Gündem dışı - Sputnik Türkiye, 1920
GÜNDEM DIŞI
Gündelik koşuşturmacada gözden kaçanlar; bilimden sanata, tiyatrodan sinemaya, seyahat alternatiflerinden modaya, festivallerden konserlere her şey Serhat Sarısözen’le Gündem Dışı’nda.

Yazar Utku Yıldırım: Çocukluk, hafıza ve mahalle öykülerimin çıkış noktası

utku yıldırım
utku yıldırım - Sputnik Türkiye, 1920, 03.08.2026
Abone ol
Yazar Utku Yıldırım, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. Yıldırım, Uğul adlı öykü kitabını anlatarak, çocukluk, mahalle, hafıza ve dönüşüm temalarının öykülerindeki yerini değerlendirdi.
Yazar Utku Yıldırım, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programında Uğul adlı öykü kitabını anlattı. Kitabın iki bölümden oluştuğunu belirten Yıldırım, ilk bölümde çocukluk, mahalle ve aile ilişkilerine odaklandığını, ikinci bölümde ise bu çocukların yetişkinlik hallerini ve değişen şehirlerle birlikte dönüşen hayatlarını anlatmaya çalıştığını söyledi.

'İlk bölüm çocukluğun, ikinci bölüm ise o çocukların yetişkinlik hayallerinin öyküsü'

Yıldırım, kitabın ilk bölümünde mahalle ve çocukluk dünyasını, ikinci bölümde ise değişen şehirlerle birlikte yetişkinliğe dönüşen hayatları anlattığını ifade etti:

"İlk bölümdeki öyküler daha çok çocukluğun o büyülü dünyasına ait. Ağabey-kardeş ilişkisini, ebeveynliği, mahalledeki ilişkileri anlatıyor. İkinci bölümdekiler ise o çocukların yetişkinlik halleri gibi düşünülebilir. Özellikle 'Dönüşüm', mahallenin, semtin ve şehrin değişimi üzerinden anlatılan bir değişim öyküsü. Çocuklukların yetişkinliklerinde ne yaptıklarını, neyi hatırladıklarını anlatmaya çalıştım."

'Fantastik olan benim için gerçeği büyütmenin bir yolu'

Kitaptaki fantastik unsurların yalnızca kurmaca oluşturmak amacıyla kullanılmadığını söyleyen Yıldırım, gerçek hayatta yaşanan toplumsal ve bireysel sorunları görünür kılmaya çalıştığını belirtti:
"Organların takılıp çıkarılabildiği dünya aslında tamamen yabancı bir dünya değil. Günümüzde de bunun örnekleri var, ben yalnızca onu daha mekanik ve ticarileşmiş bir biçimde düşündüm. Fantastik olanla gerçeklik birbirine geçiyor. Çocuk bütün bu yaşananları kendi dünyasında anlamlandırıyor. Bunlar karakterlerin psikolojik durumlarını görünür kılan imgeler."

'Küçükyalı'ya bir saygı ve sevgi duruşu yapmak istedim'

"Çocuk Çiçek" öyküsünün kitabın en otobiyografik metni olduğunu belirten Yıldırım, çocukluğunu geçirdiği mahallenin zamanla değişmesinin öykülerin çıkış noktalarından biri olduğunu söyledi:
"Belki de en otobiyografik öykü 'Çocuk Çiçek'. Hâlâ doğduğum apartmanda yaşıyorum. Ama binanın da artık çok ömrü kalmadı. Mekânı kaybediyorum, bildiğim mahalle yavaş yavaş yok oluyor. Bedri'yi, Bora'yı, Altan Usta'yı anlatırken herhangi bir ahlaki ders vermeye çalışmadım. Ama birlikte büyüdüğümüz, mahalleyi birlikte kurduğumuz insanlar bunlar. Altan Usta çok önemli bir figürdü. Daha sonra kayboldu ama bıraktığı iz kaldı. Bu öykü aynı zamanda Küçükyalı'ya bir saygı ve sevgi duruşudur. Mahalle değişiyor, çevre değişiyor ama en yakınımızdakini kollamamız gerektiğini anlatmak istedim."

'Deprem mahalleyi bir arada tuttu, dayanışmayı büyüttü'

1999 depreminin öyküde önemli bir kırılma noktası olduğunu söyleyen Yıldırım, yaşadıkları mahallenin bu süreçte güçlü bir dayanışma örneği sergilediğini belirtti:

"Deprem, anlatılan zamana denk geliyor. En azından kendi mahallem özelinde söyleyebilirim ki deprem mahalleyi birleştirdi. Birbirimize sahip çıktık. Anneler, babalar ve tabii ki Altan Usta da bu dayanışmanın bir parçasıydı. O dönem adeta bir dayanışma hareketine dönüştü. O kadar yoğun bir yardımlaşma ve dayanışma hâlini başka hiçbir dönemde hatırlamıyorum."

'Mahalle değiştikçe insanlar da yerinden ediliyor'

Kentsel dönüşümün insanlar üzerindeki etkisini Dönüşüm öyküsü üzerinden anlatan Yıldırım, değişimin en çok mahalle kültürünü ve o kültürü yaşatan insanları etkilediğini söyledi:

"Mıgır'ın çalıştığı dükkânın karşısındaki apartmanın tepesine müteahhit adını altın harflerle yazdırmış. Sabah güneş ışığı o yazıya vurduğunda Mıgır'ın gözünü çıkarırcasına parlıyor. Bu benim için bir semboldü; değişimin yarattığı olumsuzluğu yansıtıyordu. Mıgır'ın ve Cengiz'in akıl sağlıklarının da pek yerinde olmadığını görüyoruz. Dönüşen kim diye sorduğumuzda ilk cevap Mıgır gibi görünse de aslında mahalle dönüşüyor. Çünkü sadece binalar değişmiyor, yeni bir düzen kuruluyor. Binalar yenilendikçe orta ve alt sınıf kentin çeperlerine itiliyor. Mahalleyi mahalle yapan, mekâna hafızasını veren insanlar gönderiliyor ve yerlerine yenileri geliyor. Bu yüzden belki de kitabın en toplumsal ama aynı zamanda karakterlerin en çok acı çektiği öyküsü bu. Ben de kentsel dönüşüme giren binaların yalnızca beton karkasları kaldığında gidip fotoğraflarını çekiyordum. Bu beni çok üzen bir durumdu. Öyküye de bu duyguyu yansıtmak istedim."

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала