CHP’li Gürer: Çiftçinin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar liraya ulaştı

‘Mevsimlik işçiler insanlık dışı koşullarda yaşıyor’
“Her yıl özellikle Güneydoğu Anadolu’dan binlerce kişi tarım işçisi olarak farklı illere göç ediyor. Tarım sektöründe çalışan sayısı 2017 yılında yaklaşık 5 milyon 400 binken bugün 4 milyon 560 bin seviyelerine gerilemiş durumda. Bu düşüşte makineleşmenin payı olduğu gibi, mevsimlik işçi olarak göç edenlerin bir bölümünün gittikleri bölgelerde kalıcı hale gelmesi de etkili. Sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte tarım alanlarının daraldığı bölgelerde oluşan iş gücü ihtiyacının da büyük ölçüde bu insanlar tarafından karşılandığı verilere yansıyor.
Tarım sektöründe sadece çiftçinin ya da üreticinin değil, üretimin en ağır yükünü taşıyan tarım işçilerinin de ciddi sorunları var. Barınma koşulları son derece kötü. Derme çatma çadırlarda yaşıyorlar. Bazılarında elektrik var, bazılarında yok. Temiz suya erişim büyük bir sorun. Banyo imkânı neredeyse hiç bulunmuyor. Çocuklar yalın ayak, çamurun ve toprağın üzerinde büyüyor. Bu ağır yaşam koşulları çocuk işçiliğini de yaygınlaştırıyor. İnsanlar, sağlıksız ve insan onuruna yakışmayan şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Oysa onlara insanca yaşayabilecekleri koşullar sağlanmalı. Yemek yedikleri kapları, kaldıkları çadırları ya da kanalizasyon sistemi dahi bulunmayan tuvaletleri görseniz, ortaya çıkan tabloyu vicdanınız kabul etmez. Bu nedenle konunun Meclis araştırmasıyla kapsamlı şekilde ele alınmasını istedik.
Sosyal güvence neredeyse yok denecek kadar sınırlı. Mevsimlik tarım işçilerinin yaklaşık yüzde 90’ının sigortası yok. Bunun en önemli nedenlerinden biri de sosyal yardım sistemi. İnsanlar sigortalı olduklarında aldıkları sosyal yardımlar kesildiği için kayıt dışı çalışmayı tercih etmek zorunda kalıyor. Oysa sosyal devlet anlayışı bunun tam tersini gerektirir. Devlet, “Sigortalı ol, ayrıca ihtiyacını karşılayamıyorsan sosyal devlet gereği yardım vereyim” demeli. Bugünkü sistem ise “Sigortalı olursan yardımını keserim” diyor. Mevsimlik tarım işçiliği yıl boyunca devam eden bir iş değil. İnsanlar yaklaşık 6 ay çalışıyor, kalan 6 ay ise işsiz kalıyor. Bu nedenle gelir-gider dengeleri sürekli bozuluyor ve yoksulluk döngüsünden çıkmaları her geçen gün daha da zorlaşıyor.”
‘Tarımda planlama şart’
“Türkiye domateste dünyanın önemli üretici ülkelerinden biri. 14 milyon tona yakın domates üretiliyor; Türkiye’nin ihtiyacı 2.5 milyon ton civarında. Biz bunu ihraç ediyoruz. Siz yurtdışı pazarlarını dikkate almadan salça ihracatını bir dönem kısarsanız, yurt dışı pazarını kaybetmeye neden olursanız ve buraları başka ülkeler doldurursa bir daha giremezsiniz. Dünyada tarımda farklı ülkeler yalnızca yurt dışı satışıyla büyük gelir sağlıyor. Türkiye katma değerli ürüne çeviremiyor, depoları sağlıklı değil, kooperatifçiliği gelişmemiş, kamucu bir yaklaşımı yok; dolayısıyla bu sorunlar ortaya çıkıyor. Siz patatesi, soğanı dedemden kalma yöntemlerle evin altına koyarsanız havalar ısınınca o patates, soğandan hayır gelmez. Ama sağlıklı depolarda işlenmiş, dondurulmuş gıdaya çevirirseniz, korunaklı alanda saklarsanız 2 yıl o ürünün döngüsünü sağlarsınız. Bir yıl ürün çok oluyor, çöpe gidiyor; bir yıl ürün az oluyor, ekim artıyor. Üretim planlaması dedikleri lafta kalıyor. Bir ürünün ne kadar yetişmesi gerektiğini, ihtiyacın ne olduğunu ne kadar ihracat yapılabileceğini planlayan bir üst akıl olursa bunlar olmaz. Türkiye’de tüccara bırakılan bir piyasa, ithalatçıların da büyük para kazandığı bir alan var.”
‘Çiftçinin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar liraya ulaştı’
“Türkiye’nin başı pestisit ile ilgili belada. Türkiye dünya ortalamasının 4-5 katı fazla ilaç kullanıyor. Van’da hiç kullanılmayan pestisit oranını getirir Antalya ile ortalama alırsan o zaman durum değişiyor. Bir gerçek var: Üretim yapılan bölgelere göre Türkiye dünyadan daha fazla tarım zehri kullanıyor. O yüzden de pestisit Türkiye’nin başının belası olarak ortada. Bu çiftçinin de suçu değil. Çiftçiyi eğitmek sosyal devlet gereği, aynı zamanda tarımın yönetilmesi açısından devletin görevi. Tarım kesimlerinin bankalara 1 trilyon 459 milyar lira borcu var. Çiftçi bu kadar kredi kullanmış. 5 bin tarım arazisine icra gelmiş. Daha olgunlaşmamış domatese icra gelmiş. Bu adamın traktörünü, tarlasını, ürününü alırsan üretmeye nasıl devam edecek? Tarımda nasıl kalacak?”
‘İthal hayvan sayısı kadar buzağı ölümü var’
“Birileri ithalattan büyük para kazandıkça bu işin duracağı yok. Türkiye’de hayvancılık politikasının yeni baştan düzenlenmesi, yerli ırkın geliştirilmesi, mera hayvancılığına dönülmesi gerekiyor. Yem fiyatları sürekli artıyor ve yemde de dışa bağımlıyız; bu konuda kendi kendine yeterliliğin sağlanması gerekiyor. 12 ay kapalı alanda, ahırda hayvan besleyerek Türkiye’de hayvancılığın sorunlarını aşmak mümkün değil. Ahır giderleri artıyor, hayvan hastalıklarıyla yeterli mücadele edilemiyor. Her yıl yaşanan buzağı ölümleri dünya ortalamasının üstünde. İthal hayvan sayısı kadar buzağı ölümü var. Bunlara bütüncül bakmamız lazım.”

