasında büyük fark vardır. Bu nedenle ailelerin yalnızca "kaç saat kullandı?" sorusunu değil, "ne izledi ne oynadı ve kimlerle iletişim kurdu?" sorularını da mutlaka sorması gerekir.”

‘Şiddet içerikli oyunlara maruz kalan çocuklarda agresif davranışlar kısa vadede artıyor’

Dijital bağımlılık ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bilimsel araştırmaların özellikle kontrolsüz dijital kullanımın öfke kontrolü, dürtüsellik ve saldırgan davranışlarla ilişkili olabileceğine işaret ettiğini belirtti:
“Bilimsel araştırmalar, özellikle kontrolsüz dijital kullanımın öfke kontrolü, dürtüsellik ve saldırgan davranışlarla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle yoğun rekabet içeren ve şiddet unsurlarını ön plana çıkaran oyunlara uzun süre maruz kalan çocuklarda agresif davranışların kısa vadede artabildiği görülüyor. Ancak burada tek başına oyunları suçlamak doğru olmaz. Çocuğun aile yapısı, kişilik özellikleri, sosyal çevresi ve psikolojik durumu da belirleyici faktörlerdir. Şiddet içerikli oyunlar uygun denetim olmadan uzun süre oynandığında empati becerisinin zayıflamasına ve şiddetin sıradanlaşmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle yaş sınırlamalarına dikkat edilmesi ve oyun içeriklerinin aileler tarafından takip edilmesi büyük önem taşır.”

‘Çocuk çoğu zaman kendi isteğiyle değil, algoritmaların yönlendirmesiyle ekranda daha uzun süre kalıyor’

Kırık'a göre dijital platformların çocukları daha uzun süre ekran başında tutmasında yapay zeka destekli öneri algoritmaları önemli rol oynuyor:
“Bugün dijital platformların büyük bölümü yapay zeka destekli öneri algoritmalarıyla çalışıyor. Bu sistemler çocuğun hangi videoyu daha uzun izlediğini, hangi oyunda daha fazla vakit geçirdiğini, neleri beğendiğini ve hangi içeriklere tepki verdiğini analiz ederek benzer içerikleri sürekli karşısına çıkarıyor. Sonsuz kaydırma özelliği, otomatik video oynatma, günlük ödüller, bildirimler ve başarı rozetleri gibi mekanizmalar da kullanıcıyı platformdan ayrılmaması için tasarlanıyor. Yani çocuk çoğu zaman kendi isteğiyle değil, algoritmaların yönlendirmesiyle ekranda daha uzun süre kalıyor.”

Aileler hangi belirtilerde harekete geçmeli?

Kırık, ev içerisinde uygulanabilecek bazı temel kuralların çocukların sağlıklı dijital kullanım alışkanlığı geliştirmesine yardımcı olabileceğini belirtti:
“Çocuk ekran başında geçirdiği zamanı gizlemeye başladıysa, sosyal ilişkilerden uzaklaşıyorsa, uyku düzeni bozulduysa ve cihazı elinden alındığında aşırı tepki veriyorsa ailelerin durumu ciddiye alması gerekir. Evde ortak kullanım alanlarında cihaz kullanımı, yemek masasında telefon bulundurmama, yatmadan en az bir saat önce ekranları kapatma ve yaşa uygun süre sınırları belirleme gibi kurallar oldukça faydalıdır. Ailelerin en sık yaptığı hata ise çocuklara sürekli yasak koyarken kendilerinin saatlerce telefon kullanmasıdır. Çocuklar söyleneni değil, gördüklerini örnek alırlar. Bu nedenle ebeveynlerin dijital kullanım konusunda rol model olması en etkili yöntemlerden biridir.”

‘Dijital bağımlılıkla mücadele sadece ailenin görevi değil’

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital bağımlılıkla mücadele, yalnızca ebeveynlerin sorumluluğunda yürütülebilecek bir süreç olarak görülmüyor:
“Dijital bağımlılık yalnızca ailelerin çözebileceği bir sorun değildir. Okulların erken yaşlardan itibaren dijital okuryazarlık ve güvenli internet eğitimlerini müfredata dahil etmesi, ailelerin bilinçlendirilmesi ve devletin çocukları hedef alan zararlı içeriklerle ilgili daha güçlü düzenlemeler yapması gerekir. Ayrıca teknoloji şirketlerinin çocuklara yönelik algoritmaları daha şeffaf hale getirmesi ve yaş doğrulama sistemlerini güçlendirmesi önemlidir. Aile, okul ve kamu kurumları aynı hedef doğrultusunda hareket ettiğinde çocukların dijital dünyada daha güvenli büyümesi mümkün olacaktır.”

Dijital okuryazarlık hangi yaşta başlamalı?

Kırık'a göre dijital okuryazarlık eğitimi, çocukların teknolojiyle tanışmasından sonra değil, teknolojiyle birlikte başlamalı:
“Dijital okuryazarlık eğitimi teknolojiyle tanışıldıktan sonra değil, teknolojiyle birlikte başlamalıdır. Okul öncesi dönemde çocuklara temel ekran kuralları, kişisel bilgilerin korunması ve güvenli içerik seçimi basit örneklerle anlatılabilir. İlkokul döneminde doğru bilgi ile yanlış bilgiyi ayırt etme, çevrim içi nezaket kuralları ve dijital güvenlik konularına ağırlık verilmelidir. Ergenlik döneminde ise yapay zeka, dezenformasyon, siber zorbalık ve kişisel veri güvenliği gibi daha kapsamlı başlıklar ele alınmalıdır. Dijital okuryazarlık artık temel yaşam becerilerinden biri olarak görülmelidir.”

‘Yapay zeka ve sanal gerçeklik dijital bağımlılık riskini artırabilir’

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, önümüzdeki dönemde yapay zeka ve sanal gerçeklik teknolojilerinin dijital bağımlılık riskini daha da artırabileceği uyarısında bulundu:
“Yapay zeka ve sanal gerçeklik teknolojileri dijital deneyimi çok daha kişiselleştirilmiş ve etkileyici hale getireceği için bağımlılık riskinin artacağını düşünüyorum. Kullanıcıların ilgi alanlarını çok daha doğru analiz eden sistemler, insanları dijital ortamda daha uzun süre tutabilecek. Özellikle artırılmış gerçeklik gözlükleri ve sürükleyici sanal dünyalar çocuklar açısından yeni riskleri de beraberinde getirecek. Bu nedenle bugünden dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, yaşa uygun kullanım standartlarının belirlenmesi, aile eğitimlerinin artırılması ve teknoloji şirketlerinin çocuk haklarını önceleyen tasarımlar geliştirmesi büyük önem taşıyor. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmalı; hayatımızın merkezine yerleşerek bizi yönetmemelidir.”
Cep telefonu - Sputnik Türkiye, 1920, 15.05.2026
YAŞAM
Kısa video bağımlılığı: 'Zaman algısını kaybettiriyor'
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала