Gündem dışı - Sputnik Türkiye, 1920
GÜNDEM DIŞI
Gündelik koşuşturmacada gözden kaçanlar; bilimden sanata, tiyatrodan sinemaya, seyahat alternatiflerinden modaya, festivallerden konserlere her şey Serhat Sarısözen’le Gündem Dışı’nda.

Yazar Fatma Berber: Görünmeyen insanların hikâyelerini anlamaya çalışıyorum

fatma berber
fatma berber - Sputnik Türkiye, 1920, 03.08.2026
Abone ol
Yazar Fatma Berber, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programına konuk oldu. Berber, Taştan Düş Yaratmak kitabında mekân, hafıza ve sanat ilişkisini ele alırken, resmi tarihin görünmeyen insan hikâyelerini edebiyatın yaşattığını söyledi.
Yazar Fatma Berber, Serhat Sarısözen'in sunduğu Gündem Dışı programında Taştan Düş Yaratmak adlı kitabını anlattı. Edebiyat, müzik, resim, sinema ve şehirden oluşan beş kitaplık serinin ilk kitabı olan çalışmada, mekân, hafıza ve sanat arasındaki ilişkiyi ele aldığını belirten Berber, kitabın temel meselesinin resmi tarihin gölgesinde kalan insan hikâyeleri olduğunu ifade etti.

'Tarih büyük olayları anlatıyor, ben görünmeyen insanların hikâyelerini anlatmak istedim'

Kitabında resmi tarihin dışında kalan insanları merkeze aldığını belirten Berber, tarihin yalnızca savaşları, yöneticileri ve büyük olayları anlattığını, edebiyatın ise o olayların içinde yaşayan insanların hafızasını koruduğunu söyledi:

"Bizim kendi yaşanmışlığımızı, biricikliğimizi ya da sahnenin arkasında kalan, hiç ismini bilmediğimiz kişileri de biraz dinlemek gerekiyor. Çünkü aslında bir toplumun, bir dönemin tarihi yalnızca yönetenler üzerinden okunabilecek bir tarih değil. Orada yaşayan insanlar da var; yemek kültürü de buna dahil, giyim de buna dahil, gündelik yaşam da buna dahil. Gündelik yaşama dair ayrıntılar çok önemli. İşte o yüzden biraz buraları deşmek, görünmeyenler acaba ne yapıyor, ne hissediyor, onları anlamaya çalışmak benim için kıymetli."

'Mekân insanı dönüştürür, insan da yaşadığı mekâna anlam yükler'

Mekânın kitapta yalnızca fiziksel bir yapı olarak yer almadığını söyleyen Berber, insanların yaşadıkları yerlerle kurduğu ilişkinin hafızayı şekillendirdiğini ifade etti:
"Mekân yalnızca üç boyutlu bir yapı değil, yaşayan bir uzam. Tarihi bir binaya baktığımızda sadece binayı görmüyoruz, kendi yaşanmışlıklarımızı da ona yüklüyoruz. Ev, sokak ya da şehir dediğimiz şey yaşadığımız anılarla anlam kazanıyor. Mekân da insana benziyor, insan da mekâna benziyor. Herkesin bir İstanbul'u var. Kimi için Tokat, kimi için Diyarbakır, kimi için küçük bir köy... İnsan yaş aldıkça semtlere, sokaklara bile anlam yüklemeye başlıyor. Şehirlerle kurduğumuz ilişki biraz da yaşadığımız dönemin ve deneyimlerimizin bir yansıması."

'Hafıza geçmişi olduğu gibi saklamaz, sanat onu yeniden kurar'

Geçmişin her hatırlayışta yeniden kurulduğunu belirten Berber, sanatın da bu dönüşümün en önemli araçlarından biri olduğunu dile getirdi:
"Hafıza kusurlu bir şeydir ama önemli olan neyi hatırlayıp neyi unuttuğumuzdur. Geçmiş hiçbir zaman olduğu gibi geri gelmez, biz onu her hatırlayışımızda yeniden kurarız. Sanat da tam burada devreye giriyor. Hatırladıklarımızı dönüştürüyor ve onlara yeni bir anlam kazandırıyor. Walter Benjamin'in de söylediği gibi geçmiş olmuş bitmiş bir şey değil, bugüne uzanan bir şeydir. Bu yüzden hafıza yalnızca resmi mekânlarda değil, bazen bir bakkalda, bazen bir vapur iskelesinde ya da insanın çocukluğunu geçirdiği evde de yaşayabilir."

'Yapay zekâ bilgi üretebilir ama insanın hikâyesini anlatamaz'

Serinin ilerleyen kitaplarında yapay zekâyı da ele aldığını belirten Berber, hikâye anlatıcılığının temelinde insan deneyiminin bulunduğunu söyledi:
"Yapay zekâ çok büyük bir veri üretebilir, hızlı bilgi sağlayabilir. Ama hikâyeyi oluşturan şey yalnızca bilgi değildir. Deneyim, duygu ve hatırlama insana özgüdür. Yapay zekâ bir yardımcı olabilir ama insanın yaşadığı hikâyeyi onun yerine anlatamaz. Hikâye yaşarken değil, dönüp baktığımızda kuruluyor. Araya zaman girdiğinde yaşadıklarımız anlam kazanıyor."

'İyi kitap cevap veren değil, okuru düşünmeye davet eden kitaptır'

Okuru kesin yargılarla yönlendirmek istemediğini belirten Berber, kitabı bitiren herkesin kendi hikâyesine ve yaşadığı şehre farklı bir gözle bakmasını amaçladığını söyledi:
"Hayatım boyunca cevapların değil soruların peşinden gittim. İnsan zihnini geliştiren şey keşfetme duygusu. Bu yüzden iyi bir kitap cevap veren değil, soru sorduran kitaptır. Dünyada büyük eserler yazıldı ama sizin hikâyeniz henüz anlatılmadı. İnsan kendi sesine, kendi hikâyesine, kendi hafızasına sahip çıkmalı. Benim en büyük dileğim de kitabı bitiren okurun yaşadığı şehre ve kendi hayatına farklı bir gözle bakması."
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала