Yasanın 10. maddesiyle bir güvenlik zırhı oluşturuluyor

Abone ol
Gazeteci Güçlü Özgan'ın, Radyo Sputnik'teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konu başlığı, kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak adlandırılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulan kanun teklifi oldu.
Özgan, yaklaşık 360 milletvekilinin imzasını taşıyan teklifin yalnızca PKK ve KCK'yı kapsadığını belirterek, düzenlemeye ilişkin merak edilen birçok sorunun yanıtını değerlendirdi.
Uzun süredir hazırlıkları süren 12 maddelik teklifin önümüzdeki günlerde Meclis komisyonlarında görüşülmesi beklenirken, düzenlemenin kapsamı, silah bırakma şartları, başvuru süreci ve yürürlüğe giriş usulü kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Yeri ve Zamanı programında kanun teklifinin ayrıntılarını değerlendiren gazeteci Güçlü Özgan, şöyle konuştu:
"Uzun süredir üzerinde çalışılan, kamuoyunda da çerçeve yasa olarak adlandırılan teklif nihayet tamamlandı. Yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı'na sunuldu. Bundan sonraki süreçte komisyona gidecek, ardından Genel Kurul'da görüşülecek. Teklif toplam 12 maddeden oluşuyor. İlk sorulardan biri şu; bu düzenleme sadece PKK ve KCK'yı mı kapsıyor? Evet, sadece PKK ve KCK'yı kapsıyor. Başka örgütler ileride kendilerini feshettiklerini ya da silah bıraktıklarını açıklasalar bile bu yasal düzenlemeden hiçbir şekilde yararlanamayacaklar. Bir başka önemli nokta da şu; örgütün 'Biz silah bıraktık, kendimizi feshettik' demesi tek başına yeterli olmayacak. Bunun Milli İstihbarat Teşkilatı ve devletin ilgili kurumları tarafından önce tespit edilmesi, ardından teyit edilmesi gerekiyor. Son kararı ise Milli Güvenlik Kurulu verecek. Dolayısıyla yalnızca örgütün beyanına dayalı bir süreç işletilmeyecek."
‘Kimler yararlanabilecek?’
Kanun teklifinde özellikle 1 Haziran 2005 tarihinin kritik bir eşik olarak belirlendiğine dikkat çeken Özgan, düzenlemeden yararlanacak kişilere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçu ya da 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bu düzenlemenin kapsamı dışında kalıyor. Bu tarih önemli. Peki silahlı eylemlere katılanlar bu yasadan yararlanabilecek mi? Burada esas alınacak kriter bir insanı öldürüp öldürmediği olacak. Güvenlik birimlerinin bu yönde bir tespiti yoksa, silahlı eyleme katılmış olsa bile bu düzenlemeden yararlanabilecek. Bir başka soru da şu; 1 Haziran 2005'ten sonra ağırlaştırılmış müebbet gerektiren bir suç işleyen kişiler bu kanundan yararlanabilecek mi? Eğer bu tarihten sonra kasten öldürme suçunu işlememişse, bu düzenlemeden yararlanabilecek. Bunların başvuruları ise devam eden soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğu savcılıklar ile mahkemelere ya da bu amaçla görevlendirilecek kurumlara yapılacak. Bu başvuru sürecine ilişkin ayrıntılar da ayrıca düzenlenecek."
‘Siyasete dönüş yolu açılıyor mu?’
Teklifte en çok tartışılan başlıklardan birinin siyasete dönüş meselesi olduğunu belirten Özgan, bu konuda da belirli şartların öngörüldüğünü ifade ederek şöyle konuştu:
"En çok konuşulan konulardan biri de siyaset yolu açılacak mı sorusu. Evet, teklif belli bir süre sonunda buna imkân tanıyor. Ancak bu izin hemen verilmeyecek. Kurulun vereceği erteleme kararlarına göre beş yıl, iki yıl ya da on yıl gibi süreler işletilecek. Bunun ardından süreç değerlendirilecek. Bir diğer önemli düzenleme ise Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulacak izleme komisyonu. Teklifte 17 üyeden oluşacak bir komisyon öngörülüyor. Bu da şu anlama geliyor; süreci sadece Milli Güvenlik Kurulu ya da Milli İstihbarat Teşkilatı takip etmeyecek. Aynı zamanda siyaset kurumu da sürecin içinde olacak. Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek bir mekanizma oluşturulacak. Silahsızlanma ve teslim olma süreçlerinin ayrıntıları ise daha sonra Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı'nın hazırlayacağı genelgeyle netleşecek."
‘10. madde neden tartışılıyor?’
Kanun teklifinin en çok tartışılan düzenlemelerinden birinin 10. madde olduğunu belirten Özgan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yasanın 10. maddesi bundan sonraki süreçte en çok konuşulacak başlıklardan biri gibi görünüyor. Birinci fıkrada, 'Bu kanun kapsamında verilen görevler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir' deniliyor. Buraya kadar bir sorun yok. Ancak ikinci fıkrada, 'Bu kanun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz' hükmü yer alıyor. Bu bize neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? Bir önceki çözüm sürecinden sonra yaşanan tartışmaları. Belli ki hem siyaset kurumu hem de kamu görevlileri açısından bu süreci yürütecek isimlere bir güvence verilmek isteniyor. Bir anlamda bu sürecin içerisinde yer alacak kişiler için hukuki bir zırh oluşturuluyor. 10. maddenin ikinci fıkrası da tam olarak bunu sağlıyor. Bundan sonra en çok tartışılacak başlıklardan birinin de bu olacağını düşünüyorum."
‘Demokratikleşmeye dair güçlü bir adım göremedim’
Kanun teklifinin içeriğinde eksik gördüğü başlıklara da değinen Özgan, demokratikleşme ve toplumsal sorunlara ilişkin düzenlemelerin yetersiz kaldığını savunarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sorunun demokratik yollarla çözümüne ilişkin bir başlık var mı diye baktım. Demokratikleşmeye dair güçlü bir adım görebilmiş değilim. Süreç iki yıldır devam ediyor. 'Demokratikleşme' söylemiyle başlanmıştı ama bu yasal düzenlemede buna ilişkin çok fazla düzenleme göremiyorum. Meclisin ve kamuoyunun süreçten dışarıda bırakıldığı yönünde güçlü bir algı oluştu. Böylesine önemli bir düzenlemenin seçilmiş temsilcilerin katılımıyla, şeffaf biçimde ele alınması gerekirdi. Bunun yerine kapalı müzakerelerle ve son iki günde yaşanan gelişmelerde gördüğümüz gibi oldukça hızlı bir şekilde Meclis gündemine gelmesi dikkat çekiyor. Bir başka önemli nokta da şu; bu yasada ne yok? Kaç kişinin cezaevinden çıkacağı net değil. Başka terör örgütlerinin gelecekteki durumuna ilişkin net bir çerçeve yok. Bölgedeki ekonomik sorunlara ilişkin bir düzenleme göremedim. Çocukların eğitim ve okullaşma sorununa ilişkin bir başlık da bulunmuyor. Feodal yapının ortadan kaldırılmasına yönelik herhangi bir adım da yer almıyor. Bütün bunlar ilerleyen süreçte mutlaka tartışılması gereken konular. Çünkü ihtiyaç doğdukça yeni düzenlemeler yapılabileceği teklifin gerekçesinde de açıkça ifade ediliyor. O halde bundan sonraki yol haritasının da kamuoyuyla açık biçimde paylaşılması gerekiyor."

