Öz Orman-İş Genel Başkanı Aslan: Yangına karşı orman işçisinden tasarrufun maliyeti daha ağır olur

‘1 Ocak’tan bugüne 3 bin yangına müdahale edildi’
“Orman Genel Müdürlüğü Ocak ayından temmuz ayının sonuna kadar yaklaşık 3 bin yangına müdahale etmiş. Bu orman yangını, anız yangını, köy yangını… Orman Genel Müdürlüğü’nün yükü bir hayli fazla. Depremde, selde, köy yangınında, arazi yangınında ve orman yangınında orman personeli var. Bu yükün biraz dağıtılması, hafifletilmesi gerekiyor. Çünkü şehir yangınları belediyenin işi. Ama belediyeler maalesef bu konuda duyarsız. O nedenle şehirlerde yangınlar çıktığı an büyükşehirlerin itfaiye ekiplerinin Orman Genel Müdürlüğü emrine tahsis edilmesini öneriyorum. Çünkü yangınlarla ilgili uzman kuruluş Orman Genel Müdürlüğü. Dolayısıyla belediyenin elindeki araçları en verimli kullanacak, nerede kullanacağını bilen de Orman Genel Müdürlüğü.”
‘Araç-gereçlerimiz tam, kullanacak insan sayısı az’
“Ateş savaşçısı’ dediğimiz işçiler Yeşil Vatan’ı korumak için canla, başla, 7/24 çalışıyorlar. Orman Genel Müdürlüğü’nün teknolojik olarak alt yapısı fevkalade güçlü. İspanya, Fransa, ABD haftalarca yanıyor; hiçbir tedbir alamıyorlar. Ama Orman Genel Müdürlüğü son bir hafta içerisinde bütün yangınları baskıladı. İnsan gücü ile baskıladı. Helikopterimiz, uçağımız, arazözlerimiz, ilk müdahale araçlarımız var. Ancak bunları kullanacak insan sayımız yetersiz. Bu çok önemli bir şey. Çünkü orman yangını bir savaş gibidir. Nasıl ki savaşta havadan ne kadar bombalarsanız bombalayın piyade girmeden sonuç alamazsınız; orman yangınında da böyledir. Helikopter, uçak yukarıdan su atar; tepe yapmış yangını baskılar, hızını keser, yer ekiplerine zaman kazandırır ve yer ekipleri girer, yangını söndürür.
Yaklaşık 24 buçuk milyon hektar orman varlığımız var. Biz bu orman varlığımızı 22 bin işçi ile korumaya çalışıyoruz. 22 binin 22 bini de aktif, hortumu tutan, tırmığı çeken eleman değil; destek hizmetleri dediğimiz birim. Aşağı yukarı bin 500 arazöz var; 2 tane şoför koysanız 3 bini oraya gitti. 2 bin küsür ilk müdahale aracı var, 2 şoför oraya gidiyorsunuz; 6 bin etti. Engellisi, eski hükümlüsü, büro personeli olmak üzere yaklaşık 13-14 bini destek hizmeti olarak çalışıyor. Geriye 10 bin civarında işçi kalıyor, bu da Türkiye’nin tamamı için. Neredeyse kişi başına 1 milyon hektar düşüyor. Yani bunun korunması mümkün değil.”
‘Orman işçisinden tasarruf olmaz’
“Sayın Maliye Bakanımıza sesleniyorum: Orman Genel Müdürlüğü’nden tasarruf olmaz. Orman işçisinden tasarruf yapamazsınız. Eğer 23 milyon hektar ormanınız varsa bunu korumak zorundasınız. Bunu da insan gücü ile koruyorsunuz.
Maliye Bakanlığı kadro vermediği için Orman Genel Müdürlüğü taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışıyor. Ankara'dan Alanya yangınına işçi gönderiliyor. O adam 13-14 saate kamyonun sırtında gidiyor. Oraya varana kadar işçinin zaten bir hali kalmıyor. Dolayısıyla oradaki işçi 7/24, son ateş sönünceye kadar gece gündüz orada çalışıyor. Bu insandan verim alamıyorsunuz; dikkati dağılıyor. Yorgun bir elemandan verim almanız mümkün değil. Onun için ‘Orman Genel Müdürlüğü'ne bu kadar daha işçi tahsis edin’ diyoruz. Bu işçiler 12-12 çalışsın, ikili vardiya sistemine geçilsin. İşçiler böyle çalışırsa zinde, dinlenmiş olarak çalışır. Ateşin vicdanı, merhameti, acıma duygusu yok. Sizin üzerinize geliyor ve siz bununla savaşıyorsunuz. Herkesin görüp kaçtığı bir yerde siz onun üzerine gidiyorsunuz. Bu bir inanmışlık, bu vatana sevdalı olmanın bir ifadesi. Başka bir şeyle anlatılamaz. Dolayısıyla işçilerimizi dinlendirmeliyiz.
Orman yangınlarından önceki önleyici tedbirlere harcadığınız parayla orman yangınlarından sonra oranın imarına, ihyasına, ağaçlandırmasına harcadığınız para kat ve kat üstündür. Tasarruf mu ettik şimdi?
Şimdi teknolojimiz var, uydularımız var, iHA'larımız var, gözetleme kulelerimiz var, termal kameralarımız var. Ama bunlar sadece ihbar ediyor. İnsan unsurunuz yoksa, kas gücünüz yoksa, sizin yangınlarla mücadele etme şansınız yok. Bizim ormancılar bir şey söylerler: İlk bir saat içerisinde yangını kontrol altına aldık aldık, alamazsak o yangın ya karada ya denizde biter. Dolayısıyla bizim önleyici tedbirlerden tasarruf yapmamamız gerekir. İşçiden tasarruf ediyorsanız, işçi vermiyorsanız, o zaman vah, tüh demeye devam ediyoruz.”

